9. bölüm · İHANET
6.BÖLÜM ( İSTEMEK VE İSTEMEMEK )
Bazen hayat size istemediklerinizi verirdi. Bazen ise istediklerinizi. İstediklerinizi almak için kapıyı çalardınız. Bazen kapı açılmazdı, kapıyı çalmaya ısrarla devam ederdiniz fakat bir bakmışsınız ki kapı hala kapalı. Anahtarını bulmaya çalışırsınız kapının. Peki ya kapının anahtarı yoksa?
Ateş'in dediğine karşı anlamayan gözlerle ile bakıyordum.
"Ne?"
Gözlerime baktı.
Gözlerine baktım.
"Ne istemediklerimden bahsediyorsun Ateş?"
Ateş kapıyı doğru ilerledi ve kapıyı açtı.
"Siz ikiniz biraz odada tek kalın."dedi ve hep birlikte odadan çıktılar.
Aklım hala Ateş'in dediklerindeydi.
Ne demek istemişti?
Ne istemediklerimde bahsediyordu?
Bunu şu an düşünmek istemiyordum.
Önce buradan nasıl çıkacağımız planlamalıydık.
Kafamı Devrim'e doğru döndürdüm.
"Nasıl yediler ama!"
"Gerçektende hafızamı kaybettiğimi sandılar."
"Buradan nasıl çıkacağız?"
Omuzlarımı silktim.
"Fırsat ayağımıza illa ki gelecek. Gelmez ise getireceğim."
Ertesi gün
Tekrar sandalyede uyukladığım bir gündü. Gözlerimi sandalyede açmıştım. Ve yine her yerim tutulmuştu. Belim inanılmaz derece ağrıyordu.
"Sonunda uyandın."diyen sese doğru döndüm.
"Sen ne ara uyandın Devroş?"
"Devroş ne?"
"Bilmem, yeni ismin olsun istersen."
"Yok, almayayım."
"Alma. Sen git bolca ihanet al, seversin sen sonuçta ihanet yemeyi."
"Ölene kadar bunu yüzüme vuracaksın değil mi?"
"Nerden bildin?"
"Derin bana ihanet etti."
Bunu burukça söylemişti.
"Başlamadan biten bir aşk hikayesi."
"Tam üstüne bastın cici kız."Dedikten sonra kapı açıldı.
"Demek uyandınız muhteşem ikili."dedi Damien elindeki iki su dolu kovayla.
"Değil mi ama? Çok muhteşemiz!"
Arkasından Ateş ve Derin de odaya girdi.
"Üçlü bir çete misiniz? Hiç yakışmıyorsunuz."dedim alayla.
Damien o sırada içinde su olan kovalarım önümüze koymuştu.
"Başlayalım bakalım."dedi bana doğru adım attı Ateş.
"Ne demiştin Alev? Bir insanın canı yanmasından daha çok, sevdiğinin canı yanınca canı daha çok yanar. Bunu demiştin değil?"
Ona sadece öfkeyle bakıyordum ve göz temasını asla kesmiyordum.
"Yaşattığın her şeyin sana bin katını yaşatırım Ateş Kılıç."
"Yapabilirsen tabi. Başla Damien."
Ardından Damien Devrim'in kafasını suya sokup, sokup boğuyordu. 16 saniye kafası suda duruyordu...
Zaafımdan vurmaya çalışıyorlardı.
Sevgimden.
Vurulmayacaktım.
Ateş'e öfkeyle baktım.
"Eğer Devrim'in ellerini ve kollarını bağlı olmasa seni saniyeler içinde yere serer bunu bildiğin için ellerini ve kollarını bağladın değil mi Damien? Sen hep Devrim'in gölgesinde kalacaksın."
Damien bir kaç saniye Devrim'in kafasını suya sokmadan bana baktı ve ayağa kalkıp üzerime doğru yürüdü. Ateş buna engel olamadan yüzüme sert bir yumruk vurmak için hazırlanıyordu ki işler planladığı gibi gitmedi ve yüzüne yumruğumu indirdim. Ellerimi çoktan çözmüş olabilirdim.
Attığım yumrukla beraber Damien hemen burnunu tuttu. Burnu kanıyordu. Yüzüne karşı acımasızca gülümsedim.
"Umarım canın acımıştır. Şu anlıkla daha azıyla yetineceksin ama."
"Sen ne yapıyorsun!"diye bağırdı Derin.
"Sarı çıyan eğer bana bir daha sesini yükseltirken ses tellerini kökten keserim."
"Beni her seferinde daha da şaşırtmayı başarıyorsun."diyerek bana baktı Ateş.
"Damien iyi misin?"dedi Derin.
"Domoon oyo moson."diyerek taklidini yaptım ve kahkaha patlattım.
Devrim'in de alttan alta sırıttığını görüyordum.
Ardından Damien ve Derin odadan çıktılar.-çok büyük ihtimalle burnuna pansuman yapacaklardı küçük yavrucağın-
Ve Ateş bana döndü. Bana doğru yaklaştı.
"Ben sana ne yapayım Alev daha!"
"Her şeyi yaptın işte yetmez mi? Yapmaya da devam ediyorsun zaten."
Gözlerime baktı.
Gözlerine baktım.
"Ulan sana işkence çektirmeye çalışıyorum sen benim adamlarıma işkence çektiriyorsun, benim yaramı deşmeye çalışıyorsun ve başarılı oluyorsun da, ben de senin yaranı deşmeye çalışıyorum sen ise hala yaramı deşiyorsun!"
Baktım, öylece baktım ona.
"Yaptıklarınız karşılığını hemen alıyorsunuz desenize."
"Ya sabır!"
Ardından eli telefonuna gitti, birine telefon açtı ama kime açtığını anlamamıştım. Ama birisi buraya geliyordu.
Ardından kapıdan içeri iki kişi girdi girdi.
Bir adamı tanıyordum hep Ateş'in yanındaydı. Ama adını bilmiyordum.
"Arven, Devrim'i başka bir odaya geçirin."
"Ne? Hayır! Eğer ona bir şey yaparsanız kendinize şimdiden mezar kazmaya başlayın!"son cümlemi sertçe söylemiştim.
Adamlar Devrim'i çözdükten sonra iki koluna girdiler ve odadan çıktılar.
"Onu nereye götürdün? Onu nereye götürdün Ateş!"
"Canını daha çok acıtacağım Alev Zorlu biliyorsun değil mi?"
"Dene ve canımı acıt. Ama unutma Ateş Kılıç her canım yandığında seninde canın yanacak."
Baktı bana, öylece bana baktı. Sadece bana. Ben ise ona baktım, sadece ona. Ve aniden patladım.
"Beni niye hala yanında tutuyorsun! İstediğini verdim işte!"
"Ama ben sana istemediğini vereceğim."
"Ne? Dünden beri gizli saklı konuşuyorsun."
Cevap vermedi.
"Ateş cevap ver!"
Ve o cevap hiç gelmedi.
"Her şeyin zamanı var. Zamanı gelince öğrenirsin."
"O zaman zamanı gelince direkt söyle! Önden gönderme yapma!"
"Hayat bu Alev Zorlu, her zaman istediğin olmaz."
"Şu hayatta isteyip oldurduğum tek şey Helen Kılıç ve Uras Kılıç'ı öldürmekti biliyor musun?"
"Yine yaramı deşmeye çalışıyorsun Alev."
Sadece omuzlarımı silktim.
"Devrim'i buraya getir."
"Devrim'i buraya getirmeyeceğim."
"Devrim'i buraya getir Ateş Kılıç!"
"Devrim'i buraya getirmeyeceğin Alev Zorlu!"
"Eğer ona bir şey yaparsanız hepinizi öldürürüm."
"Öldüremezsin."
"Öldürürüm."
"Devrim nerede?"cevap vermedi."Devrim nerede!"
"Hafızasına bakılacak Alev oldu mu?"
"Sana neden inanayım? Eğer başka bir sebep için onu odadan götürdüysen seni gebertirim."
Ateş bana benden bıkmış gibi baktı ve arkasına döndü, tam odadan çıkacaktı ki söylediğim şey ile onu durdurdum.
"Ailecek herkese ihanet etmeye bayılıyorsunuz."
Bana doğru döndü.
"Ne?"
"Derin onu seven adama ihanet etti."
"Derin'i seven adam annesi ile babasının öldürenle ortak olduğu için olabilir mi?"
Bu cümlesine karşı kahkaha attım.
"Bu olaylar okurken Devrim Demir için Derin Kılıç yoktu."
"Bu bir şey değiştirmiyor. Derin Kılıç annesi ile babasının öldürenle ortak olan biriyle olamaz."
"Annen ve babanın çok masummuş gibi davranman..."duraksadım." Ama Devrim Demir, Derin Kılıç'ın gerçek yüzünü görmüş oldu ve bir aşk başlamadan bitti. Fakat şimdi Damien ile? Damien masum değil."
"Damien bana bir iyilik yaptı ve annem ile babamın katilini bulmamı sağladı. O benim tarafımda. Üstelik ben de ona bir iyilik yapacağım. Hem bakarsın Devrim'de bizimle ortak olur?"
"İyilik mi? Ne iyiliği? Hem ayrıca Devrim bana asla ihanet etmez o Damien değil."
"Yapılan iyilik söylenmez. Ayrıca Devrim konusuna gelirsek, bunu zaman gösterir."
Beni manipüle etmeye çalışıyordu. Fakat bildiğim şey ise Devrim Demir'in bana asla ihanet etmeyeceğiydi. O bana asla ihanet etmezdi, ben ise ona.
En azından şu anlık bildiğim buydu.
"Beni manipüle etmeye çalışıyorsun."dedim fısıldayarak.
"Ben seni manipüle etmeye çalışmıyorum. Ama sen kafanda çok fazla kuruyorsun."
"Git, git. Beni rahat bırak! Seni görmeye tahammülüm bile yok, git!"
Ve bana baktı. Ama bu sefer her zaman uzunca baktığı gibi bakmadı, kısacaktı bu bakışı. Ve hemen arkasını dönüp odadan çıktı.
Ben ise arkasında acı bir gülümseme bıraktım.
Beni niye hala burada tutuyordu? İstemediğim derken neyi kastediyordu? Bu adam benden hala ne istiyordu? Annesi ile babasının katiliydim, beni niye öldürmüyordu da burada, bu
Odanın içinde tutmaya devam ediyordu? Şimdi ise o benim kilitli kapılarımın anahtarıydı. Fakat ben anahtarın hangi odanın kapısını açacağını bilmiyordum.
Benden hala ne istiyorsun Ateş Kılıç?
Ateş Kılıç
Git
Git
Git
Gitmiştim. Alev, gitmemi istemişti ve gitmiştim. Ben her zaman giderdim. Ya bir gün kalırsam? Kalmak mı daha zordu, gitmek mi?
Merdivenlerden en alt kata indim. Ve koridorun sonundaki odaya doğru yürüdüm. Odanın önüne vardıktan sonra kapının kolunu indirdim ve içeri girdim.
"Hafızası nasıl?"
"Ateş Bey, cihaza bağladığımızda hafızasında bir sıkıntı göremedik."
"Anlamadım? Nasıl oluyor bu?"
"Hafızasını kaybetmiş, fakat cihazda görünmüyor."
"Bu nasıl oluyor? Hafızasını kaybetmedi mi o zaman?"
"Hayır kaybetti. Fakat bazen hafıza kaybı yaşayan kişiler cihaza bağlandığında, hafıza kaybıyla ilgili bir sorun görünmüyor. Ama bu hafızasını kaybetmediği anlamına gelmez."
"Tamam, siz çıkabilirsiniz."
Doktor odadan çıktıktan sonra Arven'e Devrim'i tekrar odaya çıkarmaları söyledim. Ve Devrim'i yukarı çıkardılar.
"Kimsin sen Devrim Demir?"
Alev Zorlu
Boş boş etrafa bakıyordum. Kapının açılma sesini duyduğum gibi gözlerimi kapıya çevirdim.
Devrim'i getirmişlerdi.
"Devrim!"
Devrim'i getirdiler ve sandalyeye oturtup bağladılar.
Ardından ise odadan çıktılar.
Kapının önünde bir sürü adam olduğunu biliyordum.
"Devrim, iyi misin? Sana bir şey yaptı mı?"
"Hayır, sadece beni bir cihaza bağladılar."
"Bir şey anladılar mi?"
"Hayır cici kız."
"Devrim."
"Efendim?"
"Bir planım var."
Bir kaç saat sonra
Damien odadaydı ve canımı yakmak istiyordu. Canımı yapamayacağını bilmesi gerekiyordu.
"Seni öldürmek istiyorum."dedi bana bakarak.
"Duygularımız karşılıklı. Fakat ben hepiniz öldürmek istiyorum."dedim ve gülümsedim.
Ve bunu söylerken hepsine teker teker baktım. En son ise Ateş'e.
"Sizi ayırma vakti geldi."dedi Ateş.
"Bizi ancak ölüm ayırabilir biliyor musun Ateş?"
Ateş Arven'e baktı. Arven de odadaydı.
"Alev Zorlu'nun odasını değiştirin."
"Ama onu çözmemiz tehlikeli olmaz mı?"dedi Arven.
"Bayıltın."
"Buna yaparsanız sizin için hiç iyi şeyler olmaz."
"Alev Zorlu bırak artık şu tehditleri. Elin kolun bağlı hiç bir şey yapamazsın."dedi Ateş bana bomboş gözlerle bakarak.
Bir kaç saat önce ona "Git" demiştim. Ve bir kaç saat önceki adam karşımdan gitmişti.
Ve ne olduğunu anlamadan gözlerim kapanmıştı. Ateş beni bayıltmıştı.
Ertesi gün
Gözlerimi bu sefer farklı bir odada açtım. İlk açtığımda etrafı bulanık görüyordum. Yavaş, yavaş her yeri görmeye başladığımda görüş açıma ilk o girdi.
"Sonunda uyandın."dedi Ateş bana bakarak.
"Beni bayılttın."
"Seni bayılttım. Karşında çok acımasız bir Ateş göreceğini söylemiştim Alev Zorlu."
Burukça gülümsedim.
"Hadi, o zaman bekliyorum öldür beni."
"Seni öldürmekten de kötü yapacağım."
Ne olduğunu anlamadan kafamı, önümde duran içi su dolu kovaya soktu. Tam 16 saniye kafamı suda tutmuştu.
Kafamı geri çıkardı.
"16 saniye Alev Zorlu."
Ve kafanı tekrar suya soktu. 16 saniye ardından tekrar geri çıkardı.
"Hala çok insaflı davranıyorsunuz Ateş Zorlu. Bunlar beni yıkamaz."
Bu söylediğime daha da öfkelenmişti. Ve bu sefer kafamı daha sert bir baskıyla suyun içine soktu. Ve bunu art arda bir kaç kez daha tekrarladı.
Tükendiğimi hissediyordum. Çünkü tükenmek üzereydim. Hatta belki de tükenmiştim bile. Ama bunu dışarıya yansıtmayacaktım.
Nefes nefese kalmıştım. Nefesimi düzensizce verip, alıyordum.
"Nasılmış yaşattıklarını yaşamak?"
"Zevk. Bu benim için zevk Ateş Kılıç. Ben kaleleri yıktım. Sen ise hala yıkamadın. Yaşattığımı yaşamıyorum anlayacağın."bunu zorlukla söylemişim. Sanki bu cümleleri çıkan son nefesimde söylemiştim.
"Sınırlarımı çok zorluyorsun."
"Zorlamayı çok severim."diyerek yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim.
Gözleri odadaki klimaya döndü. Sonraya bana. Elleri saçlarıma yaklaşıyordu ki, elini indirdi. Ardından duvara sabitlenmiş olan klimanın kumandasını aldı ve klimayı açtı.
"Ne yapıyorsun?"
Cevap vermedi.
Klimayı -16 dereceye düşürdü.
"Ateş ne yapıyorsun? Hemen kes şunu!"
"Daha yeni başlıyoruz Alev Zorlu."
Önce beni çözdü ve ışığı kapatarak hızla odadan çıktı.
Yere düştüm.
Soğuktu.
Karanlıktı.
Yalnız başımaydım.
Anneme sesleniyordum. Annem ise cevap vermiyordu. Annem niye bana cevap vermiyordu ki?
"Ateş!"
Beni yine arkasında bırakmıştı.
"Anne! Anne beni bırakma!"
"Anne sen beni yalnız başıma bırakmazsın ki söz vermiştin!"
Soğuktu.
Karanlıktı.
Karşıdan bir kamyon geliyordu ve arabaya çarpıyordu. Arabanın içinde biz vardık. Annem vardı, babam vardı, kardeşim vardı. Ölmüşlerdi. Benim ailem Helen Kılıç ve Uras Kılıç yüzünden ölmüştü.
"Anne! Anne ne olursun duy beni!"inledim.
Çığlık attım. Bağırdım. Ses tellerimi yırttım. Yeri yumrukladım. Ve annem o kapıdan içeri asla girmedi.
"Ateş beni karanlıkta bırakma! Kapıyı aç! Ateş!"
Ateş gelmedi.
O kapı hiçbir zaman açılmadı.
Çok soğuktu. Üşüyordum.
Çok karanlıktı. Korkuyordum.
"Beni artık bırakmayın."fısıldıyarak söylemiştim bunu. Aynı zaman da ağlayarak.
"Anne lütfen gel."
Ağlayarak çığlık attım bu sefer.
"Devrim! Sen beni asla yalnız bırakmazdın sen gel! Nolur, korkuyorum."
Ardından ise çığlıklarıma devam ettim yeri yumrukladım.
Ve yerden kalktım.
Tek başıma.
Kapıyı bulmaya çalıştım. Ardından bir kola dokundum ve açmaya çalıştım. Kilitliydi. Ayakta zor duruyordum. Ama yere düşmeyecektim. Bir ara sendeler gibi oldum. Kapının kolundan destek alarak düşmedim.
Kapıya vurdum. Bağırdım, çağırdım, çığlık attım.
"Kapıyı açın!"
Kapının kolunu açmaya zorladım. Açılmadı.
Ardından kapının dışından bağrışma sesleri ve adım seslerini duydum.
Bir uğultu vardı.
"Alev!"
