HY: 1

Vaveyla Yazarı: Ayşegül EMENGEN

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: HY: 1

Çok zor ama haklı vedalar. - Can Ozan

Yıkıla yıkıla
Senden vazgeçmek uğruna
Sarıla sarıla
Neden, söyle, zor bu veda?

1.Bölüm: Kasvet
1 Gün Önce
Güneşin parlak ışığı vururken gözlerime kımıldamaya başladım. Burnuma gelen yumurta kokusuyla gözlerimi açtım. Annemin her sabah açtığı müziği, babamın mırıldanış seslerini beklerken sessizlik selamlıyordu adeta beni. Evdeki durgunluğun, karamsarlığın sebebi babamın akşam verdiği haber olmalıydı. Aniden yurt dışına gitme kararı almış, ailesini ardında bırakıp gidecekti. Birden zil çaldığında hafif uğultu geldi. Herkes bir anda canlanmıştı sanki. Kapı açıldı, kesik kesik konuşma sesleri.. Ve yine herkes sustu. Yataktan kalkıp aşağıya inmeye karar verdim. Ayağımı yere atacağım an, yorgana takıldım ve yere çakıldım. "Hay aksi! Hep böyle zamanlarda olur zaten!" diyerek sitem ettim. Yere çarptığım için acıyan başımı ovalayarak ayağa kalktım ve merdivenlere yöneldim. Yine düşmemek için yavaş yavaş indim. Kapının önüne kadar geldikten sonra nihayet ev halkı gözüme ilişmişti. Herkes ayakta duruyor babama bakıyorlardı. Babamın elinde ise bir kağıt vardı, herkes onu okuyor olmalıydı. Hafif adımlarla babama doğru yaklaştım. Elinde tuttuğu kağıda baktım ve dikkatlice okumaya başladım.

Gölgen seni takip eder ama sadece güneş varken. Ben ise karanlıkta da tam arkandayım.

Kafamı kaldırıp babama baktım. Başını kağıttan bir an olsun kaldırmıyordu. Bu da ne demek oluyordu? Kim göndermişti? Babamı kim takip ediyordu? Babamın aniden yurt dışına gitmek istemesinin sebebi bu olabilir miydi? Yoksa bu gidiş bir kaçış mıydı? Babam kağıdı buruşturdu. Meraklı gözlerle ona bakıyorduk. Bize döndü "Galiba birisi saklambaç oynamak istiyor.." diye mırıldandı. "Ne demek istiyorsun yani Halit? Kim gönderdi bunu?" içimizden geçen soruyu annem sorabilmişti. "Önemli bir şey yok diyorum yani canım. Bizim şirketten birisi yazmış belli ki. Çok şakacılardır. Gidiyorum diye her zaman arkandayız demek istiyorlar." "Saklambaç mı oynayacaksınız baba? Ben de sizinle oynamak istiyorum." dedi Eylül. Normalde Anıl'ın kahkahalarla Eylül'le dalga geçmesi gerekiyordu ama Anıl bile suskundu. Kimse gülmedi, suspus olduk. Babam sadece bizi sakinleştirmeye çalışıyor gibi geliyordu. Davranışları tedirgindi, eli titriyordu, korkuyor gibiydi. Boğazını temizledi. "Ben gelince seninle saklambaç oynarım güzel kızım.." dedi ve devam etti. "Hadi kahvaltıya geçelim geç kalıyoruz."
Kafamda dönen senaryoları da alıp yukarı kata çıktım bir hışımla. Kağıtta yazanları düşündüm bir süre. Babamın yurt dışına gideceği gün böyle bir not gelmesi, babamın tedirginlikle konuyu kapatmaya çalışması.. Babam bu hikayenin neresindeydi? Masum muydu, yoksa masumu mu oynuyordu? Ne yaşamıştı, ve ne yaşanacaktı? Kendimi toparlamam gerekiyordu. Bir saat sonra dönem sonu sunumum vardı. Geç kalamazdım. Kafamdan soruları atıp banyoya girdim.

Hızlıca formamı giydikten sonra sunum dosyamı alıp aşağıya indim. Herkes kahvaltı masasında oturuyordu. Aceleyle iki salatalık attım ağzıma. "Ne bu acele Esma? Düzgünce kahvaltını yap öyle gidersin okuluna." dedi annem. "Acil çıkmam gerek sunum yapmam gerekiyor hazırlık yapacağım." Aniden kapıya yöneldiğim sırada babam boğazını temizleyerek "Kızım, biliyorsun birazdan yola koyulacağım. Siz okula gitmeden vedalaşalım isterseniz." demişti bir çırpıda. Durdum, yutkundum ve onlara döndüm. Dolan gözlerime aldırmadan kardeşlerime baktım. Anıl, Eylül ve henüz bebek olan Hilal de babama bakıyordu. Kimseden çıt çıkmıyordu. Sessizliği bozan babamın çalan telefonu olmuştu. Babam telefonuna yöneldi. Bir süre ekrana baktıktan sonra aramayı reddetti. Telefonunu ise kapatıp el çantasının içine koydu. Babamın günlerdir çalan telefonları, kapıya gelen tuhaf yazı, etrafımızda gördüğümüz siyah ceketli adamlar.. Bunların babamın gitmesiyle bir alakası olabilir miydi? Babam hangi karanlık dünyaya bulaşmıştı? Bizi bırakıp hangi aydınlık dünyaya gidiyordu?
"Neden gideceğini açıklayacak mısın baba?" diyebilmiştim sonunda. Babam önce bana sonra herkese teker teker bakmıştı. En sonunda yine bana döndüğünde gözlerinden akan bir damla yaşı fark ettim. Ağzını ise bıçak açmıyordu. O sessizliğin içinde hangi günahlar, hangi karanlık işler vardı kim bilir? Bizi, hangi karanlık adamların insafına terk edecekti?
"İş yerinde müdürle bir sorun yaşadım. İşten istifa ettim. Arkadaşlarım da biraz kafamı dağıtmam için uzaklaşmamı tavsiye ettiler. Hepsi bu kadar." Babamın gözünden akan yaşlar, onun ne kadar zor durumda olduğunu gösteriyordu. Canının çok acıdığı belliydi. Söylediklerinin doğruluğunu sorgulamak istemedim. Yaşadığı her ne ise, bizden uzaklaşacağı için üzgündü. Hafif adımlarla babama doğru yaklaştım. Boynuna sarıldığımda hıçkırıklarıma boğulmuştum. Kardeşlerim de koşar adımlarla yanımıza gelmiş babama sarılıyorlardı. Kısa bir sarılmanın ardından göz yaşlarımı usul usul sildim. "Ne zaman geleceksin ki baba?" diye soran Anıl olmuştu bu kez. "Bilmiyorum çocuklar. Ne zaman geleceğimi, ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Uzun bir süre kalmayı düşünüyorum. Belki de.." susmuştu kısa bir süre. "Belki de gelemem, bilmiyorum." "Gerçekten bu kadar kolay mı? Her şeyi tek bir bavula sığdırıp, ardına bile bakmadan aileni bırakıp gitmek bu kadar kolay mı?" keskin sözlerime hakim olamamıştım. Babam 'Haklısın' der gibi bakış attı. Babama duyduğum öfkeden dolayı kendime sinirlenip dudaklarımı dişlemeye başlamıştım. Annem fincanından kahve yudumladı. Kargaşanın içinde bu kadar sakin kalmakta güçsüzlük sayılır mıydı? Telefonumun ekranından saate baktım. "Acilen çıkmam gerekiyor." dedim sakince. "Sadece.. Kendine iyi bak baba. Seni çok özleyeceğim." Çantamı alıp evden hızlı adımlarla çıktım.

İnsan bazen yandığı yerden kaçmayı, söndürmekten daha kolay bulurdu. Ayaklarının götürdüğü yere kaçar adımlarla uzaklaşırdı. Yangından kaçardı belki, içinin yangınından da kaçabilecek miydi sanki?

Okula tam vaktinde gelebilmiştim. Sınıfın kapısından içeriye girmemle Aylin'in beni kucaklayışı bir olmuştu. "Kızım nerde kaldın ya gelmeyeceksin diye ödümüz koptu. Bu sunum ne kadar önemli bizim için farkında mıs-" Aylin duraksayıp bana baktı. "Ağladın mı sen?" soruyu duyanlar bana bakar gibi olmuştu. Sınıfın kapısında gözüken hoca ile soru yağmurundan kısa süreliğine kurtuldum gibi gözüküyordu. Aylin ise merakla bana bakmaya devam ediyordu. Aylin'in sorusunu duymazdan gelip sıraya oturdum. Aylin kağıda bir şeyler karalamaya başladı. Bitirdiğinde beni sertçe dürtmüştü okumam için. "Ne oldu kızım söylese korkutuyorsun insanı. Yoksa geçen günkü çocuk mu? Cenk :)" yazıyordu kağıtta. Israrla cevap bekliyordu. Oflayarak kağıda cevap yazmaya başladım. "Önemli bir şey yok. Ayrıca şu çocuğun adını söyleyip durma. Biri görse aramızda bir şey oldu sanacak Allah aşkına. Onunla bir alakası yok. Sorup durma sunuma odaklanmam gerekiyor." Cevabı okuduktan sonra Aylin'in yüzü düşmüştü. Arkamızda oturan Ege, Aylin'in kulağına eğilip "Aşk acısı çekiyor elleme şu kızı, ben anlarım aşk acısı bu aşk." dedi duymadığımı düşünerek. Arkamı dönüp "Duydum dediklerinin hepsini, Egoş." diyerek göz devirdim. "Ayrıca aşk acısı falan çekmiyorum saçmalamayın ya." diye fısıldarken önüme döndüm. Sunumum için son tekrarlarımı yapmaya koyuldum.
...
Nihayet okul çıkışı gelmişti. Eve gidip uyumayı düşlüyordum. Okul bahçesinden hızlı adımlarla çıktım. Her gün geçtiğim dar sokağa girdim. Sunumumun iyi geçmesi ne kadar beni rahatlatsa da babamın yokluğu aklıma geldikçe üzülüyordum. Müzik dinlemeye karar verdim. Telefonumdan müzik uygulamasına girdim ve Mahşer açtım. Müziğin sözlerini hafif hafif mırıldanmaya başladım.

Yıkıla yıkıla
Senden vazgeçmek uğruna
Sarıla sarıla
Neden, söyle, zor bu veda?

Müziğin etkisindeyken, dolan gözlerimden yaş akmasına izin vermiştim. Her veda zor gelirdi ama bu veda beraberinde çoğu şeyi götürecek gibi geliyordu. Sokağın sonunda sağ sokağa saparken gözüme arkamda duran adam ilişti. Siyah takım elbiseli orta yaşlı bir adamdı. Tam arkamda durmuş bana bakıyordu. Ona baktığımı fark ettiğinde adımlarını hızlandırmıştı. Telefonumun ekranına bildirim düştüğü sırada sıçradım. Adama dik dik bakarken bildirimin üzerine tıkladım.

Aylin: Biliyorum çok üstüne gittim ama anlatmak istersen burdayım..
Biliyorum, teşekkürler :)

Etrafıma kısa bir göz gezdirip hızlandım. Müziğin sesini de azalttıktan sonra yeni gelen mesajı okumaya koyuldum.

Aylin: Yarın bizim çocuklarla parkta buluşacağız. Kesin geliyorsun!
Bakarız.. Kaç gibi?
Aylin: 12'de..
Aylin: Ege sana sormadan Cenk'i de çağırmış. Haberin olsun ona göre gel diye söylüyorum. Kızma :))

Mesaja baktım, ufak bir göz devirdim. Telefonu ve kulaklığımı cebime koydum. Arkama hafifçe dönüp baktım. Sokakta kimse gözükmüyordu. Siyah takımlı adam ise görünürde yoktu. Derin bir iç çektim. Sakin adımlarla yürümeye devam ettim.

Dışarıdan sakin gözüküyorduk, oysa içimizde feryatlar kopuyordu. Kimse içimizde kopan figanları görmüyordu.

9 Yıl Önce
"Baba, bugün okula gitmesem olur mu?"
"Olmaz güzel kızım." "Ama baba, annem çok yakında kardeşimin doğacağını söylemişti. Kardeşim ya bugün gelirse?" "Anneni bugün hastaneye götüreceğim. Eğer kardeşin gelecekse sana haber vereceğim, söz." Halit, 9 yaşındaki Esma'yı okula bıraktı. Karısı Zübeyde'yi ve 5 yaşındaki oğlu Anıl'ı evden aldı. Hastaneye gitmek için yola koyuldular. "Esma kardeşi doğacağı için çok heyecanlı. Bugün hep annem ne zaman doğuracak, diyip durdu." Halit hafif bir kahkaha attı. "Hatta sırf bu yüzden okula gitmek istemedi." Zübeyde gülümseyerek "Anıl'a ablalık yaptığı gibi küçük Eylülümüze de çok iyi ablalık yapacak belli ki. Benim akıllı kızım." "Anne uçan arabalara bak, hepsi uçuyor." Anıl hayalinde canlandırdığı arabaları büyük bir heyecanla anlatıyordu. Zübeyde ve Halit oğullarının söylediğine kıkırdadılar. "Bu çocuk da çok hayalbaz. Büyüyünce çok yalan söyleyecek kereta." dedi Halit. Geniş bir caddeye girmişlerdi. Halit hastaneye giden bu caddeden sabırla geçerken eşi Zübeyde ona bir dilim meyve uzattı. Halit eşinin ona uzattığı meyveyi almak için uzandı. Tam o sırada sağ şeritten siyah bir araba belirdi. Kontrolden çıkmış siyah araba, hızla eşinin olduğu tarafa vurmuştu. Halit, kazanın etkisiyle başını cama çarpmış, bayılmıştı. Zübeyde karnında bebeği ile ön cama savrulmuş, Anıl arkada yan koltukların üzerine düşmüştü.
Ambulansın siren sesleriyle gözünü açan Halit, Zübeydeyi sayıklıyordu. "Bilinç açık, nabız iyi.."
Ambulans hastaneye geldiğinde hepsini kontrol için odalara almışlardı. İlk uyanan Anıl'dı. "Uçan arabaların hepsini geçtik. Çok hızlı geldik.." Halit de muayenelerin ardından uyanmıştı. "Eşim...oğlum.. neredeler? İyiler mi?" "Halit bey oğlunuzun durumu çok iyi. Sizden önce uyandı. Testlerini yaptık hiçbir sorun yok. Az önce hemşire ablasıyla oyun alanına gitti." Halit ufak bir oh çekmişti. "Eşim.. Zübeyde nasıl? Bebeğimiz nasıl?" "Şunu söylemeliyim ki öncelikle sakin olun. Henüz kesin bir sonuç yok. Ancak.. acil doğuma almamız gerekebilir. Annenin vücudu cam kırıklarıyla dolu. Karnında da yaralanmalar mevcut. Kendisi iyi gibi görünüyor. Ancak bebek hakkında kesin bir şey söylemem mümkün değil. Bazı testler yaptık. Sonuçlar çıkmak üzeredir." Halit nefes alamadığını hissediyordu. İçeriye aceleyle birisi geldi. "Doktor bey, sonuçlar çıktı." Sonuçları büyük bir dikkatle okuyan doktor telaşla kapıya yöneldi. "Acil doğumhaneyi hazırlayın!" Doktor, Zübeyde'nin odasına doğru koşuyordu. Halit, doktorun peşinden Zübeyde'sine koşuyordu. Zübeyde'nin sedyesini odadan çıkardılar. Halit, önünden geçen eşine büyük bir kasvetle baktı. Zübeyde'yi doğumhaneye aldılar.

Bir buçuk saatin sonunda doğumhanenin kapısı açılmıştı. Halit kapıya yöneldi. İçeriden bebekle çıkan hemşire güçlükle Halit'e yaklaştı. Halit gülümsedi. Bebeği kucağına aldı. "Eylül.." diye fısıldadı bebeğin kulağına. Doğumhanenin kapısından Zübeyde'nin sedyesini çıkarttılar. Zübeyde'nin yüzünü örtmüşlerdi. Halit şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Eşinin yattığı yere bakarken yanından geçip götürdüler Zübeyde'yi. Doktor, Halit'in yanına geldiğinde Halit ayakta duramıyordu. "Neler oluyor? Zübeyde'yi nereye götürdüler?" Halit boğazına oturan yumrukla konuşamaz hale gelmişti. "Başınız sağolsun. Anneyi kaybettik.."

Hastaneden iki çocukla çıkan Halit'in başına yıkılmıştı tüm dünyası. Küçük Anıl "Annem nerede?" diyordu. Babasının ağzını bıçak açmıyordu. Halit, kızı Esma'yı okuldan almıştı. "Baba arabamız nerede? Neden bu arabayla geldin?" demişti önce. Babası cevap vermiyordu. Arabaya binince arka koltukta küçük bir bebek gördü. "Baba bu bebek kimin? Annesi yok mu?" Halit göz yaşlarına hakim olamıyordu. "Abla annem hastanede kaldı. Bu bebeği bize verdiler." demişti küçük Anıl. Esma büyük bir heyecanla "Yoksa bu benim kardeşim mi? Eylül mü?" diyordu.

Halit çocuklarını eve götürmüştü. Annesiz, yuva kokmayan bir eve.. Çocuklarını bağrına basan Halit, hıçkırıkla ağlıyordu. "Anneniz.." diyebilmişti sonunda. "Anneniz gitti.." Meraklı gözlerle babalarına bakan çocukların gözleri dolmaya başlamıştı. "Annem nereye gitti ki?" diye soran Anıl'dı. "Çok uzaklara gitti." dedi Halit. Esma anlamıştı annesinin melek olduğunu. "Annem öldü mü?" diye sordu Esma büyük güçlükle. Halit titriyordu. Kafasını 'evet' anlamında salladı. Esma annesinin ölmesine çok üzülmüştü. Gözyaşlarına boğulan küçük Esma babasının göğsüne başını yasladı. "Annem gitti.. Sen de gitme olur mu baba?" demişti Esma. "Gitmem.." demişti babası ona, bir gün veda edeceğini bilmeden..

Günümüz
Geçmişi yad ederek eve varmıştım. Ağlamaktan helak olmuştum. Gözlerimin buğusuyla başımı kaldırıp evimize baktım. Babamın yokluğunu bir kez daha hissetmiştim göğsümde. Babam, annem öldüğünde bize göğsünü germişti. Bize hem annelik hem babalık yapmıştı. Annemin yokluğunu hiç aramamıştım. Ama şimdi, babamın yokluğunda öksüz kaldığımı iliklerime kadar hissetmiştim. Zile bastıktan kısa bir süre sonra açılmıştı kapı. "Esma nerede kaldın?" dedi annem. Kan bağım olmayan annem.. Tek kelime bile çıkmamıştı ağzımdan. Yavaş adımlarla içeri girdim. "Ben de annenim ya hani senin, bir yüzüme baksaydın keşke." diye bağırdı arkamdan. "Annenden bile daha çok annelik yaptım sana, saygısızlık yapma!" dediğinde öfekelenmiştim. "Annem hakkında doğru konuş!" diye çekiştim öfkeyle. Bağırmaya devam edecek gibi oldum, sustum. Çünkü biliyordum ki o da babamın emanetiydi. Öfkemi ağzıma tıktım. "Çok bilmiş!" diye söylenmeye devam etti. Merdivenleri sertçe çıkıyordum. Öfkemi ayaklarıma vermiş, sinirimi merdivenden çıkarıyordum. Merdivenler bittiğinde ayaklarımda büyük bir acı hissetmiştim. Odama vardığımda tükenmiş hissediyordum kendimi. Artık alabilecek nefesim kalmamış gibi..

Duşa atmıştım kendimi bir çırpıda. Çocukluğumdan beri ne zaman hayat tarafından kırılsam duşa girerdim. Duştan saatlerce ağladıktan sonra çıkabilmiştim. Üzerimi değiştikten sonra çalışma masamın sandalyesine oturdum. Saçlarımı usul usul tararken bile hâlâ ağlar vaziyetteydim. Babamı çok merak ediyordum. Sesimi bu halde duysun istemedim. O yüzden mesaj yazmaya karar verdim.
Babacım, neredesin?
Vardın mı gideceğin yere?

Derin bir nefes aldım. Gideceği yeri dahi bilmiyordum. Bir kaç dakika sonra bildirim düştü ekranıma.

Babam: Evet kızım, yeni geldim. Şimdi kapıyı açtım içeri giriyorum. Merak etme beni. Sabah ararım konuşuruz, şu an çok yorgunum dinleneceğim. Sizi çok seviyorum. İyi geceler.
Biz de seni çok seviyoruz baba.
İyi geceler :)

Bazen aile dediğiniz şey tek kişi olabiliyordu. Kalabalıkta bile olsanız o olmadan aile olmuyordu, eksik kalıyordu eviniz.

Saçlarımı avuçlarımın arasına aldım. Babamın her telini okşadığı saçlarımı ağlayarak okşamaya başladım. Babam her ağladığımda saçımı okşardı. Bugün ise ben okşuyordum onun yerine, oymuşçasına. Islak saçlarımı kurutmaya koyuldum titreyen ellerimle. Saçlarımı kuruturken çocukken yazdığım günlüğümün sayfalarını karıştırmaya başladım.

26/04/2017
Bugün Anıl'a sayıları öğrettim. Ama Anıl saçımı çekti. Çok ağladım. Babam saçlarımı okşadı. Beni kucağında uyuttu.

27/04/2017
Annemle kardeşime kıyafet almaya gittik. Ben de kardeşime toka seçtim. Annem kardeşimin saçlarını benim bağlayabileceğimi söyledi. Her gün kardeşimin saçlarını bağlayacağım.

28/04/2017
Bugün annem bana kardeşimin yakında doğacağını söyledi. Onu görmek için için sabırsızlanıyorum.

29/04/2017
Annem melek olmuş öyle söyledi babam. Bize de kardeşimi bırakmış giderken. Babam çok ağladı. Ben de ona sarıldım.

Geçmişin izleri canımı acıtıyordu. Parmaklarımı bütün kelimerin üzerinde usul usul gezdirdim. Kelimelere her dokunduğumda o ânı tekrar yaşıyor gibi hissediyordum. Uzun zamandır günlüğüme tek kelime dahi yazmamıştım. Bugün için bir not yazmam gerekiyordu. Kuruyan saçlarımı tek hamleyle topladım, elime kalem aldım. Derin bir nefes alarak yazmaya başladım.

29/06/2026
En sevdiğim bir insana daha veda etmek zorunda kaldım bugün. Annemin ölümünden sonra en fazla canımın acıdığı veda oldu. Babam giderken sadece kendisini götürmedi, yanında annemi de götürdü. Çünkü babam, annemin yokluğunda annemin yerine koyduğum kişiydi. O benim ailemdi. Gitme, kal diyemedim belki ama ona son kez sarılırken öksüz kaldığım ilk gün gibi hissettim. Öyle acınası, öyle çaresiz..

Son cümlemi de yazdıktan sonra günlüğümünün acı dolu sayfalarını kapattım. Gözlerimi kapatıp babamın gidiş sebebini düşündüm bir süre. Düşüncelerimi bozan peş peşe gelen bildirim sesleri olmuştu. Telefonumu masadan alıp mesaj kutuma tıkladım.

Ege kişisi Mod On olan grup ismini Acil Bakın olarak değiştirdi.

Kerem: Noldu yine Ege? Diş fırçanı mı bulamıyorsun bu sefer de? :D

Aylin: Bence diş fırçası değil, bu sefer kayıp olan eli. 3 dakikadır yazamadığına göre :D

Ege: Haha! Çok komik canım arkadaşlarım. Şurada ciddi bir mevzu var diyorum siz dalgaya vurun!
Bahçeye hava almaya çıkmıştım. Yan komşunun kedisi bizim bahçeye kaçmış. Kedi karanlıkta üzerime doğru gelmeye başladı. Ben de onu öyle karanlıkta görünce eve doğru koştum. Kapının önündeki fayanslardan ayağım kaydı düştüm.

Aylin: Ee sonra?

Ege: Eesi bu kadar işte düştüm. Ben düşünce acıyla çok bağırmışım kedi de bağırmamdan korkup kaçtı, gitti.

Kerem: Bu saatte acil olan bu muydu gerçekten, inanamıyorum maçı bırakıp geldim!

Ege: Bundan daha acil ne olabilir? Kedi yüzünden düştüm ayağım kırılacaktı az daha farkında mısınız?

Aylin: Onu boş verin de konuştuğumuz konuyu ne yaptınız, alacak mıyız gruba?

Kerem: Yok Aylin yok, bu Ege gruptayken Cenk'i gruba alamayız. Kaçırır bu çocuk herkesi.
Ne Cenk'i? Ne grubu?
Neyi konuştunuz, anlamıyorum.
Aylin: Esmoş'um biz çocuklarla konuştuk. Yarın buluşmadan sonra Cenk'i gruba alalım, bizim gruba dahil edelim diye düşündük. Hem sen de bu bahaneyle çocukla konuşma fırsatı bulursun.
Birincisi, bizim grup 4 kişilik.
Kimseyi almayacağız diye söz
vermiştik. İkincisi, Cenk'le
konuşacak hiçbir şeyim yok.
Ondan hoşlanmıyorum size bin
kere söyledim. Kapatın şu
konuyu, ısrar ederseniz yarın
buluşmaya gelmem.

Mesajı sinirle yazıp telefonumu uçak moduna aldım. Yarın için alarm kurup odamın ışıklarını söndürdüm. Yatağıma uzandım, şişen gözlerimi hafifçe yumdum.

Günün sonunda kendinizle baş başa kalırdınız. Evren sessizleşir, kafanızdaki düşünceler ise son ses beyninizde yankılanır. Bilinçaltınızda, acılarınız her geçen gün yeniden tekrarlanır. Aynı acıya her gün yas tutardı.

Karanlığa her boğulduğumda yaşadıklarım gözümün önünden film şeridi gibi geçerdi. Düşüncelerimi bir köşeye atıp uykuya teslim olduğum her an yaşadıklarımı rüyamda kabus olarak görürdüm. Bu, bilinçaltımın bana oynadığı bir oyundu.

1. Bölüm Sonu
✨✨✨
Öncelikle bölümü okuduğunuz için teşekkür ederim. Karakterleri tanımanız için dolu dolu bir bölüm yazdım. Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Yorum ve düşüncelerinizi merak ediyorum. Haftaya pazartesi günü 2. bölüme kadar sağlıcakla kalın 🫶🏻
✨✨✨

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 10beğeni 10yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18