12. bölüm · HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK
İstanbul'dan Türkiye'ye Uzanan Yol
Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine yeniden başlamasıyla birlikte siyasi hayatında yeni ve önemli bir dönem başladı. Beylikdüzü'nde başlayan belediyecilik deneyimi artık İstanbul'un tamamına yayılmıştı. Önünde milyonlarca insanın yaşadığı büyük bir şehri yönetmek gibi ağır bir sorumluluk bulunuyordu.
Fakat İmamoğlu'nun hikâyesine geriye dönüp bakıldığında, bu görevin bir anda ortaya çıkmadığı görülüyordu. Çocukluk yıllarından itibaren hayatının farklı dönemlerinde edindiği tecrübeler, onu yıllar boyunca farklı sorumluluklara hazırlamıştı.
Trabzon'un Akçaabat ilçesinde başlayan hayatı, önce eğitim için farklı şehir ve ülkelere, ardından iş hayatı nedeniyle İstanbul'a uzanmıştı. İş dünyasında edindiği deneyimler ve spor kulüplerindeki yöneticilik görevleri, insanlarla birlikte çalışmayı ve sorumluluk üstlenmeyi öğrenmesine yardımcı olmuştu.
Siyasete girdiğinde ise artık arkasında uzun yıllara dayanan bir hayat tecrübesi vardı.
Beylikdüzü'nden İstanbul'a
Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemi, İmamoğlu'nun siyasi kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. İlçe belediyesinde edindiği deneyim, daha sonra İstanbul gibi büyük bir metropolü yönetirken karşılaşacağı sorunları anlamasında önemli bir temel oluşturdu.
Beylikdüzü'nde vatandaşlarla kurduğu iletişim, onun siyasi tarzının önemli özelliklerinden biri haline geldi.
İnsanların sorunlarını dinlemek, farklı görüşleri anlamaya çalışmak ve belediyenin imkânları doğrultusunda çözüm üretmek, onun için yalnızca seçim dönemlerinde yapılması gereken çalışmalar değildi.
Bu anlayış İstanbul'da da devam etti.
Fakat İstanbul çok daha farklıydı.
Beylikdüzü'nde bir ilçenin sorunlarıyla ilgilenirken artık milyonlarca insanın yaşadığı bir şehrin sorunlarıyla ilgilenmek zorundaydı. İstanbul'un bir ucundaki ihtiyaç, diğer ucundaki ihtiyaçtan tamamen farklı olabiliyordu.
Bir mahallede ulaşım ön plana çıkarken başka bir bölgede sosyal destekler, çevre veya altyapı sorunları vatandaşların önceliği olabiliyordu.
Bu nedenle İstanbul'u yönetmek, aynı anda birçok farklı konuyla ilgilenmek anlamına geliyordu.
Büyük Bir Şehrin Sorumluluğu
İstanbul, Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri olmasının yanı sıra ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan da büyük bir öneme sahipti.
Her gün milyonlarca insan işe gitmek, okula ulaşmak, alışveriş yapmak veya farklı nedenlerle şehir içinde hareket ediyordu.
Bu hareketliliğin düzenli şekilde sürdürülebilmesi için ulaşım sisteminin geliştirilmesi gerekiyordu.
Bunun yanında altyapı, çevre, şehir planlaması, sosyal hizmetler, kültür ve spor gibi birçok alanda çalışmalar yapılması gerekiyordu.
İmamoğlu'nun görevi bu nedenle yalnızca belediye başkanlığı makamında karar vermekten ibaret değildi.
Büyük bir organizasyonu yönetmek, farklı birimlerin çalışmalarını takip etmek ve alınan kararların milyonlarca insan üzerindeki etkisini düşünmek gerekiyordu.
Bu süreçte geçmişte kazandığı yöneticilik tecrübesi önemli bir avantajdı.
İş hayatında bir şirketin yönetiminde sorumluluk almış olması, farklı insanlarla birlikte çalışmasına yardımcı olmuştu. Spor kulüplerindeki yöneticilik deneyimi ise takım çalışmasının önemini göstermişti.
Şimdi ise bütün bu deneyimleri İstanbul gibi dev bir şehirde kullanması gerekiyordu.
İnsanlarla İç İçe Bir Siyaset
İmamoğlu'nun siyasi hayatında en çok öne çıkan konulardan biri insanlarla iletişim kurma biçimi oldu.
Vatandaşlarla bir araya gelmek, onların düşüncelerini dinlemek ve farklı kesimlerin beklentilerini anlamak siyasi çalışmalarının önemli bir parçasıydı.
Bir belediye başkanının yalnızca kendi destekçileriyle değil, kendisine oy vermeyen vatandaşlarla da iletişim kurması gerektiği düşüncesi, belediyecilik anlayışında önemli bir yere sahipti.
Çünkü belediye hizmetleri seçim sonucuna göre insanları ayırmadan herkesi ilgilendiriyordu.
İstanbul'da yaşayan her vatandaş, belediyenin ulaşımından, altyapısından, sosyal hizmetlerinden ve diğer çalışmalarından yararlanıyordu.
Bu nedenle belediye başkanlığı görevinin temelinde bütün şehre hizmet etme sorumluluğu bulunuyordu.
İmamoğlu'nun destekçileri de onun bu yaklaşımını siyasi kimliğinin güçlü taraflarından biri olarak görüyordu.
Gençler ve İstanbul'un Geleceği
İstanbul'un geleceği denildiğinde gençler de önemli bir yere sahipti.
Milyonlarca genç insanın yaşadığı İstanbul'da eğitim, kültür, spor ve sosyal yaşam alanlarında gençlere yönelik çalışmalar büyük önem taşıyordu.
İmamoğlu'nun gençlerle yaptığı buluşmalar ve gençlerin şehir yaşamındaki ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar, siyasi kimliğinin dikkat çeken konularından biri haline geldi.
Gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmaması, onların günlük yaşamlarının da belediyecilik politikalarının bir parçası olması gerektiği düşüncesi öne çıktı.
Gençlerle yapılan görüşmelerde onların gelecek beklentileri, eğitim hayatları, iş bulma kaygıları ve sosyal yaşamları gibi konular gündeme gelebiliyordu.
Bu görüşmeler aynı zamanda siyasetçi ile vatandaş arasındaki mesafenin azalmasına da katkı sağlıyordu.
Eleştiriler ve Tartışmalar
Fakat siyasi hayat yalnızca desteklerden oluşmuyordu.
İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde aldığı kararlar ve yürüttüğü politikalar farklı kesimler tarafından farklı şekillerde değerlendirildi.
Onu destekleyenler bazı çalışmalarını başarılı bulurken, eleştirenler ise belediyenin yönetimi ve bazı projeler konusunda farklı görüşler ortaya koydu.
Bu durum siyasetin doğal bir parçasıydı.
Özellikle İstanbul gibi siyasi açıdan büyük öneme sahip bir şehirde belediye yönetimi, kamuoyunun sürekli dikkatindeydi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile merkezi yönetim arasındaki ilişkiler de zaman zaman gündeme geldi.
Bu tartışmalar yalnızca İstanbul'da değil, ülke genelinde de yakından takip edildi.
İmamoğlu açısından bu dönem, siyasi dayanıklılığın da önemli bir sınavıydı.
Bir tarafta belediyeyi yönetmenin günlük sorumlulukları, diğer tarafta siyasi tartışmalar bulunuyordu.
Bütün bunların arasında görevini sürdürmesi gerekiyordu.
Destekçileri İçin Yeni Bir Umut
İmamoğlu'nun siyasi kariyerini yakından takip eden destekçileri açısından İstanbul'daki görev dönemi farklı bir anlam taşıyordu.
Onlara göre Beylikdüzü'nde başlayan değişim anlayışı artık İstanbul'un tamamında uygulanma fırsatı bulmuştu.
İmamoğlu'nun seçim dönemlerinde kullandığı umut ve değişim vurgusu, kendisine destek veren insanlar arasında güçlü bir karşılık bulmuştu.
Özellikle 2019 seçimlerinde yaşanan süreç, destekçileri açısından unutulmaz bir dönem olmuştu.
31 Mart seçimlerinin ardından seçimin yenilenmesi kararı alınmış, İstanbul halkı 23 Haziran 2019'da yeniden sandık başına gitmişti.
İmamoğlu'nun ikinci seçimde daha yüksek bir oy farkıyla kazanması, siyasi kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Bu sonuç, onun yalnızca İstanbul'da değil, Türkiye genelinde de daha fazla tanınmasını sağladı.
Artık siyasi geleceği üzerine daha fazla konuşuluyordu.
Siyasette Yeni Sorular
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdürürken İmamoğlu'nun adı zaman zaman ülke siyasetindeki daha büyük tartışmaların içinde de yer aldı.
Bunun temel nedeni, 2019'daki iki İstanbul seçiminin ardından geniş bir seçmen kitlesinin dikkatini çekmiş olmasıydı.
Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak başlayan siyasi kariyeri, kısa sayılabilecek bir süre içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına kadar ilerlemişti.
Bu yükseliş doğal olarak yeni soruları beraberinde getiriyordu.
İmamoğlu bundan sonra ne yapacaktı?
İstanbul'daki görevine mi odaklanacaktı?
Yoksa ilerleyen yıllarda Türkiye siyasetinde daha büyük bir rol mü üstlenecekti?
Bu soruların kesin cevapları henüz ortada değildi.
Ancak bir gerçek vardı:
Ekrem İmamoğlu artık Türkiye'nin en çok konuşulan siyasetçilerinden biri haline gelmişti.
Geçmişten Geleceğe
Bütün bu gelişmeler yaşanırken onun hayatının başlangıç noktasını unutmamak gerekiyordu.
1970 yılında Akçaabat'ta doğan bir çocuk...
Babasıyla birlikte sabahları dükkân açan, çalışmayı ve temizliği küçük yaşlarda öğrenen bir çocuk...
Daha sonra eğitim hayatı için farklı yerlere giden bir genç...
İş hayatına atılan bir yönetici...
Spor kulüplerinde görev alan bir yönetici...
Beylikdüzü'nde siyasete atılan bir belediye başkanı...
Ve sonunda İstanbul'un belediye başkanı olan bir siyasetçi...
Bu yolculuğun her aşaması bir sonraki dönemin hazırlığı olmuştu.
Belki de bu yüzden İmamoğlu'nun siyasi hikâyesini yalnızca seçimlerden ibaret görmek eksik olurdu.
Bu, aynı zamanda uzun yıllara yayılan bir çalışma, deneyim ve siyasi mücadele hikâyesiydi.
Yolun Bundan Sonrası
İstanbul'daki görev süresi devam ederken Türkiye'nin siyasi gündemi de değişmeye devam ediyordu.
İmamoğlu'nun adı artık yalnızca belediye hizmetleriyle değil, Türkiye'nin geleceğine ilişkin siyasi tartışmalarla da birlikte anılıyordu.
Destekçileri onun daha büyük sorumluluklar üstlenmesini isterken, siyasi rakipleri ve eleştirmenleri ise farklı değerlendirmeler yapıyordu.
Böylece İmamoğlu'nun önünde yeni bir dönem daha oluşuyordu.
Beylikdüzü'nde başlayan hikâye İstanbul'a ulaşmıştı.
Şimdi ise İstanbul'da elde edilen deneyimlerin Türkiye siyasetindeki karşılığı konuşulmaya başlanıyordu.
Henüz yolun sonuna gelinmemişti.
Tam tersine, hikâyenin en dikkat çekici bölümlerinden bazıları daha yeni başlıyordu.
Çünkü bundan sonraki süreçte İmamoğlu'nun siyasi kariyerinde yalnızca belediyecilik değil, hukuk, seçimler, siyasi mücadeleler ve geleceğe ilişkin büyük hedefler de önemli bir yer tutacaktı.
Ve bütün bu gelişmeler, yıllar önce Akçaabat'ta başlayan hikâyenin nasıl Türkiye'nin siyasi gündeminin önemli parçalarından biri haline geldiğini gösterecekti.
