16. bölüm · Gizlenen hisler (abimin arkadaşı-texting)

11.bölüm

Asi Yazarlar

Yatağımda yatarken ellerimi şakaklarıma koyup ovdum. Okuldan geldiğimden beri kendimi yatağa atmıştım, evde kimse yoktu çünkü uzaktan bir akrabamızın düğününe gitmişlerdi. Ben gitmemiştim çünkü başım aşırı derecede ağrıyordu, sanırım hastalanıyordum.

Elimi anlıma doğru götürüp ateşim var mı diye baktığımda ateşimin olduğunu farkettim

Yine mi hasta oldun kızım ya.

Yataktan doğrulduğumda üzerimdeki tişörtün ensesinden tutup üstümden çıkardım ve bir köşeye attım. Yorganı kafama kadar çekip yatağa iyice sinip gözlerimi yumdum.

Biraz uyusam iyi olurdu
.

.

.
Duyduğum seslerle irkilerek gözlerimi açtım, hızla yataktan kalkıp sarsak adımlarla şiddetle çalan kapıya doğru ilerledim kapı kuluna uzanıp kapıyı açtığımda karşımda bir eli havada kalmış diğer elinde ise dosyalar olan bir adet borayla karşılaştım.

O bana şok olmuş bir şekilde bakarken ben ina yarı uykulu yarı korkulu bir şekilde bakıyordum

Hala ayılmadın mı?

Boranın kahve irisleri benim elalarımdan ayrılıp yavaşça aşağı doğru kaydı, gözlerinin aşağı doğru kaymasıyla yukarı çıkması bir oldu
Hızla arkasına dönüp mahalleyi kontrol edip bana döndü ve kolumdan tutarak kendi bedenini ve benim bedenimi içeriye doğru ittirip içeri girdi kapıyı da ardından kapattı
Bir kaç saniye gözlerini yumup sinirle soludu.

Noluyordu?

"Arya bu halin ne senin? Beni çıldırtmak mı istiyorsun?" Dedi gözlerini açarak o sırada bana ne kadar yakın olduğunu farkettim. O hala bana sinirle bakarken kaşlarımı çatıp, hı

"Bora abi sen naptığını sanıyorsun? Kafan mı güzel?" Dedim ters ters bakarak.

"Arya üstüne baksana bir kızım, sen herkese kapıyı böyle mi açıyorsun?" Dedi daha büyük bir sinirle. Bakışlarımı ondan ayırıp yavaşça üst bedenime çevirdim. Yanaklarıma ısı yayılırken kısık sesle küfür ettim, üzerimde sadece sütyen ve borayla dipdibeydik hızla borayı ittirip odama doğru koşturdum.

Biraz daha yakınlaşın annem, ne olacak? Yakınlaşmak güzeldir.

Hızla yere fırlattığım tişörtü kafama geçirdim Boradan ses gelmezken aynanın karşısına geçip kendimi tokatlamaya başladım.

Gerçekten tam bir maldım.

Kendimi tokatlamam bitince odamdan ayrılıp içeriye doğru ilerlemeye başladım, Bora koltukta oturmuş telefona bakıyordu, yanına da getirdigi dosyalarda sehpanın üstündeydi hafifçe öksürüp bakışlarının bana dönmesini sağladım.

"Arya o halin neydi senin?" Dedi sehpaya bırakırken telefonu "hastaydım uyuyordum, üstümde çıkarmıştım sen kapıyı öyle çalınca uyku mahmurluyla açtım." Dedim hafif sinirli bir ses tonuyla bir şey demeden yavaşça ayağa kalktı bana doğru yaklaşmaya başladı ben onun ne yaptığını anlamaya çalışırken elinin tersini anlıma koydu ve ateşimi kontrol etti. İlgili bir sesle "Arya sen yanıyorsun farkındamısın?"

Evet sana yanıyoruz.

Birşey demeden ona sessizce bakmaya devam ettim derin bir iç çekişle kolumdan tutarak koltuğa doğru sürükleyip oturttu, ben naptığını sorgularken o Salondan çıkıp mutfağa doğru ilerledi. Ellerimi şakaklarıma götürüp ovalamaya başladım, başım ağrıyordu.

Elinde ilaç kutularıyla ve suyla solana giren borayla ellerimi şakaklarımdan çektim. Yavaşça yanıma doğru gelip ilaç kutularını ve suyu sehpaya koydu. Elinde kalan hapı bana doğru uzattı, yavaşça elinden alıp dilimin üzerine koydum ardından bana uzattığı suyu alıp kafama diktim.

Hayvan

Bana fazla yakınken yumuşak bir sesle "aç mısın Arya?" Diye sordu onun yakınlığıyla konuşamazken başımı aşağı yukarı salladım

Resmen mala dönmüştüm.

Oda beni başıyla onaylayıp, Salondan çıkıp mutfağa doğru gitti

Anlamdık sankii

Koltukta mayışırken yavaşça gözlerimi kapatıp koltuğa iyice yayıldım.

.

.

.

"Arya, güzelim kalk hadi yemek getirdim." Başımın dibinde dikilmiş adımı söyleyen borayla gözlerimi yavaşça araldım.

Güzelim mi?? Gerçekten güzelin miyizz?

Yattığım yerden yavaşça doğrulup elinde tepsiyle bana bön bön bakan boraya uykulu gözlerimle baktım, uykumun açılması için gözlerimi ovaldım.

Bu sırada borada elindeki sehpaya bırakıp ayakucuma oturdu ben tabiri caizse ona mal gibi bakarken o oturduğu yerde öne kayrak bana biraz daha yaklaştı ilk önce bir kere daha elimi anlıms götürüp ateşime baktı sonra sehpadaki tepsiyi alarak tepsideki çorbaya kaşığını çorbaya daldırdı. Yavaşça çorbaya doğru üfleyip dudaklarımın önüne kadar getirdi.

Nefesim kesildi.

Bir anlığına kalbim durdu.

Yavaşça dudaklarımı araladım, o çorbayı üfleye üfleye bana içirirken ben ona hayranlıkla bakıyordum.

Bu adam fazla mı yakışıklı,

Yunan tanrısından bile daha yakışıklı

.

.

.
____________________________________

Bölüm sonu

Aklımıza hiç senaryo gelmediği için baya geç geldi baya zor yazdık bu bölümü kusura bakmayın lütfen bu kadar geç geldiği için💙

Oy ve yorum yapmayı unutmayın