5. bölüm · Hafızamda Bir Yabancı

Sessiz Bir yankı

. keskeyıldızolsam

Yeni bölüm🤍

Hastanenin kapıları Güneş’in arkasından kapandığında, günün ağırlığı omuzlarına çöktü. Gökyüzü griydi. Ne yağmur yağıyordu, ne de güneş görünüyordu. Arada kalmış bir hava.
Defne ve Vera birkaç adım öndeydi. Atlas, telefonuna bakıyordu.
Güneş, bir an durdu. İçinde tuhaf bir boşluk vardı.
Sanki bir şey olmuştu… ama ne olduğunu hatırlayamıyordu.
“İyi misin?” diye sordu Defne.
Güneş başını salladı.
“Evet. Sadece yoruldum.”
Vera ona dikkatle baktı.
“Bugün herkes biraz fazla düşündü.”
Atlas anahtarları çevirdi.
“Düşünmek bazen işimizin bir parçası.”
Arabaya bindiler. Camdan şehir akıp gitti. Işıklar, gölgeler, insanlar… Hepsi normaldi. Fazla normal.
Eve vardıklarında, Defne mutfağa yöneldi.
“Çay yapıyorum,” dedi. “Kimse itiraz etmesin.”
Vera koltuğa yayıldı.
“Benim hayat felsefem bu.”
Güneş odasına geçti. Çantasını yatağın üzerine bıraktı. Aynaya baktı. Yüzü kendine yabancı geldi. Gözlerinin altında hafif bir gölge vardı.
Telefonu titreşti.
Atlas arıyor.
Güneş, görüntülü aramayı açtı. Atlas’ın yüzü ekranda belirdi.
“Eve vardın mı?” diye sordu.
“Evet,” dedi Güneş. “Ama… bir şey garip.”
Atlas kaşlarını kaldırdı.
“Ne gibi?”
Güneş yatağa oturdu.
“Bugün sanki bir film izledim. Ama bazı sahneler silinmiş gibi.”
Atlas bir an sustu.
“Bazen zihin, yorulduğunda boşluklar bırakır.”
Güneş başını salladı.
“Hayır, bu farklı. Sanki bir kapı açıldı. Sonra kapandı. Ve ben içeride ne gördüğümü hatırlamıyorum.”
Atlas ekrana biraz daha yaklaştı.
“Bana anlat. En baştan.”
Güneş derin bir nefes aldı.
“Bir isim vardı. Ya da bir ses. Ve… eski bir his. Çocukluk gibi. Ama net değil.”
Atlas gülümsedi.
“Bunlar en zor olanlar. Net olmayan şeyler.”
Güneş ona baktı.
“Sen olunca, biraz daha net oluyor.”
Atlas bir an durdu. Sonra hafifçe gülümsedi.
“Bu, bugün aldığım en iyi iltifat.”
Arka planda bir kapı açıldı. Vera’nın sesi duyuldu.
“Abi, hâlâ hastane modunda mısın?”
Atlas kamerayı biraz yana çevirdi.
“Evet. Neden?”
Vera, Güneş’i görünce el salladı.
“Selam, Güneş.”
“Selam,” dedi Güneş, gülümseyerek.
Vera Atlas’a döndü.
“Güneşlerin evine gidebilir miyim? Defne çay demişti. Bu ciddi bir davet.”
Atlas gözlerini devirdi.
“İzin alman gereken tek kişi Defne.”
Vera sırıtıp kapıya yöneldi.
“Harika. Çıkıyorum.”
Bir süre sonra kapı çaldı.
Defne kapıyı açtı.
“Zamanlama mükemmel,” dedi. “Çay tam oldu.”
Vera içeri girdi, ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.
“Bu evde huzur var,” dedi. “Ve bisküvi kokusu.”
Güneş salona geldi.
“Görüntülü aramadaydık,” dedi. “Atlas’la.”
Vera kanepeye oturdu.
“Ruhsal destek hattı.”
Defne bardakları masaya koydu.
“Bugün herkesin buna ihtiyacı var gibi.”
Dört kişi gibi hissettiren bir sessizlik oldu. Atlas ekranda, Vera ve Defne kanepede, Güneş ortada.
Güneş çayından bir yudum aldı.
“Bazen,” dedi, “bir şey yaşadığımı hissediyorum ama kanıtım yok.”
Vera kaşlarını kaldırdı.
“En tehlikeli cümle.”
Defne yumuşak bir sesle ekledi.
“Ya da en dürüst.”
Atlas ekrandan onlara baktı.
“Belki de bugün, sadece hissettiğimiz bir gündü.”
Güneş hafifçe gülümsedi.
“Belki.”
Pencerenin dışından bir araba geçti. Işıkları duvara kısa bir gölge düşürdü.
Gölge kayboldu.
Ama Güneş’in içindeki o yankı, hâlâ oradaydı.

....................................
bu arada arkadaşlar veya ve abisi Atlas hemen yan binada oturuyor. kitap hakkındaki yorumlarınızı belirtin lütfenn