3. Bölüm = Mutlu bir hafta

Vaveyla Yazarı: Elif Naz Sobacı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm = Mutlu bir hafta

3. Bölüm = Mutlu bir hafta

Ama bu haftanın mutluluğu pek uzun sürmüyor malesef....
(Kerem'in anlatımıyla )
Dışarı çıktığımda hızlıca babamı aradım. Uzun süredir benden haber alamıyordu ve endişelendiğini tahmin ediyordum. Telefonu açar açmaz babamın sesindeki tedirginliği hissettim.
“Alo, baba. Nasılsınız?”
“Alo Kerem, iyiyiz. Neredesin sen? Günlerdir aramıyorsun, bir sorun mu var?”
“Dağ evindeyim, Aslı ile birlikte.”
Babamın kısa bir sessizlikle duraksadığını fark ettim. Sonunda merakını bastıramadı.
“Aslı kim, Kerem?”
“Okula yeni gelmiş biri, baba. Aslı Zaimoğlu.”
Bu ismi duyunca babamın sesindeki ton anında değişti.
“Zaimoğlu mu? O aşireti olan Zaimoğlu mu?”
“Evet baba…” dedim. Eminim şimdi çok kızacaktı.
“Oğlum, aşiret kızının senin yanında ne işi var? Başına büyük bir iş gelir. Onun yanından çık ve hemen eve dön!”
Derin bir nefes aldım. Babam haklıydı, tehlikeli bir durumdaydım. Ama Aslı’yı yalnız bırakamazdım.
“Baba, kızın yardıma ihtiyacı var ve ev çok iyi korunuyor. Merak etme, iyi olacağım. Zaten birkaç güne döneriz.”
Babam bir süre sessiz kaldı. Onun sessizliği genelde kararsız olduğu anlamına gelirdi.
“Sana ne desem fikrin değişmeyecek, değil mi?”
“Evet baba, değişmeyecek,” dedim kararlılıkla.
“Peki,” dedi sonunda. “Ama yakında Aslı’yla birlikte yanımıza gelin, tanışmak istiyorum bu kızla.”
Babamın isteği beni biraz şaşırtmıştı ama sesimdeki rahatlıkla cevap verdim.
“Tamam babacım, çağırırım. Kendinize iyi bakın.”
“Sana da oğlum. Dikkatli ol.”
Telefonu kapattım ve derin bir nefes alarak tekrar eve girdim. İçeri girdiğimde Aslı beni merakla süzüyordu.
“Bir sorun mu var?” diye sordu.
“Yok, babamla konuştum. Bu iş bitince seni bize misafir olarak görmek istiyor.”
Aslı bir an durdu, yüzüne belli belirsiz bir gülümseme yayıldı.
“Tamam, geliriz,” dedi.
O an aramızda garip bir sıcaklık oluştu. Sanki dostluğumuz, hatta güvenimiz daha da pekişmiş gibiydi. Ama bu huzurlu anların fazla uzun sürmeyeceğini ikimiz de biliyorduk…
( Aslı'nın anlatımıyla)

Birkaç gün boyunca Keremlerin evinde kaldık. Yaralarım yüzeyde iyileşiyor gibi görünse de, özellikle karnımdaki yara her hareketimde beni zorluyordu. Ayağa kalkıp birkaç adım atmam bile nefesimi kesmeye yetiyordu. Doktor her iki günde bir gelip kontrol ediyor, ilaçlarımı düzenli almamı ve fazla hareket etmememi söylüyordu. Ancak içimde hâlâ bir huzursuzluk vardı; sanki bedenim tam olarak toparlanamıyordu.

Kerem, beni rahat ettirmek için elinden geleni yapıyordu. Her sabah kahvaltı hazırlıyor, beni dinlenmeye teşvik ediyordu. Ama ben, yatakta öylece uzanarak hem kendimi hem de onu daha fazla meşgul etmek istemiyordum. Ara sıra kendimi zorlayarak kısa yürüyüşler yapıyordum. Her adımda karnımdaki sancı beni zorluyordu, ama bunu kimseye belli etmek istemiyordum. Kerem'in ya da annemin endişelenmesini istemezdim.

Annemle olan tartışmamın ağırlığı, birkaç gün boyunca içimde bir yük gibi kalmıştı. Her ne kadar haklı olduğumu bilsem de, onun da korkularını ve endişelerini anlıyordum. Neyse ki bir gün yanıma gelip özür diledi. "Kızım, biliyorum bazen gereksiz yere sert davranıyorum," dedi. "Ama seni kaybetme korkusu beni kontrol ediyor." O an onu affettim. Aramızdaki o gerginlik bir nebze olsun dağıldı.

O sabah, Kerem’le kahvaltıya oturacaktık. Masada sevdiğim şekilde hazırlanmış tostlar ve sıcacık çay vardı. O an, kısa bir süreliğine bile olsa her şeyin normale döndüğünü hissettim. Ancak telefonum çaldığında bu huzur bir anda bölündü. Ekranda annemin adı yazıyordu.

"Efendim anne," dedim telefonu açarken.

Annemin sesindeki rahatlama dikkatimi çekti. "Kızım," dedi, "tehlike sona erdi. Artık eve dönebilirsiniz."

Söylediklerini bir süre zihnimde tarttım. Eve dönmek... Bu kelimeler bana mutluluk veriyor ama aynı zamanda içimde bir boşluk hissi yaratıyordu. Kerem’in evindeki güvenli ortamdan ayrılacak olmak tuhaf bir şekilde huzursuz hissettirdi. "Anne, çok mutlu oldum," dedim sonunda. "Tamam, hazırlanıp çıkıyoruz."

Telefonu kapatıp masaya geri döndüğümde, Kerem bana baktı. "Her şey yolunda mı?" diye sordu.

"Evet," dedim gülümseyerek. "Eve dönebiliriz artık. Annem tehlikenin geçtiğini söyledi." Ama bunu söylerken bile karnımdaki ağrı hafifçe kıpırdanıyordu. Ayağa kalkmayı denedim ama hareket eder etmez midemde bir sancı hissettim. O an yüzümü buruşturmamı engelleyemedim.

Kerem hemen yanıma geldi. "Aslı, iyi misin? Yine mi sancı?"

"Bir şeyim yok," dedim hafif bir sesle. "Belki biraz dinlenirsem geçer." Ama içimden bir his bunun sadece bir başlangıç olduğunu söylüyordu. Yaralarım yüzeyde kapanıyor gibi görünse de, içeride bir şeyler tam olarak yolunda değildi. Bunun farkındaydım ama o an hiçbir şeyin bu mutluluğu bozmasına izin vermek istemiyordum.

"Hadi," dedi Kerem, "önce kahvaltını bitir. Sonra toparlanırız."

O an gülümsemeye çalıştım ama karnımdaki sancı, yüzümde beliren o kısa mutluluğu gölgeledi. Geçen her dakika daha fazla zorlanacağımı biliyordum ama bunu kimseye belli etmeye niyetim yoktu.
"Furkan abi"
"Evet efendim"
"Adamları topla eve dönüyoruz."dedim ve Kerem'e döndüm.
"Kerem,seni iki adamla eve yollayacağım."
"Tamam Aslı,sen nasıl istersen."
"İyileştirdikten sonra size uğrayacağım söz,yeniden herşey için teşekkür ederim."
"Rica ederim ,çok garip bir ilişkimiz oldu bizim."
"Eeee benim bütün tanışmalar böyle oluyor zaten.Kopmamak dileğiyle."
"Umarım kopmayız"diye mırıldandı.Kahvatımıza devam ettik.Kahvaltıdan sonra eşyalarımızı topladık ve yola çıktık ama aklım hala Kerem’deydi.Kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım.
Müzik dinlerken eve ne zaman geldiğimi fark etmemiştim.Ben Furkan abiye tuttunarak eve girerken adamlarımı hem motorumu hemde eşyaları taşıyorlardı.Eve girdiğimde Annem hemen yanıma geldi , yanlaşıkla yaralı koluma tutunca canımın yanmasıyla kendimi geri çektim,annemde bana tutunmaktan vazgeçti ve bir eli sırtımda, beni odama yatırmak için tam merdivenlere yönlendirmişken engelledim.
"Anne önce bana olanları anlatacaksınız."dedim kızgın bir şekilde ve salona geçip koltuğa oturdum.Bir elim yaramın acımasıyla yaramın üzerinde idi.Ailemde birkaç dakika sonra yanıma oturdu ve anlatmaya başladılar.
"Kızım , Abdullah amcan ile kavgamız var malesef."
"Ne gibi baba"
"Kızım,ortak şirketimizde küçük bir kusur hepsi bu."
"Baba bana sadece ofis olaylarından dolayı yaralandığımı mı söylüyorsün."dedim ve koltuğa tuttunarak ayağa kalktım."Madem gerçeği anlatmıyorsunuz ben de siz anlatana kadar bende arkadaşımda kalırım,ne zaman anlatırsanız o zaman eve geri dönerim."dedim ve koltuktan kaltım,hizmetcimiz Deniz abla yardım etmek için yanıma gelmek istedi,ona elimle engel oldum ve evden dışarı çıktım.
Furkan'a gidiyoruz dedim ve arabaya bindim.
"Nereye gidiyoruz,efendim."
"Kerem'in evine."
"Peki efendim."dedi ve arabayı çalıştırdı.Bende telefomdan Kerem'e mesaj atmaya başladım.
*Merhaba Kerem nasılsın,müsait isen konuşalım mı ? yazdım ve cevabını bekledim.Birkaç dakika sonra cevap yazdı.
*Tabii ki müsaitim , bir şey mi oldu ?
*Ailem ile kavga ettim birkaç gün sizde kalabilir miyim yine ama müsait değillerse ailen , gelmem.
*Yok sıkıntı değil ve müsaitler gelebilirsin.Ne oldu sıkıntı mı var.
*Babamlar benden ilk defa birşey saklıyor Kerem ama öğreneceğim merak etme.
*Tamam konum atıyorum.yazdı ve konum attı.
*Sana nasıl teşekkür edebilirim.
*Estağfirullah teşekküre gerek yok.
*Tamam geliyorum ,diye yazıp camdan bakmaya başladım.

Keremlere geldiğimizde arabadan indim Furkan abi yardım için yanıma gelmek istedi ama engel oldum ve evin kapısına yavaşca ilerledim .Kapıyı çaldım,kapıyı bir personel açtı.
"Merhaba nasıl yardımcı olabilirim ?"
"Şey , merhaba ben Kerem'le görüşmeye gelmiştim."dedim.Birkaç saniye sonra kapıya Kerem geldi.
"Tamamdır Şevval Abla sen içeriye girebilirsin."dedi ve bana döndü."Hoş geldin Aslı."
"Hoş bulduk Kerem."
"İçeri gel."dedi ve elini uzattı bende ona tutunarak içeri girdim.Keremle solona girdiğimizde Murat hoca ve Kerem'in annesi yanıma geldi.
"Hoş geldin kızım,geçmiş olsun gel otur şöyle."dedi Kerem'in annesinin gösterdiği koltuğa yavaşça oturdum.Kerem'e teşekkür ederim anlamında kafa salladım.
"Teşekkür ederim ve özür dilerim rahatsız ettim sizi."
"Ne rahatsızlığı kızım her zaman.Kendimi tanıtayım ben Kerem'in annesi Şeyda ."
"Memnun oldum Şeyda Hanım bende Aslı,Kerem'in okul arkadaşı."
"Lütfen abla de Aslıcım."
"Peki Şeyda abla."dedim ve Murat hocaya döndüm.
"Siz nasılsınız Murat hocam."
"iyiyim kızım sen nasılsın ? geçmiş olsun yeniden."
"Teşekkür ederim,iyi olacağım inşallah."dedim birkaç dakika sohbet ettikten sonra lavaboya gitmek için izin istedim.Şevval Hanım bana yol gösterdi.
Lavabodan çıkıp salona döndüğümde Kerem’in babası Murat Hoca’yla tartıştığını gördüm. Tartışmanın nedeni açıkça ben olmalıydım. Dayanamayıp aralarına girdim ve olan biteni anlatmaya başladım.
"Murat Hocam, sanırım yanlış anlaşıldı, izin verirseniz açıklamak isterim," diyerek konuşmaya başladım. Olanları tane tane, her detayı atlamadan anlatıyordum. "Ben bir aşiret kızıyım ve bu yüzden sürekli bir tehlike altındayım. Kerem’le okuldan sonra kahve içmek için bir araya gelmiştik. Tam o sırada annem beni aradı ve 'Kızım, evimizi taradılar, sakın geri gelme,' dedi. Açıkçası ne yapacağımı bilemedim ve Kerem’den yardım istedim. Sağ olsun, bana destek oldu ve o gece güvenli bir yere gitmek üzere dağ evine doğru yola çıktık."
Derin bir nefes aldım ve konuşmaya devam ettim: "Yolda önümüzü kestiler, silahlı adamlardı. Hızla araçtan indim ve Kerem’e kafasını kaldırmamasını söyledim. Çatışma çıktı. Bu sırada birkaç yerimden vuruldum, en ciddi yara ise karnındaydı. Sonunda dağ evine ulaştık ve Kerem beni orada güvende tutabilmek için elinden gelen her şeyi yaptı."
Murat Hoca’nın yüzündeki ifadeyi çözmeye çalışıyordum ama bir yandan da yaramın sızlaması beni zor durumda bırakıyordu. Elimi karnıma götürdüm ve hafifçe inledim. "Ah..." dedim ve ardından, "Biraz su alabilir miyim?" diye ekledim.
Hemen bir bardak su getirildi. Çantamdan bir ağrı kesici çıkardım ve içtim. Birkaç saniye dinlendikten sonra tekrar konuştum: "Hocam, Kerem gerçekten çok iyi bir insan. Bana yardım etmek dışında hiçbir şey yapmadı. Onun gibi bir evladınız olduğu için çok şanslısınız."
Murat Hoca biraz yumuşamış görünüyordu ama hâlâ endişeliydi. "Aslı kızım, tüm bunlar neden başınıza geldi? Sizden ne istiyorlar?" diye sordu.
"İnanın ki ben de bilmiyorum. Annemle ve babamla konuştum ama bana gerçekleri söylemediler. Size söz veriyorum, gerçeği öğrendiğimde ilk olarak size anlatacağım."
Murat Hoca derin bir nefes alarak başını salladı. "Tamam kızım, sen nasıl istersen. Ama böyle bir durumda yalnız kalman tehlikeli olur."
O anda Kerem’in annesi Şeyda Hanım yanıma geldi. "Kızım, madem buradasın, biraz dinlen. Hiçbir yere gitmene gerek yok," dedi nazik bir ses tonuyla.
Ancak o an aklım çok karışıktı ve bir karar almıştım. "Murat Hoca, teşekkür ederim ama sanırım gitmem gerekiyor. Sizin de başınızı belaya sokmayayım," dedim ve ayağa kalkmaya çalıştım.
Tam o sırada başım döndü, gözlerim karardı. Dengemi kaybedip yere yığıldım. Odaya bir sessizlik çöktü. Kerem hemen yanıma geldi, "Aslı! Aslı iyi misin?" diye sesleniyordu. Şeyda Hanım telaşla, "Hemen bir doktor çağırın!" diye bağırdı.
Her şey bulanıklaşmaya başlamıştı. Kulaklarım uğulduyor, bir yandan Kerem’in beni yerden kaldırmaya çalıştığını hissediyordum. Kısık bir sesle "Kerem... iyiyim... sadece biraz yorgunum..." diyebildim ama aslında hiç de iyi olmadığımı biliyordum.Aslı bayıldığında Kerem, bir saniye bile düşünmeden onu kucaklayarak arabaya taşıdı. Kalbi deli gibi çarpıyordu; bir yandan Aslı'nın nefesini kontrol etmeye çalışıyor, bir yandan da babası Murat Bey'e "Daha hızlı baba, lütfen!" diye sesleniyordu. Arabanın içi neredeyse bir ambulansa dönmüştü. Aslı'nın ateşi yükselmişti ve bu durum Kerem'i daha da paniğe sürüklüyordu. Ceketini çıkarıp Aslı'nın karnındaki yara üzerine baskı uyguladı. "Dayan Aslı... Hadi, dayan," diyerek onunla konuşmaya çalışıyordu.

Murat Bey dörtlüleri yakmış, kornaya basarak ilerliyordu. Trafik yoğun olmasına rağmen önlerine çıkan her engeli aşıp, 10 dakika gibi kısa bir sürede hastaneye ulaştılar. Hemşireler hemen müdahale etti ve Aslı’yı sedyeye alarak ameliyathaneye taşıdı. Kerem onları izlerken bir an bile gözünü Aslı’dan ayıramıyordu. Yanına gelen doktora durumu anlattı.

"Doktor Bey, Aslı yaklaşık bir hafta önce vuruldu. Karnındaki yara ciddi ve evde kontrol altına almaya çalıştık ama sürekli hareket ettiği için yara hep açılıyordu. Ayrıca son günlerde çok stres altındaydı," dedi, sesi titreyerek. Doktor, endişeli bir ifadeyle başını salladı.

"Anladım, elimizden geleni yapacağız. Durumu stabil tutmaya çalışacağız," diyerek ameliyathaneye doğru yöneldi.

Kerem, derin bir nefes aldı ama rahatlayamıyordu. Aklına Aslı’nın ailesini haberdar etmek geldi. Hemen Furkan Bey’in yanına giderek annesinin numarasını istedi ve aradı. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra karşıdan bir kadın sesi geldi.

"Alo, kimsiniz?"
"Alo, merhaba. Ben Aslı'nın arkadaşı Kerem."
"Kerem? Aslı'ya bir şey mi oldu?!"
"Şey, ablacım… Aslı'nın durumu pek iyi değil. Yaralarından dolayı bayıldı ve hastanedeyiz. Haber vermek istedim."

Karşıdaki ses paniğe kapılmıştı. "Ne diyorsun oğlum, nasıl olur? Hemen geliyoruz!" diyerek telefonu kapattı. Kerem hemen konum attı ve beklemeye başladı. Ancak dakikalar geçmek bilmiyordu.

Ameliyathane tarafında, doktor ve ekip hummalı bir çalışma içindeydi. "Hastanın nabzı düşüyor," dedi hemşirelerden biri.
"Hemen ateş düşürücü yapın , hastanın kan grubu ne ?" diye sordu doktor. Durum ciddiydi.
Hemşirelerden biri "0 Rh ( - ) hocam"diye cevap verdi.
"Tamam , acele 1 serum takın."
Ameliyat yaklaşık yarım saat sürdü. Doktor, nihayet dışarı çıkıp aileye bilgi verdi.
"Aslı Hanım’ın durumu şimdilik iyi. Yoğun bakıma aldık ve uyanmasını bekliyoruz. Ancak ilk 24 saat kritik."
Aslı’nın annesi Ayşe Hanım, hemen kızını görmek istedi. Doktor sadece kısa bir süre için izin verdi.

Ayşe Hanım, Kerem ve Ahmet Bey sırayla Aslı’nın yanına gittiler. İlk olarak Ayşe Hanım girdi. Yatağın kenarına oturdu ve kızının saçlarını okşamaya başladı.
"Kızım... Lütfen uyan. Bak herkes burada, Kerem burada, baban burada. Kuzenlerin Burak ve Mert de geldi. Seni bekliyoruz, hadi kızım, gözlerini aç..." diye mırıldandı. Hemşire zamanın dolduğunu söyleyince, gözyaşları içinde odadan çıktı.

Ahmet Bey, duygularını bastırmaya çalışarak içeri girdi. Yatağın kenarında durdu, bir an sessizce kızını izledi. Sonra elini Aslı’nın eline koyup, "Güzel kızım… Hadi aç gözlerini. Ne olur bizi sensiz bırakma. O güzel mavi gözlerinle bak bize, lütfen," dedi ve bir süre daha konuşmaya çalıştı ama boğazı düğümlendi.

Sıra Kerem’e geldiğinde, odaya ağır adımlarla girdi. İçeriye girer girmez gözleri Aslı’ya kilitlendi. Yatağa yaklaşıp başucuna oturdu. Eğilip fısıldadı: "Aslı… Ne olur dayan. Seni böyle görmeye dayanamıyorum. Her şey yoluna girecek, söz veriyorum. Sadece biraz daha güçlü ol. Bizim için… benim için..."

Bu sırada dışarıda, Burak ve Mert yeni gelmişti. Ayşe Hanım’ın yanına koştular. "Ayşe Abla, siz iyi misiniz? Aslı nasıl?" diye sordular. Ayşe Hanım konuşacak durumda değildi, sürekli ağlıyordu. Durumu Ahmet Bey anlattı:

"Evimiz tarandı, biz de Aslı’ya bir arkadaşında kalmasını söyledik. O da Kerem’le dağ evine giderken yollarını kesmişler. Silahlı bir çatışma çıkmış. Karnından vurulmuş. Yarası derindi ve durumu kötüleşti çünkü çok hareket etmiş."

Burak’ın gözleri karardı. "Kim yaptı peki bunu, Ahmet Amca? Bir şey biliyor muyuz?" diye sordu.

Ahmet Bey, derin bir nefes alarak yanıtladı: "Abdaloğullarından biri ama kim olduğunu bilmiyoruz. Öğreneceğiz Burak, merak etme. Kimse benim kızıma bunu yapıp cezasız kalamaz."

Mert sessizce yumruklarını sıktı. "Bize ne zaman ihtiyaç olursa buradayız, Ahmet Amca," dedi. Ahmet Bey başını salladı. "Şimdilik Aslı’ya dua edelim. Bu mesele daha bitmedi…"
"Siz Aslı'nın yakını mısınız ?"
"Evet biziz,durumu nedir ?"dedi Aslı'nın annesi.
"Durumu iyi merak etmeyin,yoğun bakıma aldık uyanmasını bekliyoruz."
"Bir kaç dakika görebilir miyiz ?"
"Tamam ama sadece 5 dakika daha fazla değil."
"Tamam tamam 5 dakika,ben, eşim ve Kerem girsin olur mu ?"dedi Aslı’nın annesi
"Olur,herkesin 5 dakikası var ben hemşireye söyleyeyim"dedi ve uzaklaştı.Kerem,Ayşe Hanıma -Aslı'nın annesine-döndü.
"Aslı'nın yanına beni de aldığınız için teşekkür ederim,Ayşe Abla'ydı değil mi (?)"
"Ne demek Keremcim,senin onu sevdiğini gözlerinden okuyabiliyorum eğer Aslı sana güvendiyse benimde güvenmemden başka seçeneğim yok , memnun oldum."
"Bende memnun oldum ve yine teşekkür ederim."dedi.Ayşe Hanım gülümseyerek,cama geri döndü.
Doktor yanlarına geri döndü.
"Ayşe Hanım,Aslı Hanımın yanına gidebilirsiniz ?"
"Teşekkürler Doktor Bey."dedi ve yoğun bakımın yolunu tuttular.Hemşireler önce Ayşe Hanım'ı içeri aldıkları sırada Aslı'nın kuzenleri Burak ve Mert geldi. Ayşe Hanım yatakta yatan kızının yanına oturdu ve saçını okşamaya başladı.
"Kızımm....Lütfen uyan kızım,bak Kerem burada ,baban burada,Murat hocan burada hadi uyan,kuzenlerin Burak ve Mert burada bi sen yoksun....hadi uyan."dedi ve hemşire Hanım zamanın bitmesini söyleyince çıkmak zorunda kaldı.Sıra Aslı'nın babası Ahmet Bey'deydi.
''Kızım güzel kızım,lütfen aç gözlerini bak bana o mavi gözlerinle ,bir daha bizi sensiz bırakma güzel kızım hadi aç gözlerini''dedi ve sıra Kereme gelmişti.Aslı'nın odasına girdi....
Burak ve Mert merak ettikleri için hızlıca Ayşe Hanım'ın yanına gittiler
"Ayşe abla ne oldu,siz iyi misin,Aslı nasıl ?"
Ayşe Hanım çok ağladığı için konuşamadı onun yerine Ahmet Bey-Aslı'nın babası- konuşmaya başladı;
"Evimiz taranınca biz Aslı'ya birinde kal demiştik o da arkadaşı Kerem'de kalmak için dağ evlerine giderken yollalarını kesmişler,silahla çatışmada iken birkaç yeriden vurulmuş.Karnındaki yara derin olduğu ve çok hareket ettiği için durumu kötüleşmiş."
Mert, Ahmet Bey'e dönüp;
"Kim yapmış peki Ahmet amca ,biliyor muyuz?"
"Abdaloğullarrından biri ama kim bilmiyorum ama öğreneceğim merak etmeyin."
(Kerem'in anlatımıyla)
Yatakta yatan Aslıya doğru yürüdüm ve Aslı'nın ayak ucuna oturup;
"Aslı biliyorum daha yeni tanıştık ama ben seni okulda gördüğüm ilk günden beri birşeyler hissetmeye başladım ilk dakikalarda ne olduğunu anlamasamda şuan biliyorum.Aslı ben sana aşık oldum."ağlamaklı olduğum için bir kaç saniye dinlenip göz yaşımı sildikten sonra devam ettim."Bilmiyorum senin bana karşı hislerin ne ama ı hadi aç gözlerini Aslım , lütfen aç hadi."tam o anda Aslı'nın elinin hareket ettiğini gördüm.
"Aslı , biliyordum açacağını ,Doktor Bey !"diye bağırıp kapıya yöneldim o anda hemşireler içeri girdiler.Beni dışarıya çıkartılar.Dışarıya çıktığımda Ayşe abla yanıma gelip ;
"Bir şey mi oldu Kerem,Aslı'ya."
"Yok Ayşe abla Aslı hareket etti ondan çağırdım.
(Yazarın anlatımıyla)
Doktor Bey odadan çıkıp Ayşe Hanıma doğru giderek,dediki;
"Aslı gözlerini açtı,hayati tehlikesini atlattı şimdi odaya alıyorum.Birkaç gün misafirimiz olacak sonra taburcu edeceğiz kızımızı."dedi Doktor Bey.
"Teşekkür ederim Doktor Bey."dedi Ahmet Bey.
"Rica ederim."dedi Doktor Bey ve yanlarından ayrıldı.
Herkes mutluluktan birbirine sarılıyorlardı.Aslı'yı yoğun bakımdan çıkartıp odaya aldılar. O sırada Burak ve Mert ,olayı öğrenmek için Kerem’in yanına gittikten sonra
"Kerem konuşalım mı ?" dedi Mert.
"Olur konuşalım."dedi Kerem ve hole doğru yürüdüler.
"Ben Burak Aktaroğlu , bu da Mert Zalimoğlu,Aslı'nın kuzeniyiz."dedi ve el sıkıştıktan sonra konuşmaya devam etti,"Olayı anlatır mısın ki bizde yapanları bulalım."
"Tamam,şöyle oldu...."dedi ve anlatmaya başladı Kerem.Anlattıktan sonra Burak ve Mert aralarında konuşmaya başladı;
"Mert , o zaman Abdaloğullarrından birinin bize garezi var ne yapalım çünkü ben bu adamı bulup doğduğuna pişman etmek istiyorum."
"Nasıl bulacağız Burak , adamları dağıtalım etrafa bulalım birde bizim şu Abdaloğlularındaki casusumuza soralım bakalım ne kadarını biliyor."
"Tamam ben arıyorum."dedi Burak ve yanlarından uzaklaştı.
Kerem merak ettiği için Mert'e yaklaştıp;
"Mert,konuşmalarınızı duydum adamlarımızı yayalım dediniz sizde mi Aşiret ailesindesiniz ."
"Pardon Kerem ya ben seni unuttum evet biz Aslı'nın baba tarafından kuzenleriyiz Antep’te Burak'la yaşıyoruz ailemiz yurt dışında yaşıyorlar ama biz Aslı'mızı bırakamadığımız için gidemedik bugünde süpriz yapacaktık ama işte olaylar olmuş.Sen ?"
"Ben Kerem Özdemir , Aslı'nın okul arkadaşıyım aynı anda okul müdürünün oğluyum."
"Memnun oldum,Bak Kerem normalde biz kolay kolay arkadaş olmayız ama Aslı belki sana güvenmiş o yüzden bizimlesin hoş geldin aramıza ve yeniden teşekkür ederim Aslı adına."
"Hoş buldum,Ne demek her zaman yardıma hazırım."dediği sırada Burak yanlarına geri döndü;
"Eee Burak ne dedi Elif , bir şey biliyor mu ?"
"Evet, Arda yapmış bunu ona."
"Abdaloğlularının oğlu Arda ulan Arda ben sana ne yapmam ki şimdi..."
"Mert bir dur , Elif dediki Abdullah Bey bize savaş açmış yani bu sadece bir başlangıçmış ,bence bunu Ahmet amcaya söyleyelim derim."
"Bencede."dedi ve Ahmet amca'ya giderken Kerem durdurdu onları;
"Burak , Mert durun , Aslı bayılmadan önce bana babam benden birşey saklıyor demişti belki bunu saklıyorlar tabii siz daha iyi bilirsiniz."
"Kerem sen ne diyorsun Ahmet amca Aslı'dan birşey saklamaz ki."dedi Burak.Kerem telefonunu çıkarıp Aslı'nıın mesajlarını gösterdi ;
*Ailem ile kavga ettim birkaç gün yine sizde kalabilir miyim yine ama müsait değillerse ailen , gelmem.
*Yok sıkıntı değil ve müsaitler gelebilirsin.Ne oldu sıkıntı mı var.
*Babamlar benden ilk defa birşey saklıyor Kerem ama öğreneceğim merak etme. Gösterdip , telefonu kapattı.
"Ooo bunca yıldır yanlarındayım , sakladıklarını görmedim bu olayda bir şey var Mert."
"Tamam biz Ahmet Amcaya anlatmayalım , Aslı iyileşince ona anlatırız."
"Tamam hadi Aslı'nın yanına gidelim."

(Aslı'nın anlatımıyla )
Uyandığımda gözlerimi hafifçe açtım ve etrafımda tanıdık yüzlerin olduğunu fark ettim. Annem, gözleri dolmuş bir şekilde yüzüme bakıyordu. Uyandığımı fark edince hemen yanıma yaklaştı ve yumuşak bir sesle, "Nasılsın kızım, iyi misin?" diye sordu.

"İyiyim anne, merak etme. Sadece biraz ağrım var, hepsi bu kadar," dedim, onu rahatlatmaya çalışarak. Annem derin bir nefes alıp, "Aslı'm, çok geçmiş olsun," dedi ve yanımda duran Şeyda abla da söze girdi.

"Aslı da iyileştiğine göre artık biz gidelim. Ziyaretin kısası makbuldür," dedi ve Kerem’e dönüp, "Hadi Kerem, kalkalım."

Kerem hemen itiraz etti. "Anne, ben sonra gelsem olur mu? Biraz daha burada kalayım."

Şeyda abla nazik ama kararlı bir ifadeyle cevap verdi: "Keremcim, izin verelim de dinlensinler."

Bu sırada Mert, Şeyda ablanın elini sıkarak konuşmaya katıldı. "Şeyda abla değil mi? Ben Mert, memnun oldum."

Şeyda abla hafifçe gülümseyerek elini sıktı. "Evet, Şeyda abla. Sen de Mert olmalısın. Ben de memnun oldum."

Mert, Şeyda ablaya dönerek nazik bir şekilde, "Kerem artık bizim kardeşimiz gibi oldu. İzniniz olursa biraz daha kalsın, çok isteriz," dedi.

Şeyda abla kısa bir tereddütten sonra gülümseyerek, "Tamam, madem öyle. Size emanet," dedi.

Mert, güven verici bir şekilde başını salladı. "Merak etmeyin, oğlunuz bize emanet. Ona gözümüz gibi bakarız," dedi ve Şeyda abla ile Murat Hoca yavaşça odadan çıktılar.

Onlar gittikten sonra anneme döndüm. "Anne, ben gerçekten iyiyim. Burada Mert, Burak ve Kerem var. Siz de gidin artık, dinlenin. Zaten her şey kontrol altında," dedim.

Annem önce itiraz edecek gibi oldu ama gözlerimdeki kararlılığı görünce derin bir nefes alıp, "Peki kızım, madem öyle diyorsun," dedi. Ardından babamla birlikte odadan çıktı.

Odada artık yalnız kalmıştık. Sessizlik bir süre devam etti. Sonunda gülümseyerek, "Evet, anlatın bakalım. Ben uyurken ne oldu?" dedim.

Herkes şaşkınlıkla yüzüme bakarken ekledim: "Ne yani, hiçbir şey anlamayacağımı mı sandınız? Sizi tanıyorum. Evet, dökülün bakalım!"

Burak, hafif bir kahkaha atarak, "Aslı’m, her geçen gün beni daha çok şaşırtıyorsun," dedi.

Mert araya girip heyecanla, "Biz saldıranı bulduk, bil bakalım kim?" dedi.

Merakla ona döndüm. "Kim?"

"Arda," dedi Mert.

Şaşkınlıkla, "Ne? Arda mı? Abdaloğulları'ndaki Arda mı?" diye sordum.

"Evet, o Arda," dedi Burak. "Ama bu sadece başlangıçmış. Elif’le konuştuk, bize bir savaşın içinde olduğumuzu söyledi."

"Savaş mı?" dedim kendi kendime. Bu durumun ciddiyetini kavramaya çalışıyordum. "Demek savaş var... Annemler bana bu yüzden mi bir şey söylemedi? Ama neden? Normalde her şeyi anlatırlardı. Bir şey mi oldu acaba?" diye düşündüm, kafam karışmıştı.

Dalgınlığımı fark eden Kerem, "Aslı, orada mısın?" diye sordu.

"Evet, buradayım," dedim, kendime gelerek. "Sanırım ne yapacağımızı buldum."

Herkes merakla yüzüme baktı. "Şöyle yapacağız," diyerek hızlıca planımı anlatmaya başladım.

Önce Burak’a döndüm. "Burak, Elif’i ara. Gözü kulağı Abdullah Bey’de olsun. Herhangi bir şey olursa hemen seni arasın," dedim.

Burak başını sallayarak telefonunu çıkardı ve Elif’i aramaya başladı.

Ardından Mert’e döndüm. "Mert, ajanlarımızdan birkaçını babamın şirketine ve annemin moda dükkanına yerleştir. Böylece bilgi toplamamız kolaylaşır," dedim.

Mert de planı onaylayarak, "Tamam, hemen hallediyorum," dedi ve telefonuna sarılarak adamları aramaya başladı.

Kerem ise gözlerini benden ayırmadan beni dinliyordu. "Bu savaşın içinde pasif kalamayız," dedim kararlılıkla. "Herkes harekete geçmeli. Ne kadar bilgi toplarsak o kadar avantajlı oluruz."

Kerem, sakin ama etkileyici bir ses tonuyla, "Aslı, bu kadar soğukkanlı olman beni hem etkiliyor hem de endişelendiriyor. Kendine dikkat etmelisin," dedi.

Derin bir nefes alıp ona baktım. "Merak etme Kerem. Bu işi çözmek için güçlü olmaktan başka çaremiz yok," dedim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

94okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18