4. bölüm · Gölgelere Düşen Kan Damlaları

Prens Aresle Tanışma

Fallen Angel

"NE EVLİLİK Mİ"
Bunu o kadar sıradan bir şeymiş gibi söyledi ki bi an nutkum tutuldu ben daha düşünmeye fırsat bulamadan küçük kız kardeşim Kasandra lafa atladı ve bağırarak dedi ki

-ANNE PRENS ARES İLE BENİM EVLENCEĞİMİ SÖYLEMİŞTİN NERDEN ÇIKTI ABLAM İLE EVLENDİRMEK

-Bunu sonra konuşuruz karşında kral ve veliaht prens var kendine çekidüzen ver. Sesini kes ve otur.

Olayları hala anlamıyordum Prens Ares kim , neden onunla evleniyorum kız kardeşim niye onu bu kadar istiyor? Ben bunları düşünürken babam lafa girdi:

-Bu konuyu kapatın artık. Aldenorlar çok yakında sarayımıza varacak . Tez vakitte hazırlıklar tamamlansın. Bu konu hakkında daha fazla şikayet istemiyorum .

Babam sözünü bitirdikten sonra işleri olduğunu söyleyip abimle salondan ayrıldı. Abimle bu konu hakkında konuşamamıştım bile , kendimi açıklamak için Kasandraya döndüğümde bana sinirli bir bakış attı ve "afiyet olsun size ben odama gidiyorum " dedi . Annemle baş başa kalmıştık. Anneme dönüp dedim ki

-Neden kimse benim fikrimi almıyor ? Ben tanımadığım bir adamla evlenmek istemiyorum . Prens Ares kim? Kasandra zaten onunla evlenmek istiyorken neden fikrimi bile sormadan beni onunla evlendiriyorsunuz?

Annem ardı ardına sorduğum soruları lafımı kesmeden dinledi ve sonra kendince cevapladı. Hala aklıma yatmamıştı ama konuşmamın fikirlerini değiştirmeyeceğini anlayınca uzatmayıp odama gittim.

Bu konuşmanın ardından tam 4 gün geçmişti . Şu meşhur prensin krallığa gelmesine saatler kalmıştı . Ben de artık durumu kabullenmiş hazırlanmaya başlamıştım. Bıkkın bir şekilde dolabıma yürürken odaya Kiara girdi . Elbisemi seçmemde ve saçımı yapmamda yardımcı oldu. Bu dört gün içinde onunla sürekli sohbet etme fırsatı buldum. Sanki onu önceden tanıyor gibiydim. Bu saraydaki tek dostum oydu . Sohbet ederken saatin nasıl geçtiğini fark etmemiş olacağız ki aşağıdan bir hizmetçi prensin geldiğini haber verdi. Kiarayla konuşurken bunu unutmuştum . Gülen yüzüm tektar asıldı .

Acaba Prens Ares nasıl birisiydi. Kesin çirkin birisi yoksa neden bu kadar acele etsinler ki evlendirmek için . Acaba boyu benden kısa mı ? Yoksa göbeği çok mu büyük? Ya da benden yaşlı mı ? Belkide daha önce evlendi ve çocukları vardı. İçimden bunları düşünürken salona varmıştım bile . İçeriye girmek ve karşılaşacağım manzara beni korkutuyordu. Kaçacak yerim olmadığını anlayınca mecburen salona girdim . Etrafta prense benzer birini ararken kısa boylu göbekli ve düşündüğümden bile çirkin bir adam bana doğru gelmeye başladı . Gözlerim fal taşı gibi açılırken içimden "lütfen bu olmasın lütfen bu olmasın" diyordum

Ares olduğunu düşündüğüm adam elimi tuttu ve bıyıklarından görünmeyen dudaklarına yaklaştırıp öptü . Her ne kadar iğrensemde salondakilerin gözüne batmamak için sesimi çıkartamadım. Adam kafasını kaldırıp tanıştığıma memnun oldum "Prenses Helen" dedi. Ben içimden lanetler ederken kalabalığın arkasından bir ses

-Demek amcam Snorri ile benden önce tanıştınız Prenses Helen

Dedi . Sese doğru döndüğümde ilk fark ettiğim şey bana doğru bakan adamın okyanus mavisi gözleriydi. Yanıma doğru yaklaştıkça ışıkta parlayan sarı saçları dikkatimi çekti ben adamı incecerlen o yanıma yaklaşmıştı bile . Önümde hafifçe eğilerek selam verdiğinde gözlerimiz buluştu . Ardından bana kendini tanıttı :

-Ben Prens Ares , sizin müstakbel eşinizim