12. bölüm · İki Rüzgar Arasında Aşk
10. Bölüm ve Final
Mimoza Otel’in Bahçesi - Akşamüstü
Açılış günü gelip çatmıştır. Otelin beyaz badanalı duvarları begonvillerle süslenmiş, avludaki ahşap masalar rengarenk ışıklarla donatılmıştır. Mahallenin kalbi burada atarken, Sakız Kuşları en ön masada yerlerini almış, gelen konukları dikizlemektedir.Meltem, üzerinde İstanbul’un o keskin kurumsal tarzını tamamen geride bırakan, uçuş uçuş pudra rengi keten elbisesi ve omuzlarına zarifçe attığı krem rengi ipek örtüyle lobiden bahçeye adım atar. Saçları Alaçatı rüzgarıyla hafifçe dalgalanmaktadır. O sırada elinde tepsiyle koşturan Poyraz, Meltem’i bu halde görünce elindeki tepsiyi neredeyse düşürecek gibi olur ve durakalır.
POYRAZ
“Peri kızı dedikleri bu olmalı. Örtü sana çok yakışmış.”
MELTEM (Kollarını kavuşturarak)
“Fazla havaya girme Mr. Sörfçü, kuralları sadece biraz esnettim.”
POYRAZ (Gülerek)
“İnatçılığın hiç değişmiyor.”
O sırada kalabalığın arasından Münevver Teyze yüksek sesle lafa atılır.
MÜNEVVER TEYZE
“Atışmayı bırakın da asıl meseleye gelin! Biz düğün şerbeti içmeye geldik!”
Mahalleli kahkahalarla gülerken, Meltem utancından kızarır. Poyraz ise cebinden çıkardığı sedef işlemeli küçük ahşap kutuyu açarak Meltem'in önünde diz çöker.
MELTEM (Nefesini tutarak)
“Poyraz... Herkes bakıyor!”
POYRAZ (Gözlerinin içine bakarak)
“Baksınlar. Benimle evlenir misin Meltem?”
Meltem, gözlerinden süzülen mutluluk yaşlarıyla başındaki örtüyü hafifçe düzelterek ellerini Poyraz’ın ellerinin üzerine koyar.
MELTEM (Gülümseyerek)
“Hiçbir projem bu kadar doğru hissettirmemişti. Evet.”
Poyraz ayağa kalkıp Meltem’e sıkıca sarıldığında, mahalleden kopan alkış sesleri ve Sakız Kuşları’nın neşeli çığlıkları Alaçatı’nın akşam rüzgarına karışır. Artık ortada ne kazanılacak bir iddia vardır ne de dönülecek bir İstanbul; sadece iki kalbin ortak duası, sörf tahtalarının ve papatyaların gölgesinde başlayan sonsuz bir huzur vardır.
