15. bölüm · Kalp Nizamiyesi

14. Bölüm

Beyazz 🌫️🤍

Aradan birkaç hafta geçmişti. İki haftası görevde geçtiği için babam bize tatil verme kararı aldı. Aslında askerlikte kesinlikle böyle birşey söz konusu bile olamazdı fakat mental olarak herkes çökmüştü. Dağ kolay bir yer değildi haliyle. Bu nedenle babam da bize tatil verme kararı aldı. Şuan da 3 araba yoldayız, tim olarak bizim eskiden oturduğumuz yere gidiyorduk. Lojmana.

Bir site düşünün; Herkesin iyi anlaştığı, Sadece çocuklar arasında atışmaların olduğu bir yer. Huzurlu bir yerdi. Fakat şehit haberi geldiğinde karanlığa ve sükunete bütününen bir yer. Öyle ki çocuklar bile dışarıya çıkmaz,oyun oynamazdı.

Altımda Börteçine, yanımda Bartu. Arka koltukta Alp,Alya,Simay üçlüsü. Gaza basıyordum. Arkada Kutay'ın BMW 480i. Onun arkasında da Kardelen'in arabası Range Rover'la beraber Çanakkale'ye gidiyorduk,doğup büyüdüğüm yere...

Ve birazcık gaz vermek-arabaya değil,time- için bir şarkı açtım ve sesini arttırdım.

"Koç yiğidim bahadırım ozanım
Alp dadaşım yağız efem ozanım
Koç yiğidim bahadırım ozanım
Alp dadaşım yağız efem ozanım

...

Ayyıldızın ışığını görünce
Ayyıldızın ışığını görünce
Arsız otlar çürüyecek Bozkurtum
Tanrı Türk'ü koruyacak Bozkurtum
Arsız otlar çürüyecek Bozkurtum
Tanrı Türk'ü koruyacak Bozkurtum"

Ardından başka bir şarkı daha.

"Ötüken yolu yokuştur
Ötüken yolu yokuştur
Kafaları tokuştur
Kafaları tokuştur

Bize faşist diyenler
Bize de faşo diyenler
Ya haindir ya puşttur
Ya haindir ya puşttur

Ötüken'de cenk olur
Ötüken'de cenk olur
Yiğitleri mert olur
Yiğitleri mert olur

Düşman görse bizleri
Düşman görse bizleri
Yüreğine dert olur
Yüreğine dert olur"

Böyle böyle Çanakkale'ye ulaşmıştık. Gelir gelmez dışarda oturan büyüklerimi gördüm. Elinde büyüdüğüm kadın, Sevim Babaannem...

Ona babaanne derdim çünkü öz babaannem, annem şehit olduğunda bile yüzümüze bakmazken bana sahip çıkan kadındı. Anneannem ve dedem ben 5 yaşındayken trafik kazasında vefat etmişlerdi zaten.

Hemen koştum yanına. Bartu da yanımdaydı.

"Babaannem..."diyip hemen sarıldım.

"Kızım gelmiş benim."dedi ağlayarak.

"Ağlama babaannem..." Biz ayrılınca oradaki herkes Bartu ile bana baktı.

"Ee tabi sizin haberiniz yok,"dedim çekinerek."erkek arkadaşım, Bartu."Bartu hemen atılıp babaannemden başlayarak herkesin elini öptü. Babaannem sarıldı ona.

"Eğer benim kızım seni seçtiyse vardır bir bildiği. Sevdim seni."

"Teşekkür ederim."dedi gülümseyerek. Tam gidecekken bizim teyzelerin birbirlerine bakarak sırıttığını gördüm ama anlam veremedim.

Ardından biz eve geçtik. Babam hâlâ oradaki evden çıkmamıştı. Aslında görevi buradaydı ve bizim bazı olaylardan dolayı bir süreliğine gelmişti Hakkari'ye. 5-6 ay sonra tekrardan buraya dönecekti.

Evde sıkışık bir şekilde yaşayacaktık iki hafta boyunca.

.

Ertesi gün erkenden uyandım. Erkeklerin kaldığı odaya gittim ve kapıya sertçe vurdum.

"Koğuş kalk!"dedim ve birden hepsi ayaklanıp ne yaptıklarını bilmeyerek sıraya dizildiler. Kızlar'ı nazik bir şekilde(!) uyandırıp gelmiştim zaten.

*Kızları uyandırırken*

"Lan sabrımı sınamayın deminden beri sizi uyandırmaya çalışıyorum artık kibarlık falan kalmadı sinirim bozuluyor. Kalkın yoksa burda hepinizin içinden geçerim aklınız hayaliniz şaşar 82 kromozomlu ucubik yaratıklar!"diye tek nefeste hızla konuşmuştum. Birden hepsi ayaklandı ve garip garip baktılar.

*Erkekleri uyandırırken*

Kızlar arkamdan gelip gülmeye başladılar. Herkes kendi elemanının yanına gitti. Ayçiçek Kutay'ın yanına minik adımlarla gitti ve sarıldı.

"Kutay,uyansana."dedi tatlı tatlı. Kutay uyanınca kollarını ona ikilem de kalsa da sardı.

Kardelen'e üzülmüştüm. 3 kişi ona kalmıştı,garibim. Ayaz,Alaz,Yiğit. Kardelen hepsinin ağzının ortasına tokadı indirmesiyle kendilerine geldiler.

"Noluyo lan!"dedi Alaz.

"Bismillahirrahmanirrahim" Diye sıçradı Yiğit.

"Kardelen seni döverim."diye de ekledi Ayaz.

"Sesinizi kesin ve uyanın!" O hallerine gülerken bende benimkinin yanına gidip sarstım.

"Bartu uyan."

"Hmhm"diye mırıldandı. Sesi çok güzel geliyordu şuan. Kime diyorsam diye düşündüm ve dudaklarına kapandım. Birkaç saniye sonra ayıldığını belli ederek karşılık verdi -hemende uyandı arsız çocuk- ve hemen ayrıldım.

"Günaydın Yüzbaşı'm."

"Böyle uyanınca günüm fazla aydı."

"Sus lan! Başka türlü uyanıyor sanki camış!" Güldü bu halime. O sırada Alya ve Alp dikkatimi çekti.

"Heeyy!"diye kalın bir şekilde bağırdı çattığı kaşları eşliğinde deli kız. Alp yerinden sıçradı.

"Napıyon manyak karı!"diye yükseldi anlık korkuyla. Sonra elini ağzına attı.

"Ne dedim lan ben!?"Alya kaşlarını kaldırmış "öyle mi" dermiş gibi bakıyordu.

"Aşkım,vallahi birden ağzımdan çıktı. Bende beklemiyordum."

"O ağzına dikkat et içine sıçmasınlar!"

Atlas ile Yağmur'a baktım.

"Sonunda Atlas uyanmasaydın!"

"Özür dilerim aşkım."

"Tamam dileme. Günaydın bu arada."

"Gül bakayım günüm aymış mı?"

"Ya of."diyip güldü Yağmur. Utanmıştı. Atlas onun burnunu öptükten sonra bana döndüler.

"Komutanım neden bu saatte kalktık biz?"

"Çünkü Spor yapacağız."dedim ve gülümsedim. Spor yapmayı çok seviyordum çünkü. Ayrıca formdan düşemezdik. Askerlikte pek mümkün olmayan bir ödül vermişlerdi bize. Nankörlük yapamazdık. Tamda nankörlük değildi fakat içime sinmezdi.

.

Herkes kıyafetini giydiği gibi lojmanın bahçesinde ki yeşillik alanlardan birine götürdüm onları. Bomboştu ve güneş ışığı geliyordu. Isınma yaptıktan sonra. Şınavla başladık. Alya konuştu.

"Yine formdasınız bakıyorum komutanım."

"Her zaman Teğmen'im."güldük.

Bartu'ya gelen bir telefonla Bartu kalktı. Bana işaret ederek anlattı, sende. Gözlerimi kapatıp açtım. Bende.

Sonra ayağa kalktım.

"Biraz daha yavaş,tempo da. Çok hızlı çekiyorsunuz bu sizi yormaktan başka birşey yapmaz."

"Emredersiniz komutanım."

.

Bartu geldiğinde yüzü bayağı düşmüştü. Bizim de sporumuz bitmişti. Eve giderken yanına gittim.

"Bartu ne oldu?"

"Bir şey yok güzelim."

"Var Bartu."

"Yok güzelim."

"Sen bilirsin."birşey olduğunu biliyordum fakat söylemiyordu.

.

Kahvaltı yapıp duş aldıktan sonra Çanakkale'yi gezmeye çıktık. Truva atı, şehitlikler,57. Alay, Kilitbahir, Şehitler abidesi...

Bir ara Ayçiçek ile Kutay'ı görmüştüm. Ayçiçek Kutay'ın koluna yapışmıştı ve Kutay'ın sesi bile çıkmıyordu.

Eve gelince Bartu beni bir yere götüreceğini söyleyerek dışarı çıkardı. Beni çapraz bina'ya götürdü ve asansörle 5 kat yukarı çıktık. Çıkarken asansörde dudaklarımızı birleştirmeyi de unutmadı.

Bir dairenin önünde durduğumuzda farkettim. Burası bizim küçükken ki 4'lü arkadaş grubumuzdan birisinin eviydi. O grupta ben ve Feyza vardık ama diğer iki erkek üyenin adını hatırlamıyordum. Uzun süre görüşmemiştik. Ardından kapıda ki yazıya odaklandım.

Demirkol Ailesi

Kapı açıldığında karşında gördüğüm sima ile boynuna atlamam bir oldu. Feyza...

Kardeşim, yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği o kız. İçeri geçtiğimizde Gül teyze ile Mete'yi gördüm. Artık taşlar oturmuştu.

İsmini hatırlamadığım o iki kişi Bartu ve Mete'ydi.

Her zaman geçmişi silmeye çalıştım. B12 eksikliğimde buna pek yardım etti. Ama onları da silmiştim yanlışlıkla. Gerçekten varlıklarını unutmuştum. Olur ya bazen bir arkadaşınızla uzun süre görüşmezsiniz ve unutursunuz, insanoğlu işte. Sarıldıktan sonra bileklerini uzattılar. Bilekliklerini gördüm. İsimleri yazıyordu ve bendede vardı bu bileklikten fakat nerde olduğunu bilmiyordum. Sonra Bartu uzattı.

"Evde buldum."alıp hemen taktım. Oturup eski anıları andık.

"Biz bir keresinde Feyza'yla her gün beşer lira biriktirip orijinal futbol topu alacağımızı söylemiştik ve asla yapmamıştık!"kahkahalara boğuldum uzun süre sonra.

"Salak! Bir kere çiğköfte almaya gittikten sonra lojmanda oturup yemeye başlayacakken senin parayı vermeyi unuttuğunu farketmiştik,çok utanmıştım."dedi Feyza

"Sus lan!"diye ekledim. Bartu araya girdi,

"Mete'de bir keresinde kaydıraktan takla atarak kaymayı denemişti ve yere düşüp ayağını kırmıştı. Her gün ziyarete gidiyorduk Birde imza atmıştık alçıya."dedi.

"Aptal."dedim.

"Sus kız!" Ona nah çektim.

"Ulan sanki sen çok sakin bi boktun! Hatırlıyor musunuz? Bir keresinde sahada futbol oynuyorduk, dediler "ki bu kızlarla mı oynayacağız,kızlar ne anlar futboldan?" Sonra Bartu gelip uçan tekmeyi çocuğa bir yapıştırmıştı. Diğerleri de Bartu'ya doğru gelirken Asena öne çıkıp gelen çocuğa yumruğu çaktı ve yere serdi. Sonra bizde gittik ve beraber çak yapıp çocukları benzetmiştik. Gülüp eğlendikten sonra Bartu'ya kaş göz işareti yaptım.

"Bizi biliyorlar mı?"

"Hayır."

Bartu'nun elini tuttum.

"Bu arada,biz sevgiliyiz."