1. bölüm / 4
Kaderin Yazgısı : Bir aşiret hikayesi1.Bölüm
Bölümler 4Şu an: 1.Bölüm
- 1 1.Bölüm1.341 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.Bölüm1.758 kelime
- 3 3. Bölüm = Mutlu bir hafta3.531 kelime
- 4 4.BÖLÜM:Kavgadan Savaşa2.764 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayatın Kırılma Noktası
Sevgi ve umut hayallerin başlangıç noktasıdır.
Ben Aslı, on yedi yaşındayım. Antep’te doğup büyüdüm ve evet, tahmin ettiğiniz gibi bir aşiret ailesinin kızıyım. Babam aşiretin reisi, otoritesi herkesin üzerinde. Annem ise bir moda tasarımcısı; sık sık defileler düzenliyor ve zaman buldukça onun defilelerinde mankenlik yapıyorum. Ancak benim asıl hayalim, büyüyünce mimar olmak.
Bugün, yeni okulumda ilk günüm. Sabah erkenden kalktım, hazırlanıp evden çıktım. Ama her zamanki gibi yine biraz geç kalmıştım. Okula vardığımda müdürümüz Murat Hoca beni karşıladı. Kibar bir şekilde sınıfımı gösterdi. Kapıyı çaldım, ders işleyen öğretmenden özür dileyip sınıfın en arka sırasına geçtim. Sessizce oturup kulaklığımı taktım ve müzik dinlemeye başladım. Kendimi soyutlamak, yeni bir ortama alışmanın en iyi yoluydu benim için.
Yaklaşık on dakika sonra zil çaldı. Ders bitmişti ve sınıf bir anda hareketlenmişti. Tam masamda toparlanırken, üç kız oturduğum sıranın önünde belirdi. Hepsi dikkat çekici şekilde bana odaklanmıştı. İçlerinden biri, uzun saçlarını savurup kendine güvenen bir tavırla konuşmaya başladı:
“Merhaba, Aslı değil mi?” dedi, yüzünde hafif bir gülümseme.
Şaşırmıştım, ama nezaketi elden bırakmadım:
“Merhaba. Evet, Aslı benim. Siz kimsiniz?”
Kız gülümsemesini genişleterek, “Ben Esma,” dedi. “Soldaki Açelya, sağdaki de Aysu.”
“Memnun oldum,” dedim kısa bir duraksamanın ardından. “Ama izninizle kantine gitmem gerekiyor.”
Tam sınıftan çıkmak üzere arkamı dönmüştüm ki bir anda kolum sert bir şekilde tutuldu. Bu beklenmedik hareketle irkilip geri döndüm. Esma’nın yüzündeki soğuk bakışlar beni durdurmaya yetmişti.
“O kadar kolay değil,” dedi Esma, gözlerini kısmıştı. “Otur bir, tanışalım.”
Sözleriyle beni şaşırtmıştı, ama asıl şok edici olan, beni oturduğum sıraya doğru itmesiydi. İstemediğim bir şekilde masama doğru yöneldim. Bir an donakalmıştım, ama çabuk toparlandım ve oturduğum yerden sinirle kalktım.
“Ne yapıyorsun, Esma?” dedim, sesim titremiyordu. Kontrolümü kaybetmek istemiyordum ama sınırlarım zorlanıyordu.
“Buradan ben istemeden çıkamazsın, Aslı,” dedi, tehditkâr bir şekilde.
Derin bir nefes aldım ve kendimi sakin tutmaya çalışarak cevap verdim:
“Ben senden izin almam, Esma. Haddini bil, yoksa elimden bir kaza çıkabilir.”
Gözleri kısıldı ve bir anlık sessizlik oldu. Sanki ne yapacağını tartıyordu. Sonra beklenmedik bir şekilde elini kaldırdı. Bana tokat atmaya niyetleniyor ama eli havada kalmıştı. Arkadan birisi hızla müdahale etmiş, Esma’nın kolunu tutmuştu.
"Esma,yeni gelene el kaldırma,indir o elini."
"Kerem , yeni biri için kavga etmeyelim kardeşim."
"Esma ben haksız olanlara yardım ederim şimdi bahçeye gidin, hepiniz."dedi.
Arkamı dönüp baktığımda, Esma’nın kolunu tutan kişiyi gördüm. Uzun boylu, kararlı ve sakin bir yüz ifadesine sahip bir çocuktu. Herkes bir anda sessizleşmişti. Esma’nın yüzündeki şok ve sinir karışımı ifade, sınıfın gerilen atmosferine iyice bir ağırlık katmıştı.Esma'da kızgın bir şekilde sınıftan çıktıktan sonra Kerem bana döndü ;
"İyi misin ?"
"İyi miyim , nasıl iyi olayım. Okulumun ilk günü olaya karışıyor ve iyi mi olmam gerekiyor , iyi falan değilim."diyip,sınıftan hemen çıktım ve kantinin yolunu tuttum.
Kantinden kahve alıp,cam kenarına oturdum.Kulaklığımı takıp kendimi müziğin sesine bıraktım .Müzik dinlerken az önce olanları düşündüm.Ne oldu ya az önce bir grup benim önümü kesiyor ve bana el kaldırıyordu. Bir kaç dakika sonra zil çaldı.Sınıfa geçip okul sonuna kadar müzik dinledim.Ne Esma ne de başka biri benimle muhattap oldu sadece arada bir Esma bana kızgın bir şekilde bakıyordu.Okul çıkışında eşyalarımı toplayıp çıkarken Kerem yanıma geldi:
“Merhaba, Aslı. Bugün... yaşananlar için üzgünüm. Esma biraz kontrolsüz biri, ama sana böyle davranmaya hakkı yoktu.”
Derin bir nefes aldım. “Haklısın. Ama sonuçta senin suçun değil, Kerem. Zaten müdahale ettin, teşekkür ederim.”
“Biliyorum. Ama seninle düzgün bir şekilde tanışmak istiyorum. Bugün olanlar bunun önüne geçti. Müsaitsen bir kahve içelim mi? Hem birbirimizi tanırız.”
Bir an duraksadım. İlk başta hayır demeyi düşündüm, ama sonra neden olmasın diye içimden geçirdim.
“Peki. Nerede buluşalım?”
“Yakında güzel bir kafe var. Arabayla gideriz, olur mu?”
“Ben motorumla takip ederim. Sen bana yolu göster.”
Motorumla Kerem’in arabasını takip ederken etrafa bakmaya başladım. Şehir, akşamüstü ışığında bir başka güzel görünüyordu. Cadde kenarındaki dükkanlar birer birer ışıklarını yakıyordu. Bir yandan Kerem’in arabasına odaklanmaya çalışıyor, bir yandan da bu yeni şehri keşfetmenin heyecanını yaşıyordum.
Kerem’in arabasının sinyal verdiğini fark ettim. Küçük ama oldukça sevimli bir kafeye doğru dönüş yapıyordu. Ben de arkasından motorumu yavaşlattım ve park ettim.
Arabadan inen Kerem, bana dönüp gülümseyerek “Yolu iyi takip ettin. Genelde insanları motorla kaybederim,” dedi.
“Benim motorum biraz hızlıdır, merak etme,” diye cevap verdim. Kaskımı çıkarıp motorumu kilitlerken, Kerem bir an duraksadı ve manidar bir şekilde gülümsedi.
“Sen hız seviyorsun, belli. Ama hızın yanında dikkatli olmayı da biliyorsun sanırım,” dedi.
“Bu kadar uzun yaşadıysam bir bildiğim vardır,” dedim alaycı bir şekilde.
Kafenin dış cephesine baktım. Ahşap dekorasyon ile oldukça sıcak bir havası vardı. Pencere kenarlarından sarkan küçük saksı çiçekleri, içeriye davetkar bir hava katıyordu. Tam içeri girerken Kerem, kapıyı açıp “Bayanlar önden,” dedi.
“Teşekkürler,” diyerek içeri girdim ve kasaya yöneldik.
vermek için kasaya yöneldik.
"Merhaba,ben bir soğuk filtre kahve alabilir miyim büyük boy olsun “dedim cüzdanıma yöneldim.Tam kartımı çıkaracaktım ki Kerem bana engel oldu.
"Bugünkü olaydan sonra ben ödeyeyim olur mu, kardeşimin adına."
"Estağfirullah,senin suçun yok hem sen beni korudun ben ödemem lazım."
"Israr ediyorum,zaten kardeşim yüzünden mahcubum."
"Tamam nasıl istersen,buyur öde."deyip,kahvemi almaya gittim.Kerem'in ve kendi kahvemi alıp,cam kenarına geçtim.Bir kaç dakika sonra Kerem geldi,kahvesini uzattım ve konuşmaya başladık.
"Sıfırdan başlayalım."dedi Kerem, kahvesinden bir yudum aldıktan sonra Aslı’ya dönerek gülümsedi.
“Sıfırdan başlayalım. Ben Kerem Özdemir, on sekiz yaşındayım. Babam, okul müdürümüz Murat Hoca. Esma ise üvey kız kardeşim.”
Aslı, şaşkın bir ifadeyle Kerem’e baktı.
“Esma senin üvey kız kardeşin mi? Bu... ilginç. Kardeşiyle pek benzemiyorsunuz.”
Kerem, hafifçe güldü.
“Haklısın. Pek ortak yanımız yok. Annem ve babam ayrıldığında Esma’nın annesiyle evlendi. İlişkimiz çok da iyi değil ama ona göz kulak olmak zorundayım. Sen peki? Anlat biraz kendinden.”
Aslı, kahvesinden bir yudum alıp bir an düşündü.
“Ben Aslı Zalimoğlu. On yedi yaşındayım. Ailem tasarımcı, defilelerde mankenlik yapıyorum ama bu sadece bir hobi. Aslında mimar olmak istiyorum. Bir de tahmin ettiğin gibi, aşiret ailesindenim. Bundan pek hoşlanmıyorum ama yapacak bir şey yok.”
Kerem, Aslı’nın sözlerini dikkatle dinledi.
“Zalimoğlu... Antep’teki ünlü aşiret, değil mi?”
Aslı gözlerini devirdi.
“Aynen öyle. Ama bu benim seçimim değil. Herkes soyadımla yargılamaya bayılıyor. Bu yüzden insanlarla fazla yakınlaşmamaya çalışıyorum.”
Kerem, gözlerini bir an Aslı’nın ellerine çevirdi ve hafif bir gülümsemeyle başını eğdi.
“Biliyor musun, Aslı... Sadece soyadınla değil. Sen gerçekten farklısın. İnsanları yanına yaklaştırmıyorsun ama sanki içindeki dünyayı korumaya çalışıyorsun.”
Aslı, bir an duraksadı. Bu sözler beklemediği kadar derindi.
“Fazla mı dikkat ediyorsun, yoksa insanları etkilemek için böyle mi konuşuyorsun, Kerem?” dedi, alaycı bir gülümsemeyle.
Kerem, kahvesinden bir yudum alıp gözlerini camdan dışarı çevirdi.
“Belki de sadece doğru insanın fark edilmesini istiyorum.”
Aslı, bu sözlerden etkilenmişti ama belli etmemeye kararlıydı.
“Kerem, ilginç birisin ama sana bir şey söyleyeyim: Benim dünyama girmek o kadar kolay değil.”
Kerem, hafif bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Zor olan her zaman daha değerlidir, değil mi?”
"Tamam,Ben Aslı Zalimoğlu, on yedi yaşındayım. Ailem tasarımcı, Ali adında bir kardeşim var. Mankenlik ile ilgileniyorum. Memnun oldum.”
"Zalimoğlu, hmm... Bu Antep’te bulunan aşiret değil mi?"
"Aynen öyle, maalesef. Ben aşiret kızı olmaktan pek hoşlanmıyorum ama ne yaparsın.”
Kerem, gözlerini bir an Aslı’nın ellerine çevirdi ve hafif bir gülümsemeyle başını eğdi.
“Biliyor musun, Aslı… Sadece soyadından dolayı değil. Sen farklısın. Kimseyi yanına yaklaştırmıyorsun ama sanki içindeki dünyayı korumaya çalışıyorsun.”
Aslı bir an durdu. Bu sözler beklemediği kadar derindi.
“Fazla mı dikkat ediyorsun yoksa sadece insanları etkilemek için böyle mi konuşuyorsun, Kerem?” dedi, alaycı bir gülümsemeyle.
Kerem, kahvesinden bir yudum alıp gözlerini camdan dışarı çevirdi. “Belki de sadece doğru insanın fark edilmesini istiyorum.”
Aslı bu sözlerden etkilenmişti ama belli etmemeye kararlıydı.“Biliyor musun, Aslı… Sadece soyadından dolayı değil. Sen farklısın. Kimseyi yanına yaklaştırmıyorsun ama sanki içindeki dünyayı korumaya çalışıyorsun.”
Aslı bir an durdu. Bu sözler beklemediği kadar derindi.
“Fazla mı dikkat ediyorsun yoksa sadece insanları etkilemek için böyle mi konuşuyorsun, Kerem?” dedi, alaycı bir gülümsemeyle.
Kerem, kahvesinden bir yudum alıp gözlerini camdan dışarı çevirdi. “Belki de sadece doğru insanın fark edilmesini istiyorum.”
Aslı bu sözlerden etkilenmişti ama belli etmemeye kararlıydı.
“Kerem, ilginç birisin, ama sana bir şey söyleyeyim: Benim dünyama girmek o kadar kolay değil.”
Kerem gülümseyerek cevap verdi. “Zor olan her zaman daha değerlidir, değil mi?”
Tam bu sırada Aslı’nın telefonu çaldı. Ekranda annesinin adı yazıyordu.
Kerem’e dönüp hafif bir mahcubiyetle, “Bir dakika, annem arıyor,” dedi. Telefonu açmadan önce, içinden bir huzursuzluk geçti.
Normalde pek aramazdı, sadece yazardı bana. Kesin bir şey oldu… ama ne?..
Bölüm etkileşimi
