5. bölüm · KALBİN ESİRİ

Bölüm 5: GİZLİ SIRLAR

Safiye Yalçınkaya

Kızlarla birlikte çok hızlı bir şekilde Asır'ın evinden çıkmıştık. Evinden baya bir ileriye gitmiştik ki mağzaların olduğu geniş bir meydana gelmiştik. Gece 10 veya 11 olması lazımdı. Ama hâlâ insanlar sanki gündüz vaktiymiş gibi alışveriş yapıyorlardı. Kızlarla böyle bir yere ulaştığımız için mutluyduk çünkü gecenin bir vakti özellikle bir kadın olarak karanlık izbe bir yerde yürümemiz uygun veya güvenli değildi.

" Şimdi ne yapacağız? Tamam geldik ama Alparslan Beyi nasıl bulacağız? " Dedi Yaren. Derin bir nefes alarak konuşmaya başladım
" Kızlar, bildiğiniz gibi Alara'nın düğünü Yıldızlar Düğün Salonu'nda oldu. Alara'yı yüksek bir ihtimal Yıldızlar Düğün Salonu'na en yakın hastaneye kaldırmışlardır " dedim. Yaren ise
" Tamam o zaman hemen birine sorup oraya gidelim. Çünkü daha fazla zaman kaybedemeyiz " dedi. Daha fazla zaman kaybetmemek adına kızlarla hemen ilk gördüğümüz kadının yanına ilerledik. Gece uzatmadan
" Merhabalar. Kusura bakmayın rahatsız ediyoruz ama Yıldızlar Düğün Salonunu biliyor musunuz acaba? " Dedi Gece. Kadın bize baktı. Hepimiz zaten düğün salonundan çıkmış gibi durduğumuz için anlam vererek
" Kuzularım orası buraya uzak ama çok uzak değil. Sizin burada ne işiniz var? Kayıp falan mı oldunuz? " Dedi. Kadının karşısına oturup bütün yaşadıklarımızı anlatmayacağımız için kısa bir şey uydurdum
" Abla biz gelinin arkadaşlarıyız. Burada da kuaför vardı biz burada hazırlandık. Hepimiz çantalarımızı kuaförde unuttuk buraya geldik ama düğün salonunu bulamıyoruz " dedik. Kadın bize tebessüm ederek
" O zaman çantalarınızı tekrar unutmuşsunuz " dedi. Evet, uydurduğum yalanımda bir yeri gözden kaçırmıştım. Yani kadın neden bu kadar bizi soru yağmuruna tutuyordu orası da muammaydı ama neyse. Yaren hemen atladı
" Abla biz gittik gitmesine ama kuaför kapanmış biz de geri dönelim yarın gelir alırız dedik " dedi Yaren. Canım arkadaşım yalanımı iyi döndermişti. Kadın söylediklerimize inanmış olacak ki
" Kuzularım şu aşağı caddeye doğru ilerleyin biraz giderseniz zaten görürsünüz orada bir taksi durağı var oradan binip gidin " dedi. Kadına teşekkür ederek yanından ayrıldık. Ne vardı şunu ilk başta söyleseydi. Kızlarla hızlıca kadının tarif ettiği yere gittik. Gittiğimizde durağın önünde bir tane adam oturuyordu ve tek bir tane taksi vardı. Hızlıca
" Kolay gelsin abi. Bizi Yıldızlar Düğün Salonunu'na en yakın hastaneye götürebilir misin? " Dedim. Adam kafasını kaldırdı ve bize baktı. Ardından ise
" Tamam abim. Arabaya binin anahtarı alıp geliyorum " dedi. Başımızla onay verip direk arka kolduğa bindik. Kısa bir süre sonra adamda bindi ve bizi hastaneye götürmeye başladı.

Hastane'nin önüne geldiğimizde durdu. Her zaman telefon kılıfımın arkasına para koyduğum için kendimle o an gurur duydum. Allah'tan Asır hattımı alırken paramı almamıştı. Hızla adama uzatıp arabadan indik. İner inmez hızla hastaneye koştuk ve içeri girdik. Hastane'ye girdiğimizde danışmanın yanına doğru hızla gittim. Koltuğunda oturan kadının yanına ulaşır ulaşmaz
" İyi günler. Alara Dumanlı burada mı acaba?" Dedim. Az kalsın Alara Yıldıran diyecektim. Bence Alara Asır ile aynı soyaddan kurtulduğu için bile mutlu olmalıydı. Kadın hızlıca bilgisayarına bakıp
" Evet. Hastanın kaydı burada bulunuyor. 4. Kat 552. Odada " dedi. Kızlarla kadına kafamızı sallayarak hızla asansöre bindik. Asansörden indiğimizde Alara'nın odasının bulunduğu koridora döndüğümüzde Alparslan Beyi kapının önünde gördük. Hızla yanına doğru gittik. Bizi gördüğünde rahat bir nefes verdi ve
" Asır denen pislik sizi kaçırmış. Bütün korumalarımı sizi bulması için gönderdim. Aklım çıktı meraktan " dedi. Alparslan Beyin yanında kızlarla soluklanıyorduk. Neredeyse sabahtan beri koşuyorduk. Yaren
" Enişte sen bizi boşver. Alara nerede? Ameliyata aldılar mı? " Dedi. Alparslan Beye baktığımızda kafasını salladı ve
" İyi iyi merak etmeyin. Ameliyatan çıktı odada şimdi. Sizi görünce mutlu olur girin içeri kimse yok "dedi. Alparslan Bey sözünü bitirir bitirmez direk odaya daldık.

Odaya girdiğimizde gözüme ilk çapan şey Alara'nın solgun yüzü oldu. Bitkin bir şekilde yatağında uzanıyordu. Kısık olan gözleri bizi görünce ışıltıyla aydınlandı. Kısık olan sesiyle
" Rüya, Gece , Yaren " dedi ve ufak bir öksürük krizi geçirdi. O an kızlarla gözlerimiz doldu. Hemen Alara'nın yanına gittik. Derin bir nefes alarak
" Kendini yorma. Bak sana söz verdim ve geldim " dedim. Alara bir anda sarsılarak ağlamaya başladı.
" Kızlar çok özür dilerim. Ben asla böyle olmasını istemezdim. İhtimal bile vermiyordum Asır'ın böyle bir şey yapacağına " dedi Alara. Onu böyle görmek bizi daha çok üzüyordu. Yaren göz yaşlarını sildi ve
" Alara tamam. Burada senin asla bir suçun yok. Oldu bitti kendini kesinlikle suçlama " dedi. Gece ise
" Aynen Alara. Sakın böyle bir şey düşünme. Bak bizde hiçbir şey yok buradayız " dedi. Alara bizi gördükçe daha da ağladığı için konuşmamızı kısa tutup hemen odadan çıktık. Yaşadığımız şeyler normal olmasa bile biz güçlü durup yan yana olmalıydık. Her zaman birbirimizin destekçisi yine bizdik.

∞ ∞ ∞

Bir günlüğüne çalıştığım şirketten izin aldım çünkü Alara'nın yanında kalmıştım. Alara biraz da olsa son yaşanan olaydan sonra kendine gelebilmişti. Ama Alara'nın üzgün olduğunu biliyordum. En mutlu gününde kendi öz kardeşi tarafından vurulmuştu. Hem istediği gibi bir düğünü olmamıştı hem de kardeşinin bu yaptığı onu derinden etkilemişti.

Kızlarla sözleşmiştik bugün ben Alara'nın yanına kalmıştım. Benden sonra Yaren, Yaren den sonra ise Gece kalacaktı Alara'nın yanında. Saat gece yarısına geliyordu. Kapının açılmasıyla gözlerim kapıya ilişti Yaren gelmişti. Odaya girdi ve
" Canım ben her şeyi ayarladım. Hadi sen git biraz dinlen zaten işe gideceksin baya yoruldun " dedi. Gerçekten tek sahip olduğum değerim kızlardı. Ben yarın işe gideceğim diye Yaren gelmesi gereken saatten epey önce gelmişti ve gidip biraz olsun dinlenmemi istiyordu.

Oturduğum yerden kalktım ve hızla Yaren'in boynuna sarıldım
" İyi ki varsın herşeyim " dedim. Yaren ise bana sıkıca sarılıp
" Sende iyi ki varsın şapşik " dedi. Bazen gerçekten şu hayatta ki tek şansımın kızlar olduğunu düşünüyordum. Hızla eşyalarımı topladım Alara uyuduğu için ses yapmadan hızla çıktım ve eve gittim.

Sabah olduğunda hızla uyanıp üzerimi değiştirdim. Altıma mavi uzun ve geniş bir kot pantolon giymiştim. Üzerime de sıradan beyaz bir t-shirt giydim. Hızla saçlarımı topladım ve hafif bir makyaj yaptım. Daha sonra bugün üzerinde çalışacağım çizimleri alıp, çantamı aldım ve beyaz sporlarımı giyerek evden çıktım. Evden kimseye görünmemeye çalışarak çıkıp hızla arabama bindim. Çünkü ne kadar adını anmak istemesem de Asır beni gözetliyor olabilirdi. Hızlıca arabayı çalıştırıp çalıştığım Karayel şirketine gittim.

Şirkete gittiğimde heryer temizleniyordu. Üstelik bütün çalışanlar özenle giyinmişti bunun nedenini öğrenmek için direkt Gece'nin odasına gittim. Kapıyı çalıp içeri girdim Gece beni görür görmez ayağa kalkıp
" Tatlım, hoşgeldin " dedi. Gece' ye sıkıca sarıldım. Gece daha sonra
" Alara nasıl iyi mi biraz daha? " Dedi.
" İyi olmaya çalışıyor " dedim. Daha sonra
" Gece neden herkes böyle bir özenli giyinmiş? Üstelik herkes de bir telaş var, yeni bir proje teklif etmek için mi gelecekler? "dedim.
" Rüya şirketin asıl sahibi gelecemiş "
dedi Gece.
" Ne? Şirketin sahibi Barlas Bey değil miydi? " Dedim. Gece
" Bende öyle sanıyordum ama değilmiş. Kaç aydır burada çalışıyoruz daha şirketin sahibini bilmiyoruz " dedi. Şok olmuştum resmen. Ben Barlas Beyin patron olduğunu düşünüyordum ama değilmiş.
" Peki patron kim? " Diye sordum Gece'ye.
" Bende bilmiyorum. Bugün gelecekmiş gelirse görürüz " dedi. Aklım karışmış bir şekilde Gece'ye veda edip odama gittim.

Şirketteki saatlerimin sonuna yaklaşmıştım. Son saatlerimde takım arkadaşlarımla tasarlayacağımız proje hakkında konuşuyorduk. Bu Proje üstünde çalışmamı Barlas Bey istemişti. Proje hakkında nasıl bir ilerleme kaydedebileceğimiz hakkında herkesin görüşünü alıyordum. Bir anda odamın kapısı sert bir şekilde açıldı. Kaşlarımı çatarak kapıya doğru baktım. İki tane kehribar rengi hareye gözlerim iliştiğinde gelen kişi anlamıştım. Bu Barkın'dı. Barkın takım arkadaşlarıma gözüyle kapıyı gösterdi. Takım arkadaşlarıma baktığımda hepsi toparlanıyordu. Onlara şok olmuş bir şekilde bakıyorken işlerini bitirip dışarıya çıktılar. Kapıyı kapatıp çıkmışlardı ki sert bir şekilde Barkın'a baktım
" Sen kim oluyorsun da benim takım arkadaşlarımı gönderebiliyorsun? " Dedim. O benim aksime aşırı rahat bir tavırla karşımdaki koltuğa oturdu ve
" Patronları olarak " dedi. Sözünü bitirdiğinde bugünkü geçirmiş olduğum şoklara bir tane de kendisi eklemiş oldu.
" Sen nasıl patronsun ya? " Dedim. Barkın ofladı ve
" Dışarıda koskoca Karayel yazıyor. Patronu olmasam koskoca pankartta soyadım olur mu? Şirketin sahibi ben olduğum için benim soyadım şirketin adı " Dedi. Haklıydı dışarıda koskoca tabelada Karayel yazıyordu ve ben hiç farketmemiştim. Karayel'i Barlas Beyin hoşuna giden ve şirekti yansıtan bir ad olarak koyduğunu düşünmüştüm. Demek soyadı Karayel'di.
Barkın Karayel.
" Ben bu şirkette sekiz aydan fazla çalışıyorum ama seni hiç görmedim " dedim. Dudakları yukarı doğru kıvrıldı ve
" Bu kadar görmek istediğini bilseydim senin için özellikle gelirdim güzelim " dedi ve göz kırptı. Bu söylediğine karşılık ona sinirli bir şekilde baktığımda kafasını geriye doğru atıp kahkaha attı. Açıkçası itiraf etmem gerekiyorsa çok güzel gülüyordu. Karşısında normal bir insan olmasına rağmen kendisi gülünce mest oluyordu. Herkesin yanında güldüğünü zannetmiyorum. Her zamanki ciddiyetini az önce bile görmüştüm.
" Onu mu diyorum sence? Sen mafya mı? Suikastçı mı? Artık bilmiyorum neysin. Senin nasıl bir şirketin oluyor " dedim. Bana bakıp
" Ben bir mafyayım ama sıradan bir mafya değil. Alanımın en üst seviyesinde yer alan bir mafyayım. Ama mafya olduğumu belli etmemeliyim. Bu yüzden birkaç şirketim olsun ki dikkat çekmeyeyim. Son olan olaylarda da anlamışsındır ki Asır'ın düşmanıyım. Normalde kendi çapında büyümeye çalışan kişilerle işim olmaz. Ama Asır işleri onu yok edeceğim bir pozisyona getirdi " dedi ve umursamaz tavrından ödün vermeyerek devam etti
" Ben de onu seve seve yok ederim " dedi. Aralarında her ne varsa önemli bir şey olmalıydı. Daha sonra cümlesine devam etti
" İşini bitirmek istediğim çok kişi olduğu için pek şirkete uğramam maksat bir şirketin sahibi olayım " dedi. Fazla üstelemedim ve
" Peki buraya neden geldin? " Dedim.
" Seninle anlaşma yapmak için " dedi.
" Ben bir mafyayla anlaşma yapacak kadar kafayı yemedim. Belki bana zarar vermek gibi bir amacın olmayabilir ama istemiyorum. " Dedim ve ayağa kalktım. Eşyalarımı topladım ve çantamı omzuma taktım. Tam kapıdan çıkıyordum ki Barkın'ın söylediğini işittim.
" Tek sorunun çok erken konuşman " dedi. Onu duymazdan gelerek odamdan çıktım ve otoparka doğru ilerledim.

Otoparka indiğimde garip, insanı rahatsız edecek dercede bir sessizlik vardı. Son olan olaylardan dolayı kendimi ürküttüğümü düşünerek kafamı iki yana salladım ve arabamın önüne doğru yürüdüm. Tam arabamın önüne gelmiştim ki iki veya üç araba uzağımda birinin ayağa hızla kalkıp bana silah doğrulttuğunu gördüm. Bana silah doğrulatan adamı yeni görmüştüm ki korkuyla geriye doğru adımladım. O sırada arkamdan biri elleriyle gözlerimi kapattı ve kulağıma yaklaşıp
" Bunu görmekten hoşlanmıyorsun " dedi. Ses tonundan Barkın olduğunu anlamıştım. Barkın cümlesini daha yeni bitirmişti ki bir anda yanımdan ard arda patlayan silah seslerini duydum. Barkın beş veya altı el ateş etmişti ki silah sesi kesildi. Ellerini yavaşça gözlerimden çektiğinde herhangi bir ölü görmemiştim yüksek bir ihtimal vurulan kişiler arabaların arkasına düşmüştü. Barkın elindeki silahı bir arabanın arkasına tuttu ve
" Kalk ayağı seni görebiliyorum " dedi. Sakin bir şekilde konuşuyordu ama ses tonu insanın nefesini kesecek türdendi. Konuştuğu yere baktığımda kimse yoktu. Barkın
" Seni bir defa daha uyarmam " dedi tekrar. Bir an ben bile ondan korkmuştum. Az önce yanımda kahkaha atan adam sanki başkasıydı. Bizden biraz uzakta bir arabanın arkasına gizlenmiş adam olduğu yerden korkuyla çıktı. Adam çıkar çıkmaz Barkın'ın delici bakışları adama yöneldi. Fazla uzatmadan
" Seni öldürmememin nedeni sizi gönderen kişiye söyleyeceklerimi anlat diye. Bence gördüklerinden de her şeyi anlamışsındır. Git o Asıra adamlarını kimin için öldürdüğümü söyle. Zaten daha iki gün önce de aynısını yaptım. Savaş istediğimi anlamayacak kadar beyinsiz olmadığını düşünüyorum " dedi. Barkın sözünü bitirdiğinde adam kafasını eğip kaldırdı ve hızla otaparkı terk etti. Barkın benim için Asır'ın adamlarını öldürdüğünü korumanın bizzat Asır'a söylemesini istiyordu. Asır'la aynı zamanda savaşmak istiyordu. Neden böyle bir şey yapıyordu ki. Üstelik beni tanımıyordu bu kadar benim yanımda olmasını anlamlandıramıyordum. Adam gittikten sonra etrafı bir defa daha kontrol etti ve küçük bir melodi gibi ıslık çalarak ilerlemeye başladı. Gerçekten şok olmuştum adam az önce ateş saçıyordu ama şuan sanki hiçbir şey olamamış gibi davranıyordu.
" Neden böyle bir şey yaptın ki? " Diye sordum Barkın'a. Bana doğru döndü ve
" Yakında anlarsın cimcime " dedi. Bu adam ne yapıyordu. Kesinlikle beynimi bulandırmada büyük bir rol oynuyordu. Çok kısık bir sesle
"Psikopat " dedim. Barkın bana doğru dönmeden
" Yolun başındayız. Böyle düşünmen için daha çok erken " dedi. Bugünkü bilmem kaçıncı şokuma son noktayı resmen kendisi koymuştu. Ama şaşırmamalıydı adam alanındaki en iyi mafyaydı bunlar gayet normaldi.