4. bölüm · GİZLİ SAKLI AŞK

SAVAŞ ÇIĞLIĞI

Eflin

Ortam sessizleşmişti, iki grup birbirine bakıyordu. Özellikle Yapay Zeka ve Çelik, Yusuf’a kilitlenmişlerdi. Ancak bu sessizlik uzun sürmedi, çünkü müdür yardımcısı hızla yanımıza doğru geliyordu. Biz “Hoş geldiniz.” falan diyecek diye beklerken, birden ağzından şu cümleler döküldü:

“Sizin ne biçim insanlar olduğunuzu biliyorum. Bir öğrencim sizi anlattı bana. Bana bakın, benim okulumun düzenini bozarsanız, ben de sizin düzeninizi bozarım. Kavga, gürültü istemiyorum, duydunuz mu beni?” dedi sert bir ses tonuyla.

Ardından gözlerini bana dikti. Yüzünde memnuniyetsiz bir ifade vardı. “Hayırdır, düğüne mi geldin? Ne bu kılık kıyafet? Burası okul! Bugün ilk gün olduğu için bir şey demiyorum ama bir daha seni böyle görmeyeceğim!” diye bağırdı. Daha sonra arkasını dönüp hızla uzaklaştı.

Hepimiz donup kalmıştık. Müdür yardımcısının bu tavrı, Yusuf’un kimin tarafında olduğunu anlamamız için yeterli olmuştu. Artık resmen düşman bölgesindeydik.

Bir süre sessiz kaldık, ardından sınıflarımıza doğru ilerlemeye başladık. Benim sınıfım 10-C idi. Ancak derse girmemeye karar verdik. Böylece hem öğretmenlere tek tek kendimizi tanıtmak zorunda kalmaz hem de dikkat çekmeden günü geçirebilirdik.

Ve sonunda o an geldi. Sınıflarımıza gitme vaktiydi.

Yapay Zeka kapıyı tıklattı ve içeri girdik. Ama keşke girmeseydik… Karşımızdaki manzara hiç de hoş değildi. Yusuf ve o aptal arkadaşlarıyla aynı sınıfa düşmüştük.

Salça, gözlerini devirdi ve fısıltıyla “Nasıl ya? Abi bu kadar şanssız olamayız!” dedi. Haklıydı. Bu yaşadıklarımız tamamen saçmalıktan ibaretti.

Yusuf ve arkadaşları, sırıtıp birbirlerine bakış attılar. Kendi aralarında kıkırdamalar başladı. Bizim onlara bulaşmak gibi bir niyetimiz yoktu ama onların rahat duracağı da pek mümkün görünmüyordu.

Tam yerine geçerken Yusuf’un sesi duyuldu: “Vay vay vay, bakın kimler gelmiş! Yeni okulumuzun baş belaları şeref verdi beyler!”

Arkadaşları kahkaha attı. İçimde bir öfke kabardı ama belli etmemeye çalıştım. Arda’nın elini omzuma koyduğunu hissettim, bana sakin olmamı söylüyordu.

Ecrin dişlerini sıktı. “İlk günden başımıza bela almayalım. Görmezden gel.” diye fısıldadı.

Ama Demir, Yusuf’a dik dik bakarak, “Seninle sonra görüşeceğiz.” dedi. Yusuf umursamazca omuz silkti.

Öğretmen içeri girene kadar gerginlik devam etti. İlk ders boyunca kimse tek kelime etmedi ama herkesin içinde bir sıkıntı vardı. Sınıfta geçen her dakika, bu okulda işimizin hiç de kolay olmayacağını hissettiriyordu…

İlk teneffüs çaldığında, Arda hızla yanıma yaklaştı. “Sarı, bizim acilen bir plan yapmamız lazım. Eğer bu şekilde devam ederse, burada huzur bulmamız imkânsız.”

Gözlerimi ona diktim. “Ne yapacağız? Kaçacak değiliz.”

Demir kollarını kavuşturdu. “Bence sadece onların oyununa gelmeyelim. Ama eğer bir şey yaparlarsa, karşılıksız bırakmayacağız.”

Herkes başını salladı. Yusuf ve arkadaşları ise köşede, bize bakarak fısıldaşıyorlardı. Belliydi… Bu savaş yeni başlıyordu.