Bölümler 15Şu an: 3. Bölüm: yasaklı yollar
- 1 Tanıtım137 kelime
- 2 1. Bölüm: Ayrılık1.165 kelime
- 3 uyarı!35 kelime
- 4 2. Bölüm: kaçamak438 kelime
- 5 3. Bölüm: yasaklı yollar813 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 4. Bölüm: Boz timi1.761 kelime
- 7 5. Bölüm: Zamanın hatıraları634 kelime
- 8 6. Bölüm: Hasret ve hırs1.147 kelime
- 9 7. Bölüm: Sanat eseri406 kelime
- 10 8. Bölüm: Hayat şartları1.063 kelime
- 11 9. Bölüm: açılan sır/sezon finali430 kelime
- 12 10. Bölüm: Hayat felsefesi/Yeni sezon892 kelime
- 13 11. Bölüm: Yeni Düzen823 kelime
- 14 12. bölüm: kavurucu sıcak450 kelime
- 15 13. Bölüm: Acı Gerçekler756 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
— Melek, çıkın dışarı!
Bekir burayı nasıl bulmuştu? Beni mi takip etmişti?
— Bu kim, Melek? Ne istiyor senden?
— Bu Bekir. Ailem, beni sırf töre gereği istemediğim birine vermek istiyorlar.
— Ne demek? Sırf töre kurallarını yerine getirecekler diye seni kurban mı verecekler?
— Hı hı, maalesef.
— Hayır, izin vermeyeceğim.
Ardından Adrian hızla kapıya yöneldi. Adrian'ın kolunu tuttum.
— Adrian, dur! Sana zarar verecek.
— Melek, kolumu bırak.
— O zaman ben de geleceğim, yoksa bırakmam.
— Melek!
Kapı büyük bir gürültüyle açıldı.
Bekir içeri girdi.
— Melek, arkama geç.
— Hayır, yanında duracağım.
— Melek, kolumu bırak ve arkama geç.
Adrian kolumu çekip beni arkasına aldı.
— Bana bak, Bekir! Sırf törenizin geleneği diye Melek'i istemediği bir adama verecek değilim.
— Sen kimsin? Dışarıdan gelip bizim geleneğimize burnunu sokuyorsun!
— Ben Adrian. Adrian Survey!
— Sana adını soran mı oldu, süzük?
— Melek, buraya gel!
— Gelmeyeceğim. Sen burayı nasıl buldun? Beni mi takip ettin?
— Baban sağ olsun, sabahından bana haber verdi. E, akıllı adam. Senin gibi bir kızım olsa ben de önceden önlem alırdım.
Şaşkınlıkla:
— Ne demek? O yüzden mi evden kolaylıkla çıktım?
— Ne sandın? Şimdi gel, evine götüreyim seni. Şu yabancıyı da şurada kafasına sıkayım.
Silahı Adrian'a doğrulttu.
— Hayır!
Bekir silahı geri çekti.
— Hmm... Vazgeçtim. Gelin, sizinle bir anlaşma yapalım. Melek, sen benimle eve gel; ben de bu yabancıyı gözlerinin önünde öldürmeyeyim.
Hüzünlü gözlerle Adrian'a baktım. Adrian da bana baktı.
— Bekir denilen, senin kafan kıt mı? Beni anlamıyor musun? Kız seninle gelmek istemiyor.
— Aa, ben anlaşmayla size geliyorum, siz hakaretle bana geliyorsunuz. Olmaz ki! En iyisi babanı çağırayım.
— Ne? Babamı mı? Burada mı?
— Evet, burada. Hüsrev Ağa.
Ayak seslerini duymaya başlamıştım bile.
Sesi ürkütücü bir şekilde çıkmaya başladı.
— Melek! Sen ne zamandan beri sözümden çıkar oldun? Bekir, ver şu silahı. Şu yabancı yüzünden mi sözümden çıkar oldun?
Silahı Adrian'a doğrultarak iki el ateş etti. Bir kurşun karnına, bir kurşun göğsüne isabet etti. Adrian'ın elleri iki yana açılarak sırtüstü kucağıma düştü. Şoka girmiştim. Adrian kucağımdaydı, ağzından kanlar geliyordu.
— Adrian! Aç gözlerini, Adrian!
Sesim ağlamaktan boğuk boğuk çıkmaya başlamıştı.
— Şunun leşini köpeklere yem et, Bekir evladım.
— Baş üstüne, ağam.
İnanamıyordum. Babam nasıl bir insana “şu” diye hitap ederdi?
Bekir kolumdan çekiştirmeye başladı ve beni ayağa kaldırdı. Ben ise donmuş bir şekilde hiçbir tepki bile veremiyordum.
Bekir kolumdan çekiştirerek beni kapıya doğru götürmeye başladı. Ayaklarım hareket ediyor ama aklım hâlâ Adrian'ın yanındaydı.
— Bırak beni!
Sesim titriyordu.
Bekir kolumu daha sıkı kavradı.
— Yürü, Melek. Daha fazla olay çıkarma.
Arkamı dönüp son kez Adrian'a baktım. Yerde hareketsiz yatıyordu. İçimde bir şey parçalanıyordu.
— Adrian...
Gözlerimden yaşlar süzülürken ona doğru bir adım atmak istedim. Fakat Bekir beni zorla kapıya doğru çekti.
Tam dışarı çıkacakken arkamızdan zayıf bir ses geldi.
— Me... lek...
Olduğum yerde donup kaldım.
Gözlerimi hızla Adrian'a çevirdim.
Başını çok az kaldırmıştı. Yaşıyordu.
— Adrian!
Bekir'in elinden kurtulmaya çalıştım.
— Bırak beni! Yaşıyor!
Babam sert bir sesle bağırdı:
— Melek! Geri dönmeyeceksin!
Ama artık onun sözünü duymuyordum.
Gözlerim yalnızca Adrian'daydı.
Bekir'in elinden kurtulmak için bütün gücümle çırpındım.
— Bırak beni! Adrian'ı burada bırakamam!
Bekir beni kendine doğru çekti.
— Melek, aklını başına topla. O adam senin için öldü.
— Hayır! Ölmedi!
Adrian'ın yanına doğru birkaç adım atmayı başardım. Dizlerimin üzerine çöktüm. Ellerim titreyerek yüzüne uzandı.
— Adrian... Ne olur gözlerini aç.
Göz kapakları hafifçe kıpırdadı. Dudakları arasından güçlükle bir ses çıktı.
— Git... Melek...
Başımı hızla salladım.
— Hayır. Seni burada bırakmayacağım.
Adrian zorla nefes aldı.
— Beni... bırak... Kendini kurtar...
Gözyaşlarım yüzümden süzülüyordu.
— Sen olmadan ben ne yapacağım?
Arkamdan babamın sert sesi yeniden duyuldu.
— Melek! Yeter artık. Bekir, götür kızı.
Bekir yeniden kolumdan tuttu.
Bu kez ona karşı koyacak gücü bile bulamadım. Adrian'a son kez baktım.
Gözleri yavaşça kapandı.
— Adrian!
Sesim kulübenin duvarlarında yankılandı.
Bekir beni kapıya doğru sürüklerken tek bir şey düşünüyordum:
Onu orada bırakmıştım. Ama kalbimin bir parçasını da onun yanında bırakmıştım.
Bekir beni kapıdan dışarı çıkarırken son kez arkama baktım. Adrian yerde hareketsiz yatıyordu.
İçimde bir çığlık yükseldi.
— Adrian...
Sesim dudaklarımın arasından güçlükle çıktı.
Bekir kolumu çekerek beni arabaya doğru götürdü. Babam ise arkamızdan sessizce bakıyordu.
O gece sadece sevdiğim adamı değil, özgürlüğümü de kaybetmiştim.
Ama bilmediğim bir şey vardı.
Adrian'ın hikâyesi henüz bitmemişti.
Konağa doğru giderken Bekir'in arabasında sessizlik hâkimdi. Camdan dışarı bakıyor, kulübeyi gözden kaybolana kadar izliyordum. İçimde tek bir düşünce vardı: Adrian'ı orada bırakmıştım.
Gözlerimden yaşlar süzülürken Bekir'e döndüm.
— Bekir, ne olur geri dönelim. Onu orada bırakamayız.
Bekir gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.
— Kes sesini, Melek. Babanın emri var.
— Ama Adrian yaralı! Ölecek!
Bekir birkaç saniye sustu.
— Belki de çoktan öldü.
Bu sözleri duyunca içim parçalandı.
— Sus! Onun hakkında böyle konuşma!
Ellerimi yüzüme kapattım. Ağlamaktan nefes almakta bile zorlanıyordum.
Konağın ışıkları uzaktan görünmeye başladığında, içimde korkunç bir his belirdi.
Bu gece konağa geri dönüyordum.
Ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
