30. bölüm · Hakkari'den Yakacığa. 3006

25.Bölüm

Kalpsiz Birisi

İnşallah beğenirsiniz 💖

2 Gün Sonra

Herkes bavullarını hazırlamış arabalarına yerleştirmiş bir şekilde gitmeyi bekliyordu. Ercan ailesiyle birlikte arabada, Dilan ve ailesi bir arabada bekliyordu. Geriye kalanlarda arabaya yerleşeceklerdi. Melih, Mahmut ve Aras Melih'in arabasına diğerleri ise İkranın arabasına binmişlerdi. Albay ise sonradan onlara dahil olacaktı.

Sabahın 9u yollar boşken bir an önce Kars'a ulaşmak ve dinlenmek istiyorlardı. Bunu en çok isteyen aynı zamanda keyifsiz olan tek bir kişi vardı İkra. İçinde bir umut vardı belki umduğu gibi geçmezdi eğlenirdi düğünde olanları unuturdu.

Aralıksız 8-9 saatte gidemeyecekleri için 2,5 saatte bir ara vermeleri gerekiyordu buda anca akşama orda olacaklarını gösteriyordu.

-----İkranın Ağzından------
Sabahın 7sinde kalkmıştım. Hala üzerimde bir yorgunluk, gitmeme istediği vardı. Yatağımı toplamıştım nede olsa gidip de dönmemek var annem hep öyle söyler ‘‘sabaha çıkacakmıyız sanki” der hep bana geçmiş o huyu.

Yüzümü yıkayıp rahat hareket edebilmem için giri bir eşofman geçirdim. Üzerime beyaz bir badi onun üzerine ise süt köpüğü bir sweetheart geçirdim. Bozulmayacak bir topuz yapıp üzerine beyaz penye şalımı örtmüştüm. Yanına beyaz küçük bir çanta içine cüzdanımı ve şarj aletimi attığımda Mahmut'u aramıştım.

Onunla konuşurken bir yandan da soğuk olursa diye siyah şişme yeleğimi yanıma aldım. Bavullarımı dün indirdiğim için ayaklarıma beyaz botlarımı geçirip arabanın anahtarını da alıp aşağıya inmiştim.

Evin önüne geldiğimde arabadan inmemiştim. Kim arabaya binecek diye beklerken Mert ve Yağızın gelmesiyle arabadan inmiştim.

“ Arabayı siz kullanın bende arkada uyuyum” diyip arkaya binmiştim. Onlarda el mecbur öne oturdular. Arka koltuğu bagaja doğru ittiriyor genişlettim. Yastığıda başımın altına koyup gözlerimi kapatmıştım.

Gözlerimi açtığımda saat 11 e geliyordu. Telefonumdan kendime baktığımda başörtüm bozulmamıştı.

“ Günaydın” diyen Yağıza kafa sallamakla yetinmiştim daha ayılamamıştım. Gözlerimin önü bulanık bir şekilde camdan baktığımda ileride benzinlik gibi bir yerde durduklarını gördüm. Bizde onların arkasında durduğumuzda çantamı alıp arabadan indim. Çantamdan cizdanımı çıkartıp Yağıza verdim.
“Gaz alın”

“Gerek yok abla ben vericeğim” diye itiraz ettiğinde almayacağımı bildiği için alıp kendisi çantama koydu. Hiç ısrar etmeden çantamı kapatıp tuvalete gitmiştim. Kapı geri açıldığında arkadan Sevda ve Dilan abla gelmişti. Hem ben hem de sevda uykulu bir şekilde duruyorduk.

“Abla senin hiç mi uykun yok ya sabahın köründe kalktık” dediğimde
“ Canım ben alışkınım benim için uyku olsa da olur olmasa da olur” dediğinde bir şey demeden çantamı koyup lavaboya girdim. Karnında bir ağrı olmasıyla baktığımda adet olmadığıma şükretmiştim.

Dışarıya çıktığımızda diğerlerinin yanına gitmiştik. Diğerlerinin de yanına gittiğimizde herkes gaz sırasına durmuştu. Bir şey isteyip istemediklerini sorduğumda ‘sadece su yeterli’ cevabını alıp Silva'nın yanına arabaya doğru gittim.

“ Silvan” diye cama tıklattığımda tabletten başını kaldırıp bana baktı sonrasında camı açmıştı.
“Efendim abla”

“Markete gidiyorum gelmek ister misin” dediğimde ilk anneannesine bakıp sonradan kapıyı açmak için hareket ettiğinde kapıyı açıp onun inmesini bekledim. Saygısızlık olmasın diye Şeyin Hanıma da sorduğumda yüzünü öbür tarafa çevirmişti.

Diğerlerine baktığımda sıranın benim arabam olduğunu görünce biraz hızlı davranmamız gerekiyordu. Hızlıca sepete bir koli 0,5lik şu şişesi koymuşum. Sonrasında bir kaç adet susamlı, susamsız çubuk kraker koymuştum. Silvan'da baktığımda daha hiç bir şey almadığını gördüm. Elimdeki sepeti kasaya koyup Silvanın yanına geri döndüm.
“Ne almayı düşünüyorsun”

“Aslında bir şey almak istemiyorum. Daha yemek yemediğim için midem bulanır” dediğinde biraz düşününce hak vermiştim.

“O zaman şey yapalım sen tuzlu bir şeyler ve şu al kahvaltı yapana kadar yersin sonrasında yolda giderken bir şeyler yemek için alırsın yada şöyle yaparız ben dışarıdakilere ihtiyaçlarını verip geleyim sende ne alacağımızı düşün belki sana bir kaç fikir verebilirim” dediğimde onun düşünmeye başlamasıyla hızlıca kasaya gidip ayrı ayrı poşetleyip dışarıdakilere vermeye çıktığımda ortada sadece Dilan abla ve Sevda vardı.

Onlara poşetleri verdiğimde Melih'in arabasının kapısını açıp ön koltuğa poşeti bıraktım. Arabamın arka kapısını açıp oraya da poşeti bırakıp hızlıca geri Silvanın yanına döndüm. Yeni bir sepet alıp onunda elinden tutup hızlıca cips paketlerinin olduğu yere gittim.

“Sen hangisini çok seviyorsun” dediğimde bilmem der gibi baktı bende rastgele iki tane alıp koydum. Sonradın da çikolata bölümüne geldiğimizde hepsinden ikişer tane olacak şekilde browni, laviva, albeni aldığımda daha önce yemediğini anlamıştım. Sonrasında içecek bölümün gittiğimde orda daha az utangaç davrandı.

Kendisine bir tane vişneli meyve suyu ve küçük bir karpuzlu didi aldı. Bende yukarıdan 2 tane karpuzlu bir tane şeftalili didi aldım. Kasaya doğru giderken kinder görmemle durdum ve koşarak oraya gittim. Gözlerimin ışık saçtığına emindim. İki avuç elime sığdığı kadar aldım kasaya geldiğimizde naneli ve karpuzlu sakız aldım.

İki poşete ayrı ayrı koyduğumda parayı ödeyip çıkmıştım. Herkesin arabasına bindiğini gördüğümde güzelce Silvanın arabaya bindirip kapısını örtüp kendi arabana geçtim.

Ön koltuğun kapısını açtığımda Mert inip arkaya geçmişti elimdeki poşeti Yağızın kucağına verdiğimde elindeki telefonu torpidonun üstüne bırakmıştı. Çantamı da omzumdan çıkartıp onuda uzatmıştım. Çantayı elimden aldığında koltuğu kendime göre ayarlayıp telefonumu arabaya bağlamıştım. Müzik listesi kendiliğinden rastgele bir şarkı açtığında bende bismillah diyip arabayı çalıştırmıştım.

Bir kere sevdim
İçim yandı geçmedi
Adını andım kalbim sustu dinmedi
Gözlerimde sen varsın
Giden sensin ama kalanda sensin aslında

Kalbimde bir sızı adınla başlıyor
Ne gece unutur ne sabah affediyor
Bir yanım seni ister bir yanım korkuyor
Aşk mı bu cezamı bilemiyor

Kulağımı şarkıya kaptırmamla onlar önden ben arkalarından yola çıktım. Yaklaşık 1 saat sonra Vana girdiğimizde kahvaltı yapmak için durmuştuk. Diğerleri arabaları yan yana park ederken ben kendi arabamı bir takıcının çaprazına park etmiştim.

Herkes arabadan indiğinde çantamın içine telefonumu koyup koluma taktığımda arabada ki makyaj çantasını da elime almıştım. Arabayı kilitlediğimde kimse etrafta gözükmüyordu. Dükkananın içine girdiğimde tek bir kalabalıl yer vardı bende oraya doğru gittim. Bizimkiler iki masayı birleştiriyorlardı. Ne kadar Melih'e kızgın olsam da diğerlerinin yanına gitmeye üşendiğim için Dilan abla ve Melih'in ortasına oturmuştum.

Garson menüyü dağıtmadan direk sipariş verilmiş gibi peynir, zeytin çeşitlerini masaya diziyordu. Herşey tamam oldu sanarken ciğerler gelmesiyle şaşırmıştım. Ne yani sabah kahvaltı da ciğer mi yenilir.

Ben tabağıma kahvaltılık ve patates kızartması aldığımda beni doyuracak kadar aldığıma emindim ama diğerlerinin tabağına bakınca benim tabağım çocuk tabağı gibi kalıyordu. Ne çocuğu bebek tabağı Silvan bile ciğer yiyordu. Galiba bir daha hiç durmak yoktu bu kadar çok yediklerine göre.

Hesabı Ercan abinin ve Mahmutun ödemeye gitmesiyle makayj çantamı açıp yüzüme ilk güneş kremi sürdüm. Olmasa bile sürmek lazım. Fondöten kullanmak istemediğim için göz altlarıma sürdüğüm kapatıcıyı burun kenarlarına da sürdüm. Hafif bir şekilde allığıda sürünce pudrayla sabitledim. Highlight sürdüğünden kirpiklerimi kıvırıp uçlarına vazelin sürerken gözümün içine değmesiyle duraksadım. Peçeteyle temizlenmediğimde tüm malzemeleri toplayıp çantanın içine tıktım.

Herkesin toplanmasıyla arabalara geçicektik onlar önden giderken annemin aramasıyla onların arkasında kalmıştım.
“Efendim anne”
“Ne yaptın kızım”
“Şimdi kahvaltı yaptık yola çıkacağız ben gidince sana haber veririm”
“Tamam dikkatli sür, bana haber ver” dediğinde telefonu çantama koyup arabaya geçtim.

Arabanın içinde tek ses radyoda çalan şarkıydı.

Nişanladiler beni dağlarun arkasina
Nişanladiler beni dağlarun arkasina
Helal etsun hakkini söyleyen anasina
O yar balidur bali

Dinlediğimiz şarkıyı Yağız beğenmediğinden değiştirmişti. Değiştirmeye kalmamış birde kendi telefonunu bağlamıştı. Aradan bir kaç dakika geçince ‘Gökçe Kız’ çalmaya başlamıştı.

“Nerden aklına geldi oğlum”
“Öyle buldum işte abi” dediğinde arabayı yavaşlatmıştım. Bir elimle direksiyonu tutarken diğer elimle de torpidolar uzanıp sigara almıştım.

“Hayatımızı riske attığının farkında mısın” diye kızan Merti umrum dışı bir şekilde doğruladım. İşte ben buydum işime geleni anlarım, işime geleni anlamam. İşime geleni umursarım, işime gelmeyeni umursamam. Bu seferde çakmakla ateşi yaktığımda kendi tarafımda olan camı açmıştım.
Sözlerin bitmesi, sigaranın yarısına gelinmesi ile camdan atıverdim.

Akşam üstü beş gibi Karsa girmiştik. Biz onların yana yana duran hobi bahçesi olan evlerinde kalacaktık. Tek ev değil iki ev vardı. Eve ulaştığımızda tüm arabalar dışarıya park edildi. Herkes indiğinde karşımızda birbirinden güzel iki tane ev mi desem yoksa villamı desem bilemedim konutlar vardı.

“Kim hangi evde kalacak” diye sorulduğunda Dilan abla cevaplamıştı.

“Kızlar benimle beraber kalsınlar diyeceğim ama Sevda evli isterse o kocasıyla kalsın, sadece İkra benimle kalsın” dediğinde herkes onaylamıştı. Onlar bavullarını alıp diğer ve yöneldiklerinde bende arabadan bavulumu alıp Dilan ablayı takip ediyordum.

Bahçeye girdiğimizde iki katlı güzel duran bir villa vardı. Evet bu bir villaydı. Çimenletin üstünden bavulu sürüye sürüye kapının önüne gelmiştik. Kapıdan içeri girdiğimizde salon bizi karşılamıştı kapının bir yan tarafında mutfak diğer yan tarafında giyinme odası duruyordu.

Valizi kapının yanına koyup botlarımı çıkarıp ayağıma Dilan ablanın verdiği terlikleri geçirdim. Yukarı kata çıktığımızda 3 tane kapı vardı. Merdivenin karşısında kalan Silvanın odası diğeri Dilan ablanın diğeri ise misafir odasıymış. Misafir odasında bir adet koltuk, küçük bir banyo yeri, tek kişilik yatak ve küçük bir de dolap duruyordu.

“Sen dinlen uyu akşam yemeğine kaldırırım ben seni ” diyerek dışarı çıkmıştı.

Aşağıya inip bavulu alıp içinden bir kaç parça rahat kıyafet çıkarıp banyoya girdim. Havluların temiz olduğunu görünce kendi havlumu çıkarmadım bavuldan. Hızlıca bir duş alıp saçlarımı kuruttum. Yatağa geçtiğimde anneme mesaj atıp, telefonumu sessize alıp, başımı yastığa koyabilmiştim.

Sevdiceklerim ile kalın. Beğenip yorum yaparsanız sevinirim💙🤎