1. bölüm · Kalbimin anahtarı

Kilitli kalp

Zeynep Şahin

Her sabah olduğu gibi günüme başlamıştım
Aynanın karşısında kravat bağlamaya çalışıyordum sanki başka derdim yokmuş gibi birde buna canım sıkılmıştı ben kravata sinirlenirken oda arkadaşım Melisa uyandı uyku semesi bana baktıktan sonra yataktan kalkıp yanıma geldi kravatımı bir tek o bağlayabiliyordu bir çırpıda kravatımı yaptıktan sonra yatağa geri oturdu bu arada tanıştırmayı unuttum melisa benim 3 senelik oda arkadaşımdı kızıl saçlı ela gözlü oldukça güzel bir kızdı her derdime ortak olur yanımda duruyordu bu okuldaki tek sevdiğim kızdı tek arkadaşım tek kardeşim gibi gördüğüm kişiydi.
"Sana nasıl öğreteceğim acaba kravat bağlamayı"gerçekten ne zaman öğrenecektim oldukça zordu ayrıca ne saçma idi biz bir forma giysek ne olacaktı sanki erkekler için daha iyiydi zaten okul forması oldukça kısaydı resmen diz kapaĝıma gelmiyordu ayrıca kravatsız gezmek yasaktı "yine cevap vermedin minel"ah cevap vermeyi kendi düşüncelerim yüzünden unutmuştum "kusura bakma dalmışım ayrıca doğru diyorsun gerçekten ne zaman öğreneceğimi Bilmiyorum "aynada son kez kendime baktım sıkıca toplanmasına rağmen belime gelen siyah saçlarım kemersiz burnum ve dolgun dudaklarımla gerçekten kusursuz gözüküyordum ayrıca kendimi de seviyordum.Masanın üstündeki çantamı alıp melisaya döndüm."ben aşağıya inip yer bulayım sende hazırlan artık istersen geç kalma"melisa beni kafa hareketiyle onaylandıktan sonra kapıyı kapatıp merdivenlere yöneldim asansör kullanmayı sevmiyordum.Yemekhane de bizim oturduğumuz masa boştu gidip çantamı koydum .Yemek masasında simit ve serpme kahvaltı vardı canım bişey istemediği için sadece salatalık ,domatesi tabağıma koyup masaya geçtim masa dışarı bahçeye bakıyordu
Dışarıyı izleyerek kahvaltı yapmayı seviyordum çatalımla domatesten bir parça alıp ağzıma attım"ne düşünüyorsun aşkom"yine gerçekten dalmıştım melisanın geldiğini bile duymamıştım sahte gülümsememi takınıp gülümsedim"hiç öyle dalmışım"melisa kaşlarını kaldırıp indirdi karşımdaki sandalye ye otururken ağzı kulaklarındaydı"bu mutluluğu neye borçlusunuz melisa hanım"melisa etrafına bakıp masaya doğru eğildi gözlerinin içi parlıyordu "Ege'ye bana uyanır uyanmaz bol n li günaydın yazmış"bol n li günaydın ne saçma bişeydi sadece günaydın yazmak varken bu kızları hiç anlamıyordum bende kızdım ama bu kadar saçma şeyleri yaptırıp mutlu olmazdım"şey buna nasıl bu kadar sevindin"melisa bana göz devirdi "tatlım bol n ile günaydın sevgi anlamına geliyor tabii sen anlamazsın hiç kimseden duymadığın için"bu konuda neden bir anda kırılmıştım gerçekten hiç sevgilim veya hoşlandığım olmadığı içindi galiba benim hoşlandığım biri yoktu ama bana hayran kişiler vardı evet hayran diyorum çünkü bana imza attıran salaklar olmuştu gerçekten her şeyi çok abartıyorlardı ayrıca ben sevgili yapacak biri de değildim derslerimden başka bişey düşünmediğim için hiç sevgilim olmamıştı ve bu durumdan rahatsız değildim sevgili işleri bana göre değildi.

Minel kendinden beklemediği bir hissini ortaya çıkaracak o hissin adı da aşk olacak...