4. bölüm · İHANET

1.BÖLÜM ( İNTİKAM )

ates parcasi

İhanet bu kadar kolay edilebiliyor muydu ki? Hayatımın dönüm noktasının bir ihanet yüzünden olacağını bilemezdim. Bir ihanet herkesin hayatını değiştirmişti. Bunlar tek bir hamleyle, tek bir kararla olmuştu. Fakat ölenlerin arkasında kalan cehennemden başka bir şey değildi. Ve geride kalanlar o cehennemde yanacaktı. Fakat sağ çıkanın ölenden bir farkı olmayacaktı. Bedeni burada, ruhu ise ölenin yanında olacaktı.
Uras Kılıç.
Babamın en yakın arkadaşı.
Babam en yakın arkadaşı tarafından ihanete uğramıştı.
İhanet bu kadar kolay edilebiliyor muydu?
Bir insan nasıl olur da arkadaşını, arkadaşının ailesini öldürürdü ?
Uras Kılıç bunu yapmıştı.
Fakat hesap etmediği bir şey vardı.
Alev Zorlu.
Alev Zorlu ölmemişti, hayır Alev Zorlu kolay kolay pes edecek bir kadın değildi fakat Uras Kılıç bunu bilmeyecek kadar kötü bir plan yapmıştı. Bir sonraki hamleyi yapmak için rakibini tanıman gerekirdi, onun yapacağı hamleyi bilmen gerekirdi. Uras Kılıç bunu bilmiyordu. Çünkü bu planın içine Alev Zorlu'yu dahil etmemişti onu ve ailesini sadece basit bir piyon olarak görmüştü. Ve Uras Kılıç sonsuza dek Alev Zorlu'ya yenilmişti.
Peki Alev Zorlu'nun hesap etmediği bir şey var mıydı? Bu sorunun henüz cevabı yoktu.
Devrim ve Damien olay gecesi Alev'i hayata geri döndürmüşü. Ne onlar Alev'i tedavi etmekten vazgeçmişti, ne Alev yaşamaktan için verdiği çabadan vazgeçmişti.
Damien ve Devrim Alev'in çocukluklarıydı.
Birbirlerine söz bile vermişlerdi birbirlerine asla ihanet etmiceklerine ve hiç bir şey saklamayacaklarına dair. Çünkü onlar birbirlerinin çocukluğuydu...

🔥
16 Şubat 2016
Devrim Demir
Bugün Alev'in doğum günüydü.
Masmavi gözleri ve simsiyah saçlarıma yakışacak siyah bir takım elbise giymiştim.
Arabadaydım ve Alevlerin evine doğru gidiyordum.
Nihayet evin önüne gelmiş bulunmaktaydım.
"İyi akşamlar Murat abi." dedim.
Murat abi Alevlerin güvenliğiydi.
"İyi akşamlar delikanlı. Ama geç kaldın, Alevler az önce yola çıktı. Hızlı sürersen yetişirsin belki."
"Eyvallah Murat abi." diyip arabaya doğru hızlı adımlarla arabaya doğru yürüdüm.
Arabaya binip, arabayı çalıştırdım.
Arabayla gidiyordum ki bir şey fark ettim.
Uçurumdan bir araba yuvarlanıyordu ve Alevlerin arabasına çok benziyordu.
Onlar olamazdı değil mi ?
İçime düşen kurtla, hem de yardım etmek için arabayı sağa çekip indim.
Hava da karanlıktı.
Nasıl ineceğim şimdi ?
Gözlerimle biraz etrafı tarayınca uçurumun oraya inen kestirme yolu buldum ve aşağıya doğru indim. Bu ne biçim yoldu. Bunu düşünmeye vaktim yoktu çünkü ben onun yerden yatan bedenini görmüştüm.
Oradaydı.
Alev oradaydı ve yerde yatıyordu...
"Alev!"diye çığlık attım.
"Devrim?"dedi zar zor çıkan sesiyle."Buradayım Devrim."
Sesin geldigi yöne doğru indim ama gördüğüm şeyle şok oldum. Alev yerde kanlar içinde yatıyordu. Kan içine bulanmıştı. Alev kırmızıya boyanmıştı. Ama buna rağmen gözlerini kapatmamıştı ve hala direniyordu. O hayatımda gördüğüm en güçlü kadındı.
"Alev!"dedim."Bana bak Alev ölürsen seni gebertirim! Sakın gözlerini kapatma seni hastaneye yetiştireceğim."
"Hayır." dedi zorlukla.
"Ne? Ne diyorsun sen?"
"Be-Beni sen tedavi et" duraksadı ve biraz soluklandı." Beni yaşat, almam gereken bir intikam var onu almadan ölmeyeceğim."
Ben doktordum.
Ve onu sadece benim tedavi etmemi istiyordu.
Neden böyle bir şey istiyordu?
Alev istiyorsa bir sebebi olmalıydı.
Sorgulamaya vaktim yoktu.
Onun dediğini yaptım ve onu kendi kliniğime götürdüm.
"Seni yaşatacağım ve sen de ölmeyeceksin söz ver bana Alev."
"Söz. Alev sözü."
Ve öyle de oldu Alev Zorlu sözünü tuttu ve ölmedi.
Alev Zorlu ancak isterse ölürdü, o istemediği sürece asla ölmezdi.
🔥
Alev Zorlu
Devrim beni yaşatmıştı.
Ben ise yaşamıştım.
Damien ve Devrim ikisi üvey kardeşlerdi.
İkiside doktordu.
O gün Damien da beni yaşatmıştı.
Ve ben ise öldürmüştüm.
Hayır kendimi değil.
Annem, babam ve kız kardeşimin ölüm saatini hatırlıyordum. Çünkü o an radyoda şarkı çalıyordu. Ve araba uçurumdan 16 saniye boyunca yuvarlanmıştı. Ve saat o an 20.16 geçiyordu...

16 Şubat 2017
"Onlara sakın merhamet etmeyin. Hak etmiyorlar."
"Emrinize amadeyiz Prenses." dedi Devrim.
Bu söze karşı tebessümle karşılık vermiştim.
"Neredeler şimdi?"
"Odada kilitliler hala."
"Tamam" dedim ve odaya doğru yürüdüm.
Odanın önüne ulaştım ve kapının kilidini açarak odaya girdim.
Ve karşımda sandalyelere bağlı olan, zayıflamış ve güçlerini yitirmiş o iki kişiyi gördüm.
Karşılarına sandalye çektim ve oturdum .
"Nasılsınız bakalım? Umarım iyisinizdir demeyeceğim zaten öyle bir halde olduğunuzda gözükmüyor." dedim ve soluklandım.
"Ailemin ölümünün üstünden bugün tam 1 sene geçti. Ve bugün sizin gününüz sevinmelisiniz. Çünkü..." duraksadım." Ölüm gününüzü bugün seçtim. Zorlu ailesini öldürdüğünüz günü seçtim Uras Kılıç ve Helen Kılıç. Yaşattıklarınızın bin katını yaşıyorsunuz değil mi?"dedim sahte bir üzüntü ses tonuyla.
"Sizin için çok üzgünüm çiftekumrular."dedim ve ayağa kalktım. İçerdeki adamlarına " Bütün işkenceleri 16 saniye de çektirmeye devam edin." .
Bunu adamlarıma söylüyordum fakat onlara bakıyordum.
Arkamı döndüm ve tam gidiyordum ki duraksadım onlara doğru döndüm ve
"Araba 16 saniye boyunca uçurumdan yuvarlandı."dedim gülümsedim, arkamı döndüm ve odadan çıktım.
Helen Kılıç ve Uras Kılıç dünyaca tanınan isimlerdi. Onları öldürmüştüm. Ve Kılıçlar Malikanesine atmıştım arkamda ise bir iz bırakmıştım. 16... İkisinin kanıyla yazılan bir izdi.
🔥

Günümüz
Arabayı park ettikten sonra Devrim'in evine doğru yürüdüm. Asansöre binip katı tuşladıktan sonra gelmiş bulundum.
Ardından zili çaldım.
Ve kapı açıldı.
"Selam."dedim uzatarak.
"Siz kimsiniz?" dedi Devrim.
"Anlamadım?"
"Siz kimsiniz? Sizin gibi birisini hatırlamıyorum."
"Devrim hafızanı mı kaybettin ne diyorsun?"
O sırada Devrim'in bana sırıtarak baktığını gördüm.
"Çok kötüsün!"
"Öyleyimdir. Ayrıca sana da selam cici kız."diyerek beni içeri buyur etti.
"Sensin be cici."dedim. Birbirimiz ile uğraşmayı çok severdik ve küçüklükten beri bu böyleydi.
İçeri girdikten sonra salona geçtik ve koltuğa oturduk.
"Damien yok mu?"
Devrim kafasını olumsuz anlamda sallamakla yetindi.
"Kahve içer misin?"
"Hayır teşekkürler."
"Kılıçlar Holding'in 20.yıl kutlaması varmış duydun mu?"dedi Devrim.
"Duydum. Ve o baloyu mahvetmeyi ne kadar istediğimi anlayamazsın."
"Gidecek misin?"dedi şaşırdığını belli eden bir ses tonuyla.
"Bilmem. Sen gidecek misin?"
"Yani aklımda böyle bir düşünce yok fakat davet edildim. Damien de öyle."
Bu baloya gitmek istiyordum. Kılıçların soyunu bile silmek istiyordum. Fakat şu anlık daha azıyla yetiniyordum.
"Gidelim. Gidelim Devrim."dedim.
"Gideriz gitmesine de..." duraksadi ve "Yine ne haltlar karıştırıyorsun Alev Zorlu?"
"Bir haltlar karıştırdığım yok Devrim Demir."
"İyi de seni içeri nasıl sokacağız? Davet listesinde ismin yoktur çünkü."
"Senin kız arkadaşın diye beni içeri soksak?" dedim ve ardından "Bence gayet iyi fikir."ekledim.
"Bilmiyorum."
"Hadi ama Devrim."
"İyi yarın deneriz o zaman."
"Tamam."dedim tatlı bir neşeyle.
Yaklaşık bir saat daha oturduktan sonra ayağa kalktım.
"O zaman ben artık kalkayım çok işim var. Daha kıyafetimi seçmem lazım!"
Devrim bu cümleme karşı tebessüm etti ve sonra kapıya doğru ilerledik. Devrim'e sarıldıktan sonra oradan ayrıldım.
Arabama doğru ilerledik. Arabayı çalıştırdıktan sonra eve doğru sürmeye başladım.
"Mayın tarlasında yürüyüp durmuşum aşk sanıp da."
Diyordu şarkı.
Ben de şarkıyı mırıldanıyordum ki bir an da iki araba sağ ve sol taraftan önümü kesti.
"Ne oluyor?"diye fısıldadım kendi kendime.
Arabalardan 5 adete yakın adam indikten sonra arabamın önünde durdular.
Arabadan inmemi beklediklerini biliyordum. Ve öyle de yaptım arabadan indim ve hepsinin karşısında dimdik durdum.