Gölgelerin Oyunu kitap kapağı

1. bölüm / 7

Gölgelerin Oyunu

1.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Subaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 1.Bölüm

Sıradan bir sabahtı sanki,ama bir değişiklik vardı.Yapraklar bile rüzgarla birlikte dans etmiyordu.Bugün Emily’nin kızlarının 1.yaş doğum günüydü.Onlar Mary,Bella ve Melissa.Onlar üçüz ve birbirlerini çok seven küçük kardeşlerdi.Ailecek durumları neredeyse hiç iyi olmasada çok mutlu bir ailelerdi.Emily zaman durmuş gibi hissediyordu sanki biri zamanı ileriye almıştı.Kızları daha dün doğmuşlardı sanki,kızları James ailesi yani bu mutlu aile Elirues,Krallığında yaşıyorlardı.Kızlarını ölüm zamanına kadar koruyacaklarına Mark ile ant içtiler

Emily,eskiden bir güvenlik olarak biliniyor ve otuz yaşında.Mark ise onun güvenlik yaptığı yerde iş arkadaşıydı.Kaç yıl önce evlendiler ama çocukları olmamıştı.Geçen sabrın ardından geçen sene üçüz kızları oldu.Kızlar artık 1 yaşında idiler.Mark ve Emily onları kendi canlarından daha çok seviyorlardı.Fakat bir sorun vardı,Bella onlara hiç benzemiyordu.Adeta sanki başka birinin çocuğu gibiydi ama kan grupları aynıydı.Emily ile Mark bunu çok sorgulayıp doktorlara hatta uzmanlara,hemşirelere bile sordular ama onlar önemsemiyordu.Emily ve Mark bunu artık sorun olarak görmüyorlardı.Kendi hallerinde çocukları için çalışan bir normal aile gibi ama Eluries Krallığında yaşadıklarını sanırım unutmuşlardı.Bu Krallık diğerlerinden çok farklıydı,her şeyinden ve her zaman.Yakın olmasada bu Krallığın altındaki sırrı öğreniceklerdi ama kim bilir ne zaman belkide ömür yüzyıllar sürerse ondan bile fazlası olabilir.Kızları daha yeni bir yaşına girdikleri için onlara oyuncaklar almışlardı ama biraz farklılardı. Mary’e ok ve yay,
Bella’ya ise bir kılıç,Melissa’ya ise kırmızı güllerle ve çiçeklerle dolu bir taç.Ama bunları nasıl aldıkları belirsiz sonuçta durumları kötü değilmiydi ve neden bu kadar tehlikeli oyuncaklar almışlardı?Oyuncak değil gibi aslında sanırım daha bir yaşında almıştılar.Ama bunu önemsemiyordu.Çocuklarının ilk kelimesi babamı annemi olacak?Diye beklerken ilk kelimeleri Emily ve Mark’ın onlara aldığı bu eşyalar oldu bu biraz değişik olsada sonuçta burası Eluries Krallığı burda neredeyse hiçbir şey imkansız değidir……….(tahta geçmek bile)
Emily ile Mark içeri gitti.Doğum günlerine özel onlara aldığı hediyelerle oyun oynuyorlardı.Şuan çok eğleniyorlar ve oyun oynuyorlardı.Kızlarının onların yokluğuna alışması için onlara bakıcı tuttular.Her zaman eve gelip yemeklerini hazırlayıp yediriyor,onlarla oyun oynuyor,onları banyo yaptırıp zamanında onlar için her şeyi yapıyor.Emily ve Mark üçüzler için doğru bir bakıcı tuttuklarını düşünüyordu.Üçüzler henüz daha çok küçük aslında onlara anne ve babasının daha çok ilgi göstermesi lazım.
Emily:Biz işe gidiyoruz Masie onlara iyi bak.
Masie:Tabi efendim siz gönül rahatlığı ile yeniden işe gidebilirsiniz.
Emily:Hadi çıkalım Mark!İki saattir seni bekliyorum ya naptın o kadar?
(Mark içeri gelir)
Mark:Abartma abartma geldim hadi çıkalım.
Mark ve Emily işe giderler Masie ise onlara her zamanki gibi bakıyordu.Bir telefon geldi.Masie telefonu açtı.
Masie:Efendim,noldu hemen geliyorum!
Masie çocukları evde yalnız bırakmak zorunda kalmıştı.Tereddüt ediyordu.Ailesinden biri tehlikeli bir virüs kapmıştı üçüzleri götürürse hastalık kapabilirlerdi.Bu yüzden evde bıraktı.
Masie aile akrabasını hastaneye ziyaret etmeye giderken,evde üçüzler oyun oynuyorlardı.Üçüzler ağlamaya başladı.Melissa bir anda sobanın yanık olduğunu gördü.
Sonuçta bir yaşında sobayı söndürmeyi akıl edemeyecek yaşta idi.Üçüzler sobayı iteledi ve ateş kendini yerdeki tahtalara püskürdü.Ortalık cehenneme dönüşmüş gibiydi.
Evdeki yangın büyüdükçe büyüyordu.Şans eseri yoldan geçen biri yangını gördü ve itfaiyeye haber verdi.İtfaiye geldikten sonra ateş sönmeye yüz tuttu.İçeri giren itfaiye personelleri içerde üçüz bebeklerin olduğunu farkettiler.Hemen olay yerinden üçüzlerimizi alıp hastaneye gittiler.
Üçüzler muayene olduktan sonra bebek odasına götürdüler.Emily ve Mark’a ulaşmayı başaran o şans eseri yoldan geçen kişiydi.
Selia:Merhaba Emily James’lamı görüşüyorum?
Emily:Evet,Emily James benim bir sorun mu var?
Selia:Sizin evinizde bir yangın çıkmış,ben yangını görür görmez itfaiyeye haber verdim.Çocuklarınız şuan hastanedeler.Bilgilenmek isteyebileceğinizi düşündüm.
Emily:Evde bakıcımızda vardı.O nasıl?
Selia:Emily hanım itfaiye personelleri zaten yangın çoğunlaşmadan önce yangını söndürdüler.Evde kimse yoktu,üçüzlerinizden başka.

Emily:Teşekkür ederim,ben onu bizzat kendi telefonumdan arayacağım.
Selia Emily ile görüşmesini bitirdikten sonra kendi işine devam etti.Emily hem çok üzgündü hemde gözlerinden öfke fışkırıyordu.Emily intikamını elinde sonunda alacaktı,bir yandan dediğmiz gibi üzgündü.
Zaten durumları çok kötüydü,evlerinin kirasını bile zor ödüyorlardı.Faturaları bile onlar için çok büyük bir sorundu ve de ailecek neredeyse onlar çalışsa bir yılda kadar sürede toplayabilecekleri borçları vardı.
Hemen bu konuyu Mark’a anlattı ve birlikte koşa koşa aynı zamanda da ağlayarak onunla birliktede gözleri öfkeyle dolu bir şekilde hastaneye gittiler.Doktora durumlarını sordular.
Doktor iyi olduklarını sadece birkaç saatliğine önlem amaçlı hastanede kalacaklarını söylediler.Emily ve Mark kantine gidip oturmuş düşünüyorlardı.Emily hemen Masie’yi arayacaktı,ona hiç güvenmemeleri lazımdı.
Emily:SEN NERDESİN SENİ APTAL,NE YAPTIĞININ FARKINDA MISIN?
Masie:E-Emily hanım burda ne oldu?Yani e-evinizde?...
Masie sanırım geri dönmüştü büyük bir suçluluk hissediyordu.
Emily:Çocuklar nasıl evde tek başına bırakırsın!
Masie:Özür dilerim efendim bir daha olmayacak.
Emily:Özür dilemen bir şey değiştirmiyor!Kovuldun,zaten yeterinceye kadar borcumuz vardı herkese.Şimdi ne yaparız biz bir düşün istersen!Bu numarayıda daha arama yoksa canını kurtarmak için yerin dibine bile gidersin!
Masie hızlıca telefonu kapatır.İçinde büyük bir pişmanlık ve üzüntü vardı,sanki kalbine bıçaklar saplanıyordu.Masie neye uğradığını şaşırmıştı,hızlıca kendi evine doğru koşmaya başladı.Emily’nin gözlerinden öfke akıyordu.Bu işi böyle bitirmeyecekti.Mark ise üzgündü ve Emily’i teselli etmeye çalışıyordu.Bir doktor onları boş bir hasta odasına aldı ve üçüzlerinin durumlarının iyi olduğunu söylediler.
İki gün çabucak geçmişti.Emily ve Mark doktorun yanına gidip çıkabileklermi onu sordular.Doktor onlara yanık kremi ve bir ilacı reçeteye yazdı,ve onlara çıkabileceklerini söyledi.Mark ve Emily çıktıklarında ne yapacaklarını düşünüyorlardı.En azından devlet onlara yardım ediyordu.Mecburen artık üçüzleri de iş yerine götürmek zorunda kalacaklardı
.İş yerlerine gittiler.Şanslarına bugün maaşlarını alacaklardı.En azından eve yiyecek ekmek vb. ve ilaç alabilecekleri bir miktar paraları olacaktı.Garip bir şekilde kızlarına doğum gününde aldığı eşyaların kaybolmadığına sevindiler çünkü artık bu eşyalar onların sembolü haline gelmişti.
Emily ve Mark artık birden fazla zorlukla mücadele etmeye çalışıyolardı.Bu onlar için çok zordu.Katlanamıyolardı.Artık kendi başlarına mücadele edeceklerdi.Emily ve Mark çocuklarını hemen alarak çöp olan eve gittiler.Artık bir enkazda yaşıyorlardı.Zaten kiraları,faturaların hepsinin zor geçindiriyorlardı.Şimdi kızlarını ne bir ekmek alabilecek nede su alabilecek paraları yok.Emily ve Mark artık yeni bir iş bulmaya çalışıyorlardı.Bir iş bulduklarından sonra hemen çalışmaya başlayacaklardı.Emily ve Mark gazeteleri karıştırıyorlardı.Bir iş buldular tam da onlara göreydi.
Hemen iş sahibiyle buluşmaya gittiler ve kabul etti.Artık en azından bir işleri vardı.Sabah olunca derhal işe gidecekti
Emily sabah uyanınca derhal üstündeki kıyafetlerle birlikte dışarı çıktı ve işe doğru gidiyordu.Mark öğle birasında çalışıyordu.
Emily yolda giderken düşünüyordu.
Mark ve Emily üzgünlüğe boğulmuşlardı,çok zorlanıyorlardı.Artık hiçbir şey onları boğulmaktan kurtaramazdı.Melissa,Mary ve Bella olmasaydı onlar için hayatın bir anlamı bile olmayacaktı.İş yerlerine artık üçüzleride götürüyorlardı.Yanmış evlerinin önünde bir enkazı sabitlediler ve orda yaşamaya başladılar.Kızları iş saatileri geldiğinde onlarıda oyuncaklarıyla birlikte götürüyorlardı.Ama bu çok zorluydu.Çünkü patronu ve diğer çalışanlar,rahatsız oluyorlardı.Emily ve Mark onları daha fazla hafta vb. kadar getirirlerse kovulmaya yüz,tutucaklardı.Emily bir gün yolda aceleyle ve koştura koştura elinde diplomalarla birlikte idi ama.Koşarken bir adamla çarpıştılar.Adam zengin gibi gözüküyordu.Gömleği ve giyindiği diğer şeyler tertemiz ve uslüplüydü.Bileğinde altın bir bileklik vardı.Emily o adama çarptıktan sonra pahalı telefonunu düşürdü.Emily dediki:
Emily:Çok özür dilerim,dalgınlığıma geldi,beni lütfen affedin…
Max:Önemli değildi,sonuçta size bir şey olmadı değilmi?Neden bu kadar üzgündünüz?Yoksa banamı öyle geldi?
Emily adamın bu davranışından çok etkilenmişti Mark’tan sonra ilk defa bu kadar anlayışlı bir erkeğe rastlamıştı ona göre.
Emily:Teşekkür ederim,beni affettiğiniz için,bu arada adınız neydi?Benim adım Emily.

Max:Adım Max tanıştığıma memnun oldum.Soruma cevap vermediniz?
Emily bir düşündü,işe geç kalmak üzere idi.Bu yüzden adamın telefon numarasını almak istedi.Çünkü işe geç kalabileceğini ve o yüzden evde veya başka bir yerde başka bir zaman konuşmak istediğini söyledi.Max onu anlayışla karşıladı,ve telefon numarasını verdi.İstediği zaman onu arayabileceğini hatta gece üç bile olsa,gecenin veya sabahın kör saatlerinde bile arasada onu rahatsız etmeyeceğini bilmesini istedi.Emily teşekkür etti,yerde olan kağıtları alarak yeniden yolu işe gitmeye koyuldu.
Bu sırada ise Mark ise üçüzlerle ilgileniyordu enkazın yanında.Emily iş merkezine vardı.Bu gün iş yerlerine yeni bir çalışan gelmişti.Patron onun için normalden aslında daha erken gelmelerini söylemişti.Patron çalışma ofisine girdi,ve birazdan herkese yeni gelen elemanı tanıtacağını söylemişti.Emily o sırada iş merkezine daha yeni ulaşmıştı.Yeni gelen eleman Emily’i gördü.
Cyrus:Merhaba sizde mi burda çalışıyorsunuz? Ben buraya yeni çalışan olarak girdim.Adım Cyrus sizin adınız?
Emily:Benim adım Emily,evet burada çalışıyorum,işe zamanında gelemediğimi düşünüyordum.Öyle değilmi?
Cyrus:Yok aslında,geç kalmadınız ama patron içeride içeri kapıdan giremezsiniz,yoksa ceza yiyebilirsiniz.
Emily:Evet kapıdan giremem,peki daha nasıl girebilirim ki?
Cyrus:Benim bir fikrim var!
Emily,Cyrus’un sırtına görünmüyecek bir şekilde bindi.Elleriyle Cyrus’un vücudunu tutuyordu.Patron Cyrus’u tam çağırdığı anda Cyrus arka kapıdan gizlice girip Emily’i bıraktı.Cyrus burdayım efendim!Diyerek patronun yanına gitti.
Patron:Kendini tanıt Cyrus,Bu yeni eleman arkadaşlar artık bizimle birlikte çalışacak.
Cyrus:Merhaba ben Cyrus,Amerika’da New Yourk’ta doğdum,25 yaşındayım,Bu kadardı.
Patron:Peki kendini tanıttığına göre artık herkes işine başlayabilir ve sende işine başla hadi.
Cyrus hangi masada çalışçağını öğrendiki şansa bak Emily’nin masasının yanındaki masa!Cyrus artık işini Emily ile yapıyordu ve onun sayesinde işi öğrenebilmişti.Öğle arasında Max’le konuştu.Öğle yemeğini Cyrus ile yedi.İş zamanı bitmişti ve Emily taksiye kadar Cyrus’la birlikte sohbet ede ede gidiyorudu.Cyrus ona telefon numarısını verdi.Emily ona 25 yaşında göstermediğini söyledi.Birlikte gülmeye başladılar.Mark'ın onu aramasına rağman çaktırmadan kapatıyordu.Sonunda birlikte sohbet ede ede taksi durağına gelmişlerdi.Emily ve Cyrus vedalaştılar.Emily’de çöp olan enkaz evine gitti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 1beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.