2. bölüm / 4
Kaderin Yazgısı : Bir aşiret hikayesi2.Bölüm
Bölümler 4Şu an: 2.Bölüm
- 1 1.Bölüm1.341 kelime
- 2 2.Bölüm1.758 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm = Mutlu bir hafta3.531 kelime
- 4 4.BÖLÜM:Kavgadan Savaşa2.764 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kan Araları Açar....
Çünkü aşk , yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur.
Hemen açtım telefonumu ;
"Alo , efendim anne ."
"Alo kızım , sakın eve gelme birinde kal,bizde dağ evindeyiz,kardeşin bizimle."
"Tamamda ne oldu anlatır mısın ?"dedim toparlanırken;
"Biz köy düğünündeydik babanla,birisi evimizi taradı.Hemen köyü koruma altına aldık ve dağ evine geldik,bizde düşmandan çok ne var."
"Hayda, tamam, ben bir yerde kalırım, merak etmeyin. Siz iyi misiniz?"
"İyiyiz biz, dikkatli ol," dedi annem. "Yanına adam almayı da unutma."
"Tamam, unutmam anne, görüşürüz," dedim ve telefonu kapattım. İçimden hızlıca bir plan yapmaya çalışırken Kerem'e döndüm.
"Kerem, hayatım tehlikede. İki-üç günlüğüne sizde kalsam olur mu?"
Kerem kaşlarını kaldırdı, ama şaşkınlığı hemen yerini anlayışa bıraktı. "Olur olur, tabii ki. Ama ne oldu?"
"Anlatırım sonra. Şimdiden sağol her şey için," dedim. Ardından, hemen telefondan Furkan abiyi aradım. Kerem, hâlâ beni dikkatle izliyordu, gözlerindeki soru işaretlerini görmezden gelerek Furkan abiye odaklandım.
"Alo, Furkan abi, hemen sana attığım yere on adamla gel."
"Aslı Hanım, ne oldu?" diye sordu Furkan abi, sesi merak doluydu.
"Sen dediğimi yap. Evi koruyacaklar, ona göre gelin. Abartmadan, sessizce," dedim.
"Tamam, geliyoruz," diyerek telefonu kapattı.
Kerem, arabasıyla beni takip ederken, motorla dağ evine doğru yola çıktım. Hava kararmış, yol iyice ıssızlaşmıştı. Motorun sesi, kalbimin çarpıntısına karışıyordu. Arkamdaki farların ışığında Kerem’in beni izlediğini görmek biraz olsun içimi rahatlatıyordu, ama yolun ortasında bir anlık sessizlik... Motoru sürerken gözüm sürekli yolda, zihnim ise annemin söylediklerinde takılı kalmıştı. "Sakın yalnız kalma, dikkatli ol." Bu cümleler beynimde yankılanırken, içimde tarif edilemez bir huzursuzluk büyüyordu. Kerem’in arabasının farları, arkamda güven verici bir şekilde ilerliyordu ama bu bile endişemi hafifletmiyordu.
Dağ evine doğru giderken, yolun giderek daha tenha hale geldiğini fark ettim. Ormanın koyu gölgeleri, farların ışığını emiyor gibiydi. Yolu aydınlatan ay ışığı bile giderek zayıflıyordu. Gözüm dikiz aynasında Kerem’in arabasına kayarken, birden yolda garip bir ışık hüzmesi belirdi. Uzaktan bir aracın farları gibi görünüyordu, ama sabitti.
Kerem’in arabasına el işareti yaparak durdum. O da birkaç metre geride arabasını kenara çekti ve dışarı çıktı.
"Bir sorun mu var?" diye sordu, sesi endişeliydi.
"Sanırım bir pusu. Yolun ilerisine bak. O ışık normal değil."
Kerem dikkatlice baktı ve kaşlarını çattı. "Dikkatli olalım. Belki başka bir yol bulabiliriz."
"Hayır," dedim kararlı bir şekilde. "Burada durmak daha riskli. İlerlememiz lazım ama dikkatli olacağız."
Kerem geri arabasına binerken, motorun yanındaki çantadan silahımı çıkardım. Motoru yavaşça hareket ettirerek ışığa doğru birkaç metre ilerledim. O anda ormandan bir gölge hareket etti ve ardından bir silah sesi yankılandı.
"Yere yat!" diye bağırdım, motoru hızla kenara çekerek kendimi yere attım. Kerem arabasından dışarı fırlamıştı ama ona işaret ederek arabadan çıkmamasını söyledim.
Birden ormanın içinden bir grup adamın çıktığını fark ettim. Ellerindeki silahlar, zayıf ışıkta parlıyordu. Ateş açmaya başladılar. Ben motorun arkasına siper aldım ve karşılık verdim. Mermiler çevremizde yankılanırken, kalbim sanki göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.
Kerem camı hafifçe indirip bağırdı: "Aslı, buradan kaçalım! Çok kalabalıklar!"
"Kaçamayız," dedim sert bir şekilde. "Bizi takip ederler. Burada onları durdurmamız lazım."
Kerem tereddüt etti ama sessizce geri çekildi. Ben de mermilerim bitmeden Furkan abiyi aramak için telefonumu çıkardım.
"Alo, Furkan abi, hemen şu konuma gelin. Pusuya düştüm, acele edin!" dedim, ardından telefonu kapatarak tekrar ateş etmeye başladım.
Adamlar giderek yaklaşıyordu. Silahımdaki şarjörün sonuna gelmiştim ki, bir keskin nişancı beni gözüne kestirmiş gibi hissettim. Bir anda karnıma saplanan keskin bir acıyla yere yığıldım. Birkaç saniye sonra başka bir mermi koluma isabet etti.
"Kerem!" diye bağırdım zorlukla. Kan kaybederken gözlerim bulanıklaşmaya başladı. Kerem arabasından çıkıp yanıma koştu ve yaralarıma bastırmaya çalıştı.
"Dayan, Aslı. Yardım yolda!" dedi panikle.
Telefonumu elime alıp son bir güçle Furkan abiyi aradım.
"Furkan abi... Konuma gelin... Acele edin..." dedim , Kerem hâlâ bekliyordu.
"Hemen geliyoruz."deyip telefonu kapattı.
"Sağ ol." dedim ve bayıldım.
(Kerem'in anlatımıyla)
"Aslı,Aslı aç gözünü."dedim telaşla.Birkaç dakika sonra Aslı’nın aradığı Furkan abi geldi.Adamları diğerlerini öldürürken , yanımıza gelip ;
"Ne oldu ?"diye sordu.Sesim titreyerek.
"Ba...yıl..dı"dedim zar zor.
"Adın ne senin ?"
"Kerem...abi."
"Bak Kerem,Aslı sana güvenmiş ki senden yardım istemiş şimdi kendini topla tamam mı ?"
"Tamam abi."deyip gözyaşımı sildim elimle.Furkan abinin adamları düşmanları öldürüp yanımıza geldi.
"Yardım edin , kucağıma verin Aslı Hanım'ı" dedi
Furkan abi Aslı'yı kucağına alıp adamlara;
"Hemen adamları arayın bu leşleri gözden yok etsinler ve bizi araba ile takip edin ,motoru da alın."dedi ama kafasını peki der gibi salladı ve arabaya bindiler.
"Kerem sür arabayı acele et olur mu, Aslı çok kan kaybetti."
"Kerem, sür arabayı, acele et! Aslı çok kan kaybetti." Furkan abi bağırıyordu. Arabayı deli gibi kullanarak dağ evine vardık. Aslı’yı eve taşıyıp koltuğa yatırdılar. Doktor gelene kadar geçen her saniye sonsuz bir işkence gibiydi.Hemen ardından Doktor geldi.
Doktor Aslı'yı muayene edip,serum taktı ve dedi ki;
"Yaralarını temizledim karnındaki yara derin ,en az 1 hafta hareket etmesin , mümkünse yatsın birşey olursa arayın olur mu ?"
" Peki Doktor amca ararım ben sizi,iyi günler teşekkürler."dedim
Başka koltuğa gidip kafamı koydum ama yorgunluktan uyuya kalmışım.
( Yarım saat sonra - Aslı'ın anlatımıyla )
Uyandığımda yaralarım çok acıyordu ve kafamı toparlayamamıştım.Vurulduktan sonra ne oldu hiçbir fikrim yoktu.
"Ah...nerdeyim ben."dedim olayı anlamak için.Furkan abi yanıma gelip.
"Aslı Hanım iyi misiniz ?" diye sordu.
Bende ayağa kalkmaya yeltendim ama Kerem uyuduğu koltuktan kalkıp hızlıca yanıma geldi "Aslı ne yapıyorsun,Doktor birkaç gün hatta en az 1 hafta hareket etmesin ,yatsın dedi"deyip beni tekrar koltuğa yatırdı.
"Kerem,herşey için sağ ol seni bu duruma soktuğum için özür dilerim."dedim.
"Önemli değil Aslı,her zaman ."
Aklıma annemler geldi,hemen Furkan abiye sordum.
"Annemlere vurulduğumu söylemedin değil mi Furkan abi."
"Yok Aslı Hanım söylemedim,adamlar ölüleri ortadan kaybettiler , motorunuz dışarıda.Ailenize sadece eve geldik dedim."
"Aferin Furkan abi,söyleseydin kızacaktım sana çünkü."
"Yok efendim,haddime değil söylemek."
Elimi çık der gibi salladım oda bana selam verip çıktı.Bende hemen annemleri aradım.
"Alo anne,ne yaptınız iyi misiniz ?"
"Asıl sen iyi misin,vurulmuşsun."dedi benim sinirim tepeme çıktı yattığım yerden fırladım hemen,Kerem yanıma geldi.
"Anne sana kim söyledi vurulduğu mu ?" diye sordum kızarak.
Annem de,"Ben anlarım." dedi.
"ANNE HEMEN SÖYLE YOKSA ADAMLARIMIN HEPSİNİ VURURUM."dedim ve ayağa kalmak için Kerem'e tutundum.Mahmud’a karşı öfkemi kontrol etmeye çalışırken, bir yandan da içimdeki yanmayı bastırmaya uğraşıyordum. Her nefes aldığımda karnımdaki acı, vücudumu bıçak gibi kesiyordu. Göğsümden yayılan sıcaklık, kanın tenimi terk ettiğini hissettiriyordu ama belli etmemek için tüm gücümü topladım."Mahmud mu?" dedim, önce şaşkınlıkla, ardından giderek yükselen bir sinirle. "Anne, Mahmud'un benim yanımda ne işi var? O senin adamın!" dedim, sesim soğuk ama belirgin bir öfke taşıyordu.
"Ben yolladım yanına, seni gözetlesin diye," dedi annem sakin bir tonda.
Bu sözler beni iyice çileden çıkarmıştı. "Anne, Mahmud'u yanına geri yolluyorum. Beni bir daha arama, ben arayana kadar," dedim ve sinirle telefonu kapattım.
Nefesim hızlanmıştı, içimdeki öfkeyi kontrol etmekte zorlanıyordum. Hemen dışarı çıktım ve tüm adamlarıma bağırarak seslendim:
"HERKES YANIMA GELSİN! GELMEYENİ VURURUM!"
Kerem, yanımda durarak kolumdan tuttu; düşmemden endişe ediyordu. Hızla herkes önüme toplandı. Furkan abi de diğer kolumdan destek olmaya çalıştı ama yarama denk geldiği için hemen geri çekildi. İnatla kollarımı çektim, Kerem’in yardımı olmadan ayakta durmaya çalıştım. Karnımda tuttuğum elimle hafifçe baskı yaparak çevremdekilere döndüm.
"Anneme kim benim vurulduğumu söyledi? Doğruyu söyleyin, aksi halde fena olur," dedim, nazik ama kesin bir tonda.
Arka sıralardan bir adam elini kaldırdı. "Ben söyledim, efendim," dedi çekingen bir sesle.
Elini kaldıran Mahmud’du. Bir an için öfkemi kontrol etmeye çalıştım, ama Mahmud’un yüzündeki tedirginlik bile beni sakinleştiremedi.
"Gel yanıma," dedim. Ancak adımlarında tereddüt olduğunu fark edince sesimi yükselttim:
"GEL YANIMA LAN!"
Mahmud yanıt vermeden ağır adımlarla yanıma geldi. Ben hâlâ dengemi korumakta zorlanıyordum, bir an için ona yaslandım, ama hemen toparlanıp karnımdaki elimi diğer elime çekerek geriye doğru adım attım.
"Mahmud," dedim, sesim öfkeden titriyordu. "Neden anneme vurulduğumu söyledin?"
"Efendim…" diye mırıldandı, ama sözünü bitirmeden sustu.
"Evet, konuş Mahmud!" dedim, sesimi daha da yükselterek.
"Anneniz, 'Kızıma bir şey olursa bana haber ver,' dedi. Ben de bunu uyguladım, efendim," dedi titreyen bir sesle.
Başımı hafifçe yana eğdim, gözlerimi onun üzerine dikerek bir an sessizce düşündüm. Ardından herkesin duyabileceği bir şekilde bağırdım:
"BEN DEMİYOR MUYUM AİLEMDEN BİRİSİ NE DERSE DESİN, BENDEN HABERSİZ İŞ ETMEYİN DİYE!"
Adamlarım hep bir ağızdan, "Dediniz, efendim," diye yanıtladı.
"Sen neden anlamadın, Mahmud?" dedim ve kanlı elimi omzuna koyarak gözlerine baktım.
"Özür dilerim, efendim. Bir daha olmaz," dedi.
"Özür mü?" dedim, aniden bağırarak. "S*KERİM LAN ÖZRÜNÜ!" diye haykırdım ve onu ittim. "S*KTİR GİT ANNEMİN YANINA! BİR DAHA GÖZÜME GÖZÜKME. GÖZÜKÜRSEN SENİ VURURUM! DEFOL!"
Mahmud’un yüzü bembeyaz oldu. Yavaşça geriye çekildi ve ortamdan uzaklaştı. Adamlarım sessiz bir şekilde bana baktılar. Sonunda herkese döndüm ve:
"Bir daha aynı şey olursa, bu sefer affetmem. Vururum, anladınız mı?" dedim.
"EMREDERSİNİZ EFENDİM!" diye yanıtladılar hep bir ağızdan.
"Aferin. Dağılın," dedim, ardından Kerem’in koluna tutunarak eve geri döndüm.Yattığım yere geri otururken, “Furkan, gel bir yanıma,” dedim.
“Buyurun efendim,” diyerek hemen yanıma geldi.
“Bir daha sana adam topla dediğimde, annemin adamları olmadığına dikkat et, tamam mı? Ve annem seni ararsa açma sakın.”
“Emredersiniz,” dedi ve dışarı çıktı.
Aklıma Kerem geldi. “Kerem, gelir misin?” dedim.
“Efendim, Aslı? Ne oldu?”
“Gel otur, Kerem,” deyip koltuğu gösterdim. O da hemen oturdu.
“Bağırmam seni korkuttu değil mi, Kerem?”
“Yoo, korkmadım,” dedi titreyerek. Korktuğu her halinden belliydi.
“Kerem, ben anlarım. Hadi, doğruyu söyle, korktun mu?”
“Aslı, senin içinden canavar çıktı az önce, ben bile korktum.”
Hafifçe gülümsedim. “Evet, öyle oluyor maalesef. Aşiret işte. Böyle olmayınca şımarıyorlar. Ama sana böyle davranmam, merak etme…” Tam o sırada canımın yanmasıyla elimi karnıma götürdüm.
“Hemen doktoru arayayım,” dedi Kerem, panikle ayağa kalkarken kolunu tuttum.
“Kerem, sakin ol. Adamlarım çağırır,” dedim ve onu yerine oturttum.
“Furkan abi,” diye bağırdım. Furkan abi kapıdan girdikten sonra, “Efendim Aslı Hanım,” dedi.
“Acil doktoru çağırın bana ve Mustafa’ya söyle, bundan sonra Kerem’i koruyacak ve istediklerini yapacak.”
“Emredersiniz efendim,” dedi ve dışarı çıktı.
Kerem şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Merakla sordum: “Ne oldu?”
“Hiç. Nasıl bu kadar sert ama yumuşak olabiliyorsun diye düşünüyordum,” dedi utanmış bir şekilde. Kafamı yere indirdiğimi görünce, ekledi: “Nasıl bir duygu bu reis kızı olmak?”
Kafamı kaldırıp, iç çektim. “Yorucu bir iş. Emin ol, sevmezsin.”
Kerem bir an düşündü, sonra gözlerini bana dikerek, “Sadece yorucu değil, cesaret gerektiriyor,” dedi. “Ama kabul etmelisin, biraz da yalnız hissettiriyor olmalı.”
Bu söz beni şaşırtmıştı. Bir an sessiz kaldım, sonra derin bir nefes alarak cevap verdim: “Haklısın, yalnız hissettiriyor. Ama başka şansım yok, Kerem. Bu hayatın bir parçası.”
Kerem’in yüzüne ciddiyet yayıldı. “O zaman bir daha böyle bir şey olduğunda, bana söyle. Yalnız hissetmeni istemem.”
Tam o sırada doktor geldi. Yaralarıma baktı.
“Aslı Hanım, yaralarınız açılmış. Karnınızdaki çok kötü durumda ama omzunuz iyi. Uyuşturucu verip karnınızı dikeceğim. Sonra diğer yaralarınıza bakacağım.”
“Tamam, siz nasıl isterseniz. Size bir ricada bulundum olur mu? Serumuma ek olarak ağrı kesici ekler misiniz?”
“Tabii ki eklerim,” dedi ve yarama iğne ile uyuşturucu verip dikmeye başladı.
Kerem o sırada birisiyle konuşmak için dışarı çıktı. Onun bu telaşı dikkatimi çekti ama konunun ne olduğunu sormak yerine kendi işlerime odaklandım.
Bölüm etkileşimi
