17. bölüm · Kalp Nizamiyesi

16. Bölüm

Beyazz 🌫️🤍

Bartu'nun yanındaki sandalyede oturuyordum. Bartu ise uyuyordu ve saçları alnına dökülmüştü. Üstüne üstlük yanakları da kızarmıştı ve bu yüzden bi hayli tatlı görünüyordu. Yüzümde oluşan tebessümle beraber saçlarını okşadım. Ardından elim tenine değdi ve hissettiğim sıcaklıkla irkildim. Ateşi vardı ve yüksekti,hemen uyandırdım.

"Bartu,kalk!"

"Bartu!"

*10 dakika sonra*

"Bartu ateşin var uyan artık!" Bu çocuğun da uykusu yani...

Yavaş yavaş gözlerini açtı ve gözleri de biraz kızarmıştı.

"İyi misin?"

"Üşüyorum."

"Ateşin var çünkü." Dedim ve pikeyi üzeriden çekip aldım. Uzanmaya çalıştı ama yapamadı. Yanına oturup onu oturur pozisyona getirdim ve üstündeki sweatshirt'ü çıkardım ama alnını omzuma koyduğundan dolayı biraz zor olmuştu. Üstünü çıkarmıştım ama hâlâ başı omzumdaydı. Ellerimi yanaklarına koydum,ensesinde gezdirdim,saçlarıyla oynadım ve öptüm.

"Dur Bartu,hemşire çağırmam lazım."

"Çağırmasan olmaz mı ya?"

"Sen kendini pek önemsemiyorsun galiba. Neden çağırmayacakmışım?"

"Bana senden başka bir dişinin dokunması hoşuma gitmiyor! Şuradan bez ıslatta alnıma falan koy yani ben onlarla haşır neşir olmak istemiyorum kardeşim ya! Herşeyi çok abartıyorlar!" Yüksek ihtimalle ben ona bakayım diye söylüyordu, tanıyordum. Biraz sonra yanımda ıslak bezlerle Bartu'nun yanına oturdum. İlk önce ateşini ölçtüm ve 39 çıkmıştı. Bezi önce alnına sonra koltuk altına koydum. Yüzünü ekşimişti.

"Çabuk iyileş! Yakında düğünümüz var!"

"Gebersem bile o düğüne geleceğim."

.

Biraz sonra Bartu'nun ateşi düşmüştü. Ardından odaya Simay girdi.

"Enişteee,ablaaa! Ben geldim..."

"Hoşgeldin abiciğim."diye karşılık verdi Bartu. Aralarında ki ilişki çok tatlıydı. Gerçekten abi-kardeş gibilerdi.

"Hoşbuldumm."gelip yanımıza oturdu.

"Nabersiniz bakalım?"

"İyiyiz de,senin bi işin falan mı düştü?"

"Ne alaka ya!?"

"Böyle enerjik gelince genelde öyle oluyor."

"Yani sadece birşey soracağım."

"Sor bakalım."

"Bartu abi,"

"Hm?"

"Bu,Ayaz. Senin kardeşin olan..."meraklanmıştım.

"Nasıl birisi?"

"Sessiz,sakin. Müzik dinlemeyi çok sever. Konuşmayı pek sevmez ama sevdiği insanları dinlemeyi sever ve,birisini sevdi mi çok sever..."

"Hayırdır sen?"tek gözümü kırpıp kafamı sağa sola salladım.

"Hiç,"ortadaki "i"harfini uzatmıştı."biraz garip geldi de. Etrafa bile bakmayıp sadece müzik dinliyor."

"İyi, öyle olsun bakalım." Simay odadan çıktı ve gitti.

.

*Simay odaya gelmeden önce yaşananlar*

Simay oturmuş aldatıldığını öğrendiği anı düşünüyordu. Bir flörtü vardı,Fatih. Araları çok iyiydi ve sevgili olmak üzerelerdi. Fakat dün Bartu'nun yaralandığını öğrenmeden önce arkadaşlarıyla gittiği kafede bir kız ile onu kucak kucağa öpüşürken görmüştü. Yanına gidip ağzının ortasına bir tane yapıştırmayı da ihmal etmemişti. Ardından ise zaten Bartu'nun haberi gelmişti. Apar topar hastaneye gelmişti ve şimdi ise kantinde kahve içiyordu.

O sırada askeri üniforması ile bir asker gelmişti kantine, ablasının timinden birisiydi ama ismini bilmiyordu çünkü yeni gelmişti.

Asker bir filtre kahve alıp oturmuştu. Aralarında bir masa vardı ve çapraz oturuyorlardı"Espresso mu o? Oha herif zift içiyor!"dedi kendi kendine ve önünde ki Ice caramel macchiato ile bakıştı Simay. "Üzülme,senden vazgeçmem. Senden razıyım ben."dedi ve bir yudum daha aldı.

O sırada birşey oldu. Kantinin kapısında Fatih belirdi. Ardından Simay'a doğru yürüdü ve yanına geldi.

"Simay! Gel benimle!"kolundan tuttu ve çekiştirmeye çalıştı. Simay ise kolunu çekti.

"Pardon? Beni aldatan biriyle mi geleceğim. Ne s!kko işler bunlar?! Ayrıldık biz,anla artık bunu!"

"Benim duygularımla böyle oynayıp gidemezsin!"Simay şok olmuştu. Bu kadar gerizekalı olabileceğini düşünmemişti. Duygularıyla oynayıp mı? Onun mu duygularıyla oynanmıştı. Simay yüzünü ekşitti.

"Ben mi senin duygularınla oynadım!? Bence tam tersi,sen benim duygularımla daha çok oynamış gibisin! Şimdi buradan defolup git! Anladın m-"derken Fatih zaten küçük olan Simay'ı kolundan tutup zorla çekiştirmeye başladı. Kantinden çıktırlar ve terasa doğru ilerletti Fatih onları.

Fakat birşeyden haberleri yoktu. Fatih geldiğinden beri onları izleyen ve herşeyi duyan Ayaz ne olur ne olmaz diye onları gizlice takip ediyordu. Terasın yan tarafında bir oda vardı ve oralar son derece ıssızdı. Fatih odanın kapısını kapatıp Simay'ı duvara ittirdi. Sonra bir eliyle boğazını sıkıp diğer eliyle çenesinden sıkıca tutup yüzüne çevirdi.

"Benimle olacaksın! Anladın mı beni prenses?"

Simaydan gelen tek cevap ise çaresiz atmaya çalıştığı çığlıklar ve kafasını sağa sola sallayıp reddetmek olmuştu.

"Sen bilirsin prenses, bu güzelliğine yazık olacak ama."dedi ve bıçağını çıkardı. Boğazına dayadı.

Ayaz o sırada odanın başka bir girişini bulmuştu. Buranın kapısı yoktu ve sadece perdeyle kapatılmıştı fakat Fatih burayı görmemişti. Bıçağı gören Ayaz hemen içeri atladı,bir tekmeyle Fatih'i yere düşürdü.

"Kız istemiyorum dedi,uza."dedi son derece ifadesiz mimikler ama sinirli bir sesle.

Fatih ayaklanıp bıçağı Ayaz'a savurdu ve saplamaya çalıştı. Fakat Ayaz son anda tuttu bıçağı. İkiside yerdeydi ve Fatih Ayaz'ın üzerinde elinden geldiğince bıçağı bastırıyordu. Ayazda aynısını ters kuvvetle yapıyordu. Bıçak kalbinde saplanmamıştı ama biraz kayıp omzuna derin bir kesik atmıştı. O sırada Simay şoktan çıkıp arkadaki serum çubuğuyla Fatih'in kafasına vurdu. Fatih ise devrildi ve yana düştü.

Simay duvarın kenarına tekrar çöküp ellerini başının arasına almış ağlıyordu. Ayaz hemen kalktı. Simay'ın karşısına geçip o da Simay gibi yere çöktü.

"Teşekkür ederim,yardımın için yani."dedi su gibi dingin sesi. Elini omzuna koydu karşısındaki kızın.

"Sakin ol,geçti." Yine ifadesizdi ama bu sefer gözlerinde bir ifade vardı. Üzülmüş gibi bakıyordu ki zaten sesi yetiyordu.

Belli belirsiz okşadı Simay'ın omzunu ama o da beklemiyordu Simay'ın onun kucağına atlayıp sıkı sıkı sarılacağını. Burnuna gelen kokuyla yutkundu.

Korkuyordu Simay. Güvendiği bir gövdeye ihtiyacı vardı ve Ayaz'ın vücuduna sığındı.

Ayaz onun bu şekilde rahat olmadığını düşünerek. Sırtını duvara verdi ve Simay'ı dizine oturttu. Simay'ın elleri Ayaz'ın boynundaydı. Kafasını omzuna yatırmıştı. Ayaz'ın elleri ise bir eli belinde ve bir eli de sırtından uzanarak kolundaydı.

"Teşekkür ederim."dedi ağlayarak Simay.

"Önemli değil." Kafasını kaldırıp Ayaz'ın yanağına bir öpücük bıraktı. İkiside beklemiyordu aslında.

"Şey,yanağın..."dedi ve belli belirsiz elini uzattı ama yumruğunu sıkıp geri çekti elini. Az önce oluşan kesiğin üzerine yatmıştı Simay. Elini yanağına attı. Avcuna bulaşan kana baktı ve gözleri kocaman açıldı. Kan tutardı onu. Diğer elini ağzına götürdü. Öğürmeye başladı ve zar zor,

"Beni kan çok fena tutuyor!"demesiyle Ayaz'ın kucağına kusması bir olmuştu.

"Rezil oldum! Özür dilerim!"

"Şşt, tamam sakin ol sorun yok. İzin verirsen ben temizleyebilir miyim yanağını?"

"Olur, teşekkürler." Ayaz elini uzattı ve kanı temizleyip ağzını da sildi.

"Gidelim mi?"

"Gidelim ama bize gidelim,bunu telafi etmem lazım."

"Ama abim..."

"Ben baktım,iyiydi. Ablam yanında zaten."

"Peki." Ayağa kalktılar ve Ayaz önce timin yanına uğradı.

"Benim bi saatlik bir işim var,gelirim."

"Lan dur!"dedi Alaz. Benziyorlardı ikiziyle. Tek farkları Ayaz'ın annesinden aldığı yeşil gözleriydi.

"Onun üzerinde kusmuk mu vardı bana mı öyle geldi?"diye konuşmalar oldu timde.

Simay'ın yanına geri döndüler ve arabaya binip yola koyuldular.

"Adın neydi bu arada?"

"Ayaz."

"Simay bende, memnun oldum."

"Bende." Bir süre sonra eve geldiler ve tamda Babası evden çıkıyordu. Bu nedenle duvardan atlayacaklardı. Çünkü babası öndeki işlerini bitirip çıkana kadar yarım saat bekleyeceklerdi.

Ayaz Simay'ı belinden kavrayıp hafiften yukarı kaldırdı ama Simay beklemediği için Ayaz'ın ani hareketinden korkup küçük bir çığlık attı. Ayaz ise sadece hızlı olmak istemişti.

Hemen Simay'ı yere indirdi ve duvarla arasına aldı. Tüm vücutları birbirine değiyordu.

"Ay özür dilerim!"

"Şştt"dedi parmağını karşısında ki kızın dudaklarına götürerek. Aynı zamanda parmağı kendi dudaklarına da değiyordu,fazla yakınlardı...

Amaç ise duvardaki çıkıntının arkasına iki kişi sığabilmekti. General gelirse Ayaz'ı öldürürdü.

Bir tehlike olmadığına emin olduktan sonra tekrar belini kavradı.

"Kaldırıyorum."dedi ve Simay'ı sakince kaldırıp duvarın üzerine oturttu. Kendisi ise hızlıca barfiks çekercesine duvardan asılıp kendini yukarı çekti ve atladı. Ellerini yukarıya uzattı.

"Gel bakalım,tutacağım seni." Simay kendini aşağı bıraktı ve Ayaz onu sıkıca tuttu. İlerliyorlardı ve hâlâ Simay'ı kucağından indirmemişti.

"Birşey soracağım."

"Hm?"

"Duvardan nasıl öyle atladın?"

"Bordo bereliyim ben güzelim."

"Doğru ya."aralarında ki yakınlığın ikiside farkındaydı ama garipsemiyorlardı. Sanki günlük rutinmiş gibi davranıyorlardı ve,ikisinin de kalbinde filizlen bir takım duygular vardı.

"Beni neden hala indirmedin?"

"A,pardon."dedi ve indirmeye yeltendi Ayaz.

"Hayır,indirme."

"Nasıl istersen."

Evin arka kapısına gelmişlerdi ve içeri girdiler.

Simay Ayaz'a önce temiz kıyafet verdi. Babasının siyah tişörtünü vermişti. Birde siyah eşofman. Ardından aşağı da yaptığı kahveyi getirdi,aniden odaya dalınca gördüğü görüntü hoştu. Ayaz sadece eşofmanını giymiş duruyordu ve yarasına bakıyordu.

"Ay, özür dilerim! Hemen çıkıyorum."

"Sorun değil kal,zaten gördün göreceğini. Bana ilk yardım çantası getirir misin?"

"Hemen geliyorum."dedi ve kahveyi bırakıp çıktı. İlk yardım çantası biraz yukarıdaydı ve uzanamayıp Ayaz'ı çağırdı.

"Ayaz? Yardım eder misin?" Ayaz hiç cevap vermeden Simay'ın arkasına geçip ilk yardım çantasına uzanıp aldı ve Simay arkasını döndüğünde çok yakınlardı.

Onlar bakışırken Ayaz'ın yarasından bir damla kan daha süzüldü. Simay'ın bakışları oraya kayarken Ayaz hemen eliyle kapattı.

"Artık geçelim istersen. İyi değilsin."

Ayaz onu onayladı ve odaya geçtiler. Karşısında ki adam pansumanı yaparken içi gitti Simay'ın. Tentürdiyotu bastırırken dişlerini sıkmıştı Ayaz ve hareketlenmişti. Acıyla ufak bir mırıltıda döküldü dudaklarından. Simay uzanıp elini tuttu.

"Çok mu acıyor?"

"Boşver sen bunları."baş parmağıyla belli belirsiz elini okşadı Simay'ın, Simay da aynı şekilde.

Dikişi atarken daha çok acımıştı canı,ikisininde. Pansuman ve dikiş bittikten sonra bir süre daha oturup konuştular. Hastaneye döndüklerinde ise Arel komutanla bir takım konuşmalar geçmişti Ayaz arasında.

"O benim tişörtüm değil mi lan?"

"Yok komutanım,normal düz siyah tişört işte. Herkeste vardır." Çok önemsemeyip geçmişti en azından. Sonra Atlas'ın yanına gitti. Yağmurun yanında hareketsiz ve oturuyordu. Arada saatler geçmesine rağmen hâlâ uyanmamıştı. Atlas bitmiş ve yıkılmıştı. Elini omzuna koydu Atlas'ın.

"Kardeşim,gel bi terasa çıkalım,biraz hava al."

"Hayır."

"Atlas,hadi."

"ULAN YAĞMUR BURADA UYURKEN BENİM İÇİM RAHAT MI OLACAK! BEN ONSUZ ZATEN NEFES ALAMIYORUM,HA TERAS HA BURASI NE FARKEDER!? EN AZINDAN BURADA ELİNİ TUTUYORUM SAÇINI OKŞUYORUM,ORADA ONA NE KATKIM OLACAK?!"

"Şuanda da bi katkı sağlamıyorsun,sen burda olunca uyanacak mı?"gözlerine hüzün çöktü Atlas'ın. Birden bire coşkusu düştü.

"Hisseder belki..." Dedi ve birden ağlamaya başladı. Ayaz sımsıkı sarıldı kardeşine.

"Tamam kardeşim,sakinleş."Ayrıldı Atlas ondan.

"KORUYAMADIM! ONU KORUYAMADIM!YAPAMAD-"Derken tuttuğu elde bir hareketlilik hissetti. Sonra minik mırıltılar.

"A-atlas..."

"Yağmur... İyi misin güzelim, doktor çağırayım mı? Ağrın var mı?"diye peşpeşe sıraladı sorularını panikle.

"İyiyim..."

"Bu isteğin var mı, aç mısın ne istersin?"

"Seni."

Atlas sadece alık alık bakmakla kaldı. Yağmur zorla da olsa elini Atlas'ın yanağına uzattı ve okşadı. Kendine doğru çekti. Atlas hemen ona doğru yönelip boynuna sarıldı, ardından da saçlarını öptü.

O sırada Ayaz farkettirmeden çıktı odadan.

Atlas ise kafasını biraz geri çekip Yağmur'a baktı. Birkaç saniye öyle bakıştıktan sonra Yağmur usulca dudaklarını karşındaki adamın dudaklarına yasladı,biraz öyle durdu,sonra ise öpmeye başladı. Atlas şoktaydı ama aldırış etmedi ve karşılık verdi.

Normalde Yağmur kendini pek hazır hissetmediği için hiç böyle birşey olmamıştı,bu ilkti. İkisi içinde...

-----------------------

Bir bölüm daha ve uzunn. Ayrıca da destekler atmaya başladı çokkkk teşekkür ederimmm.

Bir de şöyle bir şey var. Ben bazı karakterlerin modellerini koymamıştım bunlar modeller.

Simay Demirsoy:
https://pin.it/3m8CsdW9w

Alaz-Ayaz Demirkol:
https://pin.it/27KyMb4cf

Kardelen Ayça Kalaycı:
https://pin.it/5TyAuv9Uh

Arel Demirsoy:
https://pin.it/4d78DUzuI

Yiğit Ali Güven:
https://pin.it/hT9VFqr90

Bu kadarrr. Birde son olarak kitaba giren ama pek görünmeyen bazı karakterler var onlarla da yavaş yavaş sahneler gelecek yani etkisiz eleman gibi kaldılar sanmayınnn. Seviliyosunuuuzz🤍🌟