18. bölüm · Kalp Nizamiyesi
17. Bölüm
Yarın nişanımız vardı,Bartu taburcu olmuştu. Yağmur'u ise tedbir amaçlı tutuyorlardı ama bugün ya da yarın sabah çıkmasını unuyorduk. Doktor böyle söylemişti.
Nişan için heyecanlıydım açıkçası,fakat daha elbise bile almamıştım. Yine takımlarımdan birini giymek istiyordum ama kızlar inatla elbise giymem gerektiğini söyledi. Tim olarak toplanıp elbise almaya gidiyorduk şuan. Elbise ve diğer hazırlıklar.
Normalde Yağmur ve Atlas gelemediği için gitmek istememiştim ama Atlas ve Yağmur gitmem konusunda inat ettiler.
Mağazaya gelmiştik ve öylesine bir elbise beğendim. Fakat giyince çok kilolu görünmüştüm. Hemen çıkarttım. Bir tane daha beğendim ve giyip çıktım. Uzun ve bileklerime kadar geliyordu.
"Nasıl?"
"KOMUTANIM ÇOK UZUN! BİRAZ DEKOLTE LAZIM!"Yüzümü ekşittim. Erkekler çoktan takım elbise almış ve gelmişlerdi. O sırada kızlar elime tüm dekolteli elbiseleri doluşturup beni kabine fırlattılar ve kapıyı kapattılar. Bir sürü elbise denedikten sonra lacivert bir elbise seçtim,çok güzeldi ama fermuarı kapanmıyordu! Kapıyı hafifçe aralayıp kafamı çıkardım.
"Kızlar, fermuarı kapatamıyorum sıkıştı."
"Biz bir makyaj tazeleyelim demi Kardelen."diyip apar topar kalktılar. Alya dönüp,
"Komutanım biz makyah tazeleyeceğiz. Bartu komutanım kapatır artık." Bilerek yapıyordu hainler!
Erkeklerde apar topar kalktılar. Sigara değil be moruk, güvenmek öldürür...
"Bizde bir sigara içelim beyler gelin."diyen Alp Ege'ydi. Sigara içmeyen tek kişi Bartu'ydu.
"Bartu?"
"Güzelim?"
"Yardım?"
"Her zaman."yanıma gelip kabine girdi. Saçlarımı omzundan salıp fermuarı kapattı. Sonra ellerini belime koydu ve beni kendine doğru çevirdi. Gözleriyle süzdü.
"Ulan çok... Çok güzelsin be yavrum." Ellerimi omuzlarına koyup dudağının kenarını öptüm.
"Bunu yapmayacaktın."dedi ve dudaklarıma kapanması bir oldu. Birazcık çeneme ve boynuma da kaymıştı dudakları. Mahvoldu dudakları ruj yüzünden. Ellerimle dudaklarını temizledikten sonra çıktı. Bende dudaklarımı temizledikten sonra çıktım ve diğerleri gelmişti.
Bu sefer gerçekten çok güzel olmuştu. İlk defa bir elbiseyi kendime bu kadar yakıştırmıştım. Beni kabin dar olduğu için tam göremeyen Bartu şuan tam görmüştü. Şu içiyordu ve birden su ağzından boşalmaya başladı,ağzı açıkta kalmıştı şapşalın! Birazda boğazına kaçmıştı. Öksürüyordu ama hâlâ bana bakıyordu ve sırtına vuran kişi ise Alaz'dı. Ayaz'ı da Simay'ı almaya göndermiştim.
"Abi! Kussaydın bide napıyon?!"
"Kes lan bi."diyip yanıma geldi ve alnımdan öptü.
"Gelde aşık olma."dedi sessizce ama herkes duymuştu ve yerine oturdu. O sırada Simay ile Ayaz gelmişti. Elbiseyi alıp yüzük ve diğer hazırlıklar için çıktık.
*Ayaz ve Simay gelirken*
Arabaya binmiş ve yola koyulmuşlardı.
"Ayaz,ben..."
"Evet?"
"Korkuyorum... Ya bir daha gelirse?"
"Ablana söyleyelim mi?"
"Hayır,kızacak."
"Zaten siz görevdeyken ben biryere çıkmıyorum. Sen yanımda olsan olur mu?"dedi çekinerek.
"Tabii ki."Ayaz ilk defa böyle şeyler hissediyordu. Bu nedenle onu kırmamak ve kaybetmemek için elinden geldiğince hassas ve nazik davranmaya çalışıyordu.
"Yani istemiyorsan kendini zorunda hissetme, biliyorum böyle söylemem çok saçma oldu ama ben sadece senin yanında tam olarak güvende hissediyorum. Nedenini bilmiyorum."
"Bende sadece senin yanında böyle garip hissediyorum."
"Garip derken? Ne gibi?"
"Yanıyor gibi,uğrunda ölmek istiyor gibi ve sanki..."
"Sanki ne?"
"Sanki sana içim gidiyor gibi be Simay..."
Simay kalp ritimlerine sahip çıkamıyordu.
"Birşey söylemek istiyorum. Biliyorum çok ama çok hızlı oluyor ama daha fazla içimde tutmak pek mümkün değil. Çok kasmaya gerek yok, söylüyorum. Farkettim ki,benim sana gerçekten de içim gidiyor Simay..." Arabayı sağa çekip durmuştu ve önüne bakarak konşuyordu Ayaz. Simay ise onu izliyordu ve eline uzandı.
"Benimde sana içim gidiyor gibi,onu ne yapacağız?"
"Simay sevgilim olur musun benim?"Türkçesi bile kaymıştı heyecandan.
"Sevgilin olurum senin." Simay ona sımsıkı sarıldı. Şuan son derece absürt ve klişe bir konuşmanın içindelerdi ama başka tabiri yoktu,ikisininde birbirine içi gidiyordu...
"Çok hızlı oldu sanki?"dedi Ayaz. Şaşırmıştı.
"Senin doğru kişi olduğunu hissedebiliyorum ve hissettiklerim çoğunluk zaman doğruda çıkar. Zaten ablam beni almaya seni göndermiş, ablam sana güveniyorsa bende güvenirim."
"Seni seviyorum."
"Bende seni. Ve şöyle bişey var ben hemen sevgiliymiş gibi davranamam utanırım yani..."
"Sorun değil. Şuan asıl benim utancımdan yerin dibine girdiğimi bilmesende olur." Şen bir kahkaha attı Simay o kadınsı ve Nahif sesiyle. Ayaz bir kez daha âşık oldu Simay'a ama kimse bunu bilmedi...
.
Tüm hazırlıklar tamamdı ama havaalanından Bartu'nun annesi ve babasını almamız gerekiyordu. Gül teyze ve Hakan amca. Hakan amca babamın çok eski devresiydi. Ne kadar uzun süredir konuşmadıklarını sayamadım. Fırsat yoktu,biz askerdik ve vatanımız için çalışırken eski bir dosta hal hatır sormaya bile vaktimiz olmazdı, Türkler dışında başkalarının bir toprak parçası diyip geçebileceği yer ve o kıpkırmızı Albayrak için.
Hakan amca yapılı,iri yarı bir adamdı. Babam ile aynı boydalardı. Bartu ile de.
Havaalanında bir süre bekledikten sonra gelmişlerdi. Bartu sarıldıktan sonra bende önce ellerini öpüp sonra sarılmıştım.
"Hoşgeldiniz."dedim gülümseyerek.
"Hoşbulduk kızım."dediler. Hoşgeldiniz faslı bittikten sonra arabaya bindik. Ben arkaya geçecektim ama ikiside beni inatla öne, Bartu'nun yanına oturttular. Bize geleceklerdi ve bizde kalacaklardı, Bartu'yla beraber.
Bartu'yla aynı evde olmak zor olacaktı, çünkü evde babamda olacaktı...
Yan yana bile oturamayabilirdik:)
Eve geldiğimizde babamlar sımsıkı sarıldılar. Simay,önceden sitede herkesin çok sevdiği o minik kız çocuğuydu. Hele de Gül teyzem çok severdi onu. Kim görse kucaklardı Simay'ı o zamanlar. Birde zilli zilli, kokoş kokoş hareketleri vardı. Ne kadarda hızlı büyümüştü. Ve şunu farketmiştim,aslına bakarsanız o benim küçük kızımdı. Neredeyse elimde büyümüştü,teyzeminde hakkını yiyemezdim ama Simay ona söylemekte çekindiği şeyleri hep bana söylerdi. Son zamanlarda da Simay ile Ayaz'ın arasında bir yakınlık vardı, yakında anlaşılırdı.
Babamlar sarıldıktan sonra Kardelen, Ayaz ve Alaz olmak üzere Gül teyzemlere sarıldılar. Timdeki herkeste hoşgeldiniz diyip yerlerine oturdu. Ayaz ile Simay yanyana oturuyorlardı ve birden bire Ayaz Simay'ın elini tuttu!
Bizim sessiz sakin Ayaz'a bak sen ya! Simay şok yaşamıştı. Babama baktı ve hemen elini geri çekti. Utanmıştı ve yüzünde küçük bir tebessüm vardı. Yine de uyarıcı bakışlar attı Ayaz'a. Ayaz'ın da dudağının tek kenarı kıvrılmıştı. Birbirlerine baktılar ve önlerine döndüler.
Babam görürse katliam yaşanabilirdi. Simay daha okula gidiyordu. Üniversite son sınıftı, Moda tasarımı okuyordu. Hayali bir atölye açmaktı. Atölyeden ziyade bir mağaza gibi,aynı zamanda tasarımlarını ve sergilerini de orada yapabileceği bir yer,umarım gerçek olurdu.
Ben ayaklandım,
"Haydi kızlar,biz sofra kuralım."
"Emredersiniz komutanım."diyip ayaklandılar. Simay oturuyordu, baktım.
"Simay?"
"Kusura bakma da bana emir verme gibi bi yetin yok,ben senin askerin değilim."bir şekilde kaytarmaya çalışıyordu. Bakışlarım sertleşti.
"Ama ablanım,ikinci annen yani. Kalk! Çabuk sofrayı kur!"
"Tamam ya ne bağırıyon."yanımdan geçerken kafasına bir tane patlattım. Babam ve Hakan amcam o sırada time bakıyordu. Sonra ikiside aynı anda
"Lan kalksanıza!"dediler. Hepsi yerlerinden sıçradı. Hemen ayaklandılar.
"Yardım edin kızlara!"dediler. Gül teyzem ise ekledi
"Erkek dediğin biraz hanımcı olacak! Kalkın çabuk!" Hemen hepsi mutfağa koştu,sadece gülümsedim. Bende gittim ve yemeklere baktım. İşler biraz karışmıştı ama neyseki ev büyüktü. Ben bir şarkı mırıldanarak yemekleri karıştırırken Bartu'nun kolları belime dolandı. Boynuma bir öpücük kondurdu. Şarkıyı sonlandırdım. Herkes aynı anda bana dönüp,
"Komutanım devam edin!"dedi. Bende devam ettim.
"Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım
Unutma beni, unutama beni
Gözünden damlayamayan gözyaşın olayım
Unutma beni, unutama beni"
Gölgen gibi adım adım
Her solukta benim adım
Ben nasıl ki unutmadım
Sen de unutma beni, unutama beni"
Şarkıyı bitirdim ve Bartu birkez de dudağımın kenarını öptü. Tim bir şarkı daha istedi.
"Nerdeysen, orası benim cennetim.
Nerdeysen,haber ver seni kaybettim.
Bilsem ki,kimsenin kalbinde değilsin
Nerdeysen,orada bekle beni sevgilim." Bir kez daha öptü Bartu. Herkes işine dönmüştü.
"Muzipleşme!"dedim.
"Sözlümü öpemez miyim?"
"Öpemezsin!"
"Bal gibi de öperim!"dedi ve hızlıca dudaklarıma yapışıp hemen ayrıldı.
"Bartu!"diye çıkıştım aniden.
"Ev insan kaynıyor,ayrıca etrafımızda da sürü var! Ne yapıyorsun?!"
"Seni öpüyorum."
"Şebeksin!"
"Şebek mi? Sensin şebek!"
"Kes be!"
"Yemek fazla ısındı sanki!"arkamı döndüm ve ocağı kapattım. Bartu'ya dil çıkarıp yemeği de alıp gittim.
Sofra hazırdı ve yemekleri koyup bende oturdum. Erkekler sigara için balkona gideceklerdi,Bartu da yanlarına gidecekti haliyle. Önce bizimkiler içsin kendilerini rahat hissetsinler diye büyükleri olarak babam ile Hakan amca daha gitmemişti. Bartu kalktı ve arkamdan geçerken,
"Ellerine sağlık güzelim."diyerek eğilip yanağıma bir öpücük kondurdu. Sonra babamla göz göze geldim, ağzımdaki yemek boğazıma kaçtı. Ben öksürürken Bartu yeni farketmişti. Babam delici bakışlarıyla bakıyordu. Hakan amcam bıyık altından sırıtıyodu, kızların ağzı ise açık kalmıştı. Timdeki herkes mal olmuştu. Bartu kendini açıklama gereği hissetmiş olmalı ki konuşmaya çalıştı. Gözü seğiriyordu Bartu'nun.
"Ee, şey komutanım,ben farketmedim"babam daha da sinirlenince ayağa kalktım.
"Yani özür dilerim komu-"demesine kalmadan ittirdim.
"Hadi siz gidin komutanım!"
"Ama yani şey,"
"Yüzbaşım gider misiniz!"gözlerimi kocaman açtım,o anlamıştı uyarıyı. Hemen gitti.
"Hadi kızlar bizde kalkalım sofrayı toplayalım!"dedim aceleyle. Ortamı terk etmem lazımdı. Alya'nın yemeğini önünden aldım ve mutafağa gittim. Yemeğin suyuna bandığı ekmek parçasını yemek için ağzını kocaman açmışken öylece kaldı. Ekmek ağzının dibinde öylece bekliyordu. Tabağı bırakıp geldiğimde öylece dona kalmıştı ve ekmeği ağzına ittirip, ağzını da çenesine bastırarak kapattım.
"Afiyet olsun canım! Kalk haydi!" Sofrayı hızlıca topladıktan sonra bizimkiler dışarı çıkma fikrini öne sundular ve tim olarak dışarı çıktık. Alaz gitarını da almıştı. Bir parkta oturduk ve ortam çok iyiydi. Alaz konuştu.
"Kıdemli yenge komutanım, çalması benden söylemesi sizden!"
"Tamam tamam çal haydi."
Önce Şebnem Ferah-Bugün çaldı.
"Nehrim ol gel,ak yine.
Kelebek ol gel,uç yine.
Çiçeğim ol gel,aç yine.
Rüzgâr ol..."
Ardından Barış Manço-Aynalı kemer.
"Aynalı Kemer ince bele
Bu can kurban tatlı dile
Seher vakti,bir güzele vuruldum..."
Birkaç şarkı sonra bıraktık ve konuşmaya başladık.
"Kardelen, Yiğit bize ilerdeki kafeden kahve alın, koşun bakayım!" Önce birbirlerine iğrenir gibi baktılar sonra bıkkınlıkla
"Emredersiniz komutanım."dediler. Hemen ayaklanıp yola koyuldular. Bizde sohbete devam ettik.
.
"Ah be komutanım,seçe seçe bunu mu seçtiniz!"diye söylenerek yürüyordu Yiğit Ali.
"Pardon? Ben sana meraklıyım ya zaten!"diye çıkıştı kardelen bu laflarına.
"Tabii meraklı olacaksın kızım! Benim gibi kaslı ve karizmatik bir erkeğe kim meraklı olmaz ki?"
"Ben olmam mesela!"
"Sen olma zaten! Ben elimi sallasam ellisi,sana mı bakacağım?"
"Ay ne olur bak! Çok üzülürüm!"göz devirdi kardelen. Böyle didişerek kafeye çoktan varmışlardı. Biraz soluklanmak için bir banka oturdular. Yanlarına ise birisi geldi.
"Selam,ben sizi çok beğendim de numaranızı alabilir miyim acaba?"diye sordu Kardelen'e. Yiğit Ali'nin içinde alakasız bir kıskançlık yerleşti. Siniri ise had safhadaydı. Nedenini bilmiyordu.
"He,şey ben mi?" Gelen adam elini Kardelen'in saçına attı ve kulağının arkasına ittirecekken Kardelen rahatsız oldu ama elinden hiç bir şey gelmemişti. Yapamamıştı,nedenini az çok biliyordu fakat kabullenmek istemiyordu fakat küçükken yaşadığı olay aklına geliyordu. İnsan öyle anlarda hiçbir şey yapamıyordu.
Kardelen'in rahatsız olduğunu farkeden Yiğit Ali'nin ayağa kalkıp adama yumruğu geçirmesi bir olmuştu.
"Ne yapıyorsun lan sen!"
"Sana ne kardeşim beğendim numarasını istiyorum!"
"İyi bok yiyorsun!"diyip adamı dövmeye devam etti.
"Ne hakla dokunursun lan kıza sormadan!?Ne hakla!?"
"Sevgili misiniz?"
"Sanane lan! Ha sevgilim ha değil! Dokunamazsın! Hele sevgilim olsa hiç dokunamazsın!"sonra adamın kulağına yaklaştı ve fısıldadı.
"Sen dua et şimdilik sadece sevdiğim." Sonra adamı oradan kovup Kardelen'in yanına gitti.
"Ayça? İyi misi-"
"İyiyim."dedi ve kalkıp hızla kafeye yöneldi. Yiğit Ali ne olduğunu anlamamış bir şekilde peşinden gitti. Kardelen çoktan siparişleri vermişti. Biraz bekledikten sonra siparişler geldi. Kardelen ağzını bile açmadı yol boyu. Kahveleri getirdiler ve sohbete karıştılar. Kardelen karışmadı, düşünüyordu,tek bir noktaya odaklanmıştı ve düşünüyordu. Yaşadığı olayı ne kadar istemese de hatırladı.
Küçük kardelen üzerinde ki beyaz elbisesiyle anneannesinin evinden kendi evlerine doğru yola çıkmıştı. Elbisesini babası yeni almıştı. Üzerinden hiç çıkarmıyordu.
Köyde ki birkaç kişiye selam verdikten sonra yoluna devam etti. Sevilirdi burada.
Yürümeye devam ederken tenhalaşan yerlere geldi. Arkasında birini farketti. Korkmuştu, henüz 10 yaşındaydı. Minik adımlarını daha da hızlandırdı, adımlarıyla beraber arkadaki adam da hızlandı. Sonra adam onu birden kenara çekti. Bağırmaya çalıştı ama ağzı kapalıydı. Çırpındı ama o yaşta bir çocuk en fazla ne yapabilirdi ki karşında duran kocaman adama? Sonra t@ciz edildi kardelen.
Bir daha da o beyaz elbiseye ne gözünü değdirdi,ne de tenini...
Bunları düşünürken gözlerinin dolduğunun farkında değildi Kardelen.
Hazır o dalmışken Yiğit Ali olanları anlattı. Bartu,Ayaz ve Alaz anında tepki verdiler.
"Hassiktir!"
"Şerefsiz it!"
"Ben böyle işin içine sıçayım!"ne olduğunu kimse anlamamıştı. Birden bire Kardelen ağlamaya başladı. Yanında oturan Alaz hemen sarıldı kuzenine.
"Geçti güzelim. Biz buradayız."
"Hiç birşey yapamadım Alaz! Yine hiçbir şey yapamadım!"
"Elinde olan bir şey değil ki güzelim, üzme kendini. Hem bak, Yiğit Ali halletmiş."
.
Bir süre sonra Kardelen'i sakinleştirmiştik ve eve döndük. Yarın nişanım vardı ne de olsa,uykusuz kalamazdım. Herşey hazırdı. Kafamı yastığa koyduğum gibi uyudum. Zaten sabah uyandığımda olanları hayal meyal hatırlıyordum.
Gece kapının açılma sesi gelmişti. Şakağımda derin bir öpücük,saçlarımda eller hissettim. Kim olduğu aşikârdı.Sonra bir ses,
"İlerde yapacaklarım için şimdiden özür dilerim sevgilim,daha doğrusu yapmak zorunda kalacaklarım için... "
__________________________
Asenanin Nişan kombinii:
