5. bölüm · Gölgedeki Yıldız ✨

Gölgedeki Yıldız ✨

Kim Seungmin

Bölüm 4 — Sekizinci Üye
Min Seo fotoğrafı uzun süre elinde tuttu.
Ji Ah'ın üzerinin çizilmiş olması tesadüf olamazdı.
Ama notun son cümlesi aklından çıkmıyordu:
“Asıl tehlike sandığın kişi değil.”
Min Seo fotoğrafı cebine koydu ve hızla kulise geri döndü.
Kapıyı açtığında diğer üyeler hâlâ içerideydi.
Da Eun koltuğa uzanmış, “Sonunda geldin!” dedi.
“Biraz kayboldum,” diye cevap verdi Min Seo.
Hae In gülerek, “Senin yön duygun gerçekten korkunç,” dedi.
Herkes gülerken Min Seo da gülümsedi.
Fakat gözleri Ji Ah'ı arıyordu.
Ji Ah aynanın önünde sessizce oturuyordu.
Min Seo onun yanına yaklaşmak istediği sırada Ji Woo seslendi:
“Yarın sabah erkenden prova var. Hepiniz unutmayın!”
“Unutmayız!” diye cevap verdi Yeo Bin.
Kısa süre sonra üyeler odadan ayrılmaya başladı.
En son Min Seo ve Ji Ah kaldı.
Ji Ah çantasını aldı.
“Ben gidiyorum.”
Min Seo onu durdurdu.
“Ji Ah.”
Ji Ah arkasına döndü.
“Efendim?”
Min Seo birkaç saniye düşündü.
“Az önce çatıdaki olay için... özür dilerim.”
Ji Ah'ın yüzündeki sert ifade biraz yumuşadı.
“Bana hâlâ her şeyi anlatmıyorsun.”
“Biliyorum.”
“Peki bir gün anlatacak mısın?”
Min Seo başını salladı.
“Evet.”
Ji Ah küçük bir gülümsemeyle cevap verdi.
“Tamam. O günü bekleyeceğim.”
Kapı kapandı.
Min Seo derin bir nefes aldı.
Tam o anda odadaki televizyon kendi kendine açıldı.
Ekranda siyah bir görüntü belirdi.
Ardından bir yazı çıktı:
“Güven testinin ilk aşaması başladı.”
Min Seo donup kaldı.
Ekranda REBEL üyelerinin isimleri sırayla görünmeye başladı.
Ji Woo.
Seo Yeon.
Hae In.
Da Eun.
Yeo Bin.
Minji.
Ji Ah.
Sonra ekran karardı.
Min Seo bekledi.
Birkaç saniye sonra son isim belirdi.
Min Seo.
Altında tek bir cümle vardı:
“Sekizinci üye de hedef.”
Min Seo'nun yüzündeki ifade değişti.
Demek mesele yalnızca grubun içindeki biri değildi.
REBEL'in tamamı tehlikedeydi.
Telefonu yeniden titredi.
Bu kez gelen mesaj farklıydı:
“Yarın saat 08.00'de prova salonunda buluş. Tek başına gelme.”
Min Seo kaşlarını çattı.
Mesajın sonundaki imzaya baktı.
— A
“A...” diye fısıldadı.
Bu harf bir isim olabilir miydi?
Bir kod adı mıydı?
Yoksa...
Min Seo'nun aklına bir ihtimal geldi.
Çatıdaki yabancı.
Tam telefonu cebine koyacakken koridordan bir ses duyuldu.
Ayak sesleri.
Birisi hâlâ binadaydı.
Min Seo kapıya yaklaştı.
Kapıyı yavaşça açtı.
Koridor boştu.
Fakat yerde küçük bir REBEL anahtarlığı duruyordu.
Min Seo onu eline aldı.
Anahtarlığın arkasında minicik bir yazı vardı:
“Sekiz kişiden biri yalan söylüyor.”
Min Seo'nun kalbi hızlandı.
Ve ilk kez şu soruyu düşündü:
“Acaba hain gerçekten içimizden biri mi?