7. bölüm / 20
Gölge Prensesin YükselişiFreya'nın Acısı
Bölümler 20Şu an: Freya'nın Acısı
- 1 Prensesin Yolu1.103 kelime
- 2 Gizli Kıyı1.461 kelime
- 3 Kederin Çeyrek Adımları955 kelime
- 4 Devam557 kelime
- 5 Freya'nın Uyanışı320 kelime
- 6 Gölgenin Çağrısı1.072 kelime
- 7 Freya'nın Acısı1.393 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 İhanet688 kelime
- 9 İhanetin Yıkımı1.787 kelime
- 10 Devam1.014 kelime
- 11 Taverna896 kelime
- 12 Taverna devam544 kelime
- 13 Devam633 kelime
- 14 Freya'nın Güveni1.176 kelime
- 15 Kehanetler ve Lanetler1.730 kelime
- 16 Fırtına Öncesi Yemin1.445 kelime
- 17 Zaferler1.935 kelime
- 18 Zaferler ve Kayıplar820 kelime
- 19 Fetihler1.633 kelime
- 20 Zaferlerin Sonuçları387 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elena'nın öldüğü gece son bir aydır geçirdiğim en kötü geceydi. Annemin ölümünden çok canımı acıtmamıştı ama onu öldüren kişiye duyduğum nefret içimi kemiriyor öfkeden deliye dönüyordum . Sabah Layla'nın odasına gittim.
Güvende olduğundan emin olmalıydım. Kapısını itim gıcırtıyla açıldı . Layla yatağa gömülmüş yatıyordu. Uyanmamıştı. Çok zor şeyler yaşamıştı.
Layla'nın yaşadıklarını hiçbir prenses yaşamamıştır diye dusundum.Kapiyi kapatıp çıktım . Odama geri gittim . Siyah bir elbise giydim. Sade siyah bir elbiseydi saçlarımı topuz yaptım . Güzel kıyafetler giyip sarayda dolaşacak halim yoktu . Kapım tıklatıldı. "Gel" dedim . içeri kralın baş yardımcısı bay Hiro girdi."Kral sizi ve prenses Layla'yı taht odasına bekliyor." Yine ne olmuştu . Kötü birşey olmamasını dileyerek odadan çıktım. Taht odasının kapıları gıcırtıyla açıldı içeri adımımı attığım anda babamın tahtının yanında duran adamı gördüm. Kahverengi saçları ve gözleri vardı oldukça yakışıklıydı. Üzerinde bir soylununki kadar süslü bir takım vardi.Oldukca asil bir adamdı soylu olduğunu duşundum.Kral "Prenses Freya karşında görmüş olduğun kişi Abin Drawel ve tahtın gerçek
varisi önünde eğilebilirsin." Duyduklarım beni hayrete düşürmüş
donup kalmıştım. "Öldüğünü sanıyordum " diyebildim zorlukla "Kral "geçmişte ne olduğu seni ilgilendirmez araştırmaya kalkma tahta sen geçmeyeceksin evlilik konusunda hala kararlıyım ". Tahtın gerçek varisi bu söz canımı yakmıştı. Tahtı
umursamadığımı
zannediyordum. "Taht benimdi" dedim sesim titreyerek. Kral şaşırmış görünüyordu "Bazı şeyler kaybedilince kıymetlenir Freya dikkat et kızım canını da kaybedince kıymete binmesin " dedi ve "Çıkabilirsin". Bunu kral dememişti. Suratıma bakıp sırıtan
ve abim olduğu söylenilen adamdı. Ondan tüm hücrelerime kadar nefret ediyordum . O benim tahtımı almıştı ama bunu sorun etmiyordum . Umbrazar ile onu yenip tahtımı alabilirdim . Taht benim olacaktı. Eğilmem söylenmişti ve eğilecektim. Layla' yı tehlikeye atamazdım . Eğilip çıktım. Kapılar gıcırdadı çürümüşlerdi benim kalbim gibi .Odama hızlı adımlarla çıktım. Keder sarayı ve bizi yutmak istiyor gibiydi. Ve yutacaktı. Karanlık bana huzur veriyordu onu kullanacaktım . Babam ölüp o adam tahta çıktığında ona bir gölge gibi yaklaşacak ve onu öldürecektim. Tabiki bana karşı gelenleri de . Muhafızlar tahta kimin olduğunu önemsemezlerdi. Tahttaki soylu olsun yeterdi onlara. Gece gizlice kaçacak ve Umbrazar'ı bulacaktım.
Bu koca şeyin nerede yaşadığını merak ediyordum ve öğrenecektim. Düşündüm son bir iki aydır döktüğüm gözyaşımı
yılardır dökmemiştim . Kral tahtımı almıştı ama beni evlendirmekten
vazgeçmemişti. Kapı tıklatıldı "Gel" içeri Layla'nın yüzüyle aydınlandı. Onu görmek bana iyi gelmişti. Kıkırdayarak yatağıma oturdu "Sana güzel bir haberim var" meraklanmıştım "Ne anlamında" başımı salladım. "Prens Aldrich 'in annesi kraliçe ölmüş krallıkta yas ilan edilmiş yani evlilik yine ertelendi." Bu habere sevinmeli miydim hayır. "Layla bunun neresi güzel bir haber" annesini kaybetmiş biri olarak nasıl bunu söyleyebiliyordu. Layla
gözlerini devirdi. "Sana güzel bir haber veriyorum teşekkürün bunu" bu habere mutlu olmamıştım hatta kalbimin sızlamasına neden oldu annemi hatırladım .Sana bir daha güzel haber vermeyeceğim" gülümsedim. Ah benim küçük tatlı Layla'm iyiki varsın diye geçirdim içimden. "Başka haberlerim de var" dedi yüzü düşmüştü. "Dinliyorum Layla" yüzüne bakılırsa saçma bir şeydi. "Cenaze için tüm krallıklardan kral ya da kraliçe gitmek zorundaymış yani kral gitmek zorunda" bu duyduklarım beni sinirlendirmişti. Prens Drawel kralın yokluğunu fırsat bilip tahta geçebilirdi. Buna engel
olmalıydım, olacaktım da. Taht benimdi
sonradan ortaya çıkıp sürpriz ben ölmedim ve taht benim. Böyle bir şeye izin veremezdim. Gerekirse bu yolda ölür ve öldürürdüm. Hayal ettim tahta
oturuyordum başımda tacım, arkamda Umbrazar .
Nasıl bir kraliçe olacaktım kesinlikle halkımı yoksulluğa, adaletsizliğe, haksızlığa mağruz bırakmayacağıma söz verdim. Kraliçeliğimi layığıyla
yapacağıma, halkımı koruyup kollayacağıma yemin ettim .Gece yavaş yavaş çökmeye başladı. Ormanda gececi hayvanlar yerlerini almış kurbanlarını bekliyordu. Umbrazar'ı özlemiştim onu arzuluyordum . Gece kadar siyah pullarında ellerimi gezdirmeyi, orman kadar yeşil gözlerine bakmayı diliyordum . Krallığın haritasını aklıma getirdim ,onun gibi bir dev nerede
yaşayabilirdi kimseye görünmeden, acaba ateş püskürtebiliyor
muydu ,ne kadar güçlüydü bu sorular başımı döndürüyordu.Bu gece bu soruların cevabını almaya karar verdim. Dolabıma
ilerledim siyah bir gecelik giydim Layla her an odama gelebilirdi.
Yakalanmamak için gecenin ilerleyen
saatlerinde giyinip gidecektim.
Pencereden dışarı izlemeye koyuldum.
Bir gölge geçti Umbrazar'dı , ona gelmemesini söylemiştim beni dinlemedi.
Gölge saraya yaklaştı ve duvarların hemen arkasına indi." Ne yapıyorsun sen "diye geçirdim içimden. Ejderham aklını kaçırmış olmalıydı. Hemen ahırın çatısına atladım oradan yere hemen duvara tırmandım. Umbrazar beni görünce duvarın altına geldi sırtına atladım. "Ne yaptığını sanıyorsun sana gelmemeni söylemiştim " Umbrazar bir takım sesler çıkarıyordu başka biri olsa bu seslere anlam veremezdi. Ama ben onu anlıyordum "Bende senin için ahmak" Umbrazar bana neden gelmişti.
"Umbrazar sen nerede yaşıyorsun" demek Gölge dağlarıydı. Aeron krallığına çok uzak olmayan sıra dağların ismi Gölge dağlarıydı.
"Umbrazar neyi
bekliy"cümlemi
tamamlayamadan
uçmuştu.Hisettiklerimi oda hissediyor diye düşündüm. "Ne olursa olsun bir daha bu kadar yakına gelme seni ben gördüysem herkes görebilir" bunu demem üzerine Umbrazar'ın çıkardığı seslerden hemen anladım bana isteyerek gözükmüştü . "Neden ben Umbrazar" Gölge, bu ne demekti
anlamadım ama anın tadını çıkarmaya karar verdim. Umbrazar'ın geniş kanatları havada süzülmemizi sağlıyordu. Ne
kadar mükemmel bir varlık olduğunu
düşündüm.
Kanatları, pulu derisi, boynuzları, yeşil gözleri, beni en çok cezbeden yeşil gözleriydi içine dakikalarca, saatlerce, yılarca hatta ve hatta ölene kadar bakabilirdim. Umbrazar uçtu . Gölge dağlara gelmiştik. Yere indi beni yuvasına getirmişti bu beni çok mutlu etti. Bana güvenmiş beni yuvasına getirmişti.
"Umbrazar senin bir gücün var mı?, ateş püskürtebiliyor musun?" cevabı günü geldiğinde öğreneceksindi . Bu yakın bir zamandı. Umbrazar bir mağaraya doğru ilerledi.
Peşinden gelmemi istiyordu. İlerledim mağaraya girdiğimde beni zifiri bir karanlık karşıladı .
Emin olamıyordum gözlerimi ovuşturdum içerisi zifiri olmasına rağmen ben her şeyi net görebiliyordum.
"Umbrazar buda ne "Umbrazar arkasını dönüp bana baktı . Ne ben özlemiydim prenses olmak dışında bir özeliğim yoktu . Mağaranın derinliklerinden bir kahkaha sesi geldi. Yaklaşan kısa şişman siluet net bir şekilde gördüm. "Ah küçüğüm ne kadar kırılgan
ve masumsun bu şekilde düşmanlarını alt edemesin.". Silüet gittikçe yaklaştı karşımda gördüğüm çirkin, yaşlı, kısa boylu, uzun burunlu gözlerinde renk yoktu bembeyazdı o bir cadıydı . Gözlerime inanamıyordum
diyarda efsane olarak adlandırdığımız şeyleri kanlı canlı karşımda görüyordum.
Acaba gerçekten deli miydim?
Cadı "Prenses ben kimsenin olmadığı kadar gerçeğim Umbrazar da öyle ama sen gerçek bir kraliçe olabilecek misin küçüğüm?" Umbrazar'a baktım beni
korumasını istiyordum. Tehlikeli değimliydi bir cadı nasıl tehlikesiz olabilirdi. "Senden korkmuyorum"
cadı kahkahalar attı. Hayatımda duyduğum en çirkin kahkahaydı, tiksinerek yüzümü buruşturdum. "Tanıştığıma memnun oldum Freya ben Moğot "."Benden ne istiyorsun" Umbrazar rahatsızlıkla sesler çıkarıyordu." İyiliğini küçüğüm sadece iyiliğini şimdi beni iyi dinle sakın ama sakın kimseye güvenme ihanet en
yakından gelir, sarayın kütüphanesinde üçüncü rafı ittirirsen bir geçit açılacak bu geçit bir gün işine çok yarayacak sonra teşekkür edersin". Gülümsedim "Çirkin bir cadıya güvenmem aptallık olurdu değil mi?" Cadı kahkaha attı . Kahkahaları sinirlerimi bozmuştu midem çok fena bulanıyor cadının suratına kusmak istiyordum. "Bir gün beni çok iyi anlayacaksın gölgelerin efendisi " gölgelerin efendisi de kimdi.
"Gölgelerin efendisi kim " diye bağırdım cadının arkasından. Cadı" Kim olduğunu bilmeyen bir kahraman kime umut bağlamışız" .
Cadı aniden kayboldu dışarı baktım sabah olmak üzereydi .Umbrazar beni saraya götür çabuk demek istedim ama zaten zihnimi okuyordu. Sırtına bindim Umbrazar'ın dikenli pulları canımı acıtı. Kraliçe olunca buna bir çözüm bulmalıyım diye
düşündüm. Gökyüzünde bulutların arasında süzüldük nasıl olurda bu kadar büyük bir yaratık hiç ses çıkarmadan uçuyordu. Sarayın yakınlarına gediğimizde Umbrazar yere indi sırtından inip kafasını okşadım. Mükemmel pullarını hissettim.
"Sonra görüşürüz Umbrazar"
dedim ve koşmaya başladım. Koşarken
durma ihtiyacı hissetim durup arkaya baktım Umbrazar halen yerdeydi. "Uç Umbrazar neyi beliyorsun" diye bağırdım. Tekrar koşmaya başladım . Sarayın duvarından diğer tarafa tırmandım.Muhafızlarımız oldukça aptaldı ya da ben çok sessizdim. Ahırın çatısına
atladığım anda atlar kişnemeye başladı ses çıkarmıştım . Tabi ya ayağımda botlarım değil prenses ayakkabılarım
vardı. Aptal ayakkabılar diye düşündüm.
Hemen odama girdim .
Muhafızların bağrışmaları geliyordu.
Ayakkabıları çıkardım. Asla kaçtığımdan şüphe etmezlerdi herkes beni aciz bir prenses olarak tanıyordu. Uçarken çok üşümüştüm, hasta olmamak için dua ettim. Zaten sabah oldu uyumaya değmez diye düşündüm. Küveti doldurup içine oturdum sıcak su üşümüş vücudumu ısıttı. Rahatlamaya çalışarak
küvete iyice gömüldüm. Yıkandıktan sonra sudan çıktım kurulanıp dolaba ilerledim.
Elbiselerimden kırmızı olanı seçtim. Kırmızı, siyah yeşile zaafım vardı. Kırmızı elbiseyi giydim kare yakası, balon kolları, korse detayı ile mükemmeldi. Tahtım çalınmadan önce prenseslik ve bütün bu süslü şatafatlı şeylerden bütün kalbimle nefret ediyordum . Ama şimdi bunlar bana güç veriyordu. Tahtı tüm benliğimle tüm hücrelerimle
arzuluyordum.
Tahtımı geri alacağımı biliyordum ama Moğot'un sözleri beni düşündürüyordu. O deli cadıya inanmayacaktım. Kapı tıklatıldı içeriye
Layla girdi. Mavi korseli dekolteli bir elbise giymişti başında gümüş bir taç ile
büyüleyiciydi. "Kral ikimizi huzuruna
çağırmış." Ama kral Itharion kraliçesinin ölümü için Itheria' ya gidecekti. Yani ben öyle sanıyordum bu sabah yola çıkmış olması gerekirdi. Layla ile odamdan çıktık. Taht odasına doğru yürümeye başladık.
Bölüm etkileşimi
