3. bölüm · KALACAK YÜZÜN VAR MI?
Gerçekler Acıdır.
3. Bölüm
Elimdeki küçük kâğıdı tekrar açtım.
"Yankı'ya güvenme."
Yazı oldukça düzgündü. Ne isim vardı ne de notu kimin bıraktığını gösteren en ufak bir ipucu... Kâğıdı birkaç saniye boyunca elimde çevirdim. Kalbim normalden çok daha hızlı atıyordu.
"Acaba biri şaka mı yapıyor?"
Yok... Böyle bir şaka yapacak kimse yoktu.
"Gece!"
Bir anda irkildim.
Karşımda Umay duruyordu.
"Nereye daldın?"
Telaşla notu cebime sıkıştırdım.
"Bir şey yok."
Umay kaşlarını çattı.
"Bir şey yoksa neden bu kadar solgunsun?"
"Yorgunum sadece."
Bana birkaç saniye daha baktı ama üstelemedi.
Tam sınıftan çıkacakken kapı açıldı.
İçeri Yankı girdi.
Siyah saçları her zamanki gibi dağınıktı. Çantasını omzuna takmış, sınıfı sessizce süzüyordu. Gözleri bir an bana takıldı.
Sanki bir şey söylemek istiyordu.
Ama ben ilk kez gözlerimi kaçırdım.
Not aklımdan çıkmıyordu.
"Yankı'ya güvenme..."
Ders boyunca tek kelime etmedim.
Yankı birkaç kez bana bakmıştı ama her seferinde başka tarafa döndüm.
Zil çaldığında herkes koridora çıktı.
Ben de çantamı alıp hızlı adımlarla merdivenlere yöneldim.
"Gece."
Sesini duyar duymaz durdum.
Arkamı döndüğümde Yankı birkaç adım önümdeydi.
"Konuşabilir miyiz?"
"Ne hakkında?"
"Bazı şeyler var."
"Söyle."
Burada değil."
İçimde garip bir huzursuzluk oluştu.
"Neden?"
"Bana güven."
Cebimdeki notu hissettim.
İstemsizce geri çekildim.
"Sanırım buna karar verecek kişi benim."
Yankı'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Üzülmüştü.
"Ben sana zarar vermem."
"Nereden bileyim?"
Sözler ağzımdan çıkar çıkmaz pişman oldum.
Yankı birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra sadece başını eğdi.
"Haklısın."
Arkamı dönüp yürümeye başladım.
İlk defa arkamdan gelmedi.
...
"Ne oldu size?"
Umay, bahçede yanıma otururken sordu.
"Hiç."
"Hiç gibi durmuyor."
Sessiz kaldım.
"Yankı senden hoşlanıyor olabilir."
Boğazıma kaçan meyve suyuyla öksürmeye başladım.
"Ne?"
"Evet."
"Nereden çıkardın bunu?"
"Baksana. Sürekli sana bakıyor. Dün seni kurtardı. Bugün konuşmaya çalıştı. Bence belli."
"Saçmalama."
"Belki de ben yanılıyorum."
Tam o sırada okul zili çaldı.
Derse döndük.
...
Gün her zamanki gibi geçti.
Son ders de bitince çantamı alıp okuldan çıktım.
Bugün önce dans kursum vardı.
Sonra yüzme.
Sonra da kitap kafedeki işim.
Yoğun geçen saatlerin ardından hava iyice kararmıştı.
Otobüsten indiğimde sokak neredeyse bomboştu.
Kulaklığımı taktım.
Yine aynı şarkı çalıyordu.
"Sustu bu gece..."
Adımlarımı hızlandırdım.
Nedense bugün sürekli biri beni izliyormuş gibi hissediyordum.
Arkamı döndüm.
Kimse yoktu.
"Paranoyak oldun Gece."
Kendi kendime gülümsedim.
Apartmana birkaç metre kala siyah kapüşonlu birini gördüm.
Adam beni fark eder etmez yürümeye başladı.
Kalbim hızlandı.
Ben de adımlarımı sıklaştırdım.
Tam apartmana girecekken adam da hızlandı.
O anda karşı kaldırımdan biri çıktı.
Yankı.
Hiçbir şey söylemeden adamın önüne geçti.
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktılar.
Kapüşonlu adam arkasını dönüp hızla uzaklaştı.
Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım.
Yankı bana döndü.
"İyi misin?"
"Evet..."
"Bir şey yaptı mı?"
"Hayır."
"Tamam."
Bu kadar.
Ne açıklama yaptı ne de başka bir şey söyledi.
Sadece arkasını dönüp kendi apartmanına doğru yürüdü.
O an ilk kez aklıma aynı soru geldi.
"Bana yardım etmek için mi oradaydı... yoksa gerçekten beni mi takip ediyordu?"
...
Eve girer girmez Ecem üzerime atladı.
"Abla!"
Gülümseyerek ona sarıldım.
"Nasılsın?"
"Bugün seni bekledim."
"Özür dilerim."
Beraber biraz sohbet ettik.
Annem mutfaktan seslendi.
"Yemek hazır!"
Masaya oturduğumuzda annem günümün nasıl geçtiğini sordu.
"İyiydi."
Yalan söylemek istemiyordum ama olanları anlatırsam gereksiz yere korkacaktı.
Yemekten sonra odama geçtim.
Duşumu aldım.
Üzerime pijamalarımı giyip yatağa uzandım.
Telefonumu elime aldım.
Sosyal medyada gezinirken tanımadığım bir numaradan mesaj geldi.
"Geçmişini öğrenmek istiyorsan Yankı'dan uzak dur."
Şaşkınlıkla ekrana baktım.
Mesajı okur okumaz numara çevrimdışı oldu.
Tekrar yazmaya çalıştım.
Bu kullanıcı bulunamadı.
İçimdeki korku giderek büyüyordu.
Telefonu komodine bıraktım.
Uyumaya çalıştım.
...
Gece yarısı...
Bir rüya gördüm.
Yağmur yağıyordu.
Her yer çamurdu.
Yaklaşık yedi yaşlarında küçük bir kız ağlıyordu.
Yüzünü göremiyordum.
Bir erkek çocuğu koşarak yanına geldi.
Elini uzattı.
"Korkma..."
Sesi tanıdık geliyordu.
"Ben hep senin yanındayım."
Küçük kız onun elini tuttu.
Tam yüzünü görecekken her yer bembeyaz oldu.
Başım şiddetle ağrımaya başladı.
Bir çığlık atarak yataktan doğruldum.
Nefes nefeseydim.
Elimi başıma götürdüm.
"Bu... neydi?"
Rüya mıydı?
Yoksa...
Bir anı mı?
Tam o sırada telefonum titredi.
Ekranda tek bir bildirim vardı.
Bilinmeyen Numara
«"Seni bulmadan önce o buldu."»
Mesajı okur okumaz ekran karardı.
Telefon kendi kendine kapanmıştı.
Odamın penceresinden dışarı baktım.
Sokak lambasının altında bir kişi duruyordu.
Bu kez onun Yankı olduğundan emindim.
Ama...
Yankı bana bakmıyordu.
Sokağın karanlık tarafına bakıyordu.
Sanki birini bekliyordu.
Bir anda karanlığın içinden ikinci bir siluet çıktı.
Yankı sert bir adım öne attı.
Dudaklarının kıpırdadığını gördüm.
Uzaktan duyabildiğim tek cümle şuydu.
"Onu rahat bırak."
Bir anda odamın ışıkları birkaç kez yanıp söndü.
Gözlerimi tekrar pencereye çevirdiğimde...
İki kişi de yok olmuştu.
O gece sabaha kadar gözüme tek damla uyku girmedi.
