7. bölüm / 10
İzin Verilmeyen7. Bölüm Gece yarısı itirafı
Bölümler 10Şu an: 7. Bölüm Gece yarısı itirafı
- 1 1. Bölüm: Sessiz sınır764 kelime
- 2 2. Bölüm Karargah239 kelime
- 3 3. Bölüm: Ateş Çember781 kelime
- 4 4. Bölüm: Sığınak ve Hesaplaşma553 kelime
- 5 5. Bölüm: Gölgelerin Ardında799 kelime
- 6 6. Bölüm: Tehdit Derinleşiyor666 kelime
- 7 7. Bölüm Gece yarısı itirafı400 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm: Kilit ve Kıvılcım366 kelime
- 9 9. Bölüm: Pusu ve Siper709 kelime
- 10 10. Bölüm: Bir adım ötesi485 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ankara’nın üzerine çöken gece, dağ evinin etrafındaki çam ormanlarını tamamen yutmuştu. Şehir merkezindeki o kanlı baskının ardından Börü Timi gergin ama kendinden emin bir şekilde çevre emniyetini almıştı.
Pamir Yüzbaşı, zırhlı araçtan indiğinde botlarının altındaki çamur ve kar ezik hışırtılar çıkarıyordu. Üzerindeki hücum yeleğini çıkarıp arka koltuğa fırlattı. Yüzündeki yorgunluk ve gözlerindeki o dinmeyen öfke her halinden belliyordu. Doğruca ahşap evin giriş kapısına yöneldi.
Kapıyı açıp içeri girdiğinde, salonda kahvesini yudumlayan Özlem ve köşede sessizce oturan Melisa başlarını kaldırdı.
"Komutanım, iyi misiniz?" diye sordu Melisa merakla.
Pamir başıyla onaylayıp merdivenlere doğru yöneldi. "İyiyim Teğmen. Siz dinlenin."
Üst kata çıkıp loş koridorun sonundaki odanın önüne geldi. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdi. Sera, odanın ortasında ayakta duruyordu. Gözleri kapının açılmasıyla birlikte doğrudan Pamir’e kilitlendi. Üzerinde hâlâ aynı hırka vardı; yüzündeki endişe ve rahatlama aynı anda okunuyordu.
Pamir kapıyı arkasından yavaşça kapatıp kilitledi. Aralarındaki adımları sessiz ama ağır attı. Sera’nın tam önüne geldiğinde, aralarındaki o nefes kesen mesafe yine yok oldu.
"Geldin," dedi Sera, sesi titreyerek. Elini uzatıp Pamir’in yanağına dokundu. Parmağı, Pamir’in yüzündeki küçük bir toz lekesini sildi. "Çok korktum Pamir. Ya sana bir şey olsaydı?"
Pamir, Sera’nın elini avucunun içine alıp kendi yanağına bastırdı. Gözlerini kapatıp derin bir soluk aldı; sanki tüm o deponun barut kokusunu, deşilen operasyonun stresini sadece bu dokunuşla akıtıyordu.
"Korkma," dedi Pamir, sesi pürüzlü ve derinden geliyordu. "Ben sana olan sözümü tutmadan cehenneme bile gidemem Sera."
Sera başını hafifçe yukarı kaldırıp yeşil gözlerin en derinine baktı. "O zaman bu sınırları daha fazla zorlamayalım Pamir. Babam ne derse desin, tim ne düşünürse düşünsün... Ben yoruldum bu gizli saklı savaşlardan."
Pamir’in çene kasları gerildi. Zihninde Turgut Albay’ın o otoriter yüzü ve şehit babasının hatırası bir anlığına belirdi ama bu kez o duvarlar çatırdıyordu. Pamir, diğer elini Sera’nın ince beline dolayıp onu kendine doğru çekti. Aralarındaki son kalan o mesafeyi de tamamen bitirdi.
"Sınırları yıkmak istiyorsun demek..." dedi Pamir, nefesi Sera’nın dudaklarına çarparak. "Bunun dönüşü yok Sera. Canın yanar, bu ateş ikimizi de yakar."
"Yansın," dedi Sera, dudakları Pamir’inkilere değmek üzereyken fısıldayarak. "Sensizlik daha çok yakıyor."
Daha fazla direnemediler. Pamir’in dudakları Sera’nın dudaklarıyla buluştuğunda, odadaki tüm o buz gibi dağ havası yerini yakıcı bir tutkuya bıraktı. Bu kez sadece bir kaçamak ya da korku dolu bir temas değil, iki insanın tüm yasaklara meydan okuduğu derin, soluksuz bir öpücüktü. Sera ellerini Pamir’in boynuna dolarken, Pamir onu belinden kavrayıp duvara yasladı; dışarıdaki rüzgarın uğultusu pencereyi döverken, içeride iki kalbin atışı birbirine karıştı.
Bölüm etkileşimi
