TEMAS

Vaveyla Yazarı: Yakamoz 👣

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: TEMAS

Başımın altında yumuşak bir şey hissediyordum. Aynı şekilde tüm bedenimin üzerinde. Gözlerimi açtım. Bir yataktaydım. Üstüme ince bir battaniye atılmış yatakta öylece uzanmıştım. Bu döngüden gerçekten de sıkıldım, artık bir şeyler değişmeliydi.
Kaç gündür kaçırılmıştım tek gerçekleşen şey ayılıp bayılmamdı. Yatakta oturur pozisyona geçtim. En son ne olmuştu da ben buraya getirilmiştim? Zihnim soruma hemen cevap verdi. Adamın yüzüne suyu atmıştım. Tabikide de karşılığını baya sert bir şekilde ödemiştim. Adam tokat atmadı resmen beni yere yapıştırdı. Gerçi sonra o da yere yapıştı. Adel adam bana vurdu diye ona karşılık vermişti. Ya da ben öyle sanıyordum. Bir an Adel'in beni korumasına mutlu oldum. Ama hayır onların başı o ben Adel yüzünden kaçırıldım. Oturupta adamının beni öldürmediği için sevinmeyecektim. Bu arada kendimi gayet zinde hissediyordum. Ben baygınken galiba bana bişey içirmişlerdi. Çünkü en son açlıktan gözüm dönüyordu. Odaya şöyle bir baktım. Sonunda insaf edip beni aydınlık bir yere getirmişlerdi. Pencereden içeriye giren ışık odayı aydınlatıyordu. Ayağa kalktım pencereye doğru yürüdüm. Etrafa baktım o gün olduğum depodaydım hala. O gün diyorum çünkü kaç gündür burdayım bilmiyorum. Babam burayı da biliyor ama neden beni kurtarmaya gelmiyor! Ahhh babam.. İçim parçalanacak gibi oldu acaba o ne haldeydi. Düşünmeye korkuyordum ama acaba yaşıyor muydu? Belki o da buradaydı bir kaç oda uzaklığımda. Pencereden ayrılıp tekrar yatağın yanına geldim. Oturdum. Kapının gıcırdamasıyla oraya döndüm. Adel gelmişti. Elinde bir fotoğraf tutuyordu. Yüzüme bakmadan bana doğru geldi. Nihayet bana bakmıştı. "soldaki benim babam, sağdakini bence tanıyorsun" dedi. Gözleriyle de elindeki fotoğrafı işaret etti. Fotoğrafa baktım iki adam biri babam, Adel diğerinin de kendi babası olduğunu söylüyordu. Adel'in babası gülüyor babam ise ciddiyetle kameraya bakmıştı. İkisi de genç duruyordu. Adel "ortaklardı, sonra baban ihanet etti. Babamı vurdu!" dedi. Kanım çekilmiş gibiydi. Babam Adel'in dediği şeyi yapmamıştı değil mi?Babamın elinde daha önce silah görmemiştim. Aklım yanıldığımı göstermek ister gibi görüntüleri hatırlattı bana. Babam o gün elinde silahla Adel'in adamlarına ateş ediyordu. Hayır hayır...yapmış olamazdı babam. Ben konuşmaya çalışıyordum ama pek becerdiğim söylenemezdi. "Ba-Ba-m böy-le bir şey yapa-maz" zorluklada olsa bu cümleyi kurabilmiştim. Adel sinirli bir şekilde güldü. Bana doğru yaklaştı. Bir eliyle çenemi kavradı ve yüzümü dikleştirdi. Eli soğuktu ama acıtmıyordu. Gözlerinin içine baktım. Griydi. Fırtına öncesi gökyüzü gibi. Acımasızdı.Öldürmeyi bilen birinin gözüydü. Ama.... masumdu da. Babasını yeni kaybetmiş bir çocuğun masumluğu gibi. Bunu anladım. Boğazım düğümlendi. Katil ve yetim. O benim gözlerimde ne gördü bilmiyorum ama elini çenemden hızlıca çekti. Yumruğunu sıktı . Sanki yaptığına o da anlam verememişti. Kapıya doğru yürüdü. "Yarın her şeyi anlatacaksın. Babanı senin sayende bitiricem. Eğer sorularıma cevap vermezsen babana ne yaptığımı görmek zorunda kalırsın, tabi yaşıyorsa! " dedi ve kapıyı çekip gitti. Arkasından gitmek gibi bişey yapmadım. Kapıyı kilitlediğine emindim. Acaba babama ne yapmıştı cani herif! Yarın benden ne isteyecekti? Odanın içinde gezinirken gözüme bir kapı takıldı. Nasıl daha önce bunu fark etmemiştim. Kapıya doğru koştum. İçimdeki kelebekler uçmaya hazırdı. Kapı kolunu indirdim ama gördüğüm şey kelebeklerin olduğu yerde durmasına sebep oldu. Burası bir banyoydu kenarda da bir tuvalet vardı. Sahi ben ne düşünmüştüm çıkış kapısı olabileceğini mi? Aptalım ben aptal. Birden tuvaletimin geldiğini fark ettim. Klozete oturdum işimi hallettim. Odaya geri döndüm. Yatağa uzandım zaten yapacak başka bir şey de yoktu. Yarına kadar bekleyecektim. Gözlerimi kapattım kendimi uykuya teslim ettim. Ne kadar uyumuştum bilmiyordum ama silah sesleriyle uykumdan uyandım. Neler oluyordu? Hızlıca ayağa kalktım aynı anda kapı açıldı. Daha önce görmediğim bir adam elinde silahla bana doğru geldi. Kolumu sertçe tuttu. "Bırak beni? Kimsin? Babam mı gönderdi seni" adam bana cevap vermiyordu. Beni koridor boyunca çekiştirerek dışarı çıkardı. Etrafta bir sürü adam vardı. Hepsi bir çatışma içindeydi. Kolumu tutan adam bana döndü "hızlıca koşucaz yoksa sağ kalamayız" dedi. Belliki adam beni kurtarmak istiyordu. Ama kimdi bu? Ben cevap veremeden hızlıca beni bir yöne doğru çekiştirdi. O kadar güçlüydü ki itiraz edemiyordum. O hengamede gözüm ona takıldı. Adel oradaydı elinde silah ateş ediyordu. Yüzü taş gibiydi. Kaşları çatıktı. Gözleri griydi ama arık gökyüzü değil... fırtınaydı. Acımasız, soğuk, öldüren. Korkunç duruyordu tanımadığım biri gibiydi. Ama zaten onu tanımıyordum ki. Kolumu tutan adamın beni arabaya bindirmeye çalışmasıyla gözümü Adel'den aldım. Adam beni bir arabanın arka koltuğuna oturttu kendisi de sürücü koltuğuna oturdu. Kapıyı açmak için elimi uzattım fakat kolumda inanılmaz bir ağrı vardı. Koluma baktım, kanıyordu. Sol tarafımda bir ağırlık hissetmemle yüzümü oraya çevirdim. Araba da hızla ilerlemeye başladı. Adel yanıma oturmuştu. Bedeninin yarısını camdan çıkarmış ardımızda kalanlara ateş ediyordu. Elimi yaralı kolumun üstüne bastırdım. Ağzımdan küçük bir inilti çıktı. Araba biraz daha yol alınca silah sesleri tamamen kesildi. Adel silahını beline koydu ve nihayet bana dönüp baktı. Kolumun sızlamasıyla yüzümü tekrar koluma çevirdim. Ne yapmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim yoktu. O an kolumda sızıdan başka bir şey hissettim. Sıcak, sert bir el, ürperdim. Bu Adel'in eliydi "yaralanmışsın " dedi. Sesi buz gibiydi. Cevap vermedim zaten yaralandığımı görüyordu ne diyecektim ki. Adel koltuğun altına uzanıp diğer eliyle bir bez kaptı ve kanlı koluma bastırdı. Canım çok yanıyordu ama bağırmamak için kendimi tutuyordum. Adel elleriyle arabayı süren adama bir işaret yaptı adam birden son sürat gaza bastı ve sol taraftaki ormanlık yola saptı.Bir an dengemi sağlayamadığım için öne doğru savrulacak gibi oldum. Savrulamamı engelleyen şey Adel'in beni kollarımdan tutup kendine doğru çekmesiydi. Kolumdaki katlanan acıdan dolayı bir çığlık attım. Keşke ileri savrulsaydım eminim canım bu kadar yanmazdı. Bağırmamla Adel hızlıca ellerini çekti benden biraz uzaklaştı ve elindeki bezi elime tutuşturup"bastır "dedi. Dediğini yaptım sonuçta ölmek istemiyordum. Başımı yola çevirdim biraz sonra araba durdu. Adel aşağı indi sonra da benim tarafıma gelip kapıyı açtı." in" kıpırdamadım "duymadın mı? İn!" arabadan indim bir adam Adel'e dönüp temiz mi dedi Adel başını evet anlamında salladı." beni takip et" etrafta bir sürü adam vardı. Yaralı halimle kaçamayacağımı anladım. Mecbur Adeli takip ettim. Çiftlik gibi bir yerdeydik. Adel demir kapıyı iterek açtı geçmem için biraz bekledi. Ben geçtikten sonra kapıyı kapattı. Biraz daha ilerledikten sonra bir odaya geçti ben de arkasından gittim. "Burada bekle, gelecem" dedi ve gitti. Odaya şöyle bir baktım gayet genişti. Kenarda bir yatak, uzun bir koltuk, bir sehpa vardı. Yer boyunca uzunan bir halı da serilmişti. Dışarıdan bakınca gayet hoş duruyordu. Ama ben artık kurtulmak istiyordum. Koltuğun bir köşesine oturdum. Adel de o sırada içeri girdi elinde ilk yardım çantası vardı. Yanıma oturdu "kolunu ver" dedi. Sesi emir gibiydi. "istemiyorum" dedim. "İsteyip istemediğini sormadım! " çantadan antiseptik gazlı bez çıkardı. "kolunu ver" ona doğru döndüm "dokunma bana " dedim. "başka çaren var mı?" "senin yardımından ölmeyi tercih ederim" Adel dediklerimi umursamıyordu belimden tutup beni kendine yaklaştırdı. Şaşkınlıktan bir şey diyemedim. Kolumdaki bezi yavaşça kaldırdı. Yaramı etrafını önce temizledi şimdi de pansumana geçmişti "ciddi bişey yok sıyırmış" dedi. Elleri kolumda geziniyordu, çok dikkatliydi. İşini yavaş yavaş yapıyordu. Bana dönüp "acıyor mu?" dedi, acıyordu ama onun bilmesine gerek yoktu. Yapmacık bir şekilde güldüm "senin varlığın acıtıyor!" göz göze geldik. O da benim gibi gülerek "pansuman bitti" dedi. Çantayı toplayıp kapıya yöneldi ona seslenmemle olduğu yerde kaldı. "madem beni kaçırdın neden yardım ediyorsun!" Adel yavaşça bana döndü. Gözleri gözlerime saplandı. Yüzünde ne acıma vardı ne de cevap verecekmiş gibi bir yumuşaklık. Birkaç saniye sustu. Sonra alçak sesle konuşmaya başladı "çünkü ölü halin bir işime yaramaz! "sesi netti, bıçak gibiydi, duygusuzdu. Yüzüm istemsizce gerildi." ben senin işin miyim "
" şimdilik öylesin, sağ kal sana ihtiyacım var"
"ne diyorsun be"
Kapıyı çekip gitti.
Koltuğa uzandım. Babam ve Adel'in alıp veremediği neydi? Adel babamdan intikam almak için beni kullanacaktı ama nasıl?
Kapı sesiyle oraya döndüm. Kapıda dikilmiş bir adam vardı. "beni takip et" dedi. Burdakilerin hepsi neden böyleydi doğru dürüst konuşmuyorlardı. Sadece tek cümle. Sinirlensem de adamı takip ettim. Az önce geldiğim salonun en sonuna kadar yürüdü. Sonra sağa döndü geniş bir kapının yanına varınca "içeri girin" dedi ve gitti.
Kapıyı açtım içeri girdim. İçeride uzunca bir yemek masası vardı çevresinde de koltuklar. Masada bir sürü yemek vardı. Koltukların birinde Adel oturmuş yemek yiyordu. Karşısındaki koltuğa geçip oturdum. Karnım baya acıkmıştı ben de tabağıma yiyecekleri doldurup yemeye başladım. Buradan kaçmak için bu şarttı.Adelle karşılıklı yemek yedikten sonra sessizliği ilk bozan ben oldum.
"babamın katil olduğuna dair delilin var mı?" oyunu onun kurallarına göre oynayacaktım. Adel güldü. Gülümseyişi tamamen samimiyetten uzaktı. "madem duymak istiyorsun tanıklar, telefon kayıtları, imzalar hepsi babanın aleyhine."
"YALAN!" bağırdım. Hızlıca ayağa kalktım sandalye yere düştü. "babam yapmaz o adam öldürmez!"
"tüm deliller babanı gösteriyor, hem öyle olmasa baban niye benden saklanıyordu yerini anca bulabildim." konuşmak için ağzımı açmıştım ki çalınan telefonun zil sesiyle durdum. Benim telefonum olmadığına göre Adel"in telefonuydu. Adel elini cebine attı bir kaç saniye arayana baktı sonra "baban arıyor" dedi. Telefonu açtı kulağına götürdü. "Vay Eren Demir bu ne büyük şeref " pislikçe güldü. "bakıyorum da benle konuşmadan günün geçmiyor" babam daha önce de aramıştı onu. Adel sustu babamın sesi höperlörde olmamasına rağmen bana kadar geliyordu. "kızımı kaçırdığın yetmezmiş gibi şimdi sıra karıma mı geldi?" duyduklarım karşısında öylece kalakaldım. Adel de baya şaşırmış duruyordu. "Ne diyorsun ne karısı senden intikamımı kızınla alacam bu sana fazlasıyla yeter"
"beni iyi dinle şer***iz p** herif yaptıklarının hesabını ödeyeceksin!" babam telefonu kapatmıştı. Sıra bendeydi masayı bir hışımla geçerek Adel'in tarafına vardım. Elimi boynuna doladım "annemden ne istiyorsun pislik" dedim. Hızlıca ellerimi boynundan kurtardı. "ben yapmadım" dedi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18