3. bölüm / 4
Kanda Saklı AdaletYANGIN
Bölümler 4Şu an: YANGIN
- 1 KAÇIRILMA603 kelime
- 2 YANGIN732 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 KORKUYORUM666 kelime
- 4 TEMAS1.495 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
sabah
Başım zonkluyordu. Gözlerimi açamıyordum. Ya da... hayır, açıktı. Karanlık bir yerdeydim. Ayağa kalkmaya çalıştım hafif öne doğru sendeledim ama hemen toparlandım.Neredeydim ben?. Boğazım kurulmuştu. Ellerimle etrafımı yoklamaya başladım .Elim soğuk duvara değince birden bir ürperti hissettim. Bulunduğum yerin duvarları boyunca yürüdüğümde buranın küçük bir oda olduğunu anladım. Yani en azından anladığım kadarıyla öyleydi. Olduğum yere dikkatlice çöktüm. Buraya nasıl geldiğimi hatırlamak için beynimi zorladım. Olaylar gözümün önünden hızlıca geçti. En son uyuyordum ta ki soğuk bir el yüzümü kapatana kadar. Sonrasında da zaten pamuğu yüzüme bastırınca döktükleri şey yüzünden bayılmışım. Birden aklıma gelen en mantıksız şeyi yaptım ve bağırmaya başladım.
"İmdat yardım edin. Beni kaçırdılar. Kimse yok mu!" ne kadar bağırırsam bağırayım hiçbir ses yoktu. Madem bir odadaydım bu odanın illa kapısı da vardı değil mi. Ellerimi duvara sürerek ilerlediğimde duvara göre daha soğuk bir zeminle karşılaştım. Demek ki burası kapıyı. Tüm gücümle kapıya vurdum ama tek duyduğum ses elimin metal kapıda çıkardığı sesti. Bir yandan kapıya vurmaya devam ediyor bir yandan da yardım çığlıkları atıyordum. Kapının kenarına usulca oturdum. Kimdi bu insanlar benden ne istiyorlardı. Paralarını vermedim diye kaçırmaları anlamsızdı çünkü akşam evime gelince para bile istemediler. Aklıma yeni gelen bir şeyle olduğum yerde biraz doğruldum. Bu adamlar sabah daha Efe'den gümrük hakkında haber gelmeden gelip bana o konuşmayı yapmışlardı. Bu neredeyse imkansızdı şirketimin bilgileri hiç bir şekilde kimseyle paylaşılmaz dahası şirkette de herkes bilmezdi. Bu tür bilgiler güvendiğim kişilerce tek bilinir . O zaman adamlar nasıl bu bilgiye ulaşmıştı. Kafamda deli gibi sorular dönüyordu. Burnuma hiç iyi kokular gelmiyordu. Yanımdaki kapıdan sürgü sesi gelince ayağa kalktım. Beyaz ışık tüm odayı doldurunca gözlerimi kapatmak zorunda kaldım. Daha sonra gözlerimi açtım ve kapıya doğru bir kaç adım ilerledim: karşımda baya uzun, geniş omuzlu, gayet rahat giyinmiş bir adam vardı. Hızlıca adama doğru ilerledim ve onu sertçe itmeye çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü bir cm bile kıpırdamadı. Adam ona savrulan ellerimi tuttu ve sert bir şekilde" yürü" dedi.
" siz kimsiniz? beni neden kaçırdınız? yaptıklarınızın bedelini ödeyeceksiniz! "
Adam yüzüme bile bakmadan güldü. Bu gülüş samimiyetten çok uzaktı. Tat kaçırıcıydı.
" ya kendin yürürsün ya da yürütmeyi bilirim. "
" o iş nasıl öyle oluyormuş yürütsene? sana son kez diyorum yaptıklarınızın bedelini ödeyeceksin beni serbest bırak!"
" ödenecek bir bedel varsa elbet ödenir adalet hiçbir zaman geç kalmaz."
Adama cevap verecektim ki kollarımda sıkı bir baskı hissettim. Arkama döndüğümde. Kocaman bir adam kollarımdan tuta tuta beni koridorun oraya resmen sürüklemeye başladı. Her ne kadar dirensem de adam çok güçlüydü. Koridorun sonundan sağa döndüğümüzde artık dışarı çıkmıştık.
Hava güllük gülüstanlıktı ruhumun aksine. Adam kolumu bıraktı ve sağa doğru yürüdü. Adamın gittiği yöne baktığımda orada bir sürü takım elbiseli adam gördüm. Hatta dünkü ikili de oradaydı. Etrafıma daha detaylı baktığımda her yerde aynı tip adamlar olduğunu gördüm. Bu demek oluyordu ki buradan kaçamazdım. Yanıma az önce kapının yanındaki adam geldi.
"sabırlı ol birazdan yangın çıkacak"
Ne saçmalıyordu bu, ne yangını.!
"oyun başlıyor"
adamın bu sözünün ardından bulunduğumuz yere (eski depo gibi bir yer) üç dört tane araba geldi. İçlerinden biri çok tanıdıktı. Babamın arabasıydı. Birden gözlerim korkuyla doldu. Kendi canım için korkusuz olabiliyorum ama bu sevdiklerim için öyle değildi. Arabaların kapıları açıldı hepsi aynı tarz giyinmiş adamlar bize doğru yürüyordu. Aralarında babam da vardı. Elinde bir çantayla. Babam bize yaklaştıkça yüzündeki ifade değişti. Şaşırmış gözüküyordu. Babam yanımdaki adama bakarak:
"Adel Argun" dedi.
"ooo unutmamışşın. Gerçi ben de olsam benim gibi birini unutmam.
Ne dediklerini anlamaya çalışıyordum. Yani babam bu Adel denilen adamı tanıyor muydu?
" kızımı bırak derdini benle hallet"
"o biraz zor, sende en az benim kadar acı çekeceksin!"
bunu derken Adel'in gözlerinden kıvılcımlar parlıyordu. O an fark ettim gözleri maviydi. Babamsa onun aksine yüzünde hala silinmemiş şaşkınlığı ve korkuyla ona cevap veriyordu. Hiçbir şey diyemiyordum. Sadece babam ve Adel'in konuşmalarını dinliyordum. Adel ne acısından bahsediyordu?
" Adel bi kon.."
Babam sözünü tamamlamadan Adel kafasını sağa doğru yatırdı. Birden silah sesleri duyuldu . Ellerimle kulaklarımı kapattım. Çok fazla ses vardı. Aniden Adel'in sözünü hatırladım. "Birazdan yangın çıkacak". Yangın çoktan çıkmıştı. Ortalık cehenneme dönmüştü. Solumdaki bir adam vurulunca hiddetle bağırdım.Bir iki adım geriye sendeledim. O cehennemde babamı gördüm. O da elindeki silahla Adel'in adamlarına ateş ediyordu. Adamlar koşuştururken ben de babamın olduğu yere doğru koştum. Bir el beni tuttu ondan kurtulmaya çalıştım. Bunu başaramayınca babama doğru baktım. Hayır hayır hayır... Yerde beyaz gömleği kan olmuş kişi babam değildi, değil mi o olamazdı.
Kendimi ileri atmaya çalıştım. Boğazım yırtılırcasına haykırdığımda bir kelime döküldü dudaklarımdan.
"BABAAAAA! "
Bölüm etkileşimi
