19. bölüm · HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK

Yeni Bir Yol

Yusuf Semih Yazıcıoğlu

Ekrem İmamoğlu'nun hikâyesini anlatırken en başa dönmek gerekir.
1970 yılında Trabzon'un Akçaabat ilçesinde başlayan bir hayat...
Çocukluk yıllarında babasıyla birlikte dükkân açan, çalışmayı ve düzeni küçük yaşlarda öğrenen bir çocuk...
Sonrasında eğitim hayatı, üniversite yılları, iş dünyası, spor yöneticiliği ve nihayet siyaset...
Beylikdüzü'nde başlayan siyasi mücadele, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na kadar uzandı. 2019 ve 2024 seçimleriyle İstanbul'daki siyasi konumu güçlendi. Ardından cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmaları başladı.
Fakat 2025'ten itibaren hikâyenin yönü çok daha farklı bir noktaya geldi.
Bu son bölümde artık yalnızca geçmişi değil, CHP'deki büyük hukuki ve siyasi krizi, “mutlak butlan” kararını, Yeni Parti'nin kuruluşunu ve İmamoğlu'nun bu yeni dönemdeki yerini anlatmak gerekiyor.
CHP'de Başlayan Büyük Tartışma
Her şey CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin açılan davalarla yeniden gündeme geldi.
Bu kurultayda Özgür Özel, CHP Genel Başkanı seçilmiş ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun uzun yıllar süren genel başkanlık dönemi sona ermişti.
Ancak daha sonra kurultayın usulsüz yapıldığı iddiaları ortaya atıldı ve konu mahkemelere taşındı.
Davanın yıllar boyunca devam etmesiyle birlikte CHP'nin geleceği açısından çok önemli bir hukuki tartışma ortaya çıktı.
Sonunda 21 Mayıs 2026'da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2023 kurultayının “mutlak butlan” nedeniyle geçersiz olduğuna karar verdi. Mahkeme ayrıca Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ve eski parti organlarının göreve dönmesine hükmetti Bu karar CHP açısından sıradan bir mahkeme kararı değildi.
Çünkü karar, doğrudan partinin yönetimini ilgilendiriyordu.
“Mutlak Butlan” Ne Demekti?
“Mutlak butlan” hukukta bir işlemin baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelen bir kavramdır.
CHP tartışmasında ise mesele, 2023 kurultayının hukuken geçerli olup olmadığıydı.
Mahkemenin kararıyla birlikte ortaya çok önemli bir soru çıktı:
CHP'yi kim yönetecekti?
Bir tarafta Özgür Özel ve onu destekleyen yönetim bulunuyordu.
Diğer tarafta ise mahkeme kararının gereği olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve önceki parti organlarının yeniden göreve dönmesi ihtimali vardı.
Bu noktadan sonra CHP içindeki tartışma daha da büyüdü.
Özgür Özel'in Tepkisi
Özgür Özel ve kendisini destekleyen CHP'liler mahkeme kararına karşı çıktı.
Onlara göre CHP'nin geleceğine mahkeme yoluyla değil, parti üyeleri ve delegeler tarafından karar verilmeliydi.
Bu nedenle hukuki mücadele devam etti.
Karar temyiz aşamasına taşındı ve dosya Yargıtay'a gönderildi. Temmuz 2026'da dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne ulaştığı bildirildi.Böylece CHP'nin geleceğiyle ilgili hukuki tartışma sona ermedi.
Tam tersine, siyasi tartışmaların yanında yeni bir hukuk süreci daha başladı.
CHP'nin İçindeki Ayrışma
Bu süreç CHP'nin içinde ciddi bir ayrışmaya yol açtı.
Özgür Özel tarafında bulunan siyasetçiler, mevcut siyasi çizginin devam etmesini istiyordu.
Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın isimler ise farklı bir yaklaşım sergiliyordu.
Böylece CHP'nin geleceği konusunda iki farklı siyasi yol ortaya çıktı.
Bir tarafta mevcut yönetimi savunanlar...
Diğer tarafta mahkeme kararının ardından eski yönetimin geri dönmesi gerektiğini düşünenler...
Tartışmalar büyüdükçe mesele yalnızca genel başkanlık makamından ibaret olmaktan çıktı.
CHP'nin nasıl bir parti olarak yoluna devam edeceği de tartışılmaya başlandı.
Yeni Parti Fikri
İşte tam bu noktada yeni parti fikri ortaya çıktı.
Başlangıçta bu fikir yalnızca bir ihtimal olarak konuşuluyordu.
Özgür Özel, CHP içindeki hukuki mücadelenin sonuç vermemesi durumunda yeni bir siyasi oluşum hazırlığının bulunduğunu açıkladı. Temmuz 2026'da yaptığı açıklamalarda yeni partinin tüzük ve program çalışmalarının sürdüğünü, resmi adımın temmuz sonu veya ağustos başında atılmasının planlandığını söyledi. Bu açıklamalar siyasette büyük bir merak oluşturdu.
Çünkü Türkiye'nin en köklü siyasi partilerinden biri olan CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi yapı oluşturulması, ülkenin siyasi dengelerini değiştirebilecek bir gelişmeydi.
24 Temmuz 2026
Beklenen gün geldi.
24 Temmuz 2026'da Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri CHP'den ayrılarak yeni siyasi partinin kuruluş sürecini başlattı.
Toplam 91 milletvekili, Yeni Parti'nin kurucuları arasında yer aldı.
Özgür Özel de kuruluş evraklarını imzaladı. Aynı gün Yeni Parti'nin kuruluş işlemleri gerçekleştirildi ve Özgür Özel genel başkan seçildi.Bu gelişme TBMM'deki siyasi dengeleri de değiştirdi.
Yeni Parti, 91 milletvekiliyle Meclis'in en büyük ikinci siyasi grubu haline geldi; CHP'nin sandalye sayısı ise önemli ölçüde azaldı.Böylece Türkiye siyasetinde yepyeni bir dönem başladı.
Yeni Parti'nin Anlayışı
Yeni Parti kendisini yalnızca CHP'den ayrılan siyasetçilerin oluşturduğu bir yapı olarak tanımlamak istemiyordu.
Özgür Özel, partinin “ne İmamoğlu'nun, ne Yavaş'ın, ne Özel'in partisi” olduğunu; yeni bir siyasi başlangıç hedeflediğini ifade etti.Bu açıklama önemliydi.
Çünkü yeni partinin geleceği yalnızca belirli bir siyasetçinin kişisel siyasi kariyerine bağlanmak istenmiyordu.
Ama yine de İmamoğlu'nun adı bu yeni siyasi hareketin en önemli isimlerinden biri olarak kamuoyunda konuşulmaya devam etti.
İmamoğlu İçin Yeni Dönem
Ve hikâyenin en önemli noktalarından biri burada ortaya çıktı.
Ekrem İmamoğlu yıllarca CHP çatısı altında siyaset yapmıştı.
Beylikdüzü Belediye Başkanlığı...
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı...
2019 seçimleri...
2024 seçimleri...
Cumhurbaşkanlığı adaylığı...
Bütün bu süreçler CHP ile birlikte yaşanmıştı.
Fakat 2026'da siyasi şartlar tamamen değişti.
13 Ağustos 2026'da İmamoğlu, 17 yıllık CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.
Açıklamasında ülkenin geleceğine ilişkin taşıdığı sorumluluk ve inandığı değerlerden söz ederek yeni bir siyasi yol açma mesajı verdi.İmamoğlu aynı açıklamada Yeni Parti'ye katılacağını da duyurduBu karar, onun siyasi hayatındaki en büyük değişimlerden biriydi.
Çünkü artık yıllarca içinde siyaset yaptığı partiden ayrılmış ve yeni bir siyasi hareketin parçası olmuştu.
Neden Önemliydi?
Bir siyasetçinin partisinden ayrılması tek başına olağanüstü bir olay olmayabilir.
Ancak burada durum farklıydı.
Çünkü söz konusu kişi, İstanbul gibi Türkiye'nin en önemli şehrinin iki kez seçilmiş belediye başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu'ydu.
Bu nedenle onun kararı yalnızca parti değişikliği olarak görülmedi.
Türkiye siyasetindeki yeni dengelerin bir parçası olarak değerlendirildi.
İmamoğlu'nun Yeni Parti'ye katılmasıyla birlikte yeni oluşumun siyasi ağırlığı da arttı.
Yeni Bir Siyasi Sayfa
Artık hikâyenin başındaki CHP dönemi sona ermişti.
Fakat siyasi yolculuk sona ermemişti.
Tam tersine yeni bir sayfa açılmıştı.
Akçaabat'ta başlayan hayat hikâyesi önce Beylikdüzü'ne, ardından İstanbul'a ve daha sonra Türkiye siyasetinin merkezine ulaşmıştı.
Şimdi ise yeni bir siyasi hareketin içinde devam ediyordu.
Bu noktada geçmiş ile gelecek arasında çok önemli bir bağlantı ortaya çıkıyordu.
İmamoğlu'nun siyasi hayatında değişmeyen en önemli unsur, çalışma ve mücadele anlayışıydı.
Çocukken babasının dükkânında öğrendiği çalışma disiplini...
İş hayatında kazandığı yönetim tecrübesi...
Spor kulüplerinde öğrendiği takım çalışması...
Beylikdüzü'nde edindiği belediyecilik deneyimi...
İstanbul'da aldığı büyük sorumluluk...
Bütün bunlar onu bugünkü noktaya getiren basamaklardı.
Saraçhane'den Yeni Parti'ye
Bu hikâyede Saraçhane'nin de özel bir yeri vardı.
Saraçhane, İmamoğlu'nun siyasi hayatında farklı dönemlerde farklı anlamlar taşıdı.
Bir dönem seçim zaferlerinin simgesi oldu.
Başka bir dönemde siyasi dayanışmanın merkezi haline geldi.
2025'te gözaltı ve tutuklama sürecinin ardından İmamoğlu'na destek veren kalabalıkların buluştuğu yerlerden biri oldu.
Şimdi ise bütün bu geçmişin ardından siyasi hikâye yeni bir partiye uzanıyordu.
Saraçhane'deki kalabalıklardan Yeni Parti'nin kuruluşuna kadar geçen süreç, İmamoğlu'nun siyasi kariyerindeki değişimin ne kadar büyük olduğunu gösteriyordu.
Fakat Hikâye Burada Bitmiyor
Bir kitabın son bölümünde olsak da gerçek hayattaki hikâye henüz tamamlanmış değil.
Yeni Parti henüz yolun başında.
CHP de yeni bir döneme girmiş durumda.
Mutlak butlan sürecinin hukuki sonuçları ve parti içindeki gelişmeler siyasi dengeleri etkileyebilir.
İmamoğlu'nun hukuki süreçleri de siyasi geleceği açısından önemini koruyor.
Türkiye'nin önündeki seçimlerin ne zaman yapılacağı, hangi adayların yarışacağı ve siyasi partilerin nasıl bir ittifak oluşturacağı ise gelecekte belli olacak.
Bu nedenle bugün kesin bir sonuca ulaşmak yerine, yaşanan gelişmelerin Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söylemek daha doğru.
Bir Çocuğun Yolculuğu
Şimdi kitabın ilk sayfasına tekrar dönelim.
Akçaabat'ta dünyaya gelen bir çocuk...
Babasıyla dükkâna gidiyor.
Temizliğe önem veriyor.
Çalışmayı öğreniyor.
Yıllar sonra üniversite eğitimi alıyor.
İş hayatına giriyor.
Yönetici oluyor.
Spor kulüplerinde görev yapıyor.
Siyasete giriyor.
Beylikdüzü Belediye Başkanı oluyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor.
2019'da büyük bir siyasi mücadeleden geçiyor.
2024'te yeniden İstanbul'u kazanıyor.
2025'te CHP'nin cumhurbaşkanı adayı oluyor.
2026'da CHP'den ayrılıyor.
Ve yeni bir siyasi yolun parçası oluyor.
Bu yolculuğun ne kadar daha devam edeceğini bugün kimse kesin olarak bilmiyor.
Her Şey Çok Güzel Olacak
Ve sonunda kitabın adına geri dönüyoruz:
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK.
Bu cümle, bir siyasi sloganın ötesinde, geleceğe yönelik bir umut cümlesi olarak da okunabilir.
Çünkü siyaset yalnızca makamlarla ilgili değildir.
Siyaset aynı zamanda insanların geleceğe dair beklentileriyle ilgilidir.
Bir öğrencinin daha iyi bir eğitim istemesi...
Bir ailenin daha güvenli bir şehirde yaşamak istemesi...
Bir gencin geleceğine umutla bakmak istemesi...
Bir vatandaşın sandıkta kendi iradesinin değerli olduğunu düşünmesi...
Bütün bunlar siyasetin insan hayatındaki karşılıklarıdır.
İmamoğlu'nun hikâyesinde de seçimlerden belediyeciliğe, Saraçhane'den yeni siyasi oluşuma kadar bütün bu kavramlar birbiriyle birleşmiştir.
SON SÖZ
Bu kitap Akçaabat'ta başladı.
Bir çocuğun hikâyesiyle...
Çalışmayı öğrenen, eğitim alan, iş hayatına atılan ve yıllar içinde siyasete giren bir insanın hikâyesiyle...
Beylikdüzü'nde devam etti.
Sonra İstanbul'a ulaştı.
Saraçhane'den geçti.
Türkiye siyasetinin en önemli tartışmalarının içine girdi.
CHP'deki krizle karşılaştı.
“Mutlak butlan” tartışmasına geldi.
Ve sonunda Yeni Parti'nin kuruluşuyla yeni bir siyasi sayfaya ulaştı.
Ama bu kitabın sonu, Ekrem İmamoğlu'nun hayatının sonu değildir.
Çünkü gerçek hayat devam ediyor.
Yeni seçimler olabilir.
Yeni görevler olabilir.
Yeni başarılar veya yeni zorluklar yaşanabilir.
Siyaset değişebilir.
Partiler değişebilir.
İnsanların tercihleri değişebilir.
Fakat geriye dönüp bakıldığında bir gerçek görülebilir:
Hiçbir büyük yolculuk tek bir günde başlamaz.
Her şey küçük adımlarla başlar.
Bir dükkânın kapısını açmakla...
Bir sınıfa girmekle...
Bir işe başlamakla...
Bir toplantıya katılmakla...
Bir seçim kampanyasına çıkmakla...
Ve bazen yıllar sonra insan kendisini hiç düşünmediği kadar büyük bir yolun üzerinde bulur.
Ekrem İmamoğlu'nun hikâyesi de böyle bir yolculuk oldu.
Akçaabat'tan İstanbul'a...
Beylikdüzü'nden Saraçhane'ye...
CHP'den Yeni Parti'ye...
Ve şimdi geleceğe...
Kitap burada bitiyor.
Ama hikâye devam ediyor.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK.