6. bölüm · Görünmez Zincirler

Ünlülerin Gölgesinde

Burak .

Bir insanı hiç tanımadan onun hakkında güçlü bir fikir sahibi olmak garip bir durumdur. Hiç konuşmadığımız, aynı ortamda bulunmadığımız, hayatında neler yaşadığını bilmediğimiz birini takip eder, söylediklerini dinler, giydiği kıyafetleri fark eder ve bazen onun hayatını kendi hayatımızla karşılaştırırız. Bir sanatçı, sporcu, oyuncu veya internet içerik üreticisi, milyonlarca insan için yalnızca yaptığı işle tanınan biri olmaktan çıkıp bir örnek hâline gelebilir.

Peki bir insan neden hiç tanımadığı birini bu kadar önemser?

Bunun tek bir cevabı yoktur. İnsanlar başarılı kişileri ilham verici bulabilir. Bir sanatçının eserlerini gerçekten sevebilir. Bir sporcunun azmini örnek alabilir. Bir içerik üreticisinin anlattığı bilgilerden faydalanabilir. Bunların hepsi son derece doğal şeylerdir.

Fakat hayranlık ile bağımlı bir takip arasındaki sınır kaybolduğunda farklı bir durum ortaya çıkar. İnsan artık yalnızca bir kişinin yaptığı işi takip etmez; onun ne giydiğini, ne satın aldığını, nerede yemek yediğini, ne düşündüğünü ve nasıl yaşadığını da takip etmeye başlar.

Bir noktadan sonra soru şuna dönüşebilir:

“Ben neyi seviyorum?” değil, “O neyi seviyor?”

Bir İnsan Nasıl Markaya Dönüşür?

Ünlü olmak artık yalnızca televizyona çıkmak veya gazetelerde yer almak anlamına gelmiyor. Sosyal medya sayesinde herhangi bir insan büyük bir kitleye ulaşabilir. Bir kişi içerik üretmeye başlar, takipçi kazanır, tanınır ve zamanla kendi adı bir markaya dönüşebilir.

Bu durumun olumlu tarafları vardır. İnsanlar yeteneklerini gösterebilir, ürettikleri şeyleri geniş kitlelere ulaştırabilir ve kendi emekleri üzerinden bir kariyer oluşturabilir.

Fakat tanınmışlık arttıkça insanların söyledikleri ve yaptıkları da daha fazla dikkat çekmeye başlar.

Bir ünlü yeni bir ayakkabı giyer.

Takipçileri merak eder.

Marka görünür.

Ürün konuşulmaya başlanır.

Bir süre sonra aynı ürün daha fazla insanın ilgisini çeker.

Burada ünlü yalnızca bir insan değildir.

Aynı zamanda reklamın bir parçasıdır.

Bazen bunu açıkça biliriz. Bir ürünün reklamını izlediğimizi görürüz. Bazen ise reklam ile kişisel tavsiye arasındaki çizgi daha belirsiz olabilir.

Bir içerik üreticisinin kullandığı bir ürünü gerçekten sevip sevmediğini, o ürünü kullanması için ticari bir anlaşma yapıp yapmadığını veya neden özellikle o ürünü gösterdiğini her zaman bilemeyebiliriz.

Bu yüzden dijital dünyada gördüğümüz her tavsiyeyi sorgulamak önemlidir.

“O Kullanıyorsa İyidir”

Bir ürünün reklamında tanınmış bir insanın bulunması, ürünün özelliklerini değiştirmez.

Fakat insanların ürüne bakışını değiştirebilir.

Çünkü zihnimiz tanıdığımız veya güvendiğimiz bir kişinin tavsiyesini daha değerli görebilir.

Bir sporcu belirli bir ayakkabıyı kullanıyorsa, o ayakkabının başarılı olmakla bağlantılı olduğunu düşünebiliriz.

Bir oyuncu belirli bir telefonu kullanıyorsa, telefon bize daha havalı gelebilir.

Bir içerik üreticisi belirli bir bilgisayarı kullanıyorsa, o bilgisayar gözümüzde daha kaliteli hâle gelebilir.

Oysa bir ürünün iyi olup olmadığını belirleyen şey, onu kimin kullandığından çok gerçek özellikleridir.

Bu ayrımı yapabilmek tüketim kültürünün etkisine karşı önemli bir koruma sağlar.

Çünkü hayran olduğumuz kişi ile satın almak istediğimiz ürün arasında görünmez bir bağ kurulabilir.

Ürünü gerçekten istemek ile o kişiye benzeyebilmek istemek birbirine karışabilir.

İnsanlar Neden Hayran Olur?

Hayranlık insan hayatının doğal bir parçasıdır. Birinin yeteneğini takdir edebiliriz. Başarısından etkilenebiliriz. Hikâyesinden ilham alabiliriz.

Bir insanın bizi motive etmesi kötü değildir.

Sorun, hayran olduğumuz kişiyi kusursuz görmeye başladığımızda ortaya çıkar.

Çünkü ünlüler de insandır.

Hata yapabilirler.

Yanılabilirler.

Kötü kararlar verebilirler.

Her konuda bilgili olmayabilirler.

Onları sosyal medyada gördüğümüz hâlleriyle tanırız. Fakat sosyal medyada gördüğümüz kişi ile gerçek hayattaki insan arasında fark olabilir.

İnsanlar genellikle hayatlarının tamamını paylaşmaz.

Kamera açıldığında belirli bir görüntü sunarlar.

Bu görüntü bazen gerçek olabilir, bazen düzenlenmiş olabilir, bazen de profesyonel bir ekibin yardımıyla oluşturulmuş olabilir.

Bu nedenle bir insanın internetteki görüntüsünü onun bütün kişiliği olarak kabul etmek doğru değildir.

Kusursuz İnsan Yanılgısı

Sosyal medya, ünlüleri eskisinden daha ulaşılabilir hâle getirdi.

Eskiden bir sanatçıyı televizyonda görürdük.

Şimdi telefonumuzdan günlük hayatının bazı anlarını izleyebiliyoruz.

Bu yakınlık hissi bazen garip bir yanılsama yaratabilir.

Sanki o kişiyi tanıyormuşuz gibi hissederiz.

Ne sevdiğini bildiğimizi düşünürüz.

Nasıl biri olduğunu bildiğimizi zannederiz.

Hatta onun bizi tanımamasına rağmen onunla bir çeşit yakınlık kurabiliriz.

Bu durum insan psikolojisinin doğal bir sonucu olabilir. Fakat yine de aradaki mesafeyi hatırlamak gerekir.

Bir insanın videolarını izlemek, onu gerçekten tanımakla aynı şey değildir.

Onun hayatından bize gösterilen kısmını bilmek, hayatının tamamını bilmek değildir.

Bu ayrımı unuttuğumuzda hayranlık kolayca aşırı bağlılığa dönüşebilir.

Rol Model Meselesi

Bir rol model seçmek kötü değildir.

Hatta doğru insanlardan ilham almak oldukça faydalı olabilir.

Bir bilim insanının çalışma disiplininden etkilenebiliriz.

Bir sporcunun azmini örnek alabiliriz.

Bir sanatçının üretkenliğinden ilham alabiliriz.

Bir girişimcinin başarısızlıklardan sonra tekrar denemesini kendimize örnek edebiliriz.

Fakat rol model seçerken yalnızca başarıya bakmak yeterli değildir.

Bir insanın başarılı olması, söylediği her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez.

Bir sporcu çok başarılı olabilir ama ekonomi hakkında uzman olmayabilir.

Bir oyuncu çok iyi rol yapabilir ama eğitim konusunda uzman olmayabilir.

Bir içerik üreticisi milyonlarca takipçiye sahip olabilir ama sağlık, bilim veya hukuk konusunda yanlış bilgi verebilir.

Şöhret uzmanlık değildir.

Bu cümle, modern popüler kültürü anlamak için oldukça önemlidir.

Bir insanın tanınması onun her konuda bilgili olduğu anlamına gelmez.

Hayat Tarzı Satmak

Ünlülerin etkisi yalnızca ürünlerle sınırlı değildir.

Bazen bir yaşam tarzı da satılır.

Nasıl giyinileceği.

Nerede yemek yenileceği.

Hangi yerlere gidileceği.

Nasıl konuşulacağı.

Hangi hobilerin “havalı” olduğu.

Nasıl bir evde yaşanması gerektiği.

Nasıl görünülmesi gerektiği.

Bütün bunlar sosyal medya aracılığıyla sürekli karşımıza çıkabilir.

Bir süre sonra yalnızca ürünleri değil, o hayat tarzını da istemeye başlayabiliriz.

Burada önemli olan, insanların farklı hayatları görmesinin kötü olduğunu söylemek değildir.

Farklı hayatları görmek ilham verici olabilir.

Sorun, gördüğümüz hayatı tek doğru hayat olarak kabul etmeye başladığımızda ortaya çıkar.

Çünkü internette gördüğümüz hayatların çoğu seçilmiş görüntülerdir.

Bir insanın seyahat ettiği anı görürüz.

Ama o seyahate ulaşmak için neler yaptığını görmeyebiliriz.

Başarısını görürüz.

Ama başarısızlıklarını görmeyebiliriz.

Güzel evini görürüz.

Ama hayatının diğer taraflarını bilmeyebiliriz.

Bu nedenle başkasının vitriniyle kendi hayatımızın tamamını karşılaştırmak doğru değildir.

Taklit Etmek

İnsanlar sevdikleri kişileri taklit edebilir.

Bu bazen oldukça masumdur.

Bir sanatçının saç stilini beğenmek, bir sporcunun kullandığı ekipmanı merak etmek veya bir oyuncunun giyim tarzından ilham almak normaldir.

Fakat taklit hayatın bütününe yayıldığında insanın kendi kimliğiyle arasındaki bağ zayıflayabilir.

Bir insan sürekli olarak “Onun gibi olmalıyım.” diye düşünürse, zamanla “Ben nasıl biri olmak istiyorum?” sorusunu unutabilir.

Burada popüler kültürün en güçlü etkilerinden biri ortaya çıkar:

İnsanlara yalnızca ne satın almaları gerektiğini değil, kim olmaları gerektiğini de göstermek.

Bu mesaj bazen açıkça verilmez.

Ama görüntülerle verilebilir.

Başarılı insan böyle görünür.

Güzel insan böyle yaşar.

Popüler insan böyle giyinir.

Mutlu insan böyle bir hayat sürer.

Ve insan bunları gördükçe kendisini o görüntülere göre değerlendirebilir.

Ünlüler Kötü mü?

Hayır.

Bu kitabın amacı ünlüleri suçlamak değildir.

Bir sanatçının tanınması onun suçu değildir.

Bir sporcunun milyonlarca hayrana sahip olması kötü değildir.

Bir içerik üreticisinin büyük bir kitleye ulaşması da kötü değildir.

Hatta popüler insanlar bazen toplum üzerinde olumlu etkiler oluşturabilir.

Bir kitap okumayı teşvik edebilirler.

Bilimsel bir konunun daha fazla kişi tarafından öğrenilmesini sağlayabilirler.

Sosyal bir probleme dikkat çekebilirler.

Gençlere ilham verebilirler.

Sanatı daha geniş kitlelere ulaştırabilirler.

Sorun kişinin ünlü olması değil, ünlü olmanın düşünce üzerindeki etkisidir.

Bir insanın tanınmış olması, söylediklerini otomatik olarak doğru yapmamalıdır.

Bir ürünün ünlü biri tarafından kullanılması, onu otomatik olarak kaliteli yapmamalıdır.

Bir yaşam tarzının popüler olması, onu herkes için uygun hâle getirmemelidir.

Gölgeden Çıkmak

Hayran olmakla kendimizi kaybetmek arasında büyük bir fark vardır.

Birini sevebiliriz.

Takip edebiliriz.

İlham alabiliriz.

Onun eserlerini tüketebiliriz.

Ama yine de kendi kararlarımızı verebiliriz.

Belki de sağlıklı hayranlığın sınırı budur.

“Seni örnek alıyorum ama senin kopyan olmak istemiyorum.”

Çünkü insanın amacı başka birinin hayatını yaşamak değil, kendi hayatını kurmaktır.

Bir ünlünün başarısı bize ilham verebilir.

Ama bizim başarımız onun hayatını kopyalamaktan geçmez.

Bir sanatçının müziğini sevebiliriz.

Ama kendi müzik zevkimizin tamamını ona teslim etmek zorunda değiliz.

Bir içerik üreticisinin fikirlerini önemseyebiliriz.

Ama kendi aklımızı kullanmayı bırakmamalıyız.

Sonuçta ünlüler de bizim gibi insanlardır.

Onların da iyi tarafları vardır, eksikleri vardır, hataları vardır ve bilmedikleri şeyler vardır.

Onları insan olarak gördüğümüzde hayranlığımız daha sağlıklı bir hâle gelir.

Çünkü mesele ünlüleri hayatımızdan çıkarmak değildir.

Mesele onların gölgesinde kendi kimliğimizi kaybetmemektir.

Bir başkasını örnek almak kolaydır. Zor olan, ilham aldığın insanlardan öğrendiklerinle kendi yolunu çizebilmektir.

Ve belki de gerçek özgürlük, sevdiğimiz insanları takip edebilmek ama onların hayatını kendi hayatımız sanmamaktır.