27. bölüm · Hakkari'den Yakacığa. 3006
22. Bölüm
Keyifle okumanız dileğiyle 💖
Önceki bölümden kesit
Emir daha iyi duruma geldiğinde “Anlaşılan siz daha ne olduğunu bilmiyorsunuz İkra’ya engel olmadığınız için sizin de başınız belaya girecek benden demesi ” dediğinde arkasını döndü ıslık çalarak gittiğinde arkasından diğerleri gitti.
.........Yeni Bölüm ........
İkranın ağzından
İçeriye girdiğimde hızlıca Albayın odasına pat diye girdim ama kimse yoktu. Mahmut ve timi de beni takip ediyordu ne olduğunu onlar bilmiyordu ama ben biliyordum.
Çok büyük bir tehlike yaklaşıyordu.
Aras “ Abi noluyor ben hiç bir bok anlamadım ”
Yağız “ Bende anlamadım aga ne oluyor burda hem bunlar kim ” dediğinde cevaplamak gerektiğini anladım ve durdum.
“ Onlar asker ama namı değer Araslar deniliyor. Burda kalıcı iseler bir şeyler yolunda gitmiyor ” deyip toplantı odasına gitmeye başladım. Pat diye oraya da girdiğinde Albay yoktu ama general vardı.
“ Bu ne cüret yüzbaşım kapı tıklatma diye bir şey var değil mi bu yaptığın saygısızlık. Şimdi çık dışarı ben seni çağırtırım ” dediğinde ister istemez kendimi açıklama gereksinimi duymuştum.
“Komutanım acil bir şey olmasa girmezdim. Onlar geri gel- ”
“ SANA DIŞARI ÇIK DEDİM İKRA. EMİRLERİM NE ZAMANDAN BERİ TEKRAR EDİLİR OLDU. SAYGISIZ SİNAN SANA BİR ŞEY ÖĞRETEMEDİ Mİ. AKLINI BAŞINA AL. EĞER Kİ SEN ALMAZSAN BEN ALMASINI İYİ BİLİRİM. ANLADIN MI? ” dediğinde başımı yerden kaldıramaz olmuştum.
“ ANLAŞILDI MI YÜZBAŞIM ” diye soruyu yenilediğin de bir cevap vermeden hızlıca çıktım sinirli adımlarla giderken birine çarptım ama kim olduğunu bakmadım. Benim yerime arkamdakiler özür dilemişti.
Odama girdigimde hemen arkamdan onlarda girdi. Masanın üstündeki kağıdı aldığımda kimden olduğu çok aşikardı.
----- Buradan gitmediğin sürece O canın daha çok sıkılıcak. Beni dinle başka bir yerde daha görev yapan gittiğin her yerde karşına çıkacağım. Yok yakınken ve yaşıyorken istifanı ver.
~ Emir ~
“ O kadar işim varken birde başıma sen çıktın Allah seni bildiği gibi yapsın soysuz ” deyip telefonum nerede diye odada bir göz gezdirdim. Bulamayınca
“Albayı arasanıza bi benim telefonum yok ” dediğimde Mahmut Albayı aradığında kimse ne olduğunu anlamamıştı.
“Sadece bir kaç şey dicem geri kalanını Albay anlatacak. Siz tanımayabilirsiniz ama Emir ve diğerleri yani Araslar çok tehlikeli. Onlar asker ama aklınızın alamayacağı şeyler yapıyorlar” diye açıklama yaptığımda Albay hala açmamıştı.
“Ne yapmamızı öneriyorsun şimdi”
“Benim yaptığımı yapmayın. Albayı bulmamız lazım şuan. Benim elimden bir şey gelmez ama Albay her şeyi değiştirebilir” diyip düşünmeye başladım.
“ Albay telefonları açmıyor nasıl bulacağız ” diyen Ercan abi haklıydı.
“ Evine baksak evinde olabilir ” diyen Yağızdı.
“ Evinde değil ”
“ Nerden biliyorsun”
“Şöyle ” diyerek hem konuşup hemde dolaptan gündelik kıyafetlerimi alıyordum. “Araslar tehlikeli. Önceden de böyleydiler ama uzun zaman buralarda kalmamışlardı. Şimdi kalıyorsa arkalarında birileri var. Arkalarında birileri varsa onlar için tehlikeli birini neden bıraksınlar ” dediğimde haklı olduğuma kanaat getirdiler.
“Napalım yani evden başka bir yer yok ”
“ Var ”
“Neresi ” diye soran Yüzbaşıyı aldırış etmeden bilgisayarımı toplamaya başladım.
“Gidip üstlerinizi değiştirin. Ha bu arada kimin arabası vardı ” dediğimde Mahmut ve Ercan abinin arabası olduğunu biliyordum ama yanında mıydı orasını bilmiyordum.
“Sen giyin gel dışarıdayız biz araba konuşuruz ” deyip odadan çıktılar. Bilgisayarımı toplayınca kapıyı kilitleyip üniformamı çıkardım.
Masanın üstündeki elbiseyi aldığımda giyip giymemek konusunda kararsızdım. Elbise çok mu abartı olurdu diye düşünmeden edemedim.
Dolabı geri açıp elbiseyi geri koydum. Gri bir etek üstüme siyah kolları bol bir kazak giydim. Koyu kahverengi rengi bir kemerimi de takınca sıra da eşarbım vardı. Rengi lacivert ve grili bir şal taktığımda ön kısmını yuvarlak bir şekilde örttüm.
Altıma da siyah botlarımı giyince onları dışarda çok beklettim diye makyaj çantamı normal çantamın içine sıkıştırdım. Telefonumda çantamda olduğunu görünce bilgisayar çantasını ve kağıdı alıp odadan çıktım.
Dışarda beni bekliyorlardı. Benim geldiğini görünce arabaların yanına gittiler.
“Şöyle yapalım aranızda bilgisayar kullanmayı bile var mı yer tespit edebilecek” dediğimde herkes birbirine bakmaya başladı. “Ne yani kimse mi bilmiyor. En azından şifre filan da mı hiç kırmadınız” dediğimde
“Ben kırmıştım” diyen Ercan abiye herkes baktı.
“Abi sen şifre mı kırdın ” diye sordu Melih kanun sorusu cevaplanmayan ben devreye girdim.
“Şimdi boşverinde ben Ercan abi ile sinyalden bulalım nerde olduğunu eğer bulamazsak bir yer biliyorum oraya geçeriz. Yağızda bizimle gelsin.
Sizde ikiniz nolur nolmaz Albay’ın evine diğer ikiniz de Albayın evinin yanında bir park var ordan ara sokağa girin en sona kadar gidin orda boyalı bir kapılar var ya mavi olandan yada yeşil olandan girin. Bir şeyler için ama ağır olmasın sonra sizi fark ederler kim gönderdi deyince benim fotoğrafımı gösterin. Zaten sizi götürürler ” dediğimde anladıklarını umuyordum.
“Eğer benimle konuşmak isterlerse beni aramayın sadece fotoğrafımı gösterin anladınız demi bir salaklık yapmayın” dediğimde herkes gideceği arabalara dağıldı.
Ercan abi öne binecekken “Abi arkaya gel sana ben yardım edecem” dediğimde bir kapıdan o diğer kapıdan ben bindim. Yağızda arabayı çalıştırmıştı.
“Yavaş git Yağız ”
“Tamam komutanım ” diyen Yağızla bilgisayarı çıkardım. Şifreyi girdiğimde bilgisayarı geri Ercan abiye verdim.
“Şimdi abi ilk önce benim hesaptan çık karargahın hesabına gir. Şifresi ***** . Ordan konum bilgilendirme sistemi var. Oraya gir...... ” diye konuşurken makyaj çanta mı çıkardığımda bana değişik bakmalarını umursamadım.
İlk güneş kremi sonrasında nemlendirici sürüp. Göz altlarıma kaparıcı sürüp dağıttım. Hafif bir siyah far alıp göz kapaklarıma siyah sürdüm. Kıvırıcı ile kirpiklerimi hafif kıvırdım. Sky mascarayı çok olmayacak şekilde sürdüm. Hafifi bir bronzer sürdüm. Üstüne koyu gül kurusu allıktan geçtiğimde
“ Buldum. Ee burası çok yakın”
“Duydun Yağız hızlıca sür yakınsa” dediğimde makyajımda ki eksikleri tamamladım.
Dudağım abartılı olmasın diye Emily 222 numara dudak kalemi sürdüm.
Üstünden flormar 005 numara lip gloss sürdüm. Sephora aydınlatıcıyı da sürünce hızlıca eşyaları toparlayıp sabitleyici sprey sıktığımda geldiğimizi gördüm tam inecekken
“Parfüm sıkmadın komutanım ”
“Haklısın Yağız ” deyip bargello 448’i sıktım çantamı kontrol ettiğimde cüzdan telefon, parfüm ve lip glossu koyduğumda hızlıca indim arabadan.
“Komutanım ” diyen Ercan abiye döndüm
“Efendim abi ”
“ Ya sen çok uzun hazırlandın benim karım bu kadar uzun hazırlanmıyor” dediğinde gülmüştüm
“ Haklısın abi çok haklısın hemde” dedim ve arabayı kilitlediklerinde güneş gözlüğümü takıp gitmeye başladım.
Sevdiceklerim ile kalın. Beğenirseniz ve yorum atarsanız mutlu olurum 💙🤎.
