1. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Rosaline Rose

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm

Medya; Defne Tunalı temsili

Pinhani; Beni sen inandır

Odamda kahvemi yudumlayıp çiçeğimle ilgilenirken bir anons sesi duydum "Nöbetçi genel cerrah hemen acile! Nöbetçi genel cerrah hemen acile!" Gelen bir hastayla ilgili olmalıydı. Hava sıcak diye çıkardığım önlüğümü giyip mandal tokanin ucunu ağzımla tutup ellerimle saçlarımı toplarken odadan çıktım. Acilin önüne vardığım da askeri üniforma giyen bir adam oldukça gergin görünüyordu. Bana dönüp "bu kadın bu rahatlıkla mı kurtaracak Kerem'i?" Dedi. Acısı vardı ciddiye almadım ve acil kısmına girip hastaya yaklaştım

"Hocam 28 yaşında erkek hasta. Ateşli silah yaralanması, göğüs kafesinin alt kısmına kurşun isabet etmiş, bilinci kapalı" dedi hemşire

Gerekli kontroller sonrası ameliyat gerektiği anlaşılınca "hastayı ameliyathaneye hazırlayalım" dedim sabit tuttuğum sesimle.

.....

Ameliyat 4 saate yakın sürdü. Önlüğüm kanla lekeli, yüz hatlarımı sabit tutsam da yorgunum. Ameliyathaneden çıktığımda koridorda birkaç asker, yaşlı bir kadın ve adam vardı. Endişelilerdi ama ameliyat öncesi bana laf atan askeri üniformalı adam çok kötü görünüyordu "Kerem Akyol'un yakınları siz misiniz?" Diye seslendim. Hızla yanıma geldiler. Yaşlı teyze ağlıyor ve iyi mi diye telaşla sorup duruyor. "Şu anlık hayati tehlikeyi atlattı ancak ilk 24 saat yoğun bakımda kontrol altında tutacağız. Herhangi bir kalıcı hasar görünmüyor birkaç saate uyanır geçmiş olsun" dedim. Gözüm bana laf eden askere takıldı. Çok kötü görünüyordu. Önlüğümü çıkarıp kenara koydum ve ona yaklaştım. Başını kaldırdığında kızarmış gözleri ve morarmış göz altları dikkatimi çekti

"İyi misiniz?" Diye sordum yanına otururken. Başıyla onaylamakla yetindi. "Arkadaşınız iyi korkulacak bir durum yok" dediğimde umut ışıltısı olan gözlerini gözlerime çevirdi. Güç verircesine gülümsedim. "Gelin biraz bahçeye inelim, temiz hava alırsınız" dedim. Yine konuşmadı ve başıyla onayladı. İki kahve alıp bahçede ki banklardan birine oturduk "adım Defne. Defne Tunalı" dedim kendimi tanıtma ihtiyacı hissederek. "Bora Yalçın" dedi o da kendi ismini söylerken "üzgünüm Defne Hanım ameliyat öncesi söylediğim şey hoş değildi" dedi Bora. Dudaklarıma bir gülümseme peydah oldu. Bu gülümseme her ne kadar ufak olsa da gamzelerimin belirmesine yetti "Sorun yok Bora Bey. Arkadaşınız için endişeli olmanızı anlayabiliyorum" dedim yumuşak tuttuğum sesimle. Bakışları gamzelerimdeydi. Gözlerini kırpıştırıp yutkunarak bakışlarını gamzelerimden çekti. "Ben gideyim anlayışınız için teşekkür ederim Defne Hanım ve arkadaşımı yaşattığınız için" dedi. Son cümlede ses tonu düşmüştü. O gidince benim de nöbetim bittiği için evime geldim. Önlüğümü makineye attım ve üzerimdekileri çıkarıp banyoya girdim. Sıcak su ameliyatın gerginliğini üzerimden alırken beni daha da mayıştırıyordu. Duştan çıkınca mavi pijamalarımı üzerime geçirdim. Saclarım ıslaktı ama kurutmaya mecalim yoktu. Önlüğümü kuruması için asıp kendimi yatağa attım. Birkaç dakika sonrası ise karanlık...

Duyduğum zil sesi başlarda rüyamdan bir parça gibime gelirken gözlerimi araladığımda gerçekten zilin çaldığını anladım. Gözümü ovuşturarak kapıyı açmaya gittim. Açtığımda gelenin Helen olduğunu görünce "hoşgeldin" dedim uyku sersemi sesimle. Helen halime güldü "hoşbuldum uykucu uyanamamışız bakıyorum" dedi alay ederek. "Helen saat daha 6. Ben dün 4 saatlik ameliyata girdim 24 saat nöbetim vardı ya" diye mızmızlanmadan edemedim "ne var yani benim de nöbetim vardı? Acil hemşiresi olmak kolay mı sanıyorsun sen?" Dedi Helen gerçekten sinirlenmiş gibi. İyice ayılayım diye böyle dediğini biliyordum bu yüzden takılmadım. O zaten hazır olduğu için kahvaltı hazırlığına girişti bende odama gidip hazırlanmaya başladım. Üzerime beyaz askılı crop ve siyah kumaş pantolonumu geçirdim. Pantolonun beli bol gelince kemerimi taktım. Saçlarımı da tarayıp doğal dalgalarına bıraktım ve makyajımı yaptım. Aşağı indiğimde Helen kahvaltıyı hazırlamıştı. Masaya oturdum ve çayları doldurdum "eline sağlık" dedim içten bir sesle. Normal bir şekilde sohbet ederken "şu dün gelen hasta. Kerem Akyol nasıl o iyi mi?" Dedi Helen. "evet iyi. Kurşun göğüs kafesine yakın olunca endişelenmiştim ama durumu iyi" dedim. "O hastanın yakını olarak gelen adamla bahçede gördüm sizi?" Dedi Helen sorar gibi.

Çayımdan bir yudum alırken "biraz fazla endişeli görünüyordu. Bahçeye çıktık beraber hepsi bu" dedim. Helen'in neden sorduğunu anlamıştım. Kendisi aşkın geçici olduğuna inandığı için aşık olup üzülmemi istemiyordu. Bakışları ciddiydi "korkma kimseye aşık olmadım" dedim işi şakaya vurarak. Masayı toplayıp bulaşığı hallettikten sonra hastaneye gittik. Helen acile doğru ilerlerken bende Kerem Akyol'u kontrol etmek için odasına gittim. Kapıyı tıklatıp odaya girdiğimden yanında ki Bora ile sohbet ediyordu. "Nasılsınız Kerem Bey?" Dedim odaya girerken. Kerem bana döndü "daha iyiyim Doktor Hanım teşekkür ederim" dedi saygılı bir ses tonuyla. "Ağri, mide bulantısı, nefes darlığı gibi sorunlar var mı?" Diye sordum sedyenin yanındayken.

"sadece biraz ağrım var ama katlanılmayacak gibi değil" dedi Kerem. Ateşini, yarasını kontrol ettim. Her şey yolundaydı "şu an her şey yolunda görünüyor. Sonradan bir sorun çıkmazsa iki gün sonra taburcu olabilirsin" dedim. Bu sırada bakışlarım Bora'ya kaydı. Pür dikkat beni izliyordu. Dünden beri uyumadığı da yüzünden belliydi.

"Bora Bey ben size boş bir oda göstereyim sizde biraz dinlenin." dedim yumuşak bir sesle. Bora sanki dalmış gibi irkildi ve "gerek yok Defne Hanım teşekkürler" dedi. Sesi biraz sert gelmişti. Bu şaşırmama neden olsa da üstünde durmadım ve başımı onaylar anlamda sallayıp "tekrardan geçmiş olsun Kerem Bey, gün içinde sizi kontrol edecekler" dedim ve odadan çıktım. Kantinden kendime kahve alıp odama geçtim. Çiçeğimi sulayıp yerime oturdum. Odamda ki saksıda gerbera yetiştiriyordum. Çiçekleri çok severdim ve bunu bilen babam benim için her hastaneye geldiğinde çiçek getirirdi. Son getirdiği çiçek de gerberaydı. Asistanım gelip beni yeni hastadan haberdar ederken ayağa kalktım. Anlaşılan bugün bana rahat yoktu.

.....

Saatler geçti. Günüm oldukça yoğundu ve şimdi odamda yorgun bir şekilde oturuyordum. Kapım birkaç kez tıklatıldı. "Girebilirsin" diye seslendim kapıya doğru. Bora iceriye girdi "müsait misiniz?" Diye sordu. "Müsaitim buyurun" dedim gülümseyerek. Bora gelip oturdu. Kahve getirmişti. Gülümsemem büyüdü. Kahveyi önüme koydu "şekerli getirdim dün şekerli içmiştin" dedi yumuşak bir sesle. Benim kahveyi nasıl içtiğime mi dikkat etmişti? "Evet şekerli içiyorum Bora Bey teşekkür ederim" dedim. "Şey eğer rahatsız olmayacaksan Bey, siz tarzı hitaplari kaldırsak?" dedi Bora. Rahatsız olmamdan korkar gibi "rahatsız olmam kaldıralım olur" dedim. "Uyumamış gibi görünüyorsun" dedim yüzünü incelerken. "Biraz öyle oldu. Kerem'in yanındaydım" dedi. "Onun sana sağlam ihtiyacı var Bora uykuluyken değil" dedim. Bora beni başıyla onayladı. Bir süre sohbet ettik.

Telefonumun çaldığını duyunca elime aldım. Helen arıyordu "efendim güzelim?" Dedim telefona doğru "nerdesin Defne?" Dedi Helen de "odamdayım bir sorun mu var?" Dedim. O an Bora ile göz göze geldik "ha, sorun yok ben eve geçiyorum da sen naptın diye aradım" dedi Helen. Dudaklarımda bir gulumseme belirdi "tamam canım ben hastanedeyim daha sen geç eve" dedim. Telefonu kapattıktan sonra Bora da ayaklandı "ben... Tekrardan teşekkür ederim. Bu lanet yerde biriyle sohbet etmek iyi geldi" dedi. "Rica ederim istediğin zaman sohbet edebiliriz" dedim. Bora başını sallayıp odadan çıktı bende çantamı aldım ve çıktım.

Eve geldiğimde duş alıp pijamalarımı giydim. Babamlarla görüntülü konuşurken kendime yemek yapıyordum "Kızım bu aralar yoğun çalışıyorsun, yemeğini ihmal etmiyorsun değil mi?" Dedi babam. Çok yorgun olduğumda yemek yemeyi geçiştiriyordum ve babam bunu biliyordu "merak etme, yiyorum yemeğimi. Evimizin Sultanı nasıl?" Dedim konuyu değiştirerek "o da iyi benim güzeller güzeli kızım. Yemek hazırlıyor bekle çağırayım" dedi babam ve "Meleğim, Defne konuşmak istiyor, yemeğin geri kalanını ben hallederim gel sen hem Defne ile konuş hem dinlen" dedi babam. Gülümsedim. Annemi hep el üstünde tutardı. Ekranda annem belirirken adım seslerinden anladığım kadarıyla babam mutfağa gidiyordu. Annemle uzun uzun konuştuk ve telefonu kapattım.

.....

Aradan yaklaşık 1 hafta geçti. Bora ile hemen hemen her gün konuştuk. Ve şu anda karşımda Kerem ile oturmuş kahve yudumlayarak Helen'e bir şeyler soruyorlardı. Kerem aniden aklına bir şey gelmiş gibi bana baktı "Defne diyelim ki sen vuruldun tamam mı? Çevrede müdahale edecek kimse yok sen kendine müdahale edebiliyor musun?" Diye sordu aniden. Bora, Kerem'in ensesine vurdu bir tane. Gülmemek için kendimi tutmaya çalışsam da dayanamadım. "Çok sınırlı. İlk yardım önlemleri falan ancak. Onun dışında bir şey yapamam" dedim. "Sen saçını toplayana kadar ölürsün zaten" dedi Kerem. "Bak ya, ondan bahsetti mi Bora?" Dedim gülerek. Kerem de başıyla onayladı ama Bora kendisine ters ters baktığı için korkuyormuş gibi davrandı "ben buradan çıkınca şiddet göreceğim. polis, kades, ambulans kim varsa çağırın" dedi Kerem paniğe kapılmış gibi. Hepimiz gülmeye devam ederken Bora'nın gülüşüme odaklandığını farkettim. "O gün şakasız durduk yere laf yedim senden Bora Bey unutmadım onu. Saçımı toplamadan mi gireyim ameliyata canım? Hem bak ben kurtardım Kerem'i o rahatlıkla" dedim gülerek. Bora ciddi olduğumu sanmış olmalı ki telaşla "Defne amacım öyle söylemek değildi. Ben bir an korkuyla-" sözünü kestim "Bora şaka yapıyorum. Ona takılmadım tabii ki" dedim. O da rahatlayıp gülmeye başladı. Bu sırada Helen "Olmaz öyle. Kerem sen bir daha vurul gel Defne seni saçı başı dağınık ameliyat edecek" dedi Helen işi şakaya vurarak. Hepimiz güldük. Benim gamzelerim yine belirdi. Kerem ile Helen markete bir şeyler almak için gittiler. Bu sırada Bora ile yalnızdık Bora'nın bakışları gamzelerimdeydi. "Babam ben çocukken bana hep gamzelerimin meleklerden hediye olduğunu söylerdi" dedim. Bora yutkundu, kaşları çatıldı. Ne olduğunu anlayamadım. "Ben biraz yorgunum Defne sonra yine konuşuruz ben eve geçiyorum" dedi ve bir şey dememe müsaade etmeden gitti.

Selamm

İlk bölümü nasıl buldunuuzzz????

Bu benim ilk kitabım. Bazı hatalar olabilir bunun için kusura bakmayın. Saygı çerçevesi içerisinde her eleştiriye açığım

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 10beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18