20. bölüm · Gölge Prensesin Yükselişi

Zaferlerin Sonuçları

Gizem Yüksel

Taht odasının kapıları sonuna kadar açıldı. Gelenin kim olduğunu bildiğim için hiç istifimi bozmadan tahtta oturmaya devam ettim. Lena koşarak yanıma geldi. Siyah saçları koştukça sallanıyordu, tıpkı bana benziyordu. İkizlerimiz yedi yaşındaydı, oğlumuz Leo henüz uyanmamış olmalıydı. Bir de küçük kızımız Lili vardı, henüz altı aylıktı. O kardeşlerine ve bize benzemiyordu, tıpkı teyzesiydi. Soraya ve Kaelion da odaya girince Demon'un nerede olduğunu merak ettim. Kahvaltı saattiydi burada olması gerekiyordu. Görmek için tahtta iyice dikleştim ve içeriye giren siyahlar içindeki Demon'u gördüm. İstemsizce iç çektim, yıllar aşkımızı eskitememişti. Aksine güçlendirmişti. O benim yalnızca kocam değildi. Bana hem koca,hem baba, hemde anne olmuştu. Ona olan sevgim azalmamış aksine artmıştı. Çocuklarımıza da harika bir baba olmuştu, yeri geldiğinde Leo ile kılıç takımı yapar yeri geldiğinde Lena ile çay saati yapardı. Bir gün odaya girdiğimde Demon'u makyajlı ve saçları bağlanmış görmüştüm. Halk muhtemelen krallarının bunu yaptığına asla inanmazdı. Demin babalikta iyi olduğu kadar da kral olmakta iyidi, başta elbette eksikleri vardı. Önce derlerini aldı sonra onları uyguladı. Genelde savaş stratejileriyle ilgilenirdi. Hayatımızdaki tek değişik kral ve kraliçe olmak ve çocuklarımızın olması değildi. Kaelion ve Sıraya evlenmişti, Soraya şuan beş aylık hamileydi, umarım kızları olurdu. Teyze olacak olmanın heyecenini yaşarken bir gün Umbrazar beni alıp bir mağaraya götürmüştü. Mağaradaki beş yumurta beni sola uğratmıştı çünkü o ve Silver dişiydi. Ama bildiğimiz herşeyin yalan olduğu gibi djyardaki tek ejderhaların Umbrazar ve Siliver olduğu da yalandı. Diyarda çeşitli boylarda ve renklerde bir sürü ejderha vardı. Silver ise üç ejderha yavrusunun annesiydi, o yavruları saklamayı tercih etmişti. Herşeye rağmen çok mutluyduk. İyiydik, hak ettiğimiz yerdeydik ve en önemlisi bir aradaydık. Leo odaya girince tamamlandığımız için masaya geçtik. Herkes birbiriyle sohbet ediyorken ben yalnızca gülümseyerek onları izliyordum. Kaderin bizimle ilgili planları neydi, bize gelecekte ne olacaktı bilmiyordum ama şuan elimde olanın kıymetini biliyordum. Bilmeyi öğrenmiştim, öğrenmiştik. Leo yemek yemekten nefret ederdi, Demin her sofrada Leo'nun ağzına zorla birşeyler sıkıştırırdı. Kucağımdaki Lili sürekli elbisemi çekiştirip duruyordu, anlaşılan o da kendi payına düşeni istiyordu. Kendilerini gülümseyerek izlediğimi gören Demin "Ne oldu canım?", diye sordu. İç çektim ama bu mutluluk iç çekmesiydi. Omuzlarımı silktim "Hiç ailemi izliyorum" dedim. Hepsi bana bakıp güldü. Kader bize kötü şeyler planlıyorsa gerekirse bu planı değiştirecektim. Ailemizi bir arada tutacaktım. Kardeşin kardeşe düşman olmasına engel olacaktım. Halkımızın en iyi şekilde yaşamasını sağlayacaktım. En önemlisi çocuklarıma asla ihanet etmemeyi öğretecektim, onlara iyi bir hayat verecektim.