26. bölüm · Gerçek Ailem/Gece
24. Bölüm
Kapı çalınca Bora oflayıp kalktı:
Bora: “Kim yaaa yine kim geldi? Açıyorum ha!”
Kapıyı açtığında Mira karşımızda duruyordu. Elinde bir kek tepsisi… Ama bakışı yine aynı: hafif soğuk, hafif umursamaz ama kendinden emin.
Mira: “Merhaba… Annem kek yaptı, dün börek getirmiştik… bu da devamı işte.”
Bora’nın sesi yükseldi:
Bora: “Kek miiii? Aşkımmmm hoş geldin!”
Ben kahkaha attım. Mira da şaşırdı:
Mira: “Aşkım mı? Sen kimsin?”
Bora: “Ben Bora. Aşçılar kralı, yemeklerin efendisi, keki görünce duygulanan adam.”
Karan o anda arkamızdan gelip kapının yanına dikildi, kolunu kapıya yaslayıp Mira’ya baktı:
Karan: “Yine mi sen?”
Mira gözlerini devirdi.
Mira: “Evet, yine ben. Merak etme Karan, bu sefer kapıyı çalmadan içeri dalayım mı diye düşündüm ama terbiyem izin vermedi.”
Karan: “Öyle konuşmaya devam edersen, terbiyen falan da kalmayacak bence.”
Mira: “Hiç sanmam. Çünkü sende beni sinirlendirecek bir ciddiyet bile yok.”
Ben ve Bora aynı anda “Oooo!” dedik.
Karan kaşlarını kaldırdı:
Karan: “Sen beni tanımıyorsun bile.”
Mira: “Tanımak için çok konuşmaya gerek yok. İlk 10 saniye yeterliydi.”
Karan hafifçe ileri doğru eğildi:
Karan: “Söyle o zaman. İlk 10 saniyede ne anladın benden?”
Mira kollarını bağladı, kapının eşiğinden içeri bakmadan:
Mira: “Mesela… sabırsızsın.
Hemen parlıyorsun.
Ve biri laf sokunca iki saniye içinde karşılık verme ihtiyacı duyuyorsun.”
Bora alkışladı:
Bora: “Psikolog musun kız? Bu çocuk yıllardır böyle!”
Karan Bora’ya ters ters baktı:
Karan: “Bora kapat çeneni. Senin yorum kotan doldu.”
Mira hafifçe gülümsedi, ama o gülümseme “kibar” değil, “seni çözdüm” tarzındandı.
Karan alaycı bir tavırla :" Bitti mi kekini de getirdin."
Karan’ın alaycı sesi kapının önünde kısa bir sessizlik yarattı. Mira, elindeki kek tepsisini Bora’ya çoktan vermişti ama hâlâ kapının dışında duruyordu. Karan’ın sözünü duyunca kaşını hafifçe kaldırdı.
Mira: “Evet. Kek bitti. Analiz de bitti. Senin tahammülün ise… sanırım doğuştan bitik.”
Ben ve Bora aynı anda “OFFFF!” diye bağırdık. Bora tepsiyi bile düşürüyordu neredeyse.
Bora: “Kız helal olsun, Karan’a böyle laf sokan görmedim.”
Karan dudaklarını kıstı, sinirli ama kontrollü bir şekilde:
Karan: “Benim tahammülüm bitik değil. Gereksiz konuşmalar bitik.”
Mira: “Gereksiz dediğin konuşma… seni on saniyede susturdu farkındaysan.”
Bora elini havaya kaldırdı:
Bora: “1–0 Mira önde!”
Karan Bora’ya dönüp sert bir bakış attı:
Karan: “Bir puan daha verirsen seni de analiz eder.”
Bora: “Etmesin ya ben iyiyim böyle.”
Ben kahkaha attım. Mira ise hiçbirimizle uğraşmıyor, sadece Karan’a bakıyordu. Gözleri ciddiydi ama gülümsemesi hafifti.
Mira: “Neyse. Ben gidiyorum. Zaten kapının önünde bu kadar laf yeter.”
Karan kollarını göğsünde birleştirdi:
Karan: “İyi giderken yolu da analiz et. Kaybolma.”
Mira hiç duraksamadan cevap verdi:
Mira: “Merak etme. Senin sabrından daha uzun bir yolum var zaten.”
Bora: “YUH! Bu kızın cevapları şarjlı!”
O sırada içeriden ağır adımlarla Eray abi ve Cihan abi belirdi. Sanki bütün konuşmayı izlemiş gibi bakıyorlardı.
Eray abi: “Sabah sabah burada ne düellosu yapılıyor?”
Bora hemen özet geçti:
Bora: “Abi Mira ile Karan atıştı. Mira 2–0 önde.”
Cihan abi bakışlarını Karan’a çevirdi:
Cihan abi: “Sen de karşılık verememişsin demek.”
Karan: “Versem de anlamayacak birine gerek yok.”
Mira gülerek:
Mira: “Anlamasam bile yine haklı çıkarım, sorun yok.”
Cihan abi hafifçe başını salladı:
Cihan abi: “Kız fena. Karan, dikkat et. Seni tek cümleyle susturmuş.”
Karan: “Susturmadı.”
Mira hemen ekledi:
Mira: “Sustuğunu kabullenemiyorsun sadece.”
Bora: “3–0 oldu bence.”
Karan Bora’ya döndü:
Karan: “Bora sen karışma.”
Mira ise hiç uzatmadı, başını hafifçe sallayıp döndü:
Mira: “Hadi kolay gelsin. Kek erimesin.”
Bora hemen bağırdı:
Bora: “Miraaa! Her gün kek getirsen olur mu?”
Mira uzaklaşırken elini salladı:
Mira: “Sana değil. Keklere yazık.”
Biz kahkaha patlattık. Karan ise sadece kısa bir iç çekti.
Eray abi gülerek:
Eray abi: “Karan… bugün senin günün değilmiş.”
Cihan abi omzuna dokundu:
Cihan abi: “Bu kız seni hizada tutar.”
Karan sadece kaşını kaldırdı:
Karan: “Göreceğiz.”
Ama dudaklarının kenarındaki minicik gerilme…
Yine de içten içe eğlendiğini gösteriyordu.
Cihan abi kim bu kız dedi. Ben geçen hafta taşınmışlar şu karşı eve Seher hala ilk taşındıkları zaman kurabiye götürmüş dün akşam da Mira börek getirmişti Karan ile tanışmaları biraz gergin geçti o kadar dedi. Eray abi bu kız Karan'ı yer dedi. Bora kesin yer dedi.
Cihan abinin “Bu kız Karan’ı yer,” demesinden sonra Karan gözlerini devirdi.
Karan:
“Yeter be! Sanki kapının önünde boks maçı yaptık.”
Bora hemen cevapladı:
Bora:
“Yok onu yapmış olsaydınız da Mira kazanırdı.”
Karan yastığı Bora’ya fırlattı.
Ben:
“Bora şu kekten biraz bana bırakırsan sevinirim.”
Bora:
“Benim adıma yapılmış kek sonuçta, tadına bakıyorum sadece.”
Eray abi:
“Bora sen ne zaman aç kalmıyorsun?”
Bora:
“Ruhum aç abi.”
Biz kahkaha atarken kapı bir daha çaldı.
Bora sandalyeden düşüyordu neredeyse.
Bora:
“YETER! Bu kapı beni takip ediyor kesin.”
Karan:
“Git aç Bora, belki yine kek gelmiştir.”
Bora:
“İnşallah.”
Kapıya yürüdü, açtı ve dondu.
Kapıda iki kişi…
Ateş abi ve Barış abi.
Ama ikisi de aşırı düzgün giyinmişti. Hatta Barış abi düğmeye basınca gömleğin üst düğmesi bile parladı.
Bora:
“Vay vay vay… siz bir yerden mi geliyorsunuz?”
Ateş abi hızlıca içeri girdi.
Ateş abi:
“Herkes burada mı?”
Karan:
“Dün gece neredeydiniz?”
Barış abi ayakkabısını çıkarıp eve bakındı.
Barış abi:
“Ya sabah sabah sorgu mu var? Ne bu polis havası?”
Cihan abi:
“Telefonlarınızı açmayınca merak ettik.”
Ateş abi bir anda ciddi oldu.
Ateş abi:
“Önemli bir konu var.”
Bora:
“Abi bir dakika dur… bir kadın telefonu açtı ama!”
Herkes aynı anda Bora’ya baktı.
Bora ellerini kaldırdı:
“Ne? Gerçekleri söylüyorum.”
Barış abi derin bir nefes aldı.
Barış abi:
“Ya o otelin resepsiyonuydu.”
Biz üçümüz aynı anda:
“Otel miiii?”
Karan:
“Ne oteli?”
Ateş abi eliyle susturdu.
Ateş abi:
“Önemli bir şey konuşacağız. Dün Cihan’la olan mevzu ciddi.”
Cihan abi:
“Aynen. Annemiz ortaya çıktı ya… bugün beni biri aradı.”
Ben:
“Kim aradı?”
Cihan abi:
“O adam… dün yanında olan adamdı herhalde.”
Barış abi yüzünü buruşturdu.
Barış abi:
“Ne istiyorlar?”
Cihan abi kolunu göğsünde birleştirdi.
Cihan abi:
“Bizi çağırıyorlar. Annemiz ‘konuşmak istiyorum’ demiş.”
Bora hemen fısıldadı:
“Ben gelmeyim, çok duygu dolu ortam sevmiyorum. Bir de açım.”
Ateş abi Bora’nın kafasına hafifçe vurdu.
Ateş abi:
“Kes boş lafı. Bu ciddi.”
Tam ortam ağırlaşmaya başlamıştı ki…
Benim midem kocaman bir GURR sesi çıkardı.
Herkes bana baktı.
Ben:
“Ne? Bora böreği bitirdi!”
Bora savunmaya geçti:
“Bende suç yok, börek benimle konuştu!”
Karan:
“Börek konuşmuşsa Mira’ya da haber verelim, analiz eder.”
Bora yere düştü resmen gülmekten.
Barış abi bile güldü.
Barış abi:
“Cidden sizle konuşmak imkansız. Neyse… toplanın. Yarım saate çıkıyoruz. Annemizle yüzleşeceğiz.”
Bora panikledi:
“Ben gelmeyeyim?”
Ateş abi:
“Geleceksin Bora.”
Bora:
“Peki abi ama yolda bir tost alalım.”
Karan:
“Allah’ım sabır…”
Ateş abi gidip hazırlanın çıkacağız dedi. Hepimiz odalarımıza çıktık hazırlandık ben aşağı indiğimde Bora hâlâ kek yiyordu. Bende bana da bırak dedim. Bora yemeyenin malını yerler dedi. Ben hemen gidip tepsiyi elime aldım ve bir parça ağzıma attım. Bora tepsiyi ver açım ben dedi. Bende yürü git bi sen açsın zaten dedim. Ben son dilimi ağzıma attığımda Bora ben o son parçayı kendime bıraktım dedi. Bende Bora hepsini sen yedin zaten bu benim hakkım dı dedim. Bora iç çekip oturdu bende yanına oturdum ne oldu niye canın sıkın dedim Bora ne biliyim hiç tanımadığım bir kadın sözde annemiz gelip bizimle konuşmak istiyor ben ne diyicem onu bilmiyorum dedi. Bende seninle aynı durumdayım dedim.
Bora o kadın yıllar önce bizi terk edip gitti şimdi de hesap sorucaz o kadar dedi. Bende evet öyle olucak dedim. Karan ben açım sanki dedi. Bora giderken tost mu alsak dedi. Karan sen bir tepsi kek yedin zaten ne tostu dedi. Bora sende yeseydin ne oldu Mira sana laf sokunca hazmedemedin şimdi de açım diyorsun dedii. Karan Mira gereksiz konuştu hem ben onu kafama takmıyorum gereksiz biri dedi. Bende bence öyle değil ama neysee dedim. Eray abi aşağı indi yine neyin kavgası bu dedi. Bora Karan bey açmış Mira'nın getirdiği kekleri yiyemedigi için dedi. Eray abi heee o konu var bide doğru Mira ve sen mükemmel ikili dedi. Karan abi aşk olsun ne alakası var ben ve o olmaz gıcık bir tıp dedi. Eray abi görüşürüz Karan dedi. Bora birşey sorucam Ateş ve Barış abinin telefonlarını açan o kadınlar kimdi dedi. Bende biz Demir ile bir resturanta gittiğimizde dün Barış abi bir kadın ile geldi kadının ellerinde çiçekler vardı Ateş abi de bir kadın ile geldi dedim. Bora ooooo olaylar olaylar dedi. Eray abi şşşş sessiz olun şu konuşmayı atlattıktan sonra oraya da gelecek konu dedi. Barış abi aşağı indi ne konusu dedi. Eray abi yok bir şey yaa dedi. Barış abi iyi öyle olsun dedi. Ateş ve Cihan abi de geldikten sonra arabalara doğru ilerledik Eray abi eeee kimin arabası ile gidiyoruz dedi. Ateş abi ben Barış bir de Cihan benim arabayla sizde Karan'nın arabası ile gelin dedi. Eray abi tamam dedi ve arabalara geçtik. Eray abi sürücü koltuğuna ben arkaya geçtim Karan ve Bora da ön koltuk kavgası yapıyordu.
Bora, Karan’ın omzundan tutup kendine çekmeye çalışıyordu:
Bora: “Ben öne oturacağım. MİDE SORUNUM VAR!”
Karan boş boş baktı:
Karan: “Bora… mide sorunun olsa az önce tepsiyle kek gömmezsin.”
Bora: “O terapikti! Duygularıma yedim!”
Ben araya girdim:
Ben: “Bora sen ön koltuğa oturunca daha fazla konuşuyorsun, arkada otur daha güvenli.”
Bora hemen savunmaya geçti:
Bora: “Ben arkada oturursam boğuluyorum… düşük oksijen!”
Karan derin bir nefes aldı:
Karan: “Ben senden boğuluyorum.”
Eray abi direksiyondan seslendi:
Eray abi: “İkiniz de susun. Karan önde oturacak, Bora sen arkaya.”
Bora şok içinde:
Bora: “NEDEN KARAN?!”
Eray abi direk:
Eray abi: “Çünkü Karan önde oturunca daha az bela çıkıyor.”
Karan kapıyı açıp oturdu, emniyet kemerini takarken Bora hâlâ söyleniyordu:
Bora: “Ben belayım yani? Bu benim suçum değil! Genetik olabilir!”
Ben kahkaha attım:
Ben: “Evet Bora, belalık geni sende dominant çalışıyor.”
Bora: “Evet. Ben dominantım. Karan resesif.”
Karan döndü:
Karan: “Sen biyolojiyi kimden öğrendin? Marketten mi?”
Bora: “Belki evet.”
Eray abi gaza bastı. Araba yavaşça hareket ederken Bora hâlâ söyleniyordu:
Bora: “Önde otursaydım daha az konuşurdum.”
Ben: “Sen önde otursan daha çok konuşursun.”
Karan: “Sen önde otursan ben arabadan inerim.”
Bora şok:
Bora: “İnersinnn?”
Eray abi dayanamadı:
Eray abi: “Lütfen. Sessiz bir 10 dakika istiyorum. 10.”
Bora parmağını kaldırdı:
Bora: “Söz veremem.”
Karan: “Ben verebilirim… onu arabadan atarak.”
Ben gülmekten nefes alamadım.
Araba ilerlerken bir süre sessizlik oldu.
Ama o sessizlik… 20 saniye falan sürdü.
Bora fısıldadı:
Bora: “Karan…”
Karan: “NE?!”
Bora: “Ben cidden… yani… o kadınla yüzleşmekten korkuyorum biraz.”
Bu kez kimse dalga geçmedi.
Sessizlik ağırlaştı.
Ben yumuşakça:
Ben: “Hepimiz aynı durumdayız Bora. Kimse ne diyeceğini bilmiyor.”
Karan bile bu sefer yumuşak bir sesle:
Karan: “Bora… korkman normal. Hepimizde var o.”
Bora gözlerini cama dikti.
Bora: “Ben yıllarca annem yoktu diye güçlü durdum. Şimdi çıkıp gelmesi… bilmiyorum. Ne soracağım? Ne cevap alacağım? Boşluk gibi.”
Eray abi aynadan baktı:
Eray abi: “Ne olursa olsun yalnız değilsin. Biz buradayız.”
Karan başını hafifçe salladı:
Karan: “Aynen. Tek başına değilsin.”
Ben de ekledim:
Ben: “Hatta korkarsan kolunu tutarım.”
Bora hafif tebessüm etti:
Bora: “Benim de bir desteğe ihtiyacım olmuş demek ki.”
Karan hafifçe güldü:
Karan: “O kısmı şaşırmadık.”
Bu duygu dolu an yaklaşık 12 saniye sürdü.
Sonra Bora yine:
Bora: “Ama çıkışta tost yer miyiz?”
Karan: “BORAAAAA”
Ben: “DUYGUSAL AN BİTTİ!”
Eray abi kahkaha attı:
Eray abi: “Sen var ya… gerçekten terapi gibisin.”
ATEŞ ABİLERİN ARABASI
Ateş abi telefonla konuşuyordu:
Ateş: “Biz geldik sayılırız. Evet… tamam. Konuşacağız.”
Barış abi direksiyona yaslandı:
Barış: “Kardeşler bunu nasıl karşılayacak bilmiyorum.”
Cihan abi arka koltuktan:
Cihan: “Ben de bilmiyorum ama kaçamayız.”
Ateş abi: “Kaçsak bile Bora bizi bulur.”
Barış abi: “Doğru. Onun enerjisi bitmiyor.”
Cihan hafif gülümsedi:
Barış: “Karan'ın o kızla kapı önünde atıştığını duydum.”
Ateş: “Hangi kız?”
Cihan: “Karşı komşu. Mira mı ne.”
Barış: “Fena laf sokmuş.”
Ateş: “İyi olmuş.”
Barış: “Neden?”
Ateş: “Karan biraz böyle… dengelensin.”
Üçü de iç çekti.
Artık gelmiştik hepimiz tek tek arabadan indik şimdi ne olucaktı bilmiyorum.
