5. bölüm · İHANET
2.BÖLÜM ( SIRADAKİ SENSİN )
Arabadan indim ve hepsinin karşısında dimdik durdum.
"Kimsiniz?"
En ön de duran bir adam vardı ve cevap verdi.
"Kim olduğumuzu söyleyecek kadar akılsız mıyız sence?"
"Ne istiyorsunuz?"
"Patronumuzun size bir mesajı var."
"Ne diyorsunuz siz, ne mesajı?"
Ne oluyordu böyle kimdi bunlar? Kimdi bunların patronu? Benimle kim uğraşıyordu?
"Sıradaki sensin."dedi en ön de duran adam.
"Ne?"
"Size iletilmek istenen mesaj bu."
Zihnim bu cümleyi tekrar etti.
Sıradaki sensin
Sıradaki sensin
Sıradaki sensin
Ne sırasından bahsediyordu bunlar? Zihnim binbir türlü senaryo kurdu kafamda o an.
"Patronunuz kim?"dedim.
Yanıt gelmedi.
"Patronunuz kim!"dedim adeta çığlık atarcasına.
"Bu kadar mı korkuyor benden? O yüzden mi karşıma çıkamıyor?"dedim alayla.
Adam diğer adamlara komut vererek arabalara bindi. Hala yolun ortasında duruyordum. Arabayı sürerek uzaklaştılar fakat ben hala arkalarından bakıyordum. En sonunda arabama doğru ilerledim ve arabayı eve doğru sürmeye devam ettim.
Zihnim adeta bir kargaşaydı. Kimdi bu?Kim beni karşısına alıyordu? Zihnim tekrar o cümleyi tekrar etti.
Sıradaki sensin
Bu gece bana nefes yoktu bunu çok iyi biliyordum. Adeta sinir krizi geçirmek üzereydim.
Eve vardığım gibi kıyafetlerimi çıkarıp soğuk bir duşa girdim. Duştan çıkıp pijamalarımı giydikten sonra salona gittim ve koltukta oturdum.
Zihnim hala o cümledeydi.
Sıradaki sensin
"Tamam, sakin ol Alev."diye fısıldadım kendime.
Bilgisayarımı açıp yarınki Kılıçlar Şirketi’nin 20.yıl dönümü hakkındaki yorumlara ve fotoğraflara baktım.
Uras Kılıç öldükten sonra şirket Ateş ve Derin Kılıç'a kalmıştı. Derin ile küçükken arkadaştık fakat görüntüler çok bulanıktı nedenini bilmiyordum.
Ateş için de öyle fakat o yurt dışında okumaya gittiği için onu neredeyse hiç hatırlamıyordum.
Aşağıya doğru kaydırdım ve onu gördüm. Bu Ateş olmalıydı.
Gözleri adı gibiydi ateşi andırıyordu, saçları kumraldı ama hafif sarıya çalıyordu, ten rengi buğdaydı, yüz hatları keskindi, boyu tahminimce 1,95 civarıydı. Ve çok değişmişti. Ayrıca çok mu yakışıklıydı?
"Hey sus iç ses!" diye kendime kızdım.
Yanındaysa Derin vardı.
Onun gözleri ela renkteydi, saçları bal sarısıydı, ten rengi buğdaydı, yüz hatları ne çok yumuşaktı ne çok sertti. Ve çok güzel bir kız olmuştu.
Bilgisayara bakmaktan gözlerim ağrımıştı, o yüzden bilgisayarı kapatmıştım.
Ayağa kalktım ve mutfağa doğru ilerledim.
Canım kahve çekiyordu. Kendime kahve hazırlamaya başladım. Ardından ise cam kenarında duran yemek masama geçip kahvemi keyifle içtim.
Fakat aklım hala başka yerdeydi. Oradaydı, o cümledeydi.
Sıradaki sensin
Bunu yarın Devrimle konuşsam iyi olacaktı.
Kahvemi bitirdikten sonra yatak odasına geçtim. Ve kendimi yatağa attım. Ve çoktan uyuya kalmıştım.
🔥
Ertesi gün
Sabah uyandığımda ayaklarım 360 derece açmış uyuyordum.
Yataktan kalktığımda her yerim ağrıyordu. Ve bugün büyük gündü balo bugündü.
Yataktan kalktığım gibi lavaboya doğru yol aldım. Lavaboya vardıktan sonra elimi yüzümü yıkadım ve dişlerimi fırçaladım. Ardında odama gittim ve üstüme omuzları inik siyah ve dar bir üst, altıma düz siyah bir etek giydim.
Aynaya gittim ve uzun uzun kendime baktım. Siyah gözlerim, siyah dalgalı saçlarım, beyaz tenim...
Ardından telefonum çalmaya başladı. Devrim arıyordu.
"Efendim?"diye cevapladım.
"Ne yapıyorsun diye aramıştım."
"Hiç oturuyordum, yeni kalkmıştım. Sen ne yapıyorsun bakalım?"
"Ben de şirkete uğradım. Müsaitsen sana uğrayayım diye soracaktım."
"Müsaitim."
"Geliyorum o zaman. Hadi görüşürüz."
"Görüşürüz."dedim ve telefonu kapattım.
Yaklaşık yarım saat sonra kapı çaldı ve kapıya doğru koştum.
"Selam."dedi Devrim tebessümle.
Aynı şekilde karşılık verdim ve salona geçtik.
"Ne yapıyorsunuz bakalım Devrim Bey?"
"İyidir Alev Hanım siz ne yapıyorsunuz görüşmeyeli?"
Bu esprisine karşılık tebessüm ettim.
"Baloya burdan beraber geçelim mi?"dedim.
"Olur. Fakat adamlarımdan birine haber vereyim evden takım elbisemi alsınlar."
"Tamam."dedim uzatarak.
Devrim adamlarından birine telefon açtı ve gerekeni söyledi.
Biz de oturduk ve sohbet ettik. Dünkü meseleyi hala söylememiştim. Söylemekten emin değildim. Önce kendim araştırıp ardından söylemeliydim.
Ve baloya üç saat kalmıştı.
"Ben hazırlanmaya gidiyorum."
"Tamam cici kız."
Bu hitabe karşı göz devirdim. Bana böyle hitap etmekten hiç vazgeçmeyecekti.
Makyaj masama oturdum ve makyajımı yapmaya başladım. Makyajım bittikten sonra giyindim. Elbisem vücuduma tam oturmuştu. Siyah renkli, uzun kollu, tek omzu açık, bel kısmı dar, büzgüllü, alt kısmı kısa ve katlı fırfırlı bir etek şeklindeydi.
Ayakkabı olarak diz altımda biten, topukları ince bir siyah çizme giydim.
Saçlarımı salık bırakmıştım. Hafif takılarla elbisemi süslemiştim. Makyajım normaldi, ne çok hafif, ne çok ağır. Çantam ise ince askılı, siyah düz bir çantaydı.
Çantamı koluma taktım ve Devrim'in yanına doğru gittim.
"Nasıl olmuşum?"dedim tatlı bir ses tonuyla.
"Çok güzel olmuşsun Prenses."
"Sen de çok yakışıklı olmuşsun. Her neyse hadi çıkalım artık."
Devrim de beni onayladı. Evden çıktık ve Devrim'in arabasına doğru ilerledik.
Koltuklara yerleştikten sonra Devrim arabayı çalıştırdı ve balo yerine gitmek başladık. Yaklaşık yarım saat sonra balo yerine varmıştık.
Devrim arabayı park etti ve arabadan indi. Arabanın etrafını dolanıp benimde kapımı açtı ve indim.
"Çok centilmensiniz Devrim Bey bunu neye borçluyuz?"
Devrim onunla uğraştığım için sinir olmuş gibiydi.
Balo girişine doğru ilerledik.
Nihayet girişe vardığımızda görevlinin elinde davetliler listesi vardı.
"Hadi bakalım."diye mırıldandım.
İçeri girebilmek için Devrim'in sevgilisi taklidi yapacaktım.
Devrim görevliye selam verdi. Görevli de aynı şekilde karşılık verdi.
"İsim soyisim alayım."
"Devrim Demir."
"Hanımefendininki?"
"Hanımefendi kız arkadaşım. Listede ismi yok. Ateş Bey'in haberi var."
Görevli son cümleyi duyduğu gibi bizi daha doğrusu beni içeri aldı.
"Bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim."dedim.
"Ben de."
Ardından boş olan masalardan birine geçtik.
Ve onu gördüm.
Buradaydı.
Karşımızdaki masadaydı.
Ateş Kılıç.
Onu yıllar sonra ilk defa görüyordum.
Ve o şu an annesi ve babasının katiliyle aynı ortamdaydı. Ben ise şu an annem, babam ve kız kardeşimin katillerinin çocuklarıyla aynı ortamdaydım. Aramızda sadece birkaç adım vardı.
Bu çok garip bir döngüydü.
Ve bizim masaya doğru geliyordu.
Derin Kılıç.
"Hoşgeldiniz."dedi.
"Hoşbulduk."dedi Devrim.
Ben ise tebessümle karşılık verdim.
Derin tam bir şey soracaktı ki -çok büyük ihtimalle benim kim olduğumu- Ama Devrim araya girdi.
"Görüşmeyeli nasılsın Derin?"
"İyi işte gördüğün gibi ben ve abim oldukça yoğunuz. Sen de ne var ne yok."
Durun bir dakika bu ikisi niye birbirine bu kadar gülümsüyordu?
Aklıma gelen fikirle çılgına döndüm. Fakat kendimi tuttum.
Ardından birisi Derin'e seslendi ve Derin gitmek zorunda kaldı.
"Ah, beni çağırıyorlar gitmem gerek. Yanınıza tekrar uğrayacağım."dedi tebessüm edip gitti.
Ve hemen Devrim'e doğru döndüm.
"Devrim?"dedim imalı ses tonumla.
"Efendim?"
"Söylemek istediğin bir şey var mı?"
"Ne gibi?"
Kendimi daha fazla tutamadım ve söyledim.
"Birbirinize aşıksınız, bu çılgın bir şey!"
"Ne alakası var ya!"dedi mızıkçı çocuklar gibi.
Omuzlarımı kaldırıp indirdim ve imalı bir bakış attım.
Yanımıza Devrim'in bir kaç tanıdıkları uğradı.
Ve ardından sunucu sahneye çıkıp konuşmasını yapmaya başladı.
"Sevgili Konuklar,
Bugün burada Kılıçlar Holding'in 20.yılını kutluyoruz. Kılıçlar Holding'in sahipleri Derin Kılıç ve Ateş Kılıç'ı konuşmalarını yapmak için sizin huzurunuzda buraya davet ediyorum!"
Dedi ve salon alkış sesleriyle doldu.
Ateş ve Derin sahneye çıktılar ve konuşmalarını yapmaya başladılar.
İlk Derin konuşmasını yapmaya başladı.
"Sevgili konuklarımız bizi bu özel günümüzde yalnız bırakmadığınız için sizlere ne kadar teşekkür etsek az. Bugün Kılıçlar Holding'in 20.yılı. Annemiz ve babamızdan bize kalan bir miras bu şirket. Bu şirket onlardan bize armağan. O yüzden bu şirketi en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz ve en iyi yerlere getirmeye çalışıyoruz. Annemiz ve babamız hayatta olsaydı bizden bunu isterlerdi çünkü."
Ardından ise Ateş konuşmaya başladı.
"Annemiz ve babamızın bizimle gurur duyduğuna eminim. Eğer annemiz ve babamız öldürülmeseydi onlarda şu an aramızda olacaklardı. Ne yazık ki aramızda değiller. Ama onların adını her zaman yaşatacağız. Ve siz değerli konuklarımız bizi bu özel günümüzde kardeşim ve beni yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederiz."dedi ve herkes onları alkışlamaya başladı.
Ardından ise sahneden indiler.
Ve sunucu konuşmaya başladı.
"Sevgili Konuklarımız, o zaman ben de bütün çiftlerimizi gecenin başlangıcını yapmak üzere dansa davet ediyorum."
"Derin'i dansa kaldır."
"Ya sen?"
"Beni boşversene sen Derin'i git ve hemen dansa kaldır."
"Kaldırayım değil mi?"
"Ay bi zahmet Devrim. Hadi koşta kaldır bak başkası kapacak sonra."
Ardından Devrin hemen Derin'in yanına gitti ve onu dansa kaldırdı. Derin ise tebessümle Devrim'e eşlik etti.
Gözlerim ise Ateş'in olduğu tarafa kaydı. O da birisini dansa kaldırmıştı. Kimdi bu kadın acaba. Çok merak etmiştim.
Derin ve Devrim çifti Ateş ve adını bilmediğim kadın çifti yan yana dans ediyorlar, sohbet ediyorlardı.
Ben de burda sap gibi durmuş onları izliyordum.
Derken adını bilmediğim bir şahıs yanıma doğru geldi ve "Selam. Bana eşlik etmek ister misiniz?"
Başımı döndürdüm ve Damien'i gördüm.
"Damien!"dedim ve hemen elimi ona uzatıp beni dansa kaldırmasını izin verdim. Dans pistine giderken koluna bir tane şamar da yapıştırmayı atlamadım.
"Niye geldiğini haber vermiyorsun? Bana dans teklifi gelince tanımadığım birisi olduğunu sandım!"
"Seni kim alır be!"dedi benimle dalga geçerek.
"Seni kim alır be! Sen benden de büyüksün, bak hala evdesin. Hem ben daha gencecik bir çıtırım kıskanma."
"Çok kıskandım şu an!"dedi.
Derken Derin ve Devrim dans ederken yanımıza ulaşmıslardı.
"Sen ne ara geldin? Hiç haber vermiyorsun."dedi Devrim.
"Az önce geldim."
"İyi bari gelmeseydin sap kalacaktı kızımız. Zaten sapta!"
"Siz benimle uğraşmak için yaratılmış olabilir misiniz?"
"Bilmem, olabilir miyiz?"dedi Damien gülümseyerek aynı zaman da Devrim'e bakarak.
İkisinin benimle bu uğraşma çabasına karşı göz devirdim.
"Hem sen Derin ile uğraşsana çok seviyorsun ya onu!"dedim gülümseyerek ve imalı bir bakış atarak.
Devrim o kadar utanmıştı ki bana inanılmaz derecede imalı bakışlar atıyordu.
Derin ise hem utanmış hem hoşuna gitmişti bu söylediğim.
"Öyle mi?"dedi Derin uzatarak.
"Kesinlikle öyle Derin."dedim yaramaz çocuklar gibi.
"Burdan çıktğımız gibi kaçmalısın cici kız."
"Sahi sizin adınız n-"
Diyecekti ki sözünü kestim ve hemen "Benim tuvalete gitmem gerekiyor. Hemen dönerim."dedim ve tam arkamı dönüp masaya gidecekken garsonla birbirimize çarptık. Ve üstüm karışık içeceklerin bir araya gelmesiyle ıslandı.
"Çok üzgünüm hanımefendi, yanlışlıkla oldu."
Elbisem ıslanmıştı fakat sakin kalmıştım.
"Sorun değil, işinize dönebilirsiniz ben hallederim."
Garson mahcup bir bakışla yanımdan uzaklaştı.
O sırada ise çift dans müziği de bitmişti. Ve Devrim ile Damien yanıma doğru koştu.
"Elbisen ıslanmış."dedi Damien.
Damien'e önce dik bir bakış sergiledim.
"Damien bu zekayla sen Einsten olursun."diyerek karşılık verdim.
"Adamalara söyleyelim sana yeni bir elbise getirsinler."eli tam telefonuna gidiyordu ki onu durdurdum.
"Hayır, elbise istemiyorum."
"Hasta mı olmak istiyorsun?"
Dik dik ona baktım, o da bana.
"Elbise istemiyorum."
"Hasta ol o zaman."
"Olurum o zaman."
Dedim ve masadan çantamı alıp önüme çıkan birine lavabonun yerine sorup lavaboya doğru ilerledim.
Lavaboya girdiğimde lavaboda kimse yoktu.
Elime peçete alıp elbisemi kurulamaya çalıştım.
Ve lavaboya birisi girdi.
Bu kişi erkekti, yüzüne çok dikkatli bakmamıştım sadece aynadan gördüm.
"Beyfendi burası kadınlar tuvaleti."
Dedim ve kapıyı kapattı bir de üstüne kapıyı kilitledi.
Ne yapıyordu bu?
"Napıyorsunuz?"diye şiddetle arkamı döndüm ve onu gördüm.
Ateş'i.
"Henüz bir şey yapmadım."
"Ne diyorsunuz siz?"
Ve sırtını kapıyı yaslayıp, kollarını göğsünde birleştirdi.
"Sıradaki sensin."
Sıradaki sensin
Ne oluyordu şu an? Nasıl bir şeyin içine düşmüştüm? Benim önümü kesen adamlar Ateş'in adamları mıydı?
"Kim olduğunu biliyorum Alev Zorlu."
Ne?
Benim kim olduğumu biliyor muydu?
"Yaşadığını biliyorum."
Yaşadığımı biliyor muydu?
Ben kendimi kayıtlara ölü olarak geçirmiştim.
Ben yaşayan bir ölüydüm.
