4. bölüm · KALACAK YÜZÜN VAR MI?

Bazı Anılar Silinmez.

Leman Alan

4. Bölüm

Sabah gözlerimi açtığımda başım hâlâ zonkluyordu.

Gece gördüğüm rüya, telefonuma gelen mesaj ve pencerenin önündeki o iki siluet... Hiçbiri aklımdan çıkmıyordu.

Derin bir nefes alıp saate baktım.

06.08

"Geç kaldım!"

Yatağımdan fırlayıp hızlıca hazırlandım. Aynanın karşısına geçtiğimde gözlerimin altındaki morlukları fark ettim.

"Harika..." diye mırıldandım.

Üzerime okul formamı giyip çantamı aldım. Ecem hâlâ uyuyordu. Sessizce odasına girdim, saçlarını okşayıp alnına küçük bir öpücük kondurdum.

"İyi dersler ablacığım..." diye uykulu uykulu mırıldandı.

Gülümsedim.

"Teşekkür ederim."

Kapıyı kapatıp apartmandan çıktım.

Tam merdivenlerden inerken karşı dairenin kapısı açıldı.

Yankı.

Siyah kulaklığını takmıştı. Beni görünce kısa bir an duraksadı.

"Günaydın."

"…Günaydın."

Beraber aşağı indik ama ikimiz de tek kelime etmedik.

Dışarı çıktığımızda yollarımız aynı yöne gidiyordu.

Ben sessizliği bozmak istemiyordum.

O da zorlamıyordu.

Bir ara kulaklığından hafif bir ses gelmeye başladı.

İstemsizce kulağıma çalındı.

"Bir kadın çizeceksin..."

Yankı, şarkının sesini biraz daha açtı.

"Onun gibi bırakıp gitmeyecek..."

Bir anlığına yüzündeki ifade değişti.

Sanki şarkıyı dinlemiyor...

Yaşıyordu.

Başını hafifçe öne eğdi. Gözleri birkaç saniyeliğine boşluğa daldı.

İçimde tarif edemediğim bir his oluştu.

İlk kez onun da içinde sakladığı büyük bir yük olduğunu düşündüm.

Okula varana kadar tek kelime konuşmadık.

...

Sınıfa girdiğimizde herkes yine Emir hakkında konuşuyordu.

"Psikopatmış."

"Ben en başından beri anlamıştım."

"Nasıl kimse fark etmedi?"

Fısıldaşmalar sınıfın her köşesinden duyuluyordu.

Umay yanıma geldi.

"Gece."

"Hı?"

"Dün sana yazan kişi bulundu mu?"

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Sen nereden biliyorsun?"

"Telefonuna mesaj gelince yüzünün rengi değişmişti."

Başımı iki yana salladım.

"Hayır."

"Polise söylesene."

"Kanıtım yok."

Tam konuşurken öğretmen sınıfa girdi.

"Herkes yerine."

Ders başladı.

...

Matematik dersinin ortalarında öğretmen beni tahtaya kaldırdı.

Soruyu çözerken sınıf tamamen sessizdi.

Yanlış işlem yaptığım anda arka sıralardan hafif bir ses geldi.

"Üçüncü satır."

Kimsenin duymayacağı kadar kısık bir sesti.

Yankı.

Tekrar baktım.

Gerçekten de hata yapmıştım.

Düzelttim.

Öğretmen gülümsedi.

"Aferin Gece."

Yerime döndüğümde istemsizce Yankı'ya baktım.

O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi defterine bir şeyler yazıyordu.

...

Öğle arasında bahçeye çıktım.

Hava kapalıydı.

Banklardan birine oturup telefonumu çıkardım.

Bilinmeyen numaradan gelen mesajlara tekrar baktım.

Tam o sırada yeni bir bildirim geldi.

Bilinmeyen Numara

«"Onun sana yaklaşmasına izin verme."»

Parmaklarım titremeye başladı.

Ardından ikinci mesaj geldi.

«"Yoksa yine aynı şey olacak."»

"Neyin aynısı?"

Kendi kendime fısıldadım.

Mesajlara cevap yazdım.

Sen kimsin?

Gönder...

Başarısız.

Numara yine kapanmıştı.

Bir anda ensemde bir ürperti hissettim.

Sanki biri beni izliyordu.

Başımı kaldırdım.

Okul binasının üçüncü katındaki pencereden biri bana bakıyordu.

Yankı.

Ama...

Onun baktığı yer ben değildim.

Arkamdaydı.

İrkilerek arkamı döndüm.

Siyah kapüşonlu bir adam okul bahçesinin demirlerinin arkasında durmuş bize bakıyordu.

Göz göze geldiğimiz anda yürüyüp uzaklaştı.

Tekrar pencereye baktığımda Yankı da yoktu.

...

Son ders çıkışında çantamı toplarken biri sırama küçük bir zarf bıraktı.

Bu kez beyaz değildi.

Simsiyahtı.

Üzerinde sadece adım yazıyordu.

Gece.

Etrafıma baktım.

Kimseyi göremedim.

Titreyen ellerimle zarfı açtım.

İçinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta iki küçük çocuk vardı.

Biri bendim...

Diğeri ise yüzünün yarısı yırtıldığı için seçilemiyordu.

Fotoğrafın arkasında tek cümle yazıyordu.

"Bazı anılar silinmez."

Kalbim sıkıştı.

Tam o anda başımın içinde keskin bir ağrı başladı.

Kulaklarım uğulduyordu.

Gözümün önüne birkaç saniyeliğine eski, gri duvarlı bir bina geldi.

Koridorda koşan çocuklar...

Bir salıncak...

Ve uzaktan bana doğru koşan küçük bir çocuk.

"Gece!"

Sesini duyuyordum.

Ama yüzünü göremiyordum.

Bir anda görüntüler kayboldu.

Dizlerimin bağı çözüldü.

Tam yere düşecekken biri beni tuttu.

Yankı.

"Gece!"

Bu kez sesi gerçekten yanımdaydı.

"Nefes al."

Başım hâlâ ağrıyordu.

"Ben..."

"Korkma."

Gözlerinin içine baktım.

İlk kez...

O gözler bana yabancı gelmedi.

Sanki...

Çok uzun zaman önce...

Aynı gözlere yine bakmıştım.