14. bölüm · Gölge Prensesin Yükselişi

Freya'nın Güveni

Gizem Yüksel

Demon gözyaşlarını silerek” Gir " dedi. Kahvaltımız gelmişti Demon sert bir şekilde” Masaya bırak ve çık" genç kafa salladı ve çıktı Demon ardından kapıyı kilitledi “Acıkmışsındır siyah inci otur hadi birlikte ilk kahvaltımızı yapalım" dedi, kafamı sallayıp gülümsedim “Tamam müstakbel eşim" dedim ve sırtım. Masaya karşılıklı oturduk Demon hızlıca yiyordu kahvaltıyı yapıp masadan kalktık. Demon "Yapacak bir isimiz yok uyuyalım mı “evet" dedim. “Üzerimi değiştireceğim Demon arkanı dön" Demon bir kahkaha attı. Yarın evleneceğiz Freya "isyan eder gibi söylemişti.” Ama yarın" üstümü hızla değiştirdim bileklerimde pembe bir gecelik giydim.Demon gözlerini açarak "Pembe mi?" şaşırmış görüküyordu.Elerimi belime koydum "Güçlü olmam pembe giymeyeceğim anlamına gelmez Demon " Demon sırıtıyordu. “İstediğin rengi giy hepsi sana çok yakışıyor siyah incim" yatağa girdim gözlerimi kapattım.Uyandığımızda sarılır haldeydik Demon hala uyuyordu kalkmamaya onu izlemeye karar verdim nefes alisini kapalı gözlerini her şeyine tekrar tekrar baktım. Demon gözlerini açtı ve bağırarak” Freya bugün evleneceğiz" gülümsedim “Bizi kim evlendirecek" Demon yataktan kalktı üzerini değiştirdi odadan çıkacakken "Kapın kilitli olsun ben bizi evlendirecek kişiyi bulup geleceğim ha birde sana beyaz bir elbise gönderirim onu giy" kafamı olumlu anlamda salladım” Tamam Demon" Demon odadan çıktı .Öğlen olmuştu ama Demon hale gelmemişti. Kapı tıklatıldı elbisem geldi diye düşünüp kapıyı gülerek açtım. Karşımda dört tane adam vardı adamların ikisi kollarımı tutu "Bırak" diye bağırdım beni merdivenlerden zorla indirdiler “Benden ne istiyorsunuz bırakın Demon yardım et "diye bağırdım adam kılıcını çıkarıp "Sesini kes yoksa ben kafanı keserim" Dedi ve kılıcı boğazıma tutu kafamı salladım "tamam ama benden ne istiyorsunuz adamlar cevap vermedi beni ormana doğru sürüklüyorlardı. Bana ne yapacaklardı muhafız olduklarını düşünmüyordum ya da zırhlarını giymemişlerdi. Etrafıma bakındım Demon neredeydi beni bırakmış olamazdı değilmi. Yürümeye devam ederken önümüzdeki adamlardan birinin kafasına bir ok saplandı hızla arkamı döndüm pelerini ve yüzündeki peçesiyle sadece gözleri görüküyordu yeşil gözlerinden hemen tanıdım o benim Demon’umdu. Adamlardan biri beni tutmaya devam ederken diğerleri kılıcını çekip Demon’a saldırdı Demon bir oku daha serbest bıraktı ok adamın boğazını yarıp geçti. Arkamdan tutan adamın burnuna kafamı geriye atarak bir darbe indirdim adam tutusunu gevşettiği anda serbest kaldım üstümde silah yoktu ve gecelik giyildi onunla dövüşemezdim. Demon adamla dövüşüyordu bir kılıç darbesiyle adamın karnını yardı organları dışarı döküldü Demon’a bakarken adam arkamdan saçımı tutu ve bıçağı boğazıma dayadı Demon’a bakıp"Silahini at yoksa kız ölür Demon kafasını salladı "Tamam tamam birşey yapma bırakıyorum silahlarımı diyerek silahlarını atı kaçmak için fırsat kolluyordum ama bıçak boğazıma dayalıydı adam bıçağı biraz daha bastırdı Demon adama yaklaşıyordu ne yaptığını biliyordum adamın gözlerine bakıp gücünü kullanacaktı Demon gittikçe yaklaştı artık yeterli mesafedeydi adamın gözlerinin içine baktı adam bıçağı boğazımdan çekti ve kendi kalbine sapladı. Demon koşarak geldi ve bana sımsıkı sarıldı "Seni kaybettim sandım siyah inci " kafa salladım hayır bu olmayacaktı. Demon” Tavernadan biraz yiyecek silah ve giysi aldım burası güvenli değil gölge dağlarına gideceğiz Moğot bana en başından söylemişti onu dinlemeliydim " Demon’un eli yarama gelince acıyla bağırdım yaram açılmıştı. Ormandan gelen sesle ikimizde o yöne döndük Demon önüme geçerek bana kalkan oldu. “Arkamdan ayrılma siyah inci" yaram çok acıyordu . Yeşillerin arasından Moğot çıktı . Bize bakıp yanımıza doğru geldi “Beklediğimden çabuk oldu" neyden bahsediyordu “Ne" diye sordum Moğot güldü "Aşk " Demon’a baktım peçesini çıkarmış gülümsüyordu. Demon Moğot’a bakarak "Evet efendim" efendimi neden Moğot’a efendim diyordu Moğot bana bakıp "artık herşeyi öğrenme vaktin geldi "Hangi gerçeği" dedim ve Demon’a baktım bana ihanet mi etmişti Moğot. “Konuşmak için kulübeme gidelim" kulübesi çok uzakta olmalıydı Moğot bana bakıp gülümsüyordu ama oldukça korkutucuydu. Demon elimi sımsıkı tutmuştu. Gülümsedi “Merak etme Freya bu gerçekler senin hikâyen" Moğot bizi büyük bir ağacın önüne getirdi. Ağaca üç kere tıklayıp garip kelimeler söyledi ağaç yarıldı Moğot içeri girdi ve bize “Hadi neyi bekliyorsunuz ağacın içinde ilerlemeye başladı. Çok az yürümüştük ama Moğot’un kulübesi ileride gözüküyordu Demon’a baktım yüzü normaldi şaşırmamış görüküyordu Kulübeye vardık Moğot kapıyı açtı içerisi son gördüğümle aynıydı karanlık ve kasvetliydi . Moğot “Oturun" dedi sandalyeyi göstererek Demon oturdu bende aynını yaptım. Moğot’a oturdu herşeyi anlatacağım Freya ama önce kendi hikayemi anlatayım; ben krallıklardan birinde bir zamanlar on dokuz yaşında bir prensestim,güzel,naif,zarif ve akıllı ama babam yüzünden istemediğim evlilik yapmam gerekiyordu bir gün nişanlı olduğum prens geldi onu gördüğüm anda aşık oldum prens de bana yani ben öyle sanıyordum. Prens bir hafta krallığımızda kaldı geri dönme vakti geldiğinde çok üzülmüştüm ama evlenmemize bir ay vardı . Prens gitti ve ben hamile olduğumu öğrendim. Hamile olduğumu prense bir mektupla bildireceğim gün onun krallığından bir mektup geldi prens beni reddettiğini ve başkasıyla evlendiğini yazmıştı . Bu benim için ölüm demekti bende kaçtım herkesin uyuduğu bir akşam kaçtım niyetim yaşamak değildi sadece bebeğimin ve benim ölümünün kendi elimden olmasını istedim ormana gittim ihanetin acısı beni yakıp küle çevirmişti kimseye. duyurmadığım hıçkırıklarımda boğuldum o anda gölgelerin arasından siyah bir yaratık çıktı . Vücudu insan formundaydı ama yüzü teni gözleri siyahtı çok korktum ama kaçmadım kaybedecek bir şeyim yoktu . Karşısında durdum siyah varlık -çok yazık ihanete uğramışsın ama bir teklifim var intikamını almak isterimsin dedi istediğim tek şey buydu kafamı salladım. Evet çok isterim siyah varlık sihriyle bir parşömen yaratı üzerinde bilmediğim yazılar vardı yazıları okuyamıyorum imzala küçüğüm dedi neden diye sordum siyah varlık sana bahsedeceğim güçleri kabul ettiğinin belgesi dedi gözlerimi kararmıştı ne kaybedecektim hiçbir şeyi tamam dedim ve imzaladım siyah varlık anında kayboldu o anda güçlerimi farkettim bir mağaraya sığındım orada yasamaya başladım. Babam kaçtığımı öğrenince prensin krallığına haber verememiş benim yerime halkın önünde bana çok benzeyen bir kızı asmıştı. Halk iffetsiz prensese ölüm diye bağırmıştı . Prensten intikam alacaktım ama nasıl karnımdaki bebek gün geçtikçe buyuyordu. Bebeğimi doğurduğum gün prensin babasının öldüğünü ve onun tahta geçtiğini duydum evlendiği kadında da bir oğulları olmuştu planımı yaptım. Bebeği iyice sarıp yola çıktım iki gün yürüdükten sonra kralın sarayına vardım. Güçlerim sayesinde saraya sizdim hizmetçilerden birinden bebeğin odasını öğrendim. Bebeğin odasına girdiğimde benim bebeğe baktım, mavi gözlü beyaz bir bebekti . Prensesi beşikten aldım yerine benim bebeğimi koydum planım prensesi öldürmekti .Bebeğime son kez veda edip prensesle birlikte kaçtım. Ormanda onu öldürmek için durdurdum ama yüzüne baktığımda ona kıyamadım o masum bir bebekti annesi ve babasının suçunun bedelini ona ödetmeyecektim ben acımasız birisi değildim. Bebeği krallıktaki zengin evlerin olduğu yere götürdüm ve en büyük olanının kapısına biriktim. Kaçtım kral çocuğu aramayacağımdan emindim çünkü bebeğimin üstüne bir not bırakmıştım notta "Gün ışığı" yazıyordu. Prensken bana hep öyle hitap ederdi kızını kaçırdığımı anlayacak onu öldürdüm sanacaktı . Ondan bir kızını almış bir kızını vermiştim . Kral bebeğimin onun olduğundan emindi. O geceden sonra bu kulübeye sığındım . Yıllar beni olması gerektiğinden fazla yıprattı bir cadıya dönmüştüm güzelliğim ,zarafetim her şeyim gitti . İçimdeki boşluk hiçbir zaman dolmadı kalbim hep sızladı . Siyah varlığın bana imzalattığı parşömenden dolayı cadı olmuştum gücün karşılığı buydu ama ben bedelini ödediğim şeyi yapmamıştım intikam kral ve kraliçenin bir kızı daha olmuştu. O doğduğu gün diyar kedere gömülmüş gibiydi onun kötü olacağını anlamıştım. Kızımı korumalıydım. Seneler geçti Kızım ın dokuz yaşına geldi bir gün uyurken Kızımın tehlikede olduğunu gördüm .Kızımı korumalıydım bende Demon’u gönderdim kızımı koruyacaktı yani seni." Kalbim sıkışıyor nefes alamıyordum ben cadının kızı olamazdım. Elerim kitlendi Demon hemen fark edip yanıma koştu “Nefes al Freya " diye bağırıyordu o an gözlerim karardı ve bilincimi kaybettim.