1. bölüm / 10
İzin Verilmeyen1. Bölüm: Sessiz sınır
Bölümler 10Şu an: 1. Bölüm: Sessiz sınır
- 1 1. Bölüm: Sessiz sınır764 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm Karargah239 kelime
- 3 3. Bölüm: Ateş Çember781 kelime
- 4 4. Bölüm: Sığınak ve Hesaplaşma553 kelime
- 5 5. Bölüm: Gölgelerin Ardında799 kelime
- 6 6. Bölüm: Tehdit Derinleşiyor666 kelime
- 7 7. Bölüm Gece yarısı itirafı400 kelime
- 8 8. Bölüm: Kilit ve Kıvılcım366 kelime
- 9 9. Bölüm: Pusu ve Siper709 kelime
- 10 10. Bölüm: Bir adım ötesi485 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ankara’nın soğuk ayazı camlara vururken, Karaca ailesinin salonundaki sessizlik sadece porselen tabaklara çarpan çatal kaşık sesleriyle bölünüyordu.
Masanın baş köşesinde oturan Turgut Albay, her zamanki heybetli ve askerî disiplininden ödün vermeyen duruşuyla tabağındakileri süzüyordu. Yanında eşi Doktor Nevin Hanım, onun hemen karşısında ise gözlerinden zeka ve bağımsızlık akan Avukat Sera Karaca vardı.
Ve Sera’nın tam karşısında... Pamir Doğan.
Pamir, siyah boğazlı kazağı, heybetli omuzları ve keskin yeşil gözleriyle masadaki en sessiz ama en baskın figürdü. Turgut Albay’ın şehit silah arkadaşı Şahin Albay’ın emaneti, Börü Timi’nin Yüzbaşısıydı. Masadaki varlığı, Sera için çocukluğundan beri aşina ama son zamanlarda nefesini kesecek kadar tehlikeli bir fırtınaya dönüşmüştü.
"Sera," dedi Turgut Albay, sesindeki otoriter ama babacan tonla. "Şu yeni aldığın ağır ceza davası... Tehdit mesajları devam ediyor mu?"
Sera, elindeki su bardağını dikey bir hareketle masaya bıraktı. Kahverengi gözlerini üvey babasına çevirdi. "İşimin bir parçası baba. Korkup geri çekilecek olsaydım o cübbeyi hiç giymezdim."
Pamir’in bakışları anında Sera’ya kilitlendi. Yeşil gözlerindeki soğukkanlı maskenin arkasında çakışan bir şimşek belirdi. Çatalını masaya bırakıp ilk kez söze girdi:
"Cesaretle tedbirsizliği birbirine karıştırmamak lazım, Sera. Tehdit eden adamların kim olduğunu biliyorsun. O adliyenin kapısından çıktığın an kanunlar seni tek başına koruyamaz."
Sera başını hafifçe eğip doğrudan Pamir’in gözlerinin içine baktı. Aralarındaki o hiç konuşulmayan, ad konulmayan yüksek gerilim masadaki havayı bir anda ağırlaştırdı.
"Ben kendimi korumayı iyi bilirim Yüzbaşı," dedi Sera, sesini kısarak. "Sen sadece kendi timinden ve sınırlarından sorumlu ol, benimkilerden değil."
Pamir’in çene kasları kasıldı. Kalbinin ortasına oturan o amansız vicdan azabı yine baş gösterdi. Sen benim tek sınırımı ihlal eden kişisin, diye geçirdi içinden. Turgut Albay’ın gözünün içine bakarken, onun üvey kızına duyduğu bu yasak çekim Pamir’i kendi içinde parçalıyordu. Ama tek bir kelime bile etmedi.
Yemek boyunca konuşulan sıradan konular, iki genç arasındaki sessiz savaşı gizlemeye yetmedi. Yemekten sonra Turgut Albay çalışma odasına geçerken, Selma Hanım ve Nevin Hanım mutfakta kahve hazırlığına girişti.
Sera, nefes almak amacıyla salondan çıkıp arka bahçeye açılan verandaya yürüdü. Ankara’nın buz gibi havası yüzüne çarptığında derin bir nefes aldı. Üzerindeki hırkaya daha da sarındı.
Tam o sırada arkasındaki ahşap kapı gıcırdadı ve içeriye tanıdık bir sert adım sesi doldu.
Pamir.
Sigarasını yakmak için çakmağını ateşledi. Rüzgarda çakmağın küçük alevi ikisinin de yüzünü bir anlığına aydınlattı. Pamir derin bir duman çekti, ardından gözlerini karanlık bahçeye dikti. Sera’ya bakmıyordu ama varlığı Sera’nın tüm dengesini altüst etmeye yetiyordu.
"Babama meydan okur gibi konuşmayı ne zaman bırakacaksın?" dedi Pamir, sesi rüzgarın uğultusuna karışıyordu.
"Babama meydan okumuyorum Pamir," dedi Sera dönüp doğrudan ona bakarak. "Ben sadece senin bana bir çocuk gibi davranmandan sıkıldım."
Pamir başını yavaşça Sera’ya çevirdi. Adımlarını yavaş ve tehlikeli bir sakinlikle Sera’ya doğru attı. Aralarındaki mesafe sadece birkaç santime inene kadar durmadı. Sera geriye kaçmadı, aksine dik duruşunu korudu. Pamir’in üzerinden buram buram yayılan odunsu parfüm ve hafif tütün kokusu Sera’nın başını döndürdü.
Pamir, boy farkından dolayı başını biraz eğdi. Yeşil gözleri Sera’nın kahverengi gözlerine mühürlendi.
"Sana çocuk gibi davranmıyorum," dedi Pamir, sesi tekinsiz bir fısıltıya dönüştü. "Seni korumaya çalışıyorum. Çünkü bir gün o adamlardan biri sana zarar verirse..." Duraksadı. Yutkunurken adem elması hareket etti. "...ben bu şehirde taş üstünde taş bırakmam. Ve bunun hesabını ne babama verebilirim ne de kendi vicdanıma."
Sera’nın nefesi boğazında tıkandı. Pamir’in bu sert ama içi kor gibi yanan korumacı tavrı kalbini ritimsiz bir şekilde çarptırmaya başladı. İkisi de Turgut Albay’ın evinin bahçesinde, her an birinin görebileceği bir sınırda duruyorlardı.
"Bana bu kadar yakın durma Yüzbaşı," dedi Sera, sesi fısıltıdan ibaretti. "Biri görecek."
Pamir’in gözleri bir anlığına Sera’nın dudaklarına kaydı. İçinde kopan kıyameti bastırmak için çelikten iradesini zorladı. Sancak düşmez, yemin bozulmaz, diye tekrar etti zihninde. Kendine verdiği en büyük söz, Turgut Albay’ın güvenini sarsmamaktı.
"Görsünler," dedi Pamir, sesindeki sertliğe rağmen gözlerindeki çaresizlik aşikardı. "Görsünler de bilsinler senin etrafındaki o tehlikeli çemberi kimin tuttuğunu."
Tam o sırada içeriden Turgut Albay’ın sesi gürledi:
"Pamir! Göktürk arıyor, karargahtan acil çağrı var!"
Aralarındaki o yüksek çekim ve büyü bir anda bozuldu. Pamir hemen bir adım geri çekildi, profesyonel ve soğukkanlı duruşuna geri döndü. Sert bir baş hareketiyle Sera’ya veda edip içeriye adımladı.
Sera, verandada yalnız kaldığında soğuk havanın ciğerlerine dolmasına izin verdi. Eli istemsizce kalbinin üzerine gitti. Kalbi deli gibi atıyordu.
İçeride ise Pamir telefonu kulağına götürmüştü.
"Söyle Göktürk," dedi sert ve görev bilinciyle.
Karşı taraftan Üsteğmen Göktürk’ün ciddi sesi duyuldu: "Komutanım, istihbarattan haber geldi. Sınır hattında hareketlilik var. Börü Timi için acil toplanma emri verildi."
Pamir, salonun diğer ucundan kendisine bakan Turgut Albay’a baktı, ardından gözleri verandadan içeri giren Sera’ya kaydı.
"Anlaşıldı Üsteğmen," dedi Pamir, sesi çelik gibi keskinleşerek. "15 dakikaya karargahtayım. Timi topla."
İlk kriz kapıdaydı. Börü Timi göreve çağrılırken, Pamir ve Sera arasındaki o "izin verilmeyen" sınır ilk raundunu geride bırakmıştı.
Bölüm etkileşimi
