8. bölüm · Gölgesinde
Bölüm 8- hayır-
O mesajdan sonra günlerce sustum.
Kaçmadım.
Ama itaat de etmedim.
O sabah evden çıkarken telefonu bilerek masanın üstünde bıraktım.
Ekranı kapalıydı.
Sessizdi.
İlk kez beni izleyen gözlerden biri eksikti.
Yürürken başımı eğmedim.
Arkamı kontrol etmedim.
Bilerek, isteyerek, kendi yolumu seçtim.
On beş dakika sonra bir araba önümde durdu.
Camı indi.
İçindeki adamın sesi sakindi.
“Yanlış yoldasınız.”
Gülümsedim.
Bu kez içimden gelerek.
“Hayır,” dedim.
“Ben doğru yoldayım.”
Adam cevap vermedi.
Ama geri de çekilmedi.
Kalabalığa yöneldim.
En gürültülü meydana.
İnsanların içine.
Ve işte o an…
telefonum olmadığı halde,
çağrıldığımı hissettim.
Bir kafe camında yansımamın arkasında bir siluet gördüm.
Bana bakmıyordu.
Ama beni bırakmıyordu.
Masama bir kahve bırakıldı.
Ben istememiştim.
Altına katlanmış bir peçete vardı.
El yazısı netti.
“Telefonsuz da olsan,
ulaşırım.”
Kalbim hızlandı.
Ama elim titremedi.
Peçetenin arkasına tek kelime yazdım:
“Hayır.”
Kalktım.
Kahveye dokunmadım.
Arkama bakmadan çıktım.
O an şunu biliyordum:
Bu, artık küçük bir karşı koyuş değildi.
Bu, açık bir çizgiydi.
Ve Kerem…
Beni ilk kez gerçekten duymuştu.
