8. bölüm · KALBİN ESİRİ

Bölüm 8: TOPLANTI

Safiye Yalçınkaya

Barkın'dan ayrıldıktan sonra kızların yanına gitmiştim. Kızlarla ufak bir sohbet ediyorduk ki, bir kadının yanıma gelip Barkın'ın kesinlikle eve gitmem gerektiğini bildirdi. Ne kadar ısrar etsem de kadın eğer eve gitmezsem kendisi için çok büyük bir sorun olacağını söylemişti. Barkın'a iyiyim dememe rağmen böyle bir şey yapmasını pek anlamamıştım. Kadının ve kızların çok fazla ısrarı ile şirketten ayrılıp eve dönmüştüm. Evde biraz olsun dinlenmek bana iyi gelmişti. Hava kararınca hemen kendimi uykunun kollarına bıraktım çünkü yarın yorucu bir gün olacaktı.

Sabah kalkıp hazırlanmaya başladım. Bugün önemli bir toplantı olacaktı. Barkın'ın yeni asistanı olarak toplantıya katılacaktım. Bundan dolayı biraz resmi giyinmek istedim. Üzerime siyah kayık yaka kabarık detaylı bir t-shirt giydim, altıma ise siyah geniş bir keten pantolan giydim. Hafif makyaj yapıp dalgalı saçlarımı salık bıraktım. Siyah mantar topuklu ayakkabılarımı giyip, çantamı da alarak evden çıktım. Arabama binip şireketin yolunu tuttum.

Arabamı otaparka park edip şirkete girdim. Kızların ve benim odam ofisin biraz ilerisinde olduğu için ofisin olduğu kata çıktım. Yüksek ihtimalle kızlar ofisteydi. Asansör ofisin olduğu katta durduğunda hızlıca inip ofise doğru adımladım. Tam da tahmin ettiğim gibi kızlar ofisteydi. Yanlarına doğru ilerledim. Yanlarına geldiğimde beni ilk farkeden Gece oldu. Hemen bana sarılıp
" Canım iyisin değil mi? Dün seni aradım ama ulaşamadık uyuyorsun diye rahatsız etmek istemedik " dedi. Yaren kafasını kaldırdı ve koşarak yanıma geldi
" Canım benim iyisin değil mi? " Dedi. İkisine gülerek
" İyiyim canlarım benim, iyiyim. Endişelenmeyin bu kadar ufacık bir bayıldım normal " dedim. Yaren beni elimden tutup etrafımda bir tur çevirdi. Ardından ise boğazını temizleyerek
" Rüya Hanım. Bu kadar şık olmanızın özel bir nedeni var mıdır acaba? " Dedi. Gülümseyerek
" Bugün önemli bir toplantımız olacağı için böyle giyindim Yaren Hanım " dediğimde Yaren'in birden yüzü düştü. Yüzü iğrenir gibi bir hâl aldı ve
" O meseleden dolayı diyorsun " dediğinde Gece ile bu haline güldük. Asla toplantıları sevmezdi özelliklede önemli toplantıları. Bugün ilk defa bir asistan olarak önemli bir toplantıya gireceğinden dolayı da ayrı bir s stresliydi. Yaren'in moralini yerine getirmek adına tıpkı bana yaptığı gibi elinden tutup onu etrafında bir tur dönderdim.
" Çok şıksınız Yaren Hanım peki sizin özel bir nedeniniz var mı? " Dediğimde anında morali yerine gelmişti. Beyaz uzun bir takım giymişti takıları, makyajı ve saçları ile kusursuz duruyordu. Yaren saçlarını elinin tersiyle geriye doğru iterek
" Her zamanki halimize göre bugün asistan olarak özel toplantıya gireceğim için. Bugünün ben düşüp bayılmadan güzel geçmesini diliyorum " dedi. Ona gülümseyerek Gece'ye döndüm. Gece de aşırı güzel olmuştu. Üzerine bordo bir takım giymişti ve takılarının da bordo olmasına özen göstermişti. Saçları ve hafif olan makyajı ile göz kamaştıracak kadar güzel olmuştu. Yani takım giymelerine rağmen bu kadar güzel olmalarına inanamıyordum. Zaten şirkette çalışan çoğu kişi kıskanıyordu güzelliklerini. Gece'ye gözlerimi kısarak baktım ve onu da etrafında bir tur dönderdim.
" Gece Hanım galiba toplantıda insanların aklını çelerek dosyalar hakkında fikir sahibi yapacaksınız " dediğimde Gece çok narin bir şekilde kahkaha attı. Zaten şu narinliğine bitilirdi.
" Bugün ben de tıpkı sizin gibi özel bir toplantımız olduğundan dolayı böyle giyindim. Bana değil de sizin çizimlerinize bakarlarsa bence yeteri kadar fikir sahibi olurlar " dedi. Bu söylediğine çok mutlu olmuştum. Yaren ve kendisi her zaman bu şirketteki en güzel çizimlerin bana ait olduğunu söylerlerdi.

Aramızda konuşuyorduk ki Barkın, Turan ve Oğuzhan'ın bize doğru geldiklerini gördüm. Yanımıza geldiklerinde Oğuzhan Yaren'e baktı ve
" Şükürler olsun ki gelmişsin biricik asistanım. Yani seni dün ikna etmeye çalışmaktan canım çıktı desem yeridir " dedi. Yaren hemen kaşlarını çattı ve
" Ne yapabilirim. Sana dedim ki ben ilk defa asistan olarak özel bir toplantıya gireceğim dedim. Sana normal bir toplantıda bile stres olduğumu da söyledim daha seni tatmin etmek için ne söyleyeyim!" Dedi. Oğuzhan elleri cebinde bir şekilde
" Toplantılara asistanım olarak benle girmeyeceksen ne anladım ben bu işten " dedi. Yaren daha da sinirlenerek
" Ben sana beni asistanın yap diye bir şey söyledim mi? " Dedi. Oğuzhan Yaren'e göre aşırı rahat bir tavırla
" Sonuç olarak yine benim asistanımsın " dedi. Yaren tam ağzını açacakken arkadan biri
" Beni böyle mi karşılıyorsunuz? " Dedi. Hızla arkamı döndüğümde Alara'yı gördüm. Birkaç saniye doğru mu görüyorum diye düşündükten sonra doğru gördüğüm farkına vardım ve koşarak Alara'ya sarıldım. Ben Alara'dan ayrıldıktan sonra kızlarda hızla sarıldı. Alara bize kaşlarını çatarak
" Neden beni hiç aramadınız? " Dedi. Gece hemen söze girerek
" Canım tabii ki de aradık ama sana bir kaç defa ulaşamayınca Alparsalan Bey ile görüştük. Zaten biraz sen kafanı topla diye yurt dışına çıkmışsınız " dedi. Son olan olaylardan sonra Alara'nın psikolojik olarak iyi hissetmesi için Alparslan Bey Alara ile birlikte yurt dışına çıkmıştı. Biz de Alara'nın iyi hissetmesi açısından bu süraçte Alparslan Bey ile haberleşmiştik. Alara bize gülümseyerek
" Biliyorum canlarım benim sizin beni asla yalnız bırakmayacağınızı. Yurt dışında biraz kendini toparladıktan sonra sizi çok özlediğim için direkt buraya dönmek istedim " dedi. Üçümüz aynı anda gülümsyerek ona baktık. Bakışlarım ofisin girişine takıldığında gördüğüm kişi ile gülüşüm güzümden silindi. Kızlar ve Alara da benim baktığım yere baktığında olacaklara kendimi hazırlayıp beklemeye başladım.

Asır kollarını iki yana açarak
" Alara ablam benim, canım ablam. Hoşgeldin iki gözümün çiçeği " dedi. Bir anda şok olmuştum. Şuan dışardan bakan birinin onun Alara'yı silahla vurduğunu düşünmesi imkansızdı. Zaten bizi de hiç kaçırıp evine esir etmişe benzemiyordu. Alara yanımızda olduğu için gerildiğini anlamıştım. Alara gerildiğini belli etmemeye çalışarak ona dik dik baktı ve
" Ne işin var senin burada? " Dedi. Asır ona gülümseyerek
" Ortağı olduğum şirkete geldim ablacığım " dedi. Alara onunla daha fazla münakaşaya girmek istemediği için yanından hızla geçip ofisten çıktı. Kendisini silahla vuran öz kardeşinin bulunduğu bir ortamda bunu yapması tam yeriydi daha fazlasını yapmadığına bence Asır şükretmeliydi. Yaren ve Gece Alara'nın arkasından gittiğinde bende tam gidecektim ki arkamdan Barkın
" Sen benimle gelir misin? " Dedi. İsmimi söylemese bile bana söylediğini anlamıştım. Alara'nın yanına ne kadar gitmek istesemde Barkın beni çağırıyorsa önemli bir şey olduğunu düşündüm. Asır vereceğim cevaba dikkat kesilmişti. Barkın'ın yanına asla gitmemi istemediği çok belliydi. Barkın'a doğru döndüm ve kafamı salladım daha sonra yanına doğru ilerledim. Barkın yana doğru kaydı ve önden geçememi bekledi. Ben geçtikten sonra arkamdan geldiğini adım seslerinden anladım. Asistan ve patronun odaları iç içe olduğundan dolayı ilk kapıyı açtığımda benim odam görüş açısına girdi. Odamın duvarları beyaz renkti ve bir köşeyi sadece sevdiğim çiçeklere ayırmıştım. Tabii biri hariç, papatya. Bana papatyayı her zaman sevdiğim adamın almasını istedim. O yüzden her çiçekte elini cebine atan ben papatyalara hep gülümseyerek geçerim. Çiçeklerimin çaprazında çalışma masam ve masamla takım olan koltuklarım vardı. Çalışma masam kahve tonundaydı. Son olarak masamın yanında küçük bir dosya dolabım vardı. Dosya dolabımda masamla takım olduğu için aynı renkti.

Odamın içinden ilerleyip masamın karşısında duran Barkı'ın odasının kapısının önünde durdum ve Barkın'a döndüm.
" Girebilir miyim? " Dedim. Barkın kafasını sallayıp
" Tabii ki de girebilirsin " dedi. Önüme döndüm ve kapının kulbunu çevirdim. İçeriye girdiğimde Barkın'ın odasına hızlı bir şekilde göz attım. Duvarlar gri renkti ve tam karşıda uzun siyah bir masası vardı. Masasının önünde ise masası ile aynı renk olan iki tane koltuk vardı. Masasının yanında ise tıpkı benimki gibi dosya dolabı vardı. Sadece dolabı benimkine kıyasla daha büyüktü.

Hızlıca ilerleyip siyah koltuklardan birine oturdum. O da masasına ilerledi ve koltuğuna oturdu. Masasının üzerinde toplu olarak duran dosyaları bana doğru uzattı ve
" Hepsini toparladım. Zaten bugün olacak olan toplantıda konuşacağımız çizimlerin neredeyse hepsi senin. Yine de senin de bir göz atmanı istedim " dedi. Dosyaları elinden aldım ve hızlıca incelemeye başladım. Hepsi sunabileğimiz boyuttaydı. Zaten Barkın'ın da dediği gibi çoğu bana ait çizimlerdi. İncelememi bitirdikten sonra Barkın'a döndüm ve
" Bence hepsi güzel eğer sende bu kadar sunmamızı istiyorsan bana uyar " dedim. Kafasını sallayıp
" Bu kadar yeterli " dedi. Kafamı salladım ve dosyaları elime aldım
" Başka bir şey yoksa ben çıkayım " dedim. Barkın
" Bu kadardı hepsi. Toplantıda görüşürüz" dedi. Ona döndüm ve hafif tebessüm ederek
" Görüşürüz " dedim. Oda sessiz olduğu için topuk sesim odada yankılanıyordu. Kapıdan çıktım ve dosyaları masama bıraktım. Toplantıya daha yarım saat olduğu için kızların yanına gitme kararı aldım. Gece'yi aradığımda şirektin giriş kısmındaki kafeterya da olduklarını öğrendim. Asansöre bindim ve yanlarına gittim. Gittiğimde Alara da oradaydı ve az önceki olaya göre iyi görünüyordu. Yanlarına gidip oturdum ve kahvemi söyledim. Yaren
" Barkın seni çağırmış canım? " dedi. Yaren'e baktım ve
" Evet canım. Dosyaları verdi birazdan toplantı olacağı için " dedim. Yaren yüzünü ekşiterek
" Toplantı deme Rüyacığım. İçimi afakanlar basıyor " dediğinde hepimiz kahkaha attık. Yaren bizim gurubun resmen neşesiydi.

Kahvelerimizi içtik ve Alara'nın iyi hissetmesi için onunla uzunca sohbet ettik. Toplantıya on dakika kala Alara toplantımızın olduğunu bildiği için kalktı. Ona çıkana kadar eşlik ettik ve hızla odalarımızın olduğu kata çıktık. Odama girdiğimde Barkın çoktan çıkmıştı. Bende hızla dosyaları alıp çıktım. Toplantının başlamasına beş dakika vardı. Toplantı odasının kapısını açıp girdiğimde Barkın, Turan, Oğuzhan, Yaren ve Gece vardı. Barkın'ın yanındaki iki sandalyede boştu birini çekip oturdum. Karşımdaki boş sandalyede kimin oturacağını bilmiyordum heralde önemli biri oturacaktı. Turan ve Gece, Oğuzhan ile de Yaren karşı karşıya oturuyordu. Dosyaları önüme koydum ve beklemeye başladım.

Biraz zaman geçtikten sonra toplantı için çağırdığımız önemli kişiler yerlerine oturdu ama hâlâ karşımdaki sandalye boştu. Kapı tekrar açıldığında gelen kişiye bakınca Asır olduğunu gördüm. Geldi ve tam karşımdaki sandalyeye oturdu. Daha sonra bana bakıp göz kırptı. Ona her zamanki olduğu gibi iğrenircesine bakıyordum. Maalesef o da bu şirektin bir ortağı olduğu için toplantıda bulunması gerekiyordu. Açıkçası gelmesinden rahatsız olmuştum. O kadar yaşadığım şeyden sonra bu normaldi. Barkın'ın bakışlarını üzerimde hissettim ona baktığımda bana bakıyordu ve Asır'ın gelmesinden rahatsız olduğumu anlamıştı.

Toplantının derhal bitmesini istediğim için önümdeki dosyaları Barkın'ın önüne koydum. Herkeste geldiği için Barkın direkt uzatmadan konuya girdi.
" Bugün Karayel şirketinin tasarlamış olduğu bir takım çizimleri anlaşmalı olarak çalıştığımız şirektlerin patronları ile paylaşmak için burada bulunuyoruz. Çizimlerimizi inceleyip görüşlerinizi bizim ile paylaşmanızı istiyoruz. Ona göre bu tasarımlar ile ilgili ortak bir karar alacağız " dedi.

Sesi sert ve yaptığı işteki ciddiyetini belirten düzeydeydi. Bu kendisinin günlük hayattaki ses tonuyla aynıydı. Tehlikeli bir insan olduğu bence ses tonundan bile belliydi. Yanındaki adama işaret etti ve elindeki çizimleri ona verip anlaşmalı olduğumuz şirketlere dağıtmasını istedi. Adamı ben şuan fark etmiştim haralde ben girdikten sonra girmişti. Adam dosyaları dağıttı ve eski yerime geçti. Adının Görkem olduğunu bildiğim adam
" Çizimleriniz mükemmel ötesi. Bu şirket ile zaten en başından anlaşma yaptığımda çok iyi sonuçlar alacağımı biliyordum " dedi. Mutlu olmuştum açıkçası. Şireket açısından böyle yorumlar çok iyiydi. Adının Tufan olduğunu bildiğim adam ise
" Mankenlerin üzerinde bu çizimleri görmek gerçeten muazzam olacak. İnsanlara böyle çizimler ile başarıyı ve ilham ışığını yansıtmış olacağız " dedi. Ben onlar her böyle güzel yorum yaptıkça mutlu oluyordum. Bütün şirketler arası ortaklarımız yorumlarını paylaşıyordu. Bir anda Asır
" Ne kadar fazla uzattınız. Tamam çizimleri beğendiyseniz bunu yüzlerce defa tekrar etmenize gerek yok. Değerli vaktimi öldürmek hiç benlik değil. Toplantı bitti uzatmayın " dedi ve ayağa kalktı. Daha sonra yalandan kocaman sırıtarak
" Görüşmek üzere canım ortaklarım " dedi ve toplantı odasını terk etti. Barkın sinirlendiğini ne kadar iyi gizlese bile hafif de olsa anladım. Durumu toparlamak adına
" Ortağımızın yaptığı saygısızlığın kusuruna bakmayın. Çizimleri sizin için dosyalara alıp özel olarak şirketlerinize temin edeceğiz " dedim. Normalde bu konusmayı Barkın'ın yapması lazımdı ama onun sinirli olduğunu bildiğimden o sakinleşene kadar ortamdaki gerginliği biraz atmaya çalışmıştım. Barkın yaptığımı anlamış olacak ki sakince ilk bana bana baktı sonradan ortaklarımıza dönüp
" Asistanımın da dediği gibi ortağımızın yaptığı saygısızlığın kusuruna bakmayın. Çizimlerimizi sizlere en kısa sürede temin edeceğiz. Toplantı bitmiştir " dedi. Bunu söylerken ses tonu o kadar sertti ki bir an ben bile ürkmedim değil. Ayağa kalkıp ortaklarımızı uğurladık daha sonra tekrardan eski yerlerimize oturduk. Asıl toplantı yeni başlıyordu. Turan sessizliği bozarak
" Abi sen şu herife bak daha bir de değerli vaktini öldüremezmiş. Neden şirekete ortak olduysa " dedi sinirle. Tek sinirli olan o değildi şuan hepimiz sinirliydik. Bizimle ortaklığı bile kesebilirlerdi Asır gibi bir insan ile muhattap olmamak için. Oğuzhan sinirle
" Abi bu adam yatsın kalksın Barkın'a şükretsin yoksa ben ne yapacağımı biliyorum " dedi. Şuan bir şey farketmiştim onlar sadece bizim yanımızda sinirlerini gösteriyorlardı o da kesinlikle tamamı değildi. Az önce toplantıda Asır o sözleri söylerken oldukça fazla sakin gözüküyorlardı aynı şekilde Barkın da. Oğuzhan ve Turan sinirden yerlerinde duramadıkları için çıktılar. Yaren ve Gece de onların arkasından gitti. Ben Barkın'ın yanında sessizce oturuyordum heralde Barkın da sinirinin sonuna gelmiş olacak ki ayağa kalktı ve bana
" Ben odamdayım bir şey olursa gel " dedi ve kapıyı açıp hızla çıkıp gitti. Zaten Barkın'dan beklediğim bir harketti. Boş boş durmak istemediğim için çizimleri alıp odama gittim. Her ortak olduğumuz şirket için her çizimden birer tane koydum dosyalara son olarak sadece Barkın'ın imzası gerekliydi. Şirektin sahibi oydu sadece o imza atsa yeterliydi. Az önceki siniri hâlâ üzerinde olduğu için ilk başta yanına gitmek istemedim. Daha sonra bağırabileceğini bile göze alarak yavaşça kapısını çaldım. Birkaç saniye bekledikten sonra içerden 'gel' sesi geldi. Derin bir nefes alıp kapıyı yavaşça açtım. İçeri girdiğim an kafasını kaldırıp bana baktı
" Eeee... Şey ben şey için geldim! " Diye saçma sapan bir şekilde konuştum. Bir an ne diyeceğimi unuttum. Barkın hafif kaşlarını çatarak
" Bir şey mi var? " Dedi. Sesi çok sakindi. Ama daha az önce çok sinirli değil miydi?
" Ben dosyaları hazırladım da onları imzalatmak için gelmiştim aslında " dedim. Barkın kafasını salladı ve
" Tamam getir imzalayayım " dedi. Çok sakin konuşuyordu ve asla günlük hayatta bile böyle konuşmuyordu. Kendime gelmek için boğazımı temizledim ve yanına götürüp önüne koydum dosyaları. Yanında durup imzalamasını beklemeye başladım. Çok sakindi hâlâ dayanamayıp sordum
" Sen az önce çok sinirliydin şimdi neden bu kadar sakinsin " dedim. Kafasını kaldırmadan
" Biraz sakinleştim diyelim. Hem gerçekten şuan onu takamam " dedi. Bir mafya gerçekten bu kadar kolay sakinleşiyor muydu ya? Ben hâlâ üzerimdeki şoku atlatmış değildim Barkın'ın sesiyle ona döndüm
" Burada neresi imzalanacak? " Dedi. Dosyaya doğru eğildim ve parmağım ile imzalaması gereken yeri işaret ettim. Kafamı kaldırırken bana doğru baktığını farkettim ama çok kısa bir andı. Son olarak gösterdiğim yeri de imzaladı. İşi bittiğinden dolayı imzaldığı her kağıdı ayrı ayrı dosyalara yerleştirdim. Ona baktım ve
" Teşekkür ederim. Kolay gelsin " diyerek çıktım. Gerçekten bugün yorulduğumu hissetmeye başlamıştım.

Gün boyunca masamdan kesinlikle kalkmadan biriken dosyalara baktım. O kadar fazla dosya vardı ki bir an içinden çıkamayacağım zandetmiştim. En son havanın yavaş yavaş karardığını görmüştüm. Kızlar beni arayıp eve gideceklerini söylemişlerdi ama benim daha işim bitmediği için gitmeyi reddetmiştim. Kapı sesi gelince Barkın'ın odasından çıktığını gördüm. Bana bakıp
" Resmen şireket boşaldı niye daha çıkmadın?" Dedi. Ona bakarak
" Şu dosyaları halletmeye çalışıyorum ama hâlâ bitmedi " dedim. Resmen yorgunluğum sesimden okunuyordu.
" Tamam sorun değil kalsın, gerisini ben hallederim " dedi Barkın.
" Ama bu senin işin değil ki benim işim " dedim. Şuan resmen ağlamak üzere olan çocuktan farksızdım. Barkın gülümseyerek
" Bugünlük bu kadar yeter yeteri kadar yoruldun hem bugün " dedi. Gerçekten haklıydı çok yorulmuştum. Daha fazla uzatmayıp masamı hızlıca toparladım. Çantamı da alarak yanına doğru adımladım yana kaydı ve benim ilk geçmemi bekledi. Anlamadığım bir şekilde hep bu hareketi yapıyordu. İlk ben çıktım ardımdan da Barkın çıktı. Birlikte asansöre doğru ilerledik. Asansörün yanına geldiğimizde içer girdik. Otaparkın olduğu tuşa basıp beklemeye başladık. Asansörden indiğimizde çok az sayıda araba vardı. Bugün fazlasıyla çalışmıştım. Barkın bana döndü ve
" Ben yarın gecikebilirim sen benim yerime şireketi biraz idare edebilir misin? " Dedi.
" Tabii ki de olur " dedim. Arabamın önüne geldiğimde
" Ben gidiyorum. Görüşmek üzere " dedim.
" Görüşürüz. Dikkat et " dedi ve o da arabasına doğru adımladı. Arabama binip, çalıştırdım ve şirketten uzaklaşmaya başladım. Benim için çok yorucu bir gündü.