7. bölüm · HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK

İstanbul'a Doğru

Yusuf Semih Yazıcıoğlu

Beylikdüzü'nde geçen yıllar, Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatında önemli bir deneyim dönemi oldu. Artık yalnızca bir belediye başkanı olarak değil, İstanbul'un geleceği üzerine düşünen bir siyasetçi olarak da daha geniş bir çevrede tanınmaya başlamıştı.
Beylikdüzü'nde edindiği belediyecilik deneyimi, ona büyük bir şehrin ihtiyaçlarını daha yakından görme fırsatı verdi. İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde hizmet üretmenin çok daha büyük bir sorumluluk olduğunu biliyordu.
Bu dönemde kendisini destekleyen insanların sayısı da giderek arttı. Özellikle vatandaşlarla kurduğu doğrudan iletişim, onun siyasi kimliğinin önemli bir parçası haline geldi. İnsanların arasına karışması, farklı kesimlerin görüşlerini dinlemesi ve geleceğe ilişkin hedeflerini anlatması, destekçilerinin ona duyduğu güveni güçlendirdi.
Ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan çok daha büyük bir görevdi. Ulaşım, trafik, altyapı, çevre, sosyal hizmetler ve milyonlarca insanın günlük yaşamını ilgilendiren pek çok konu aynı anda çözüm bekliyordu.
İmamoğlu ise bu büyük sorumluluğun farkındaydı.
İstanbul'a aday olma süreci yaklaşırken artık yeni bir soru gündeme geliyordu:
Beylikdüzü'nde başlayan bu hikâye, İstanbul'un tamamına taşınabilir miydi?
Bu soru, yalnızca İmamoğlu'nun değil, onu destekleyen insanların da önünde duruyordu.
Sonunda karar verildi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylık süreci başladı.
Böylece yıllar önce küçük yaşlarda babasıyla birlikte dükkânın kapısını açan bir çocuğun hikâyesi, milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul'un yönetimine talip olan bir siyasetçinin hikâyesine dönüşüyordu.
Önünde zorlu bir seçim vardı.
Ama İmamoğlu'nun yanında artık yılların deneyimi, Beylikdüzü'nde kazandığı tecrübe ve kendisine inanan geniş bir destekçi kitlesi bulunuyordu.
İstanbul seçimleri, onun siyasi hayatında yeni ve çok daha büyük bir sayfanın başlangıcı olacaktı.