Bölümler 15Şu an: 13. Bölüm: Acı Gerçekler
- 1 Tanıtım137 kelime
- 2 1. Bölüm: Ayrılık1.165 kelime
- 3 uyarı!35 kelime
- 4 2. Bölüm: kaçamak438 kelime
- 5 3. Bölüm: yasaklı yollar813 kelime
- 6 4. Bölüm: Boz timi1.761 kelime
- 7 5. Bölüm: Zamanın hatıraları634 kelime
- 8 6. Bölüm: Hasret ve hırs1.147 kelime
- 9 7. Bölüm: Sanat eseri406 kelime
- 10 8. Bölüm: Hayat şartları1.063 kelime
- 11 9. Bölüm: açılan sır/sezon finali430 kelime
- 12 10. Bölüm: Hayat felsefesi/Yeni sezon892 kelime
- 13 11. Bölüm: Yeni Düzen823 kelime
- 14 12. bölüm: kavurucu sıcak450 kelime
- 15 13. Bölüm: Acı Gerçekler756 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Adrian
“Luca'yla yüzleşmeye.”
Bekir'in sözleri zihnimde yankılandı.
Bir an boyunca hiçbir şey söylemedim. Güneş tepemizde kavuruyor, taş ocağının etrafındaki sıcak hava nefes almayı bile zorlaştırıyordu. Ama içimdeki soğukluk, bu sıcağa rağmen geçmiyordu.
“Luca nerede?” diye sordum.
Bekir gözlerini benden ayırmadı.
“Bunu öğrenmek için önce sana anlatmam gereken bir şey var.”
“On dokuz yıldır kardeşimin öldüğünü sanıyorum. Üç yıl önce hayatıma geri döndüğümde bile onun hâlâ kayıp olduğunu düşünüyordum. Şimdi bana hayatta olduğunu söylüyorsun. Daha ne kadar bekleyeceğim?”
Bekir derin bir nefes aldı.
“Luca'nın kaybolduğu geceyi hatırlıyor musun?”
“Hatırlıyorum.”
“Her ayrıntısını?”
Çenemi sıktım.
“Hatırladığım kadarıyla.”
Bekir başını iki yana salladı.
“Hayır, Adrian. Sen yalnızca sana anlatılanları hatırlıyorsun.”
Bir adım yaklaştım.
“Ne demek istiyorsun?”
“Luca'nın Almanya'dan geldiği geceyi… Mirzan Ağa'nın konağında yaşananları… Sonrasında herkesin birbirinden sakladığı gerçekleri…”
“Konuş.”
Bekir bir süre sustu.
“Luca o gece kaybolmadı.”
Gözlerim daraldı.
“Ne?”
“Onu birileri götürdü.”
“Kim?”
Bekir cevap vermeden önce çevresine baktı. Sanki taş ocağının boşluğunda bile bizi dinleyen biri varmış gibi sesini alçalttı.
“Hüsrev Ağa.”
İçimde bir öfke yükseldi.
“Babası mı?”
“Hayır. Melek'in babası.”
Bir an için bütün sesler kesildi.
Hüsrev Ağa…
Melek'in babası.
Üç yıl önce öldürdüğüm adam.
“Bana bunun nedenini söyle.”
Bekir gözlerini yere indirdi.
“Çünkü Luca'nın kim olduğunu biliyordu.”
“Luca benim kardeşim.”
“Bunu biliyordu.”
“Öyleyse neden onu götürdü?”
Bekir başını kaldırdı.
“Çünkü Luca'nın hayatta kalmasını istiyordu.”
Kaşlarımı çattım.
“Bunu açıklamak zorundasın.”
Bekir'in yüzü sertleşti.
“Luca'nın kaybolduğu gece, Mirzan Ağa'nın konağında bir şey yaşandı. O gece yalnızca Luca ortadan kaybolmadı. Bazı insanların hayatı da değişti. Hüsrev Ağa, Luca'nın başına gelecekleri öğrendiğinde onu saklamaya karar verdi.”
“Kimden sakladı?”
Bekir'in cevabı gecikmedi.
“Mirzan Ağa'dan.”
Bir an durdum.
Mirzan Ağa…
Luca'nın geçmişinde adı geçen adam.
“Peki, Luca neden yıllarca geri dönmedi?”
Bekir'in gözlerinde acı bir ifade belirdi.
“Çünkü geri dönmesine izin verilmedi.”
“Kim tarafından?”
Bekir bu kez doğrudan gözlerimin içine baktı.
“Bunu öğrenmek istiyorsan Melek'in evine git.”
İçimdeki öfke yeniden yükseldi.
“Sen benimle oyun mu oynuyorsun?”
“Hayır.”
“Bunca yıldır bildiklerini sakladın. Şimdi de beni Melek'e gönderiyorsun.”
Bekir bir adım geri çekildi.
“Çünkü Luca'nın kaybolduğu geceye dair son belge Melek'in evinde.”
“Ne belgesi?”
Bekir'in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“Baran Usta'nın defterinde saklanan, on dokuz yıllık bir mektup.”
Melek
Annem salonda oturuyordu.
Ecrin yanındaki koltuğa kıvrılmış, televizyon izliyordu. Evin içinde her şey eskisi gibi görünüyordu ama ben artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığına emindim.
Telefonum masanın üzerinde duruyordu.
Adrian'dan hâlâ haber yoktu.
Bekir'in gönderdiği fotoğrafı defalarca incelemiştim. Üç yıl önce çekilmiş olması gereken o görüntüde Adrian ve Bekir yan yana duruyordu.
Ama fotoğrafın arkasındaki yazı…
“Adrian'ı sen öldürmedin, Melek. Ama onun yerine kimi öldüreceğini çok iyi biliyorsun.”
Bu cümle zihnimden çıkmıyordu.
Adrian'ı öldürmek…
Ben kimi öldürecektim?
Neden böyle bir şey yazmıştı?
Tam o sırada kapı çaldı.
Annem başını kaldırdı.
“Kim geldi bu saatte?”
Ayağa kalktım.
Koruma kapıyı açmadan önce dışarıdan bir ses duyuldu.
“Baran Usta.”
Bir an durdum.
Baran Usta…
On dokuz yıl önce yaşananları bilen adamlardan biri.
Kapı açıldı.
Baran Usta içeri girdiğinde yüzündeki ifade beni daha da huzursuz etti. Elinde eski, deri kaplı bir defter vardı.
“Hanımefendi,” dedi.
“Ne oldu?”
Baran Usta gözlerini bana çevirdi.
“Adrian'la Bekir karşılaştı.”
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
“Ne konuştular?”
Baran Usta elindeki defteri masanın üzerine bıraktı.
“Luca hakkında.”
Nefesim kesildi.
Luca…
On dokuz yıl önce kaybolan çocuk.
“Luca'nın ne ilgisi var bununla?”
Baran Usta defteri açtı.
İçinden sararmış bir kâğıt çıkardı.
“Bu mektup, Luca'nın kaybolduğu gece yazıldı.”
Kâğıdı elime aldım.
Üzerinde yalnızca birkaç satır vardı.
Ama ilk cümleyi okuduğumda parmaklarım titremeye başladı.
“Luca, eğer bu mektup Adrian'ın eline geçerse, ona kardeşinin öldüğünü söylemeyin.”
Başımı kaldırdım.
“Baran Usta…”
Sesim titriyordu.
“Luca hayatta mı?”
Baran Usta cevap vermedi.
Mektubun devamını okumaya çalıştım.
Ama son satır…
Son satırda yazan isim, bütün bedenimi buz gibi yaptı.
Hüsrev Ağa.
Mektubun altında onun imzası vardı.
Ve yanında tek bir tarih.
19/10/2011
Mektubu elimden düşürmemek için masanın kenarına tutundum.
Hüsrev Ağa'nın imzası…
Babamın imzası…
Ama bu mümkün değildi.
“Baran Usta,” dedim, sesim neredeyse fısıltıya dönüşmüştü. “Babam Luca'yı tanıyor muydu?”
Baran Usta gözlerini kaçırdı.
“Bildiğim her şeyi anlatamam, Melek Hanım.”
“Nasıl yani? Bu mektup onun imzasını taşıyor!”
Tam o sırada telefonum titredi.
Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.
Ekranı açtım.
Tek bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta, eski bir odanın duvarında asılı duran çerçeveli bir resim görünüyordu. Resmin içinde iki çocuk vardı.
Biri Adrian'dı.
Diğeri…
Luca.
Fotoğrafın altında bir cümle yazıyordu:
“Adrian'ın kardeşini arıyorsan, önce babanın neden öldüğünü öğren.”
Nefesim kesildi.
Babamın neden öldüğünü…
Adrian öldürmüştü.
Ama mesajı gönderen kişi, babamın ölümünün arkasında başka bir gerçek olduğunu mu söylüyordu?
Telefon yeniden titredi.
Bu kez mesajın altında bir isim vardı.
Bekir.
Ve hemen ardından gelen son cümle:
“Melek, Adrian'a güvenme. Çünkü Luca'nın kaybolduğu gece, seni de öldürmek istediler.”
Bölüm etkileşimi
