1. bölüm · GİZLİ SAKLI AŞK
Başlangıç
EFLİN’DEN
Çalan alarm sesiyle gözlerimi açtım. Yine sıradan bir gündü. Okula gitmek için uyanmıştım ama içimde tuhaf bir his vardı. Sanki bugün bir şey olacaktı… ve bu olacak şey hayatımı tamamen değiştirecekti.
Ah, ben size kendimi tanıtmayı unuttum! Ben Eflin. Arkadaşlarım bana Cimbom veya Sarı der.
Arda, Nisa, Merve, Ecrin, Demir ve ben, biz altı kişilik bir arkadaş grubuyuz.
• Arda’ya “Yapay Zeka” deriz çünkü her şeye bir çözüm bulur.
• Nisa, fazla dedikodu yaptığı için “Salça” olarak anılır.
• Merve çok sinirli ve kavgacıdır, kimseye acımaz. Bu yüzden ona “Pulbiber” deriz.
• Ecrin’in mavi gözleri var. Ona “Maviş” deriz ama çoğunlukla “Süslü” diye sesleniriz. En süslümüz odur.
• Demir güçlü biridir, ama sadece fiziksel olarak değil. Hayatta birçok şey yaşadı; aldatıldı, ailesini kaybetti ama yine de dimdik durdu. Ona “Çelik” dememizin sebebi de bu.
Uyanır uyanmaz telefonuma baktım. 15 cevapsız arama. Beş tanesi Süslü’den, on tanesi Salça’dandı. Salça kesin yine bir şeyler anlatmak için aramıştır ama Süslü neden aradı acaba? Merakla Süslü’yü geri aradım, ancak açmadı. “Neyse,” diye düşündüm. “Okulda görüp sorarım.”
Hızlıca hazırlanıp evden çıktım ama tam o sırada Çelik aradı. Telefonda sesi titriyordu. Hayatımı tamamen değiştirecek olan haberi verdi.
Okulumuz yanmıştı.
Koşarak okula gittim. Yaklaştıkça keskin bir yanık kokusu ciğerlerime doldu. Simsiyah duman gökyüzüne yükseliyordu. Önümde, yıllardır içinde güldüğümüz, eğlendiğimiz okuldan geriye sadece küller kalmıştı. Biri okulumuzu yakmıştı.
Demir’in gözleri öfkeden dolmuş, kızarmıştı. Öylece bağırıp duruyordu:
“Nasıl ya? Koskoca okulu kim yakabilir?”
Süslü ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu. “Demir, lütfen… sakin ol,” diye yalvardı. Ama o da en az Demir kadar korkmuştu.
Ben sessizce bir ağacın altına geçtim ve gözyaşlarım yanaklarıma süzüldü. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bu okul benim için çok değerliydi. Her şey bitmiş miydi şimdi?
Sanırım düşündüklerimi fazla yüksek sesle söyledim ki Arda yanıma oturdu. Yumuşak ama kararlı bir sesle konuştu:
“Eflin, yapacak bir şey yok. Hayat devam ediyor. Ne olursa olsun biz hep birlikte kalacağız.”
Başımı kaldırıp ona baktım. “Öyle mi? Gerçekten mi Arda?” Gözlerimi onunkilere kilitledim. “Hatırlıyor musun? Aynı şeyi bir yıl önce de söylemiştin. Ama biz artık altı kişiyiz.”
Sesim titredi. “O günden sonra hiçbir şey aynı olmadı. Evet, hep birbirimizi kolladık, hep destek olduk ama bir şeyi unuttuk, Arda. Biz eğlenmeyi, gülmeyi, mutlu olmayı unuttuk!”
Sözlerim havada asılı kaldı. Arda derin bir nefes aldı, gözlerini kaçırarak konuştu:
“Sarı, bak… Seni anlıyorum ama artık onu unutmalısın. Bir yıl geçti. Hepimiz unutmalıyız. Sadece sen değil… Çünkü o, şu an çok mutlu.”
O son cümlesi mideme yumruk yemişim gibi hissettirdi. “O şu an çok mutlu.”
Gerçekler her zaman can yakar, değil mi?
İlk bölüm olduğu için biraz kısa oldu bu hikayeyi yazarken pis yediliden ilham alarak yazıyorum umarım beğenirsiniz.:>)
