8. bölüm · İHANET

5.BÖLÜM ( İHANET ETMEK )

ates parcasi

Silah ona doğruydu bana ihanet edene doğru.
"Biliyorum, biliyorum Alev Zorlu'nun yaşadığını Ateş'e söyleyen sensin Damien."duraksadım."Bana ihanet ettiğini biliyorum."
Bütün gözler Damien'e döndü.
"Ne? Allah'ım ben bu gece aklımı kaçıracağım galiba! Sana Damien asla ihanet etmez Alev!"dedi Devrim.
"Kardeşin sana bile ihanet etti Devrim. Ama senin ruhun bile duymadı. Ne yazık ama."dedim duygusuzca.
"Ne? Ne saçmalıyorsun Alev!"
"O da Derin'e aşık, senin Derin'i sevdiğini bile bile onu seviyor ve onunla yakınlaşmaya çalışıyor. Ayrıca..."bunu söylemeden önce Damien'e acımasızca baktım." Derya'nın seni aldattığı kişi Damien. Aç gözünü artık Devrim, Damien sana ve bana sürekli ihanet ediyor!"
Derya Devrim'in eski kız arkadaşıydı.
Damien'e doğru ilerledim.
"Bana ihanet ettiğini anlayamayacağımı mi zannetin? Bu kadar salak mıyım sence? Hani Damien birbirimize söz vermiştik birbirimize ihanet etmeyeceğimize dair? Bozdun Damien, sözünü bozdun yatacak yeni bir kapı bulmalısın. Ah, hatta ben o kapıyı biliyorum Ateş Kılıç."
Devrim şoka uğramıştı.
"Damien? Bunlar doğru mu? Sen ne yaptın Damien!"
"Gerekeni yaptım."
"Sana gerekeni ben çok iyi yapacağım Damien. En başta seni öldürmek gibi."dedim.
"Yeter Alev, artık gerçekten yeter dur, dur artık ne olursun dur."dedi Derin.
Derin'e baktım çökmüştü ve çökmeye devam ediyordu.
"Bu kadar kolay yıkılmamalısın Derin. Eğer en baştan yıkılırsan, yeni bir kale inşa edemezsin."
"Bu gece sanırım hiç bitmeyecek."dedi fısıltıyla Ateş.
Bu gece gerçekten de bitmiyordu.
"Daha yeni başlıyoruz. Bu kadar çabuk yorulmayın! Umarım sıkıcı bir savaş olmaz, yoksa gerçekten çok sinirlenirim."dedim ve gülümsedim.
"Ne?"dedi Ateş.
Ateş'e doğru döndüm.
"Artık tamamen düşmanız Ateş Kılıç. Ne ben senin bana dediklerini unuturum, ne sen benim sana dediklerimi. Artık beni burda tutman içinde bir sebep kalmadı. Her gün annen ile babanın katilinin hayatta olduğunu bileceksin ve bu sana çok ağır gelecek. Çünkü nasıl bir his olduğunu biliyorum."
"Seni şu an öldürmek istediğimi ama öldüremediğiminde nasıl bir his olduğunu biliyor musun?"
Cevap vermedim, çünkü bir cevabım yoktu.
"Haklısın Alev Zorlu. Artık tamamen düşmanız ve savaş yeni başlıyor fakat karşında bu sefer çok acımasız bir Ateş göreceksin."
"O Ateş'i görmek için can atıyorum."duraksadım." Ve artık evime gitmek istiyorum, bu evdeki serüvenim bu kadardı. Savaş yeni başlıyor Ateş Kılıç."dedim ve gülümsedim.
"Hiçbir yere Gidemezsin Alev Zorlu!"
"İstediğim yere, istediğim şekilde giderim Ateş Kılıç."
"Hayatını sana dar edeceğim."
"Hayatımı bulabilirsen et. Bekliyorum canım."
Dedikten sonra silahı ona doğrulttum ve ateş ettim. Herkes bir an da durdu.
"Abi!"diye çığlık attı Derin.
"Ah, ıskaladım."
Kurşun Ateş'in arkasındaki duvara isabet etmişti.
"Bir dahakine ıskalamayabilirim, dikkatli ol."
"Şu an kendi sonunu kendin hazırlıyorsun Alev."
"Ne?"
Ateş önce Damien'e baktı. Sanki gözleriyle anlaşıyorlardı.
Damien önce Devrim'in kafasını bir şey geçirdi. Ne geçirdiğini bile görememiştim. Çünkü Ateş arkama geçip kollarımı tutuyordu.
"Ne oluyor?"diye çığlık attım.
"Dediğin gibi Alev her şey yeni başlıyor."
"İğrenç bir adamsın."
"İnanır mısın? Bir tek sana öyleyim. Herkes çok mükemmel bir adam olduğumu söyler."
"Onlar senin gerçek yüzünü görmemişlerde ondan!"
"Eğer Devrim'e bir şey olursa hiçbirinizi yaşatmam ve cesetlerinizi buraya gömerim."
"Devrim'den önce kendini düşün sen bence."
Bu cümleye karşılık sadece gözlerimi devirdim. Gözle kaş arasında silahımı da almıştı pislik.
Derken beni sırtına attı ve üst kata doğru ilerledi.
"Sapık var!"
"Katil var!"
"Sen benim arabam olsana? Sonuçta Allah'ın her günü beni kucağına alıyorsun! Hatta plakanı da 16.02.17 yapalım nasıl fikir ama?"
"Sus artık Alev."
Dedikten sonra bir odanın kapısını açtı ve içeri girdik. Odanın içinde gri, geniş bir koltuk vardı sadece. Ve beni koltuğun üzerine bıraktı.
"Bari kutu oyunu falan getirin, canım sıkıldıkça oynarım."
"Bir şeyi de ciddiye al be kadın!"
"Pisliksin."
"Katilsin."
"Gıcıksın."
"Baş belasısın."
"Her dediğime karşılık vermek zorunda mısın sen?"
"Evet."
"Çok sıkıcı gerçekten de."
Derken bir an da kapı açıldı. Damien Devrim'i sırtına atmıştı. Derin'in elinde ise iki tane sandalye vardı.
"Ah, şu sandalyelerden gerçekten çok sıkıldım."
Derin’e dik dik bakıyordum. Çünkü o da Devrim'e ihanet etmişti.
Bir an da ayağa kalktım ve Derin'e doğru ilerledim. Ve yüzüne tükürdüm.
"Alev!"dedi Ateş.
Ve beni kolumdan tutup kendine doğru çekti. Ben ise hala Derin'e bakıyordum o ise bana.
"Elimde silah olsaydı şu an seni öldürmüştüm. Şanslısın ki elimde silah yok."
Derin ise cevap vermedi ve sadece yüzüme baktı.
Damien Devrim'i sandalyeye oturtmuş, ellerini ve ayaklarını bağlıyordu.
Ve Damien tam önümüzdeydi. Kahverengi gözleri beni bulmuştu. Tükürmeden edemezdim ve onunda yüzüne bir güzel tükürdüm. Kendimi lama gibi hissediyordum şu an.
"Ne yapıyorsun sen?"diyerek bana bir adım attı.
Ben de ona bir adım atacaktım ki Ateş hala kolumu tuttuğu için atamadım.
En azından diğer elimle onu dövebilirdim. Omzuna sertçe bir şamar attım.
"Ah! Ne yapıyorsun kızım sen!"
"Hayırdır? Kızım Derken? Ölmediğini şükür et Damien."
"Alev!"diye bağırdı Ateş.
Mızmız çocuklarla gibi omuz silktim.
Damien Devrim'in ellerini ve ayaklarını bağladıktan sonra bana baktı ve diğer sandalyeye çenesinden sandalyeye oturmamış işaret etti.
"Alev sandalyeye otur."
"Kocamın izni olmadan oturamam canım."
Odadaki herkes bu dediğime karşılık şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Kocam derken?"dedi Ateş.
"Ne? Kocamın kocam olduğunu hatırlamaması çok kötü bir durum! Boşanmaya gidiyorum!"
"Şu saçma şakaları bırak ve otur şuraya cici kız."
"Iy, bu kelime senin ağzına hiç yakışmıyor Damien. Devrim gibi olmaya çalışma ama! Sen hep onun gölgesinde kalan kişi olacaksın."
Damien bu dediğime sinirlenmiş gibi duruyordu.
"Ve biliyor musunuz? İşinizi kolaylaştırmaya hiç niyetim yok."
"Otur şuraya Alev!"dedi Damien.
"Damien sesini bir daha Alev'e yükselttiğini duyarsam hiç iyi şeyler olmaz."diye sakince ama bir o kadar da altında tehlike sezen ses tonuyla uyardı Ateş.
Ardından Ateş beni kendine döndürdü.
"Şu sandalyeye güzellikle oturuyor musun, oturmuyor musun?"
"Şu sandalyeye güzellikle oturmuyorum."
"Ya sabır!"
Diyerek beni kucağına aldı ve sandalyeye oturturdu.
"Beni bir odaya mahkum etmeniz çok yanlış. Ayrıca istersem burdan çok güzel kaçarım, biliyorsunuz değil mi?"
Ateş üzerime doğru eğildi ve ellerini sandalyenin iki yanına yapıştırdı.
"Kaçabiliyorsan kaç bakalım."
"En kısa sürede kaçacağımdan şüphen olmasın. Ayrıca sana istediğini verdim, o yüzden bana kıyafet almaya nedersin?"
"Bir kaç saate kıyafetlerin elinde olur."
"Ama benimde gelmem lazım, kıyafetleri denemem lazım ya hani."
"Beden bilgilerini bana verirsin, ben de adamlarıma söylerim sana uygun bir şeyler alır gelirler."
"İyi iç çamaşırlarımıda adamların alır o zaman?"
Ateş bana ters bir bakış attı.
"Hay yarabbim! Tamam Alev gider beraber alırız oldu mu?"
"Bu küçük tehlikeyi dışarıya çıkarmamanı öneririm."dedi Damien.
"Ne? Hadi ama Damien ben sadece küçük bir tehlike miyim?"
"Susmanın öneririm Alev."derken Damien öfkeliydi.
"Kardeşine ve arkadaşına ihanet etmemeni öneririm."
"Tamam yeter bu kadar. Damien ipi ver."
Damien ipi vermek istemiyormuş gibiydi, ama mecburen ipi vermek zorunda kaldı. Onun elinde kalsaydı her yerim ip olurdu büyük ihtimalle.
Ardından Ateş kollarımdan başlayarak beni bağlamaya başladı.
En sonunda ayaklarımda bağladı ve ayağa kalkmadan önce;
"İpler canını acıtıyor mu?"
Kafamı olumsuz anlamda salladım. Ve ipleri daha çok sıktı. Bu yaptığına karşılık psikolat gibi bir kahkaha patlattım.
Ardından Devrim yavaş yavaş gözlerini açmaya başlamıştı.
"Ne oluyor burada? Neredeyim lan ben?"
"Ay canım arkadaşımı uyandırdınız, ellerim çözülünce bunun hesabını sorarım ben size!"dedikten sonra Devrim'e döndüm." Devrimciğim bak şurda duran kahverengi gözlü siyah saçlı şahıs varya o senin üvey kardeşin en son ikimize ihanet etmişti ama sana bayadır ediyor her neyse, şu onun yanındaki kız senin sevdiğin kız bir kaç dakika önce sana ihanet etti, şu benim yanımdaki yakışıklı bunların başı, ama inanılmaz gıcık birisi canım."
Devrim hala ne olduğunu anlamamış gözlerle etrafına bakıyordu. Gözlerinin son hedefi ben olmuştum.
"Ne? Ne diyorsun sen?"
"Hafızasını mı kaybetti acaba? Ay acil ambulans!"
"Ben neredeyim? Siz kimsiniz?"
"Lan Damien kafasına ne ile vurdun! Hafızasını kaybetti adam!"dedi Ateş.
"Devrim iyi misin? Beni hatırlıyor musun?"dedi Derin Devrim'e birkaç adım yaklaşıp, önünde eğilerek.
"Ay inan seni hatırlamasını istemezsin. Ama istiyorsan ben seni nasıl hatırlayacağını bir güzel anlatabilirim."diyerek gülümsedim.
"Damien sen doktor değil misin baksana şunun hafızasına!"
"Beynini görüntülemek için cihaz lazım."
" O cihazı buraya getirin, Damien'in de beyni varmıymış, yokmuymuş bakarız."
Damien bana dik dik baktı, ben de ona.
"Devrimciğim zaten ben hariç odadaki şu şahısları hatırlamak istemezsin."
Devrim hala anlamayan gözlerle etrafına bakıyordu.
Damien'i parmağıyla işaret etti.
"Şu Muzaffer'di,"ardından parmağı Derin'e doğru döndü."şu Şekernaz,"sonra parmağı Ateş'e döndü."Şu da Abdulrezzak. Sen de Cilvenaz."
"Yalnız isim uyumları mükemmel!"
"Ne demezsin!"dedi ve bana ters ters baktı Ateş.
"Değil mi ne derim ben!"
"Ya sabır! Eğer sabaha kadar hafızası yerine gelmezse, o cihaz mıdır nedir kafasını ona sokarız."
"Ne? Sokar mısın? Ne diyon lan sen!"
"Bizim size şu an işkence etmemiz gerekmiyor mu?"dedi Damien.
"Bizi bağlayan sizsiniz? Biz mi bileceğiz?"
"Yeter!"diye bağırdıktan sonra herkes susmuştu, ben hariç.
"Bakın adamı sinirlendirdiniz! Şimdi duvarlara yumruk falan atar mazallah."diyerek lafımı da sokmuştum.
"Ulan neredeyim ben?"diyen Devrim'in sesi sessizliği bozmuştu.
"Değil mi neredeyiz biz?"
"Bir kere ciddi olsan ölür müsün?"demişti Ateş.
"Olabilir."
"Devrim hiç mi bir şey hatırlamıyorsun?"dedi Derin.
"Sanırım hatırlıyorum. Ama sadece şuradaki fıstığı."dedi Devrim bana bakarak.
"Ay hoşt lan!"Diyerek Devrim'e bön bön baktım.
"Devrim kardeşim rotanı başka yere döndür."diye alttan alta uyardı Ateş.
"Ya ben sizin anne ve babanızın öldürdüm. Az önce kıyamet koptu, bu ekip niye bu kadar sakin şu an?"
"Enerji depoluyoruz ondan."diye karşılık verdi Ateş.
"Sen benden istediğini aldın işte niye beni hala burada tutuyorsun?"
"Çünkü ben sana hiç istemediğini vereceğim."