İnadına kitap kapağı

10. bölüm / 10

İnadına

"Uraz?"

Vaveyla Yazarı: ♧ NoVi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: "Uraz?"

Ama bu mesaj Uraz'dan değildi.
Bilinmeyen Numara:
Uraz'a güvenme,
Ekrana birkaç saniye boyunca baktım.
Ne yazacağımı bilemedim.
Nehir telefonuma doğru baktı.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
“Göstersene.”
Telefonu biraz kendime çektim.
“Gerek yok.”
Nehir'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Niye?”
“Bilmiyorum Nehir. Tanımadığım biri.”
Asel de ekrana bakmaya çalıştı.
“Ne yazmış?”
“Uraz'a güvenme.”
Asel'in kaşları hafifçe çatıldı.
“Numara kayıtlı değil mi?”
“Hayır.”
Nehir hemen:
“Belki bir şakadır.”
Asel ona baktı.
“Kim böyle şaka yapar?”
“Bilmiyorum.”
“Ben de onu soruyorum.”
Nehir omuz silkti.
“Büyütmeyin bence.”
Asel tekrar bana döndü.
“Cevap verme.”
“Vermeyeceğim.”
Telefonumu cebime koydum.
Ama içimde garip bir his oluşmuştu.
Mesajın kendisinden çok, neden bana gönderildiği kafama takılmıştı.
Uraz'a güvenme.
Neden?
Uraz'la ilgili ne biliyordu bu kişi?
Ve daha önemlisi...
Numaramı nereden bulmuştu?
Tam o sırada Nehir'in telefonu çaldı.
Ekrana baktı.
“Benim çıkmam lazım.”
“Ne oldu?”
“Bir işim çıktı.”
Asel çantasını omzuna taktı.
“Ne işi?”
Nehir ona baktı.
“Özel.”
Asel başını salladı.
“Tamam.”
Nehir bana döndü.
“Sen ne yapacaksın?”
“Uraz'ı arayacağım.”
Nehir'in yüzündeki ifade bir an değişti.
Çok kısa sürdü.
Ama fark ettim.
“Yine mi?”
“Yine mi derken?”
“lafın gelişi söyledim.”
“peki neden öyle dedin.”
“Hiç.”
Bu kez ben kaşlarımı çattım.
“Sen bugün fazla ‘hiç’ diyorsun.”
Nehir güldü.
“Senin huyunu kapmışım.”
Sonra bana sarıldı.
“Yarın görüşürüz.”
“Tamam.”
Nehir uzaklaşırken arkasından baktım.
Asel de onu izliyordu.
“Bir gariplik var.”
“Ne gibi?”
“Bilmiyorum.”
“Sen de bugün herkesin garip olduğunu düşünüyorsun.”
“Belki de herkes gariptir.”
“Sen de dahil?”
“Özellikle ben.”
Güldüm.
Asel çantasını düzeltti.
“Bu arada senin eve geçmen gerekiyor mu?”
“Niye?”
"Ne biliyim soruyorum.”
Biraz durduktan sonra konuştum.
“Benimle gelmek ister misin?”
“Nereye?”
"Su kabilesine ay nereye olucak eve!"
“hm su kabilesi değilde Ateş ulusu olabilir.”
“asel.”
"Tamam tamam olur."
Asel çantasını omzuna takıp bana baktı.
“Göktuğ evde mi? Yani abindi değil mi?”
“ evet abim,Büyük ihtimalle. Neden sordun?”
“yani gelmemden rahatsız olur mu?”
“Genelde herkesten rahatsız olur ama boşver sen onu.”
Asel güldü.
“Tamam. Geliyorum.”
Birlikte kampüsten çıkıp eve doğru yürümeye başladık.
Benim aklım hâlâ o mesajdaydı.
Uraz'a güvenme.
Telefonumu cebimden çıkarıp Uraz'ın numarasını buldum.
Aradım.
Birinci çalış.
İkinci.
“Efendim?”
“Uraz.”
“Ne oldu?”
“Mesajını gördüm.”
“Hangisini?”
“Çıktığında beni ara dediğin.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Evet.”
“Neden aramamı istedin?”
“Yiğit'le konuştum.”
“Ne yaptın?”
“Konuştuğumu söyledim ya.”
“Tamam da ne konuştunuz?”
Uraz'ın sesi biraz alçaldı.
“Senden özür dilemesini söyledim.”
“Zaten özür diledi.”
“Uraz ne dedin?”
“Ne?”
"Ne dedin?”
"Çok az gözünü korkuttum sadece."
Olduğum yerde durdum.
Asel bana dönüp baktı.
“Ne demek gözünü korkuttun?”
“Bir daha seni rahatsız ederse başına iş açılacağını söyledim.”
“Uraz!”
“Ne?”
“Bu tehdit.”
“Biliyorum.”
“Bununla gurur mu duyuyorsun?”
“Hayır.”
“Öyle konuşuyorsun ama.”
“Çünkü o çocuk sınırı geçti.”
Bir an sustum.
Haklı olduğu taraf vardı.
Ama yine de bunu böyle yapması hoşuma gitmemişti.
“Bir daha yapma.”
“Tamam.”
“Gerçekten.”
“Tamam dedim,Belki...”
“Peki.”
“Başka?”
“Yok.”
Telefonu kapatacakken Uraz konuştu.
“Gökçe.”
“Hı?”
“Eve gidiyor musun?”
“Evet.”
“Tek misin?”
“Asel benimle.”
“Tamam.”
“Neden?”
“Hiç.”
“Sen de mi?”
Uraz güldü.
“Evet.”
Telefon kapandı.
Asel bana baktı.
“Ne dedi?”
“Yiğit'le konuşmuş.”
“Anladım.”
“Biraz tehdit etmiş.”
Asel'in kaşları kalktı.
“Uraz mı?”
“Evet.”
“Bekliyordum.”
“Nasıl yani?”
"O gün çocuğa bakışını gördüm.”
Güldüm.
“Sen de mi fark ettin?”
“Ben birçok şeyi fark ederim.”
“Bunu biliyorum.”
sessiz yürüdük.

~

Eve vardığımızda kapıyı ben açtım.
İçerisi sessizdi.
“Göktuğ?”
Cevap gelmedi.
Asel ayakkabılarını çıkarırken:
“Evde kimse yok galiba.”
“Garip.”
“Niye?”
“Göktuğ bu saatte genelde evde olur.”
Salona geçtik.
Tam o sırada mutfaktan bir ses geldi.
“Geldiniz mi?”
Göktuğ.
“Evet.”
Mutfaktan çıktı.
Bizi görünce durdu.
Sonra Asel'e baktı.
“sen?.”
"Ben?"araya girdim.
"Asel"
Asel gülümsedi.
"Selam.”
Göktuğ bana baktı.
“Misafir mi?”
“evet.”
“Onu öğrendim.”
“E ne soruyorsun?”
“Ne kadar kalacak?”
Asel araya girdi.
“İsterseniz hemen gidebilirim.”
Göktuğ hemen:
“Yok, öyle demedim.”
Asel kaşını kaldırdı.
“Öyle hissettirdi.”
Göktuğ birkaç saniye sustu.
“Ben biraz yanlış ifade ettim.”
Asel güldü.
“Anladım.”
Akşam yemeğinden sonra Asel'le salonda oturuyorduk.
Göktuğ mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu.
Telefonum masanın üzerinde titredi.
Buse arıyor.
Ekrana baktım.
Asel de gördü.
“Açacak mısın?”
“Bilmiyorum.”
Tam o sırada telefon sustu.
Ardından mesaj geldi.
Buse:
Uraz'la konuşmamız lazım.
Kaşlarımı çattım.
Asel:
“Bir şey mi olmuş?”
“Bilmiyorum.”
Birkaç saniye sonra bir mesaj daha geldi.
Bu kez ne yapacağımı bilmiyorum.
Kalbim sıkıştı.
“Ne oldu?”
Asel'in sorusunu duydum ama cevap veremedim.
Telefonu masaya bıraktım.
Tam o sırada kapı açıldı.
Uraz.
İçeri girdiğinde bizi gördü.
Sonra telefonuma baktı.
“Buse mi?”
Başımı salladım.
Uraz hiçbir şey söylemeden montunu çıkardı.
Göktuğ mutfaktan çıktı.
“Geldin mi?”
“Geldim.”
“Yemek var.”
“Sağ ol.”
Uraz salona geçti.
Telefonunu çıkardı.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Arıyor.”
Telefon gerçekten çalıyordu.
Bu kez Uraz hiç beklemeden koridorda ilerleyip yukarı
Çıktı.bir odaya girdi ve kapıyı kapattı.
Göktuğ'da salona geldi ve hepimize bir barak çay verdi. Bir süre Sessizce beklemeye başladık.
"Buse kim?" Diye sordu Asel. Göktuğ'la birbirimize baktık.
"Uraz'ın kız arkadaşı." İçim içimi kemiriyor. bu konu aslında çok umurumda olmazdı ama işte... o konuşmalar beni yiyip bitiriyorsu daha fazla dayanamadım.
"Odamda bir şey unuttum onu alıp geliyorum." Dedim ve merdivenlere doğru yöneldim.
Tahmin ettiğim gibi Göktuğ'un odasına girmişti. Çok yanlıştı biliyorum ama... napayım merak kapıya kulağımı yasladım. İçeriden boğuk bir ses geliyordu.
“Buse sana kaçıncı söyleyişim"
”yahu ben kendime yediremiyorum ve üstüne sen onun kim olduğunu da söylemiyorsun! bişey diyeyim mi başaramayacaksın bu hayatta beni seven,güvenen insanlar var.Evet ailemi inandırabilirsin zaten benden nefret ediyorlar bu yaramı sana açtım sana anlattım ama sen beni en ağır noktadan yaraladın bunları anlatırım için b*k gibi pişmanım! Biliyor musun o bir kaç kişi bile benim için yeter"
"Bitti."
Konuşmanın başından beri tuttuğum Nefesimi bıraktım. Bu olay bildiğimden çok daha fazlasıydı.Düşüncelerden kurtulup kapıdan çekilmeye yöneldim.
Tam o sırada kapının arkasından ayak sesleri duydum adımlarımı hızlandırmaya çalıştım.
"Gökçe?" Bu sesi duymamla yerimde kaskatı kesildim. Yavaşça arkamı döndüm.
"Uraz?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 3beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.