6. bölüm · Hafızamda Bir Yabancı

Arada Kalan Sesler

. keskeyıldızolsam

Defne mutfakta bardakları toplarken,
“Biri bana bugün neden bu kadar uzun sürdü anlatabilir mi?” dedi. “Sanki üç gün yaşadım.”
Vera kanepeye uzandı.
“Ben bir gün içinde üç farklı insan oldum. Sabah uykulu, öğlen meraklı, akşam aç.”
Güneş güldü.
“Sonuncusu çok tanıdık.”
Atlas ekrandan ikisine baktı.
“Ben şu an dördüncü evredeyim.”
“Ne?” diye sordu Defne.
“Çay özlemi.”
Vera başını salladı.
“Ciddi bir durum.”
Defne bardaklardan birini kameraya doğru kaldırdı.
“Bak, sana sanal çay.”
Atlas elini ekrana doğru uzattı.
“Hiç adil değil.”
Güneş gülümseyerek ayağa kalktı.
“İstersen ben içerken sana tarif ederim.”
Atlas kaşlarını kaldırdı.
“Bu, psikolojik işkence.”
Bir süre daha böyle takıldılar. Vera, evin dekoruna yorum yaptı. Defne, mutfakta bulduğu eski bir kupayı “en çirkin kupa yarışmasına” soktu. Güneş kahkahasını tutamadı.
Sonra saat ilerledi.
Defne esnedi.
“Ben biraz uzanacağım,” dedi. “Beynim beni terk etmek üzere.”
Vera da ayağa kalktı.
“Ben de. Ama önce abime rapor veriyorum: Güneşlerin evinde ortam sıcak, bisküvi yeterli.”
Atlas başını iki yana salladı.
“Bilgi için teşekkürler.”
Vera kapıya yöneldi.
“İyi geceler, ekip.”
Defne odasına gitti. Salonda sadece Güneş ve ekrandaki Atlas kaldı.
Bir an sessizlik oldu. Rahat, ağır olmayan bir sessizlik.
Güneş koltuğa oturdu.
“Bugün garipti,” dedi. “Ama şimdi… daha normal hissediyorum.”
Atlas başını eğdi.
“Bazen normal olmak en iyi tedavi.”
Güneş ona baktı.
“Bunu terapistine söylesene.”
Atlas güldü.
“Benim terapistim sensin galiba.”
Güneş hafifçe kızardı.
“Bu sorumluluğu kabul etmiyorum.”
Bir süre daha konuştular. Günlük şeyler. Hastanedeki küçük anlar. Vera’nın yanlışlıkla herkesin kahvesine tuz atması. Defne’nin bir hastaya yanlışlıkla “geçmiş olsun” yerine “afiyet olsun” demesi.
Güneş gülerken telefonu yüzünden biraz uzaklaştırdı.
“Tamam, tamam. Bugün ciddi şey konuşmayalım.”
Atlas başını salladı.
“Anlaştık.”
Bir süre sonra Güneş,
“Ben odama geçeyim,” dedi. “Yarın erken.”
Atlas gülümsedi.
“İyi geceler, Güneş.”
“İyi geceler, Atlas.”
Arama kapandı.
Güneş odasına geçti. Işığı açtı, yatağa oturdu. Telefonu masanın üzerine bıraktı. Bir an sonra, tekrar aldı.
Bu sefer o aradı.
Atlas açtı.
“Bir dakika oldu.”
Güneş omuz silkti.
“Fikrim değişti.”
Atlas güldü.
“Beni özledin mi?”
“Hayır,” dedi hemen. Sonra durdu.
“Belki biraz.”
Atlas, “Bunu kaydediyorum,” dedi. “Tarihe not düşüyorum.”
Güneş güldü.
“Bugün ne yedin?”
Atlas düşündü.
“Bir sandviç. Ama sandviç bana karşı kişisel bir şey yaptı.”
“Nasıl yani?”
“İçindeki her şey, tam ısırdığım anda yere düştü.”
Güneş kahkaha attı.
“Bu bir işaret.”
“Ne işareti?”
“Yarın daha büyük bir sandviç yemen gerektiğinin.”
Atlas başını salladı.
“Seninle konuşmak, garip bir şekilde günümü daha iyi yapıyor.”
Güneş sesi biraz yumuşadı.
“Benimkini de.”
Bir an sessizlik oldu. Ama bu sefer, rahatsız edici değil. Sıcak bir boşluk gibi.
Atlas,
“Yarın görüşürüz,” dedi.
“Yarın,” diye tekrar etti Güneş.
Telefonu kapattı. Yatağa uzandı. Tavana baktı.
Gözleri yavaşça kapanırken, aklına sabahki his geldi. Silik, belirsiz bir kapı. Bir anahtar. Bir isim.
Ama bu sefer, o düşünceler bile onu rahatsız etmedi.
Çünkü bugün, gülmüştü.
Ve bazen, bu yeterdi.

..........................
bölüm ve karakterler ile ilgili düşüncelerinizi yazınn lütfen. sizce Liora'nın amacı neydi?