3. bölüm / 4
Kana Bulanmış Beyaz3. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.441 kelime
- 2 2. Bölüm1.535 kelime
- 3 3. Bölüm1.427 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm1.563 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Medya; Kerem Akyol temsili
Bölüm şarkısı Mabel'den "A canım"
Telefonu kapattıktan sonra tekrar masaya geçtim. Ahsen teyze bana imalı imalı bakıyordu. "Kimle konuşuyordun güzel kızım?" Dedi imalı sesiyle. Bu imasına Berkay gülmemek için zor durdu. "Arkadaşımla konuşuyordum Ahsen Teyzem." Dedim yumuşacık bir sesle. Ahsen teyze salona geçti. Bizde Berkay ile birlikte masayı topladık ve mutfağı temizledik. Berkay ev işlerinde annesine olabildiğince yardım ederdi. Babası Mehmet amca da bu konuda epey anlayışlı bir adamdı. O da Ahsen teyzeye yardımcı oluyordu. Ahsen teyze aşçıydı ama hem oğlu hem de eşi çalıştığı için çalışmaya gerek duymuyor ev ile ilgileniyordu.
Bende kahve yaptım. Berkay da dolaptan annesinin yaptığı tatlıyı çıkardı. Görünce resmen gözlerim ışıldamıştı. Ahsen teyze orman meyveli cheesecake yapmıştı. Ve ben cheesecake çok severdim. Dudaklarımda kocaman gülümsemeyle kahve tepsisini alıp salona geçtim. Berkay da tatlıları getirdi. Yerlerimize oturduğumuzda ben hala sırıtıyordum. Ahsen teyze ve Berkay bunu farkedince kahkahayı bastılar. Bunun üzerine bende güldüm. Ama ne yapayım yani seviyorum işte. Tatlılarımızı yiyip kahvemizi içerek sohbet ettik. Saat öğlen 11'i bulurken kalktım.
Ben kalkınca Ahsen teyze kaşlarını çattı. "Nereye kız?" Dedi. "Ben kalkayim Ahsen teyze işim var biraz" dedim. Ahsen teyze bir kabin içine cheesecake koydu ve beni uğurladı. Berkay ile sarılıp vedalaştık ve eve geldim. Hazırlanıp birkaç şey yapacak ve tekrar evden çıkacaktım.
Siz: Kerem bir baksana
Kerem: efendim yenge
Okuduğum cümleyle kaşlarım çatıldı.
Siz: yenge mi?
Kerem: evet
Siz: neyse şey soracaktım Bora en çok hangi yemeği sever
Kerem: vaaay yenge. Ne yapacaksın sevdiği yemegi?
Siz: rapor edeceğim Kerem Ufff söylesene ya
Kerem: tamam tamam. Mantı çok sever seninki. Annemin yaptığı hep başka olurdu diyip durur.
Siz: teşekkürler Kerem
Telefonu kapattım ve ellerimi yıkayıp önlüğümü bağladım
.....
Aradan yaklaşık 2.5 saat geçmişti ve ben elimde bez çanta içinde saklama kabiyla arabama biniyordum. Kerem'den kışlanın yerini öğrenmiştim. Arabayı sürerken aynı zamanda arabanın içinde son ses çalan müziğe eşlik ediyordum.
"Aşk beni bir kerecik kandırırsın
O da ben istersem
Ya severken ruhunu yaşlandırırsın
Nasıl istersen"
Kışlaya geldiğimde telefonumu cebime koyup bez çantayı elime aldım. Telefonumu çıkarıp Bora'yı aradım.
"Defne bir sorun mu var iyi misin güzelim?" Dedi Bora telefonu açarken. Dudaklarımda bir gülümseme belirdi.
"İyiyim...iyiyim şey ben kışlanın bahçesindeyim, gelir misin?" Dedim yumuşacık bir sesle. Karşı taraftan bir an ses gelmedi. "Geliyorum" dedi Bora ve telefonu kapattı.
Ben kapının birkaç metre ötesinde beklerken etrafı inceliyordum. Kapı açıldı, Bora dışarı çıktı. Beni süzdü, bakışları ciddiydi ama bakışları gamzelerime dokununca yumuşadı. Yanıma yaklaştı ve beni yönlendirmek ister gibi avuç içi yukarıda bir şekilde elini uzattı. Doğrudan tutmadı tut elimi demedi sadece uzattı. Usulca elini tuttum. Beni bahçede ki masalardan birine yönlendirdi. Oturduktan sonra "sana bir şey getirdim" dedim ve bez çantadan saklama kabını çıkarıp ona uzattım.
Bora kapağını açtı önce. Heyecanla ona baktım, beğenir miydi ki? Uzun uzun yaptığım mantıya baktı. Dudaklarında bir gulumseme belirdi sonra. "Sen bana mantı mı yaptın?" Diye sordu sanki idrak etmeye çalışıyor gibi. Başımı sallayarak onayladım onu. Kaşığı aldı eline yavaş yavaş mantının tadına baktı. Gülümsemesi büyüdü. "Sen mi yaptın?" Dedi inanmaya çalışırcasına. "Ben yaptım, güzel olmuş mu?" Dedim heyecanımı gizlemeye çalışarak. "Çok güzel olmuş Defne" dedi sakin sesiyle yavaşça.
Kapta ki tüm mantıyı yedi. Sohbet ettik. Onun artık işine dönmesi gerekiyordu. Ayağa kalktık ikimiz de. "Defne?" Dedi sorar gibi. "Efendim?" Dedim. Dudaklarında bir gulumseme belirdi. "Efendin değil kölenim." Söyledigi cümle Mahkum dizisinden alıntıydı. Gülümsemem büyüdü. Bakışları yine gamzelerime düştü. "Şey sarılabilir miyim? Eğer sende istersen. Azıcık çok değil birkaç saniye" dedi çok ısrar etmeden sarılmak için çabalayarak. "İstediğin kadar sarılabilirsin" dedim yumuşak sesimle.
Bir süre emin miyim diye yüzüme baktı sonra yavaşça kollarını belime sardı. Yüzünü boynuma bastırdı, kokumu içine çektiğini hissettim. Bende parmak uçlarıma yükselip boynuna sarıldım. Bunun üzerine Bora daha sıkı sarıldı bana. Birkaç dakika öyle kaldık. Kokumu içine çekti. Sonra çok az uzaklaşıp başıma minik bir öpücük kondurdu ve aramıza bir adım kadar mesafe koydu.
"Eve gidince hemen bana haber ver olur mu? Çok dikkat et eve giderken." Dedi ciddi bir surat ifadesiyle. "Tamam üsteğmenim. Eve gidince sana haber vereceğim ve dikkatli gideceğim." Dedim işi şakaya vurarak. Bora güldü "teşekkür ederim mantı için. Gerçekten çok güzeldi." Dedi. Genişce gülümsedim. Beğenmesi hoşuma gitmişti. "Afiyet olsun canım." Dedim. Ben canım diyince duraksadı ve yutkundu. Bu hali gülmeme neden olurken bana arabama kadar eşlik etti. Vedalaştık ve ben arabama binerken o da kışlaya girdi.
....
Eve geldiğimde oldukça yorgundum. Üzerimi değiştirip makyajımı çıkardım ve yatağa girdim. Bu sırada kapı çaldı. Oflaya oflaya gidip kapıyı açtım. Helen gelmişti.
"Offf Helen sen niye ben uyurken geliyorsun ya hep?" Dedim isyan eder gibi. Helen'in dudaklarında minik bir gülümseme vardı. Ciddi duruyordu. Bu beni de gererken Helen içeriye girdi. Kapıyı kapattım o da bu sırada ceketini asmıştı. İçeriye geçip koltuğa bıraktı kendini. "Kahve yapayım ben. Ahsen teyze de orman meyveli cheesecake vermişti." Dedim. Ben kahve yaparken Helen de tatlıları tabağa koydu bu sırada sohbet ediyorduk. "Sen Bora'ya yemek mi yaptın Defne?" Diye sordu Helen aniden. Bugün neden bu kadar ciddi olduğu belli olmuştu.
"Evet" dedim sakin bir sesle. "Neden?" diye sordu bu kez ciddi bir sesle. "Geçen bana sarma getirmişti teşekkür etmek için yaptım" dedim. "Sen bu adama yavaş yavaş aşık oluyorsun Defne" dedi Helen. Dediği şeyle durdum. Ben aşık mı oluyordum? "Ne alakası var Helen teşekkür etmek için yaptım arkadaşız biz sadece" dedim ama Helen ikna olmamıştı. "Sen hangi arkadaşına mantı yaptın Defne? Sen üşenirsin böyle yemekler yapmaya" dedi Helen. İyi yerden yakalamıştı beni.
"Bak belki hoşlanıyorum, bilmiyorum. Ama aşık değilim. Aşık olsam bilirim." Dedim. "Senin iyiliğin için soruyorum bunları biliyorsun değil mi?" Diye sordu Helen. Gülümsedim. Helen böyleydi işte. Severse çok düşünür çok endişelenirdi. "Biliyorum canım benim de sen nereden biliyorsun benim Bora'ya mantı yaptığımı?" Dedim imalı bir sesle. Helen hemen kızardı. "Kerem söyledi" dedi. "Siz Kerem ile konuşuyor musunuz?" Diye sordum yüzümde hınzır bir gülümsemeyle. Ne var yani biraz utandırsam kötü mü olur? "Evet" dedi Helen. "Ama arkadaşız" diye de hemen açıklama yaptı. Kahkaha attım.
"Nasıl numaralaştınız, o mu istedi numaranı?" Diye sordum. "Evet o istedi. Yani şey markete gitmiştik ya hani biz ikimiz. O gün markette atıştırmalıklar hakkında sohbet ediyorduk. Birden istedi. Ya da istersen ben numaramı vereyim sen ne zaman hazır hissedersen yazarsın dedi. Bende kabul ettim. O numarasını verdi sonra ben hastanedeyken Bora senin yanına gelince Kerem de benim yanıma geldi. Telefonu kaybetmiş gibi yaptı benden aramami istedi bende kabul ettim. Arayınca benim numaram de onda olmuş oldu. Eger istemezsen rahatsız olursan hemen silerim dedi bende gerek olmadığını söyledim. Öyle işte" diye anlattı Helen. Biraz onu utandırdım. Sonra biraz daha dedikodu yaptık. 3 gün sonra konsere gidecektik. Bu yüzden yarın iş çıkışı alışverişe gitmeye karar verdik. Konserden önce ki gün de annemlere uğramam gerekiyordu. Son 1 haftadır hiç yanlarına gidememiştim.
Helen bu gece burada kalacağı için ona pijama verdim. Misafir odasıns temiz çarşaf götürdüm. Telefonum sessizdeydi. Helen odasına girince bende odama girdim ve telefonu açtım.
Bora üsteğmenim kişisinden 3 cevapsız arama
Bora üsteğmenim kişisinden 17 mesaj
Bora üsteğmenim: evdesin değil mi
Bora üsteğmenim: bana da haber vermedin unuttun sanırım
Bora üsteğmenim: sanırım müsait değilsin
Bora üsteğmenim: lütfen en kısa zamanda bana dön ister istemez endişeleniyorum
Bora üsteğmenim: aradım açmadın uyuyor musun
Bora üsteğmenim: az önce Kerem ile konuştuk Helen senin evdeymiş sen yanında biri varken telefonu sessize alıyorsun
Bora üsteğmenim: müsait olduğun zaman beni ara lütfen saat kaç olursa olsun
Ve bunun gibi 10' dan fazla mesaj daha. Bora endişelenmişti. Bora benim için endişelenmişti. Arama kısmında elim Bora'nın isminin üstünde durdu. Aradım. Birkaç saniye cevap gelmedi.
"Alo?" Diye uykulu bir ses geldi sonra karşı taraftan. Gülümsedim "Bora ben uyandırdım sanırım seni" dedim. Karşı taraftan birkaç saniye ses gelmedi. "Yok güzelim uyandırmadın. Sen iyisin değil mi? Mesaj attım aradım dönüş yapmadın." Dedi Bora yumuşak tuttuğu sesiyle. "İyiyim. Helen yanımdaydı telefonum da sessizdeydi görmedim çok üzgünüm" dedim mahcup bir sesle. "Sorun değil sen iyi ol yeter. Senden bir şey rica edebilir miyim?" Dedi Bora. Sesi talepkâr değildi. "Tabii, dinliyorum." Dedim. "Bundan sonra bakamayacağın zaman bana haber ver olur mu? Müsait olmayacağın zamanlarda falan haberim olsun en azından. Endişeleniyorum" dedi. E ama bu adam çok tatlı konuşuyor yerim ki ben bunu. "Tamam canım haber veririm tekrardan özür dilerim endişelendirmek istemezdim." Dedim. "Sorun değil özür dileme lütfen. Sen benden özür dileyince kendimi kötü hissediyorum" dedi. "İyi geceler o zaman" dedim. "İyi geceler. Dikkat et olur mu? Üzerini de ört bu havalarda kolay hasta olur insan" dedi. Onu onaylayıp telefonu kapattım ve yatağa uzandım.
Düşündüm. Helen haklı mıydı? Ben aşık mı oluyordum? Bora'ya karşı bir arkadaştan fazlasını hissettiğimi elbette biliyordum ancak aşık olduğumdan emin değildim. Bora ne hissediyordu acaba? Bu düşünceler beynimi yorarken uyumaya karar verdim ve gözlerimi kapattım.
♣♣♣
Eveetttt
Bölümü nasıl buldunuzzz???
Sizce Defne ve Bora ile Helen ve Kerem ikilileri arasında neler oluyor??
Hatam varsa kusura bakmayın lütfenn
Bölüm etkileşimi
