İntikamın Güneşi kitap kapağı

13. bölüm / 15

11. Bölüm: Yeni Düzen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 11. Bölüm: Yeni Düzen

Adrian:
Üç yıl.
İnsan üç yılda neler kaybedebilirdi?
Bir evini, ailesini, sevdiği kadını… Ya da bir zamanlar kendisi olduğuna inandığı adamı.
Ben üçünü de kaybetmiştim.
Cezaevinin kapısı arkamdan kapandığında yüzüme vuran soğuk hava, özgürlüğün kokusu gibi gelmedi. Aksine, üç yıldır kaçtığım bütün gerçekleri yeniden karşıma çıkardı.
Elimde küçük bir çanta, cebimde birkaç yüz lira ve aklımda tek bir isim vardı.
Melek.
Telefonumu çıkardım. Numarası hâlâ kayıtlıydı.
Ekrana uzun süre baktım.
Bir mesaj yazdım.
Çıktım.
Sonra sildim.
Yeniden yazdım.
İyi misin?
Onu da sildim.
Ne yazabilirdim ki?
Üç yıl boyunca babasını benden dolayı kaybetmiş bir kadına, hiçbir şey olmamış gibi nasıl dönebilirdim?
Telefonu cebime koydum.
Melek beni beklememiş olabilirdi.
Belki artık adımı bile duymak istemiyordu.
Belki de…
Hayır.
O ihtimali düşünmek bile istemiyordum.
Tam o sırada telefonum çaldı.
Ekranda tanımadığım bir numara belirdi.
Açtım.
“Adrian Survey?”
“Kim soruyor?”
Karşı taraftan kısa bir nefes sesi geldi.
“Üç yıl boyunca içeride kalmanın insanı değiştirdiğini düşünüyorsun, değil mi?”
Kaşlarımı çattım.
“Sen kimsin?”
“Dışarı çıktığını biliyorum.”
“Kim olduğunu söyle.”
Adam güldü.
“Önce sana bir şey soracağım. Melek'i aradın mı?”
Elim telefonda sıkılaştı.
“Bundan sana ne?”
“Çünkü ararsan başına gelecekleri tahmin edemeyebilirsin.”
Bir süre sustum.
“Beni tehdit mi ediyorsun?”
“Hayır, Adrian. Seni uyarmaya çalışıyorum.”
“Kimden?”
“Bekir'den.”
İçimde bir şey buz kesti.
Bekir.
Üç yıldır ortada olmayan adamın adını yeniden duymak, cezaevinin kapısının yüzüme tekrar kapanması gibiydi.
“Bekir nerede?”
“Bunu öğrenmek istiyorsan Melek'ten uzak dur.”
“Bana ne yapacağımı söyleme.”
“Senin ne yapacağını zaten biliyorum.”
Telefon kapandı.
Ekrana baktım.
Sonra başımı kaldırdım.
Karşı kaldırımda siyah bir araç duruyordu.
Camları karartılmıştı.
Aracın içini göremiyordum.
Ama arka camın ardından birinin beni izlediğini hissediyordum.
Bir adım attım.
Araç hareket etti.
Kavşağa geldiğinde farları yandı.
Ve o an…
Plakayı gördüm.
Nefesim kesildi.
Bu plakayı tanıyordum.
Üç yıl önce, Mardin'de son kez gördüğüm aracın plakasıydı.
Bekir'in aracı.
Melek
Sabahın erken saatlerinde konağın mutfağında oturuyordum.
Annem karşımdaki sandalyede sessizce çayını içiyordu. Ecrin ise telefonundan bir şeyler izliyordu. On yaşındaydı. Hayatın bütün ağırlığı omuzlarına binmiş gibi davranmak istemiyordum ama bazen onun da her şeyi hissettiğini unutuyordum.
“Abla?”
Başımı kaldırdım.
“Efendim?”
“Adrian gerçekten çıktı mı?”
Elimdeki fincanı masaya bıraktım.
“Kim söyledi sana?”
Ecrin omuzlarını silkti.
“Korumanın biri konuşuyordu.”
İçimde bir şey kıpırdadı.
Adrian.
Üç yıl sonra…
Özgürdü.
Ama bana hâlâ ulaşmamıştı.
“Bilmiyorum, Ecrin.”
Kardeşim gözlerini benden ayırmadı.
“Peki, seni ararsa açacak mısın?”
Bu kez cevap veremedim.
Çünkü kendime bile soramadığım bir soruydu bu.
Adrian beni arasa ne yapardım?
Sesini duyar duymaz ağlar mıydım?
Yoksa üç yıldır içimde biriktirdiğim bütün öfkeyi yüzüne mi haykırırdım?
Tam o sırada telefonum titredi.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Açtım.
“Efendim?”
Karşı taraftan birkaç saniye boyunca ses gelmedi.
“Kim?”
Derin bir nefes duyuldu.
Sonra…
“Me—”
Ses kesildi.
Telefon kapandı.
Kalbim göğsümde hızla çarpmaya başladı.
O sesi tanıyordum.
Üç yıl geçse de…
Tanıyordum.
“Adrian?”
Ayağa kalktım.
“Adrian, sen misin?”
Cevap yoktu.
Sonra telefonuma bir mesaj geldi.
Tek bir cümle.
“Beni arama. Bu kez seni koruyamayacağım.”
Mesajın altında bir fotoğraf vardı.
Açtım.
Fotoğrafta konağın dış kapısı görünüyordu.
Kapının önünde annem duruyordu.
Yanında Ecrin.
Ve biraz ileride…
Siyah bir aracın içinde, yüzü kameraya dönük bir adam.
Bekir.
Fotoğrafın çekildiği tarih ise bugündü.
Telefon elimden kayacak gibi oldu.
Telefon elimden kayacak gibi oldu.
Çünkü Bekir'in yüzündeki ifadeyi tanıyordum.
O, konağın önünde durmuyordu.
Bizi izliyordu.
Adrian
Aracın arkasından koşmadım.
Koşsam da yetişemezdim.
Ama artık emindim.
Bekir geri dönmüştü.
Ve Melek'in evinin önündeydi.
Telefonumu çıkardım.
Bu kez numarayı ezbere tuşladım.
Melek.
Telefon çaldı.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Açıldı.
“Adrian?”
Sesini duyduğum an gözlerimi kapattım.
Üç yıl boyunca hayalini kurduğum ses…
Ama şimdi ona söyleyeceğim ilk şey, bir özür bile değildi.
“Kapıları kilitle.”
“Ne?”
“Melek, beni dinle. Konağın kapılarını kilitle. Kimseyi içeri alma.”
Adrian, neler oluyor?”
Bir an sustum.
Çünkü ona gerçeği söylemek zorundaydım.
“Bekir geri döndü.”
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Sonra Melek'in sesi geldi.
“Biliyorum.”
Gözlerimi açtım.
“Nasıl?”
“Çünkü üç yıldır ilk kez bana bir mesaj gönderdi.”
İçimdeki bütün kan çekildi.
“Ne yazdı?”
Melek cevap vermedi.
“Adrian…”
Sesindeki korkuyu duyabiliyordum.
“Bana babamın ölümünü unutmamamı söyledi.”
Dişlerimi sıktım.
“Başka?”
Melek'in sesi titredi.
“Bir de…”
Sustu.
“Melek?”
“Seninle ilgili bir şey yazmış.”
“Ne?”
Bu kez cevap hemen geldi.
“Adrian'ı sen öldürmedin, Melek. Ama onun yerine kimi öldüreceğini çok iyi biliyorsun.”
Adrian, Melek’in söylediklerini duyunca olduğu yerde donup kaldı.
“Ne yazmış?” diye sordu.
Melek’in sesi titriyordu.
“Adrian'ı sen öldürmedin, Melek. Ama onun yerine kimi öldüreceğini çok iyi biliyorsun.”
Adrian gözlerini kapattı.
Bu cümle…
Yıllardır zihninden silemediği bir geçmişin kapısını aralıyordu.
Luca.
On dokuz yıl önce kaybolan ve öldüğü sanılan çocuk.
Adrian, telefonun diğer ucundaki Melek’e tek bir soru sordu:
“Bu mesajı sana kim gönderdi?”
“Bekir.”
Adrian’ın yüzü sertleşti.
“Hayır,” dedi kendi kendine.
“Adrian, ne oldu?”
Bir süre cevap vermedi.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Luca’nın kaybolduğu geceyi hatırlıyor musun?”
Melek sustu.
Adrian’ın sesi alçaldı.
“Çünkü bu mesajı yazan kişi, o gece yaşananları biliyor.”
Telefonun diğer ucunda bir sessizlik oldu.
Ardından Melek’in sesi duyuldu.
“Adrian… Luca hâlâ hayatta olabilir mi?”
Adrian cevap vermedi.
Çünkü o da aynı soruyu kendine soruyordu.
On dokuz yıl önce kaybolan Luca, şimdi neden yeniden onların hayatına girmişti?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…