20. bölüm · Gölgesinde

Bölüm 20

Cemre .

İnsan yaptığı şeyi savunmak zorunda hissediyorsa,
orada bir sorun vardır.
Ama ben buna sorun demedim.
Ben buna önlem dedim.
Güneş o gün benden uzak durmadı.
Ama eskisi gibi de değildi.
Bu fark…
canımı yaktı.
Kendime şunu söyledim:
Bu onun güvenliği için.
Bu ev, bu şehir, bu hayat…
Her şey tehlikelerle dolu.
Benim bildiğim şeyler vardı.
Onun bilmediği.
O mutfakta çay yaparken
onu izledim.
Rahat hareket ediyordu.
Korkmuyordu.
İşte hata buydu.
Korkmayan biri,
tehlikeyi hafife alır.
“Kapıyı kilitlemem seni rahatsız etti mi?” diye sordum.
Sanki cevabı bilmiyormuşum gibi.
Durdu.
Bardağı tezgâha bıraktı.
“Rahatsız etti,” dedi.
Ama sesinde suçlama yoktu.
Bu daha ağırdı.
“Bunu yapmak zorundaydım,” dedim.
“Beni anlamıyorsun.”
“Anlamaya çalışıyorum,” dedi.
“Ama sen açıklamıyorsun.”
İşte burada
haklı olduğumu düşündüm.
Açıklarsam
onu korkutacaktım.
Korkutursam
benden uzaklaşacaktı.
O yüzden susmayı seçtim.
Ve suskunluğumu
doğru sanmaya başladım.
Kendime gerekçeler buldum.
Onu seviyorum.
O yüzden dikkatliyim.
Herkes böyle olur.
Ama içimde bir ses
ısrarla fısıldıyordu:
Bu sevgi değil.
Sesi bastırdım.
Akşam olduğunda
Güneş koltukta oturuyordu.
Televizyon açıktı ama bakmıyordu.
Yanına oturdum.
Aramızda boşluk bıraktım.
“Burada güvendesin,” dedim.
“Bunu sağlamak benim sorumluluğum.”
Bana döndü.
“Ben çocuk değilim,” dedi.
“Güvenlik, özgürlükle çelişmemeli.”
Bu cümle
beni rahatsız etti.
Çünkü haklıydı.
Ama haklı olduğunu kabul edersem
yaptığım her şeyin adı değişecekti.
O gece uyumadan önce
kapıyı kontrol ettim.
Kilitliydi.
Rahatladım.
Ve işte o an
şunu fark ettim:
Ben artık onun rahatlığını değil,
kendi huzurumu koruyordum.
Ama bunu
kendime itiraf etmedim.
Çünkü insan
bir kez yanlış yaptığını kabul ederse,
bir daha asla aynı kişi olamaz.
Ben hâlâ
doğru tarafta olduğuma inanmak istiyordum.
Ve bu inanç,
beni bir sonraki hataya
hazırlıyordu.