7. bölüm · Kalbimin anahtarı

SAYFA 7

Zeynep Şahin

Melisa yanımdan geçip egenin koluna girmişti ben ise kapıda olan biteni izliyordum bana baktığında gözlerinde kaybolmuştum "melisa birlikte gideceğimizi sanıyordum"melisa egenin gözlerinin içine bakıyordu "ben artık egesiz bi yere gidemem" çok güzel en yakın arkadaşımıda almışlardı içeri doğru geri adım attım "peki size iyi eğlenceler dilerim" melisa kolumdan tutup kendine çevirdi bu sırada onunla da göz göze gelmiştik yine "saçmalama kızım o kadar hazırlandık " çok da umurumdaydı sanki hazırlanmam zaten üzerime pijama giysem yüzümde de şu çarpsam uyku moduna geçerdim "melisa gerçekten hazırlandığım gibi uyku moduna da geçebilirim" kaşlarını çatmıştı ve hala kolumu tutuyordu "kuşum lütfen ya gezelim işte"üfkeyerek teslim oldum yiyecek halleri yoktu ya.Kapıyı kapatıp elimde çantamla aşağıya doğru iniyordum melisa ve ege el ele tutuşmuş kendi aralarında sohbet ediyorlardı koray da ifadesiz bir tiple yürüyordu okuldan çıkınca biriyle çarpıştım "önüne baksana ap-"kim olduğunu görünce kalakalmıştım o da aynıydı "pardon "gözlerini kaçırıp okula doğru koştu melisa da bana ima dolu bakışlar gönderiyordu "tanıyorsun sanki çocuğu kuşum" kafamı salladım melisa ya her şeyimi diyebilirdim"bugün benim odama gelip kahve teklifi etti" melisa koraya bakıp bana döndü "kabul etmedin dimi kuşum" aman kim takardı o çocuğu kabul edecek kadar "tabiki de hayır kabul etmedim" melisa rahatlar gibi nefesini verdi "her neyse kabul etmemen güzel ayrıca çocuğun tipi yok" ege ima ile melisaya baktı"tipten anlıyorsun galiba" melisaya laf mı attı işte şimdi sıçmıştı"bir tek senin tipine hayranım ben "melisa ve ege flörtleşirken koray da boş boş izliyordu bi ara göz ucuyla bakarken bana baktığını görünce kendimi oyalayacak başka şeyler aradım ve buldum taksi kapının önündeydi kapısını açıp bindim telefonumu çantamdan çıkartırken diğerleride yerleşiyorlardı instagrama bugün aynada çektiğim fotoğrafı yükledim okulumda çalışkan ve disiplinli olsamda dışarıda bambaşka bir insan oluyordum her gittiğim fotoğraf çekip instagrama atmayı seviyordum okul da ki ve kendi hayatımda farklı insanlardı kendi hesabım ve okulda kullandığım hesap farklıydı kendime ait olan gizli hesaptı ailem,arkadaşlarım,kuzenlerim hepsi vardı fotoğraflarım oldukça güzeldi ama okuldakiler görse dedikodumu çıkartırlardı.Okul için olan hesapta da paylaşımlarım vardı elbet gittiğim müzeler,kütüphaneler,okuduğum kitaplar ve içtiğim kahveler hayatım bu şekilde güzeldi de

Geldiğimizi yeni fark etmiştim kapımın açılmasıyla telefonu çantama tıktım kapıyı koray açmıştı "teşekkür ederim" sade bir teşekkürden ne olabilirdiki melisa gibi mersi tatlım diyemezdim ya birlikte kafe yerine geldiğimiz restoranda girdik kapıda görevliler kabanlarımızı aldığında elimde çantam ile bize ayrılan masaya geçtik ortam büyüleyiciydi gri ve gümüş renkler adeta ahenkle dans ediyordu siyah masa örtüleri ve altın sarısı sandalyelerde güzel bir hava veriyordu masamız cam kenarındaydı yemek yerken denizi izleyebileceğim için mutluydum.Koray bu seferde sandalyeyi çektiğinde bu centilmenliĝi karşısında alkışı hak ediyordu sandalyeye yavaşça oturdum çantamda diğer sandalyedeydi "teşekkürler" göz kırptı! Koray bana göz mü kırpmıştı yanlış görmüş olmalıydım değil mi evet minel göz kırptı gördükevet iç sesimde onayladıĝına göre inanabilirdim melisa yanıma ege de karşısına oturdu e koray da benim karşıma tabi yanımıza garson geldiğinde kafamı sonunda denizden çevirebilmiştim "ne alırsınız efendim" uzun boylu sarışın çocuk yunan tanrısı gibiydi derler ya taş gibi bu kelime bu çocuğun vücut bulmuş haliydi normal de asla sarışın sevmezdim ana bu tipe aşık olmuştum ben "biz menüyü alabilir miyiz?" acaba ismi neydi bunu bulmam gerekiyordu ilk defa birini bu kadar merak etmiştim "elbette hemen getiriyorum" telefonumu hemen tıktığım çantamdan çıkarıp mesaj bölümüne girdi

MELİSA
Melisa bu garsonun acil adını öğrenelim
Ege ile konuşmaktan mesaja bakmıyordu ayağımla iteklediğimde canının yanması gerekirken hala mimik yapmıyordu o sırada ayağın melisaya ait olmadığını gördüm HASSİKTİR ayak korayın ayağıydı ve dik kesilmiş bana bakıyordu "ayağınla can yakmakta ustasın sanırım" melisa anlamaya çalışırken kıkırdayıp kafamı çevirdim "can yakmam direk kırmayı severim diyelim"koray kaşlarını havaya kaldırdı "okuldaki kedi yavrusuna bak sen" fazla bakma bir yerlerin şişer diyemediğim için gülümsedim "o okul için geçerli" bu konu da haklıydım okulda kedi yavrusuysam normal de canavar olabilirdim "o zaman seni okul dışında da görmek isterim" ne diyeceğimi bilmezken kurtarıcı garson gelip menüyü uzattı gülümseyerek elinden alıp kucağıma bıraktım sayfalarda makarna bölümünü buldum en ilgimi çeken ve lezzetli görünen alfredo körili makarnayı seçtim oldukça güzel gözüküyordu kimse sipariş vermemişti ama garson hala bekliyordu "ben alfredo körili makarna alabilirmiyim?" garson hemen not ederken melisa ve diğerleri hala bakıyordu "tadı güzel mi?" bu soruyu koray sormuştu "bilmem bende şimdi deneyeceğim" koray dilini damağına vurup garsona döndü "bende aynısından alacağım" ege ve melisa birlikte hala bakıyorlardı "bizde yoğurtlu lazanya alalım" garson onu da not edip gidecekti ki geri döndü "içecek olarak ne alırsınız?" Herkes birbirine bakarken ben konuşma isteği duydum "kola alalım" garson konuşurken gördüğüm şeyden midem bulanmıştı hemen telefonu alıp melisaya attığım mesajı geri sildim eğer görseydi çok geç olurdu "değişik çeşitler denemeyi seviyorsun sanırım" yavaşça kafamı salladım " evet değişik çeşit makarnalar denemeyi severim güzel oluyor" koray ile sohbet etmek aslında eğlenceliydi bunu fark etmiştim melisa da sohbeti dinliyordu "en sevdiğin çeşit ne?" tabiki körili makarnaydı hatta küçükken alerjim var diye yiyemiyordum yersem de ağlayarak kaşınıyordum "köri soslu makarnaya bayılırım" melisa kıkıdadı neden olduğunu anlamıştım "hatta küçükken alerjisi vardı yediĝinde kaşınıyordu ama o kadar seviyordu ki kaşına kaşına bir tencere köri soslu makarnayı bitiriyodu" o kadar kaş göz yapmama rağmen anlatmıştı koraydan kısık sesli kahkaha duyunca ona döndüm gülünce gamzeleri çıkıyordu ve oldukça yakışıyordu da "sende yiyorsun benimle sevmem diyip ben tuvalete gidince kaşıklıyordun görmedim sanma" melisa utançla kızarırken ben kahkaha atıyordum "sen görmemiş olmalıydın ama ya" tabiki görmüştüm biz sohbete dalmışken yemeklerimiz geldi "afiyet olsun efendim bir de hanım efendi" bunu bana bakarak söylemişti "buyurun" elinde ki telefonu bana uzattığında melisa ve ben bakışmıştık "karşıda ki beyefendi sizin numaranızı istedi" şaşkınlıkla gösterdiği tarafa baktım esmer en fazla 20 yaşında olan oĝlan bana bakıyordu göz ucuyla melisaya baktığımda kaşlarını hayır anlamında kaldırıyoru koraya bakamıyordum bile "teşekkür ederim ama o kişiye söylerseniz ben numaramı tanımadığım birine vermiyorum kusura bakmayın sizi de haberci baykuşu gibi yaptık" garson arka tarafına baktıktan sonra telefonu geri cebine koydu "estağfurullah hanım efendi afiyet olsun" garson yanımızdan uzaklaştığında karşımda duran koraya baktım alnında damarı mı vardı onun "senden sürekli bu şekilde numara mı istiyorlar?" Sesi neden sinirli çıkmıştı ayrıca neye sinirlenmişti ki "hayır bu ilkti zaten ben restorana da fazla gelmem" masaya oturduğumuzdan beri tek konuşmayan egeydi "tamam ya sakin olun Allah Allah yemeklerinizi yiyin artık boşverin başkalarını" .