5. bölüm · GÖLGELER

5 Bölüm Bağ

Bayan Gölge

İnsanların canını almak çok kolaydır bir kurşuna bakar iş ama o kurşunu kime sıkacağın önemli, ya o kurşun can alacak yada senden can götürücek.

Yalıdan cıkalı yarım saat olmuştu, ama yollar çok kalabalıktı, bizim Jeep ile gidiyorduk sürücü koltuğunda ben vardım, yanımda Asaf, arkamızda diğerleri vardı Uraz hala baygındı Işıl Uraz'ın kanayan omzuna baskı yapıyordu,İlayda kenarda Uraz'ı izliyor içten içe kendini suçluyordu, Kuzey elinde bilgisayar ile güvenlik kameralarını siliyordu. "Daha hızlı sürsene, çok kan kaybetti" ama hızımı bozmadan devam ettim, bu sefer Işıl daha çok bağırdı "Sana diyorum pislik! eğer Uraz ölürse bende seni öldürürüm, bas şu gaza!"
Hızlı gitmiyordum çünkü arkamda sivil polisler vardı, fazla hız yaptığımda kenara çekilme riskine giremem hele de Kor olarak. Asaf telefonundaki konuma bakıp bakıp duruyordu, onları kaçırdığımi zannediyordu "Atlas, sağa dön eve en kısa ordan gideriz" ama onu dinlemedim sola dönüp köprünün altından ilerledim, sivil polisleri arkamdan atlattıktan sonra gazı kökledim, Asaf aban şüpheyle bakmaya başladı, gözlerimi yoldan kesmedim sakin bir ses tonuyla "Sağda çevirme var, ordan gitsek soluğu hapiste alırdık ve sizin eve gitmiyoruz". Bu dediğime bir an şaşırdılar, İlayda bile bakışlarını bana çevirdi
"Sen ne demek istiyorsun, bizim eve gitmeliyiz orada sağlık ekipmanlar-"
"Ordaki ekipmanlar işe yaramaz kurşun çok derinde, ve ayrıca biz eve varmadan zaten ölücek"
Yolun kenarında bir BMW duruyordu ışıkları birkaç defa açıp kapattığında aradığım kişiydi, araba önümden ilerlemeye başladı arkasından onu takip etmeye başladım. Asaf'a doğru baktığımda bana alttan silah doğrultmuştu "Eğer yanlış birşey yaparsan, beynini patlatırım duydun mu?" açıkçası bu tavrı beni etkilemişti, cesareti güzeldi silahı tutarken tereddüt etmeden tutuyordu. Ona baktıktan sonra yönümü yola çevirdim araba biraz ilerledikten sonra orman yoluna ilerledi, arkasından ben ilerledim en sonunda bir eve ulaştık. Arabayı durdurdum önümdeki arabadan adamım inmişti "Onu eve getirin" diyip bende aşağı indim. Adam bana doğru ağır ağır ilerlemeye başladı.
"Atlasım, nerelerdesin be oğlum insan bi arayıp sorar" elini bana uzatınca yaşından dolayı elinş öptüm
"Haklısın Yaman amca kusura bakma biliyorsun işleri" Yaman amca eski askerdi aynı zamanda cephede doktorluk ta yapmıştı, benim ve dayımın eski bir dostudur, 45-50 yaşlarında olmasına rağmen yaşına göre baya dinç. "Neyse e hani nerede hastamız bakalım" Yaman amca arabadan indirilen Uraz'ı görünce bir an şaşırıyor
"Atlas"
"Büyür Yaman amca"
"Arkafaşın dediğin bu mu?" diğerleri Uraz'ı eve çıkarırken Yaman amca hala şaşkınca bakmaya decam ediyordu "Oğlum sen bunu veterinere götürseydin ya, bu ne"
"Amca ne alaka ki"Yaman amca ile adımlarımızı eve çevirdik "Oğlum normal bir insana bir veya 2 sakinleştirici vururum ama buna en az 5 tane vurmam gerek tövbe tövbe sen nereden buluyorsun oğlum böyle insanları ya" ah amcacım keşke bende bilebilsem ama işte hayat beni sınıyor.
Eve geçtiğimizde Uraz'ı koltuğa yatırmışlardı ama boyu uzun olduğundan ayaklatı koltuktan taşıyordu. Yaman amca eline eldivenleri kiyip bütün malzemeleri yanına dizdi, makasla Uraz'ın tişörtünün omuz kısmını kesti, "Kurşun baya bi içeride umarım akciğere yakın değildir" eline bir bez alıp yaranın çevresini silmeye başladı "Kan grubu ne"
"AB Rh Negatif'tir ama onunla aynı kan grubunda değiliz". Kuzey olan biteni arkadan izliyordu, Uraz'ı öylece izliyordu "Ben veririm" dediğinde benle beraber diğerleri ona baktı, bende beklemiyordum Uraz dan nefret ediyordu, elinde olsa onu öldürecek olan Kuzey, onun için kan vermek istiyor. Asaf çatık kaşla Kuzey'i izledi "Sen de ondan nefret ediyordun, ne diye ona yardım etmek istersin ki?". Kuzey sakinliğini koruyarak Yaman amcanın yanına geçti,
"Oğlum Atlas hadi sen al arkadaşlarını diğer odaya geçin bura baya kalabalık oldu hadi" dediğini ikiletmeden oturduğum yerden kalkıp dediği odaya doğru ilerledim, diğerleri de arkamdan içeri girdiğinde kapıyı kapattım. Oda baya büyüktü hatta odada misafir yatağı, banyoda vardı. Dolabın kapağını açıp temiz kıyafetler ve havlu alıp banyoya doğru ilerledim
"Farkında mısın ama Uraz şuan ölüm kalım savaşı veriyor"
"Evet biliyorum"
"Ve senin derdin duş almak mı?"
"Ne yapayım Asaf pis mi durayım?"
Asaf sinirden ne diyeceğini bilemiyor kendini sertçe koltuğa bıraktı, tam bir ergen çocuk gibi davranıyor. "Şurdaki dolapta yiyicek içicek var isterseniz alırsınız" ben banyoya girdiğimde İlayda "Senden birşey yiyeceğime ölürüm daha iyi" dediğini duydum ama kafama takmadım.
Ben duştan çıktıktan sonra herkez hala odadaydı Işıl yatağa kıvrılmış uyuyordu, İlayda ve Asaf koltukta oturuyorlardı. Yanlarında ki tekli koltuğa oturup bşr sigara yaktım basımı arkaya doğru yaslayıp gözlerimi kapadım başım çok ağrıyordu "O adam kim?" diyen İlayda'ya baktım gözlerinin içi kıpkırmızı olmuş, saçı başı dağılmıştı
"Yaman abi doktor"
Dumandan daha çok çektim
"Yalan söylüyorsun" kararlı bir sesle, bu dediğine karşılık oturuşumu düzelttim "Nasıl yalan söylemişim peki bayan çok bilmiş". Yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu "Bu evin olduğu alan satılık hemde zengin birine ve buraya arsa sahibinin onayı olmadan ki bu mümkün değil, ev falan yapılamaz ve" oturduğu yerden doğrulup bir tabloya dokundu ve tablonun yanındaki duvar açıldı, içinden av tüfeği olmak üzere bri sürü silah çıktı. İlayda silahların hepsine baktı sonra da bana baktı "Sakın bana silah koleksiyonu yapıyor deme çünkü dünyada üretimi durmuş olan silahlar bile var ve bu sıradan bir doktor değil". Bu zekası, bu aklı resmen beni etkilemişti ciddiyetimi bozmadan onu izliyordum beni baya bir şaşırttı doğrusu "Yaman Kuzgun, kendisi askerdi, askerdeydekn gazi olarak geri döndü, onun bir kolu robot kol" sigaramı bitirip yeni bir sigara daha yaktım "Eve geldiğinde kız kardeşine tecavüz etmişler, sonra da kız intihar etmiş. Yaman amca buna dayanamayıp kardeşine bunu yapanların hepsini öldürmüş, sonra da paralı bir katil olmuş." Bunu anlatmamla İlayda ile Asaf sadece suratıma baktılar ne konuştular nede nefes alabildiler.
Sigaram bitince koltuktan kalkıp odadan çıktım, içeride Yaman amca Uraz'a dikiş atıyordu, yan tarafta Kuzey uyuyordu "Gel evlat, benim işim de bitti zaten" yanına yaklaştığım birazcık Uraz'a üzülmüş olabilirim "Kurşun hayatı organa çok yakındı zor oldu ama kurtardık bu tosunu" Yaman amca eşyalarını çantasına koymaya başlamıştı ayağa kalkıp elini omzuya koydu.
"Bak evlat sen ve Kuzey de benim evlatlarım sayılırsınız size her zaman yardım ederim ama Atlas, vazgeç oğlum daha gençsin, hayatını yaşamalı ve yeni yer-"
"Ne yapmam gerekiyor"
Yaman amca bıkkın bir iç cekti bu iç çekmesini biliyordum, benim sorumu da biliyordu "MORS sana yarın haber verecek, o zamana kadar burda kalabilirsiniz."

5 Yıl Önce
Ben 18 yaşında yeni yeni Kor unvanını duyurmuştum, artık haberlerde sıradan bir cinayet olarak çıkmıyor seri katil olarak aranıyordum, ama hala gerçekte kim olduğumu bilen yoktu, yani ben öyle sanıyordum.
Gündüz kulağımda kulaklık ile sokakta yürüyordum birden yanıma bir araba durdu, daha ben ne olduğunu anlayamadan bir grup adam indi, onları o zaman polis sanıp koşmaya başladım, arkama bile bakmadan koşuyordum yoldaki insanlara çarpa çarpa koşuyordum. Sokağın sonunda bir ara sokağa girmiştim ama en büyük hatam buydu yol çıkmaz sokaktı. Arkamda 5 takım elbiseli adam duruyordu, koşmaktan hepsi nefes nefese kalmıştı "Bu velet ne koşturdu bizi" diyen bir adam bana doğru ilerlemeye başladı "Şimdi evlat zorluk çıkarmadan bizimle gel" adam ellerini omuzlarıma koyduğunda ellerim ile kollarını tutup dizim ile adamın çenesine sertçe vurdum, adam geri geri çekilirken bu sefer diğer adamlar üstüme gelmeyw başladılar. İlk adamın suratına yumruk indirip diğer adama savurdum, beklemediğim anda bir adam suratıma yumruk indirmişti, hemen kendimi toparlayıp kenardan bir cubuk alıp adamın kafasına indirdim ama arkamı açıkta bırakmıştım,arkamdaki adam kafama kalın bir cubuk vurup beni bayıltmıştı.

Gözlerimi açtığımda bir sandalyeye zincirle bağlıydım, karşımdaki sandalyede başka bir adam oturuyordu, elinde sigarayla beni izliyordu yüzünü secemiyorum cünkü karanlık bir köşede oturuyordu kalın boğuk bir sesle "Kusura bakma seni daha güzel ağırlamak isterdim" sigarasını bir daha içine cekti karanlık olmasına rağmen bana baktığını hissediyordum "Siz kimsiniz, neden ben buradayım?" adam sakin bir sesle gülmeye başladı, sigarasını bitirip yanındaki masadan bir dosta aldı "Sen bizi bilmiyorsun ama biz seni biliyoruz Kor" dediğinde güldüğünü hissediyordum "Nasıl anladınız "adaam oturduğu sandalyeden kalkıp bir ışık açtı, odada ışık açılınca bir an gözlerimi açamadım, sonra gözlerim alıştığında karşımdakş adana baktım 30 veya 35 yaşlarında siyah saçlı sert cene hatlatı olan adam vardı. Ama dikkatimi çeken sol gözündeki göz bandıydı, altın işlemeliydi
"Ben adımı söylemem, ama bana Voron de. Diyeceksin ben neredeyim, sen kimsin falan, bizler de buradaki insanlar da aynı senin gibiler Kor hepsi birer suikastçı,hepsi birer kana susamış canavarlar-"
"Ben ne canavar nede katilim, benim bir amacım var sizin gibi zevk için adam öldürmüyorum"
Bu dediğime Voron şaşırmıştı yapmacık bir üzüntüyle elini suratına yerleştirdi "Ah çocuğum afedersin sen katil değilsin ki, alt tarafı 15 kişiyi öldürüp sonra da onları yakan bir katilciksin, afedersin benim hatam"
"Hep siz soru sordunuz sıra bende siz kimsiniz neden beni kaçırıp sandalyeye zincirlediniz?" adam yüzündeki alaycı tavrı bırakıp çiddi bir yüz ifadesi takındı "Bizim adımız MORS Latince anlamı ölüm demek.Bugünden itibaren bir seçimin var.Ya sıradan biri olarak yaşamaya devam edersin...ya da Mors'a katılır, dünyanın en ölümcül suikastçılarından biri olursun." bunu dediğinde yüzünde hiçbir mimik oynamıyordu, bu benim için bir fırsat olabilirdi.
"Karar senin. Ama unutma... Mors'a girenler bir daha asla eskisi gibi olmaz." ellerimdeki zincirleri çözdükten sonra karşıma geri oturdu ve bana bir zarf uzattı,koyu kadife mor bir zarf, altın sarısı işlemeli ve kafatası müğrü vardı.
"Karar senin ne diyorsun ?"
"Kabul ediyorum"
Adam memnun bir ifadeyle elini bana uzattı "O zaman ailemize hoşgeldin Kor"