2. bölüm / 3
GİRDAPSizi hayatta nelerin beklediğini asla bilemezsiniz..
Bölümler 3Şu an: Sizi hayatta nelerin beklediğini asla bilemezsiniz..
- 1 Merhaba Ben Mercan-1660 kelime
- 2 Sizi hayatta nelerin beklediğini asla bilemezsiniz..794 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm-3630 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İkimiz de nefesimizi tuttuk. Babamın sarhoş adımlarının patırtısını duymayı beklerken, kapı biraz daha aralandı ve içeriye loş ışık sızdı. Karşımızda babam değil, elinde boş bir tencereyle yorgunluktan bitap düşmüş annem duruyordu.
Bizi görünce hafifçe irkildi, sonra derin bir iç çekti.
— Mercan, Toprak... Ne yapıyorsunuz burada karanlıkta? Niye içeri girmiyorsunuz?
İkimiz de aynı anda derin bir nefes bıraktık. Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki göğsümden fırlayacak sanmıştım. Toprak elimi daha sıkı sıktı, sonra anneme bakıp dudaklarını büktü. Annem halamlardan boş dönmüştü; yüzündeki o mahcup, çaresiz ifadeden anlamıştık.
— Annem... Dedim, sesim titreyerek. — Babam geldi sandık.
Annem gözlerini kaçırdı, kapının eşiğine oturdu. O incecik, nasırlı elleriyle dizlerini ovaladı.
— Henüz gelmedi. Restoranda arkadaşlarıyla içiyordur yine. Gece yarısından önce gelmez... Ama bu gece yine av var. Hazırlanın, hanginizi götürür bilmem.
Ablam içeriden koşarak yanımıza geldi. Tencerenin boş olduğunu görünce hiçbir şey söylemedi, sadece annemin omuzlarına dokundu. O gece evde yine derin bir sessizlik hâkimdi. Karnımız elmayla biraz olsun yatışmıştı ama ruhumuzdaki o doymayan açlık, korku ve belirsizlik hiç bitmiyordu.
Gece saat 04:00 sularında kapı gürültüyle tekmelendi. Babamın küfürleri daha avludan duyuluyordu. Her zamanki kâbus başlamıştı.
—Kalkın lan! Hanginiz geliyor balığa?
Toprak ile göz göze geldik. O gün ağaçtan düşmüştü, her yeri ağrıyordu. Diğerleri ise uyuma numarası yaptıkları çok belli oluyordu. Öne atıldım:
— Ben geliyorum baba, dedim.
Gideros’un zifiri karanlık denizine doğru yürürken, arkamda bıraktığım o evde annemin sessiz gözyaşlarını ve kardeşlerimin korku dolu nefeslerini hâlâ sırtımda hissediyordum. Ama içimden bir ses, "Bu karanlık elbet bir gün bitecek ve Mercan kendi hikâyesini kendi yazacak," diyordu.
Saat dörde geliyordu. Babam yine bir şeye sinirlenmiş olacak ki kendi kendine söylenip duruyordu. İskeledeki teknenin yanına ulaştığımızda, vakit kaybetmeden ağları yüklemeye başladık. O an deniz bile dalgalıydı; sanki içimdeki öfkeyi sezmiş gibi babama karşı kükrüyor, kıyıyı dövüyordu.
Babam motoru çalıştırdı ve denizin derinliklerine doğru açıldık. Ağları atacağımız noktaya vardığımızda, babamın sert sesi duyuldu:
— Demiri at!
Demiri bırakıp kendimizi dalgaların ortasına sabitledikten sonra sıra ağları atmaya gelmişti. Her şeyi usulüne uygun hazırladım. Bilenler bilir, bu işin bir ritmi ve hızı vardır; saniyenin bile önemi vardır. Aksi takdirde ağ birbirine dolaşır, denize istediğiniz gibi yayılamaz.
Bense o yaşımda, boyumdan büyük o ağır ağı hızlıca savurmaya çalışırken, bir anlık gafletle ayağım iplere takıldı. Kanım dondu. Ağlamaya başladım ama sesimi çıkaramadım. Babama söylesem, belki kurtarırdı ama o öfkeyle beni denize bile atabilirdi. Korkuyla çırpınırken, sanki o devasa ağ canlı bir varlık gibi beni yanına çağırarak birden denizin buzlu derinliklerine çekti.
Ağırlaşan bedenim suların altında hızla kaybolurken, kulaklarımı sağır eden o uğultunun içinde babamın sesini duyar gibi oldum ama artık çok geçti. Gideros’un soğuk suları, üzerime kilitlenen ağır iplerle birlikte beni siyah bir boşluğa çekiyordu. Nefesim boğazımda düğümlendi, göğsüm sıkıştı; son bir gayretle suyun yüzeyine ulaşmaya çalıştım ama ağlar adeta canlı birer yılan gibi ayaklarımı, kollarımı sarıp sarmalamıştı.
Gözlerim kapanmak üzereyken, suyun rengi birden değişti. Zifiri karanlık yerini, derinden gelen tuhaf, yakamozdan bile parlak mavi bir ışığa bıraktı. Boğuluyordum belki ama içimdeki o ses, o inatçı Mercan hâlâ fısıldıyordu: “Bu son olamaz.”
Birden ensemi yakalayan güçlü bir el, beni karanlık suların cehenneminden çekip suyun yüzeyine fırlattı. Bu babamdı; beni ölüme terk etmemişti. Ama öfkesi gözlerinden bir ateş gibi okunuyordu.
Nefes nefese kalmıştım, ciğerlerim yanıyordu. O an beni yukarı çekmeseydi, şu an burada bile olamazdım. Korkudan bütün vücudum titriyor, hıçkırıklarım boğazımda düğümleniyordu. Babam ise başımda dikilmiş, gür sesiyle bağırıp duruyor, beni oracıkta dövmemek için kendisini son gücüyle zapt ediyordu.
Cevap veremedim. Sessizce teknenin kuytu bir köşesine sindim, dizlerimi göğsüme kadar çekip ellerimle sardım. Orada, dalgaların ve babamın öfkeli sesinin ortasında, kimselere duyurmadan, içime içime ağladım.
Güneş yavaş yavaş gökyüzüne çıkmaya başladı. Günün ilk ışıkları göz kapaklarıma sızıyordu. Eve vardık; iskeleye adım atar atmaz eve koştum. Babamsa ben koşarken yine küfürler yağdırıyordu. Evin basamaklarını çıktım, hemen bulduğum ilk yatağın içine girip ağlamaya başladım. Tüm kardeşlerim etrafıma toplanmıştı, annem de gelmişti. Onlar gelince olanları boğazım düğümlenerek anlattım. Beni hayret içinde dinliyorlardı. Annemin daha fazla üzülmemesi için sustum, içime attım, gözyaşlarımı sildim.
Ben geldiğimde herkes yeni kalkmıştı. Annem bize bir şeyler hazırlamak için mutfağa yöneldi. Komşumuzun verdiği biraz un ile bize umaç, yani un çorbası yapmıştı. Bu çorba benim çocukluğumun çorbasıydı; içerisinde sadece un ve su vardı ama bizim için o güne kadar yediğim en güzel çorbalardan biriydi. Un topları için kavga bile ederdik. Herkes koşarak masanın etrafına dizildi ve önündeki çorbaya saldırmaya başladı çünkü çoğu zaman böyle kahvaltı yapamıyorduk. Şu an yaşadığım anı hiçbir şeye değişmem; herkes bol kahkahalarla yemeğimizi yedi.
Hemen Toprak'la koşarak evimizin sadece topraktan oluşan bahçesine, kumla oynamaya inmiştik. Ablamla abim evdeydi, Soner ise en küçüğümüzdü (5 yaşında) ve oradan oraya koşturuyordu. Evin içinde herkes çok mutluydu. Babamsa öfkesinden eve bile uğramamıştı ki iyi ki de uğramamıştı, bu mutluluğumuzu saniyeler içerisinde bozabilirdi.
--PAATTTTT
Diye bir ses yankılandı köyün içerisinde. Birden Toprak'la aramızda bir sessizlik oluşmuştu. Sessizliğin içinden birden bir çığlık sesi yükseldi; bu annemdi.
Bölüm etkileşimi
